Thursday, May 27, 2010

Hmmph: No Stem Cells!!!!

Bugünü anlatmayacağım, çünkü aklım yarınla meşgul.

Anlatmadan da yapamam...

Kısaca:

Sabah pürüzsüz radyoterapi. Sonra, Dr. Kramer ile buluşma. İlikler hala incelemede!!! Ama "packed" olsa çıkardı. Hani "promising" ama no promises.

Bu kadar İngilizce niye.

Bilmem. Kızıma benzedim. "Anne, benim sistırımın adı Leyla mı" kikir kikir kikir. Yada kızım bana.

Dr. Kramerdan can alıcı soru geldi: "Siz hiç Houston'la konuştunuz mu? Kök hücreleri var mıymış?"

Biz: İçimizden hoppala, dışımızdan, "Siz soracaktınız?"

Derken ben aradım Marcelle'i. Marcelle adını duyunca Nehir'in bakışı güzeldi, tanıyor hala. Marcell'den yanıt: "Büyük ihtimalle yok, ama yarın kesin öğreneceğim".

Ah, ah. Bu o zaman da konu olmuştu. Özlem de söylemişti. Ben de okumuştum. Ben de fazladan toplamadıklarını hatırlıyorum, ve anlaşılan hepsini ilik naklinde kullanmışlar. O zaman da canım sıkılmıştı ama her zamanki mesele, karşılarında doktor olmadığınız sürece, bilgi asimetresiyle başaçıkmak im kan sız. Kabul ediyorsunuz.

Akşam, dönerken, "Bu Houston'un ikinci kazığı oldu" dedim. "İlki ne? diye sordu, "Follow up taramalar".

Bilmiyorum. Hayıflanmayayım diyorum, gerçekten hiç hoşlanmadığım bir tuzak bu. Ama ne bileyim, özellikle de tartışılmış meseleler olunca, elimde değil. Konuşulmuş, sorulmuş...

Şimdi ne olacak, bilmiyorum, yarın sormak lazım. Yine harvest etmek gerekir, ne zaman? Nasıl? O zamanlar hiç sevmediğimiz iğneler yapmıştık, Nehir'e bir hafta, sonra da aneztezi altında takılan bir toplama kateteri ile, koltukta oturmuştuk...İğne kısmıni sevmiyorum. Hele GSCF ilacının acaba kanser hücrelerini de mi geliştiriyor diye olan bir bakış açısını bilince.

Bakalım. Ama sanıyorum, gerekmeyeceğini düşünseler bile, yapmak durumunda olabilirler.

Şöyleki, program şu. Nehir'in radyoterapisi 9 Haziran'da bitiyor. 14 Haziran'da, beş günlük, irinotecan ve temodar alacak. kan değerlerinin sıfırlanmasını bekliyorlar, kendi de yükselebilir, ama yükselmezse diye ellerinde geri verecek "stem cell" istiyorlar.

Handecim, tam sen ve Leyla geldiğinde meğer dibi bulacakmışız.

Yapacak bir şey yok. Ne yaşayacaksak, yaşayacağız.

Bugün öğlen "Üsküdar'a gittik". Nehir köfte ve "beyaz" pilav yedi...Nehir'in yemeğinden para almadılar. Güzel bir jestti, teşekkür etik. Sonrasında parka gittik, Nehir önce kumda oynadı. Sonra salıncak ve bol yürüyüş yaptı. Saat beş gibi fizik tedaviye gittiğimizde, biraz yorgundu, başta çok işbirlikçi olmadı. Aslında orayı oyun odası bellediğinden, kendi seçtiği oyunları oynamak istiyor. Regine, neyseki (!), üstelemeden, ara yollar bulmaya, biraz onun istediklerini oynatıp, sonra kendi seçtiklerine ilgisini çekmeye, ya da onun istedikleriyle "terapik" çalışmalar yapmaya çalışıyor.

Tam biz fizik tedavide iken, Işıl aradı, "Börek yaptım size, getirmek istiyorum" diye.

