Sunday, April 5, 2009

-4. Gün: Sunday (almost)

Öncelikle dün geceki PCA, Mahmut'un talebi üzerine, güzel güzel değiştirdi, Nehir'in altını. Sabah altıydı, ben değiştirdim. Geceyi hiç uyanmadan, daha doğrusu yataktan kalkmadan geçirdim!

Sabah pek bir şey yemedi, sadece bir stick cheese (3/4). Bir şeyler isteyip, sonra istemiyor, nauseated olmak böyle bir şey. Tam hamilelik gibi. İnşallah, ileride kocasına yaptığı nazları görürüz. Olur da naz çekmeyen bir adamı seçerse, biz yine çekeriz.

Bugün baba eve gitti, yemek yapmak için, çıkarken biraz "ben de çıkıcam" diye kapıya yöneldi, keyfi kaçtı ama uzun sürmedi.

Oynadık sonrasında. Daha doğrusu o önde ben peşinde yetişmeye çalıştım! M A Ş A L L A H. Yine bir biz varız koridorda. M A Ş A L L A H. En sıcak davrandığı, Filipinli janitorle de oynadı. Sevimli bir kadın. Aksanı siz hayal edin, "She's the only one running, good, good" diyor bana.

Öğlen uyumadı tabi, ama hastane makarnası yedi, arasına karıştırdığım, bağırsaklarına yardımcı olan ilacı da aldı. Dün çalışmamıştı, bugün akşamüzeri rahatladık. Şu bağırsaktan kaynaklı enfeksiyon tehlikesine karşı, constipate olmasını istemiyorlar ya.

Yine Leyla ile konuştuk. Bugün Demir'lerle buluşmuş, keyfi yerindeydi, ben de mutlu oldum. Hande'cim Planeterium'a gitmişler. Ama sizinle de bir kez daha gidecekmiş, çok beğenmiş. Kalabalık mıydı dedim, hayır dedi. Uzak kaldım ama Ancak Picasso gibi bol reklamlı bir sergide kuyruk oluyor bence, veya her yaşa hitap eden sergiler. Hatta, hatırladığım önemli kuyruklar, McDonalds'ın Taksim açılışı, Burger King açılışı...Hatırlarsanız, bundan dört yıl falan önce, yazın, meteor yağmuru zamanı, Rasathaneyi aramış, gidebilir miyim diye sormuş, yanıt olarak ise, saat veya gün kısıtlaması beklerken ben, "Bilmiyoruz, bunu daha önce soran olmadı" yanıtı almıştım. Merak eşiğimiz.

Neyse bu şu anda hiç önemi olmayan saptamadan sonra, baba geldi. Sezarın hakkı sezara, biraz uzun sürmesine rağmen, gerçekten çok güzel, köfte, pilav, makarna yapıp getirmiş. Ben olsam sade yapardım hepsini, baba üşenmemiş doğramış da doğramış, valla hamaratlığını ancak gördük. Bu ara hepimize yaradı anlaşılan, ben temizlik yönümü geliştiriyorum, baba da yemek.

İşte sıradan olmayan bir dönemde sıradanlaşmış bir pazardan sonra, şaka bir yana bu geceyarısı, sonuncu dozu vermeye başlayacaklar. Kan değerleri düşmeye başladı.

Nehir sağlıklı ve mutlu.

Bugünün uzun cümlesi: "Anne bi şey sölicem, babada var mıdır başka attın -emzik-"... ben ona emzikleri yıkıyorum, şu anda yok deyince.

1 comment:

  1. Duygu Aksen CindorukApril 6, 2009 at 3:58 AM

    Ailecek size, bu 4 kişilik kocaman aileye, ama en çok 2 yaşındaki o kocaman Nehir'e kocccaman bir M A Ş A L L A H gönderiyoruz.

    ReplyDelete