Süper zamanlama. Zira bu akşam meğer o "spring social" gecesiymiş, herkes giyinmiş, süslenmiş, oraya gidiyordu, RMH'ye döndüğümüzde. Şaka bir yana bir biz gitmemişiz (tipik oluverdik). Nehir herkesi görünce demez mi, "Benim pembe elbisem nerde" diye!!! Vallahi bugün gittiğimiz parka gelen tabiri caizse "Upper East Side kızlarının" elbiselerini görünce, parka bile giyebileceğini anladım!!!

Afiyetle yediğimiz börek sırasında, ki hamuru da kendi açmış Işıl!, bir de öğrendim ki, Feridecim, Işıl'ın görümcesi, Tijen imiş. Dünya gerçekten de çok küçük...Yıllar sonra, çok yıllar sonra tanıdık bir isim.

Yani şu stem cell işi limon sıkmasaydı harika bir gündü.

Yapacak bir şey yok. Yapacak birşey yok. Yapacak bir şey yok. Yok da yok.

GönüllüNot: Bence çalışma veya çalışmamayla ilgisi yok, gerçekten alışkanlık meselesi, bence. Amerika, zaten yazılır ve bilinir ki, bir gönüllü cenneti, zira sosyal devlet yok, "üçüncü" sektör var. Avrupa'da sosyal devletin üstlendiğini, burada, evet, çoğu yerde kilise merkezli gönüllüler yapıyor. Ama bakın çalışan için de farketmiyor, haftasonu ailecek yapıyorlar.

Ve iş, para meselesi de değil, bence. Zaman ayırma daha çok. Bizde maalesef aile dışına yardım etme alışkanlığı yok, yani kollektif toplumun ana birimi aile, kan bağı olunca, "dışarıdakiler" dışarıda kalıyor. Ama bunu demişken, bize gelen yardımlar, hele ki Nehir'i sadece buradan okuyup, takip eden ve bize destek olan sizler, demekki oluyor da. İkilem.

Nasıl başlayalım?

Çok basit. En yakın hastaneye gidip, onkoloji katına, "Ben buradaki çocuklar için bir şey yapmak istiyorum, sizce neye ihtiyaçları var" diye sorup...Veya "onlarla oyun oynamak isterim, ne zaman geleyim" deyip, ya da "Bakın ben bugün evde kurabiye pişirdim, dağıtmak isterim", veya "Kaç çocuk var, onlar için battaniye (buaradaki en favori şey), yapmak istiyorum, veya el örgüsü ayıcık", veya, gerçekten de herhangi bir şey. Yani bize gelen, bizim için yapılan her şey, sadece birilerinin bizi düşündüğünü, çocuğumuzla ilgilenildiğini bilmek, yetiyor. Ve çocukların gülümsemesi.

Hastane ortamıyla başaçıkmak. Onlar güçlüyse, siz de güçlü olacaksınız. Çıktığınzda şükredip, ama bir yandan da iyi birşeyler yapmış olmanın, dokunmanın gücünü hissederek. Ben "Nasıl yapıyorsunuz?" sorusunu, hemşire ve doktorlara sormuştum, yazmıştım da, "Bir aileyi sevindirmek yetiyor" demişti doktor (Dr. Granger) , hemşire ise" Ben elimden geleni yapmanın huzuruyla devam ediyorum"demişti. Yani tersi, görmezden gelme, yok sayma fanus fanus yaşamak bence çok daha kötü.

Ben farklı mıydım? Hayır. Keşke bu yolla öğrenmemiş olsaydım. Sadece okuyarak öğrenmiş olmayı tercih ederdim.

Ve RMH: Bilmiyorum. Biz de düşündük. Benim aklıma iki sorun geliyor. Bu evler çok iyi ve kurallı yönetiliyor. Bugün Işıl geldiğinde, biz aşağıya inmeden, onun, ki ziyaretçiler ikinci kata çıkabiliyor, yukarı çıkmasına izin vermediler. Ziyaretçiler birinci ve ikinci kata gelebiliyor ama odalara çıkamıyorlar. Fort Worth'de şunu görmüştük, beni rahatsız etmişti. Haftasonu, ırkçı olmadan yazıyorum, hispanik ailelerin misafirleri, yapılan yemeklerden yiyorlardı, dört kişilik aile için gelen misafir sayısı on kişi falandı. New York'ta henüz rastlamadım, misafir çağıran. Yani akşam yemekleri sırasında. Bugün, Yunanlı ailenin kalabalık bir görüntüsü vardı, ama öğlendi, kendileri pişirmişlerdi.

Bizi düşündürmüştü, kural tanımayı sevmeyen bizlerin böyle hijyeni çok önemli olan bir yeri nasıl yaşatacağımız doğrusu. Yönetiminde ben olacaksam olur! Şaka değil, onkoloji geçmişli birileri mutlaka olmalı, kural esnetmeyecek.

Bir de finans meselesi. Binayı yaptırmak bence basit. Ama yıllık giderleri hesaplamak lazım. Sürekli yardımla destekleniyor bu evler. Yıl içinde, üç dört kez fundraisingler yapılıyor. Yani aslında büyük bir işletme. McDonalds, Fort Worth de ana sponsor değil idi. Yazmıştım. Yıllık giderleri 1 milyon doları buluyordu.

Fizibiliteye bakmak lazım.

Bir de acaba bizle hep bir aile buluyor muyuz gittiğimiz yerlerde, bir hemşeri, bkz. Bayazıt ailesi her haftasonu kuzende!

Bence en iyisi, TR'de onkoloji deneyimli ailerle, konuşup, eksikleri görmek! Biz çıkış noktası olmamalıyız bu konuda. Biz "gönüllü çalışmaya davet" olalım!

NotNot: Bu blogta didaktik olmayayım diyorum, hiç ama hiç sevmiyorum, ama iki gündür kaçtı ucu, dilimden özür dilerim. Kötü niyetim yok, fikir olarak algılayın, ortaya karışık. Zaten az daha yazarsam, Şebnemcim, "Burası Nehir'in köşesi, bir başka blogta inşallah" deyiverir.

38 comments:

  1. Ben baslayacagim sanirim bu hafta. Devlet hastanesine gitmek daha mantikli geliyor. Sizce? "Onkoloji" dunyasina geri donmek kolay olmayacak ama haklisiniz basimiza birsey gelmeden (veya Allah korusun gelene kadar)yok saymak dogru degil. Heyecanliyim.

    Bugun umarim hersey rahat gecer. Ve haftasonunuz cok guzel olur.

    Aylin

    ReplyDelete
  2. haha... demem söz, hatta ne olmak istiyosan, ne demek istiyosan de be yahu cancağzım, harika diyip yazıyosun söyliyim.

    bi de şunu ekliyim, benim hatırladığım bu amerikalılar da bizden daha az dangalak değillerdir hani. bi de üstüne at gözlüğü vardır bunların, hayatı tek doğru bir yol sanarlar, hani o sam amca resmi var ya, onun da hani işaret parmağı var, hah işte o işaret parmağının yönünde dümdüz gider bu gariplerim; onlara hayatın yan yollarını öğretmek de bize düşer elbet.

    ama bu bahsettiğin sosyal sorumluluklarda bizden iki çağ öndeler sanırım, yani sen yazdıkça farkettim bunu.

    bi de şunu ekliyim, en zor olacakmış gibi gelen zamanlarda Leyla da yanınızda olacakmış ya, bak görüyor musun, herşey ne güzel ve doğru zamanlamalarla oluşup gelişiyor, evrenin bütün o yumuşacık yastıkları sizi oralara savuran rüzgarın bi adım öncesinde her tür önlemi alıp sarıp sarmalıyor sizi canım Zeynepcim, zira artık karar net: NEHİR SAĞLIKLI VE MUTLU, o kadar

    çok çok sevgilerimle

    ReplyDelete
  3. İyileşik Nehirciğimi kocaman öpüyoruz, ben, kızlarım Elif ve Zeynep ile beraber. Sizi Bodrum'da bekliyor olacağız.

    ReplyDelete
  4. Sevgili Zeynep (1 yılı aşkın zamandan beri o kadar okudum ki hayatınızın paylaştığınız anlarını, isminin ucuna bir hanım eklemek samimiyetsizlik gibi geldi),
    Bahsettiğim RMH evinin bir benzeri İstanbul'da Cerrahpaşa Çocuk onkoloji ile organik bağı olan ve kurucularının neredeyse tamamı sizinkine benzer tecrübelerden geçmiş ve olumlu/olumsuz sonlanmış anne-babalardan oluşan "kanserli çocuklara umut vakfı" tarafından gerçekleştiriliyor. http://www.kanserlicocuklaraumut.org/pdf/kampanya2009.pdf adresinde tanıtımı yapılan evin inşaatı şu anda tamamlandı ve tefrişatı için yoğun sponsor desteği sağlandı. İzlediğim kadarı ile sonbaharda faaliyete geçecek gibi görünüyor. KAÇUV yetkilileri sizin gibi Amerika'da aynı süreçleri yaşamış ve RMH vb. evlerin bir benzerini oluşturmak için devreye girmiş durumdalar. Doğal olarak tıpkı sizin gibi bu tip bir evin yönetimi, devamlılığı ve idaresi konusunda oldukça bilinçliler. İnşallah sağ, salim ve bir arada Türkiye'ye döndükten sonra siz de tercih edeceğiniz çatı altında dilediğinizce katılırsınız bu faaliyetlere.

    Sevgilerim ve en içten sağlık dileklerimle...

    Betül

    ReplyDelete
  5. Oncelikle icinden gectiginiz surecin zorlugunu ancak ve ancak tahmin edebilirim. Allah hic kimseyi gucunun ustunde sinavlardan gecirmesin. Nehir'e sonsuz bir guc ve kocaman sanslar dilerim. Ancak ara ara okudugum yazilarinizda beni rahatsiz eden bir kac seyi artik soylemeden edemeecegim.

    Ben Amerika'da yasadigim, esim Amerikali oldugu ve bu nedenle cok az Turkce konusma imkani buldugum halde sizin kadar Ingilizce serpistirme gereksiniminde degilim. Ustelik bir seylerin Turkcesini hatirlamak benim icin siklikla bir gucluk konusu oldugu halde. Tumuyle Ingilizce yazsaniz anlayacagim ama bu sekliyle biz Amerikada yasayan Turklerin cok kucuk gordugu bir seyi yapiyorsunuz haberiniz olsun.

    Diger bir sey de her bir seyi umuyor, hic bir seyi begenmiyorsunuz. Inanin sizden daha guc durumda buna karsin daha imkan ve umut olmayan sartlarda benzer mucadeleler veren insanlar var. Gerek Turkiye'de ve gerekse Amerika'da (bu ulkenin kendi vatandaslari iken) sizin erisebildiginiz imkanlara erisemeyen insanlar bir iyilesme dilegi ile minnet gosterebiliyorlar. Uslubunuz kaba, minnetsiz, fazlsiyla elestirel. RMH gibi evler olsun ama ben davet olurum. Birileri yapsin ben yonetirim. Nihayet onlarca yazida Turk veya Amerikan herseyi , her kurumu, her etnik gurubu ust perdeden kiyasiya elestirmisken bugun lutfedip ignenin ucunu azicik kendinize batirmissiniz: "Ben farklı mıydım? Hayır. Keşke bu yolla öğrenmemiş olsaydım. Sadece okuyarak öğrenmiş olmayı tercih ederdim." Eminim ederdiniz, ama oyle olmadi. Kendinizi toplumu elestirdiginizden daha fazla elestirebilseniz yazdiklariniz da siz de , hatta Nehir'in kendisi bile daha sempatik gelebilirdi. Ne zaman elestirdiginiz toplumdan daha fazlasini yaparsaniz o zaman bir seyler soylemek curetini kendinizde bulabilirsiniz.

    Elbette gectiginiz surecin zorlayiciligi daha iyimser ve kibar bir uslupla fikirlerinizi ifade etmenizi engelliyor olabilir. Belki farkinda degildiniz ve kimse de soylememisti. Ama iyimser ve baskalarina karsi duyarli olun. Gercekten iyimser olun ki yazdiklarinizin uslubuna yansisin. Iyimserlik sizin kadar etrafinizdakileri de bu surecte daha guclu kilabilir.

    P.S. Ben bir RMH bagiscisiyim. Aileler zaman zaman misafir agirlamaya da ihtiyac/ozlem duyabilirler. Ya da her ne nedenle olursa olsun ogunleri yakinlariyla paylasabilirler. Hispanik topluma yukaridan bakmak da sizin hic haddinize dusmez. Bu yazdiklarinizi tercume edip RMH yonetimine gostersem muhtemelen onlar icin sizin varliginiz topluca yemek yiyen Meksikalilardan daha fazla rahatsiz edici olurdu.

    ReplyDelete
  6. HANDE HANİM,

    ÖNCELİKLE BİZİM GİBİ AİLELERE DESTEK OLMAK İÇİN RMH'YE BAĞIŞ YAPTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

    ANCAK SÖYLEMEDEN EDEMEYECEĞİM, BU SAYFA NE BENİ NE DE NEHİR'İ SEMPATİK GÖSTERME SAYFASİ DEGİL... BENİM KİŞİSEL BLOGUM. ARA ARA OKUDUĞUNUZA GÖRE, OKUMADIĞINIZ ZAMANLARIN ARTMASINI DİLERİM.

    UMARIM BENİM YERİMDE OLUP, YAŞADIKLARINIZI PAYLAŞMAK, YAŞADIKLARINIZLA İLGİLİ FİKİRLERİNİZİ SÖYLEMEK GEREĞİNİ HİSSETMEZSİNİZ.

    P.S. (VEYA TÜKÇESİ NOT): BİR DE BENİ RMH VEYA BAŞKA BİR ŞEYLE TEHDİT ETMEYİN. RMH'YE BAĞIŞ YAPTIĞINIZ İÇİN BUNA HAK GÖRÜYORSANIZ HİÇ ZAMAN KAYBETMEYİN DERİM.

    ReplyDelete
  7. Hande Hanım,

    Size sadece pes diyeceğim, kocaman bir PES! Oturup Zeynep'in avukatlığını yapmayacağım zira ihtiyacı yok. Zaten Zeynep'i daha öncesinden tanımıyorum da. Ama sanmayın kı Amerika'da yaşayan ve bu tür organizasyonlara yardım etme bilincine yükselen (!) bir tek siz değilsiniz. Bu size terbiyesizlik etme hakkı vermez. Bir Amerikalı ile de evlenmişsiniz ama çok basit nezaket kurallarından nasibinizi alamamışsınız. Siz etrafınızdaki Amerika'lılarla da böyle konuşma cüreti gösterebiliyor musunuz çok merak ettim doğrusu. Dilerim buralarda bir daha görünmezsiniz ve gereksiz polemiklere yol açmasınız.

    Sevgili Zeynep,
    Özür dilerim gerçekten polemiğe sebep olmak isteniyorum ama yazmadan edemedim. Umarım bu konu burada kapanır çünkü gerçekten SAÇMA!

    ReplyDelete
  8. Hande Hanım, ben bu blogu yalnızca Nehir'in iyi haberlerini alabilmek umuduyla okuyorum... söylediğiniz şeylere hiç takılmamıştım...

    acaba anne misiniz diye çok merak ettim, sanırım değilsiniz...

    Zeynep Hanım, Nehir'i biraz daha iyi görüyorum yazılarınızda her gün, dualarımız sizinle. Sevgiler...

    ReplyDelete
  9. Zeynep Hanim, persistence kelimesini sarfettiginiz bir gun vardi hatirlar misiniz? iste Hande Hanim da oyle bir sey, bosverin. Biz size, ozellikle Nehir e tum pozitif enerjimizi gonderiyoruz. Yazilanlarin kolayca okuyarak tuketenler, yasanan kismini kolay zannedebilirler ve anlayamayabilirler. Ama en onemlisi Nehir, en onemlisi sizsiniz, gerisi bos.

    sevgiler

    ReplyDelete
  10. Ne garip, ne kendini bimez insanlar da var etrafta...
    Hande Hanım Zeynep Hanım'ı bu zor durumunda 'kötümser ve kaba olmakla'! suçlarken kendisinin ne denli yargılayıcı, eleştirel ve çirkin olduğunun farkında mı acaba?
    Bir Amerikalıyla evlenmiş olmakla kendini 'Turkish-American Linguistic High Comissioner' falan zanneden, 'biz Amerikada yaşayan Türklerin küçük gördüğü birşey'gibi kıro bir cümle sarfedebilip ondan sonra hijyen konusundaki haklı endişelerini dile getiren Zeynep Hanım'ı 'tepeden bakmakla' yargılayan, RHM'ye bağış yaptı diye kendini kurumun kadrolu casusu zanneden ve hakikaten mide bulandırıcı bir tehditde bulunmaya cüret eden Hande Hanım,
    muhtemelen idrak edemeyeceksiniz ama bu blog gerek yazarı, gerekse yorumcuları tarafından dualarla, pozitif enejiyle ve sevgiyle kuşatılmıştır. Önemli olan tek şey Nehir'in bir an önce iyileşmesidir, gerisi teferruattır.

    P.S:'Nehir'in kendisi bile daha sempatik gelebilirdi' (nasıl yani??!!!) cümlesinin insaniyetsizliğine ise hiç girmiyorum, açıkçası okurken utançtan kulaklarıma kadar kızardım!!!
    Yasemin

    ReplyDelete
  11. Hande'nin yazisini okurken dehsete dustum. Nasil bir bakis acisi bu. Zeynep hn.a iyimser ol nutuklari cekiyorsunuz ama icnizin nr kadar karanlik oldugunu farketmiyorsunuz. Lutfen okumayin ve bir daha yorum yapmayin. Sizin negatif enerjinize ihtiyaci yok bu ailenin.

    ReplyDelete
  12. Hande Hanım gibi kalpsiz, duygusuz, ruhsuz insanlar da varmış demek dünyada...

    Zeynep Hanım'ı başkalarına tepeden bakmakla suçlayan bu kişinin yazısının her harfinde buram buram kokan kendini beğenmişlik ise tam bir tezat bence. Ama psikolojik olarak bu durum içte saklı kalmış bir izilmişliğin dışa tezahürü olsa gerek...

    İç dünyanızdaki çirkinliklere mani olamıyorsanız bile en azından otokontrol göstererek bunları ortaya dökerek canının derdine düşmüş insanların zor zamanlarında canlarını sıkmamanızı diliyorum ancak.

    ReplyDelete
  13. @Hande!!

    İroni misin sen? Şaka mı yoksa?

    Burası, sağda solda atıp tutacağınız forumlardan değil. Burası, bir canavarla boğuşmakta olan minik, güzel bir kızın başından geçenlerini okuduğumuz ve ona dualar (yardımlar) yağdırdığımız ve sizin gibilere hiç mi hiç gereksinimi olmayan bir blog. Hiç bir şey size bunca kabalaşma hakkını vermez!!

    Nehir'i sempatik görmek?!?!?!?!?!? Hanfendi, bu acımasız cümleleri yazarken "high" modda mıydınız, merak ediyorum. Meksikalıları savunayım derken elinize yüzünüze bulaştırdığınızın farkındasınızdır umarım. İroni kokuyorsunuz buram buram!

    Bir yere bağış yapmak, oranın sahibi olmakla aynı anlama gelmez! Ayrıca BEN BAĞIŞÇIYIM diye bas bas bağırmak da, o işin güzelliğini alıp götürür, haberiniz ola.

    Gidin bir çay koyun kendinize.

    İyi gelir.

    PS (ya da not): "davet olmak" nedir allasen? ahahaha. Türkçesini sevdiğimin Hande'si.. ahahah. Ben çok güldüm sana!

    ReplyDelete
  14. Bu sabah her sabah oldugu gibi 7.30'da uyandim. Icim icimi yiyordu zaten, cunku dun Zeynep'e birsey yazamamistim. Halbuki soylemek istedigim cok sey vardi. Cocuklarin ikisi de cesitli sebeplerden evde olmadigi icin yarim goz ile telefondan Zeynep'in "NY'da tursit olmak" baslikli yazisini okumaya basladim. Ilk cumlede adimi gorunce "ah" dedim "Zeynep neredesin Hande" diyor. Ama beni adimdan utandiracak kadar terbiyesiz bir baska Hande Hanim'dan bahsediyormus sevgili arkadasim. Zeynep gerekli cevabi vermis Hande Hanim'a, ben diger yorumculara seslenmek istiyorum.

    Hersey icin, Nehir'imiz icin yaptiginiz hersey icin binlerce tesekkurler. Sevgi, iyi niyet ve pozitif dusunce ile yapamayacagimiz sey yok. Hande Hanim'lar bile buna engel olamaz, moral bozamaz, ic kapatamaz.

    Bayazit'lar birbirinize cok iyi bakin.

    PS: Bunlar yaziyi okuduktan asagi yukari 9 saat sonra yazdigim kibar cumleler. Ilk anda aklimdan gecen kelimeler buraya hic yakismazdi. Ama birgun Hande Hanim, cesaret gosterip karsima cikarsa ona edecek iki cift lafim var.

    ReplyDelete
  15. Ben de bu bloga bu sekilde yazmak istemezdim ancak yapilan elestiriler bu kadar cirkin ve agir olunca dayanamadim. Boyle zor bir donemden gecen ve her kucuk gelismeye bile umutla sarilan bir anneye, aileye yaptiginiz anlamsiz elestiriler karsisinda agzim acik kaldi. Ne var aralara ingilizce kelimeler serpistirildiyse. O insanin icinde bulundugu ruh halini, kafasinin ne kadar dalgin oldugunu dusunmek yerine ''biz boyle insanlarla dalga geceriz burada''demek! Cok yazik.

    Nehir'in sempatik olmamamsi kismi gercekten okurken midemi bulandirdi. Siz nasil bir insansiniz ki boyle seyleri dusunmenin otesinde bu bu bloga utanmadan yazabiliyorsunuz. Pes dogrusu.

    Henuz ogrenci duzeyinde de olsam Amerika'da tip alaninin icindeyim. Bazi durumlarda oyle seylere sahit oluyoruz ya da olduk ki nasil bu insanlar bu hizmeti alirken bazisi hastane borcunu odeyemedigi icin evinden barkindan oluyor demeden gecemiyor insan. Tabiki bu saglik sisteminin sorunu ancak kendi cabalariyla cocugunu yasatmak isteyen bir aileye bu sekilde elestirilerde bulunmak sizin haddiniz degil. Burada yasiyor olmak, esinizin Amerikali olmasi ve muhtemelen Amerikan vatandasi olmaniz size bu hakki vermez.

    RMH bagiscisi oldugunuzu yazmissiniz. Son kisminda ki tehdit dolu sozlere yazacak birsey bulamadim bile. Keske o paranizi kendi psikilojik tedaviniz icin harcasaydiniz, bence Zeynep hanim gibi ailelere ve topluma daha bir faydaniz olurdu. Malum kininizden ve hirsinizdan arinmanizda yardimci olurdu.

    Sevgili Zeynep,
    Co ozur diliyorum boyle bir post yazdigim icin bu blogda. Siz en iyi yaptiginiz seyi yani pozitif olmayi ve Nehir'e verebileceklerinizin en iyisini vermeye calismaya devam edin lutfen. Nehir'cigim ''keep up the good work:))''.

    ReplyDelete
  16. RMH bağışçısı hande, yuh sana ki yuhh...

    ReplyDelete
  17. Zeynep'cim ... bu sahsiyetsizi bloke etme imkanin var mi (IP adresinden falan)?Terbiyesizligin, duygusuzlugun, kalpsizligin ornegi, insan iliskilerinden bi-haber, Amerika'da yasamayi, Amerika'li ile evli olmayi birsey sanan zavalli, kendi dunyasi etrafinda donup dursun. Nehirimizden ve senden uzak dursun.

    Nehircim: sen yolun acik devam et, hersey cok guzel :)

    Oyak'li!

    ReplyDelete
  18. Bu ne kabalik, terbiyesizlik. Insanliktan, annelikten, sefkatten iz tasimayan Hande Hn. Hala bunlari nasil yazarsaniz anlamiyorum, gercekten terbiyesizlik dupeduz.

    ReplyDelete
  19. Bu kadinin kocasi kesin meksika asilli amerikali
    galiba...
    Amerika da konusma ve fikir ozgurlugu
    var ..
    Bence hande sen .. Bir daha bu blog a
    girme , ve blog u kirletme...
    ADIOS AMIGOS !!!!

    ReplyDelete
  20. Haftasonu icin evde olmadigimizdan bloga girememistim. Okuyunca sok gecirdim. Hatta Hande isimli okuyucunun yorumunun ortasinda durdum ve bu negatifligin gerisini okumak istemiyorum, gerisini de okuyamam dedim. "ayna tutmak" diye bir deyim var karsinizdaki insan size kem gozle ve kotu yaklasimla yaklastiginda ona ayna tutarsiniz. Hande isimli okuyucuya ayna bile tutamiyacagim cunku kendi karmasini coktan yazmis.
    Sevgili Nehir sen paril paril isiginla mucadelene devam et.
    Zeynepcigim sen kendi bildigin yolda devam et , frekanslar cok ayri ... Bosver..
    Harika bir haftasonu gecirin .
    Nehir iyi ve de daha iyi olucak....
    Sevgiyle
    natali

    ReplyDelete
  21. Hala inanamıyorum bu Hande Hanım'ın yazdıklarına. içimden çok kötü şeyler yazmak geçiyor ama Bayazıt ailesinin yarattığı bu güzel alanı kirletmek istemiyorum zaten Hande Hanım yeterince kirletmiş. Sadece dua etmek istiyorum. "Allahım sen bu yaptığı yanlış için hande hanımı cezalandırma. Bu zaten başlarına inanılmaz derecede üzücü bir hastalık gelmiş ve minnacık güzel kızlarını kurtarmaya çalışan aileye hakaret eden ve onları üzmeye çalışan insana hakettiği dersi verme. Onu empatik olmak zorunda bırakma. Allahım akıl fikir ver ona. Hayatında anlamlı birşeyler olsun ve kanserli dünya güzeli bir çocuğu nedensiz sempatik bulma ve ailesini saçma sapan bir şekilde tehdit etmeyi aklına getirmeme insaniyeti ver ona". Bunu da gördüm ya artık insanların kime olursa olsun sataşma içgüdüsüne inanıyorum.

    ReplyDelete
  22. yazmayayim yazmayayim dedim yemin ederim dayanamadim.. hic "kal" gelmemisti bana, boylelikle geldi..sagolasiniz hande hanimcigim.. bir de bu cumleleri sarfettikten sonra ne yaptiniz, bir memmnuniyet filan hissettiniz mi, hic "ben ne dedim??" diye dusundunuz mu? bunu da cok merak ettim...

    nasil yaa? bak hala inanamiyorum..

    neyse..

    nehircim, canim benim.. cok ozledim seni, kac gundur haberlerini alamamistim.. ama fotograflarini gordum, super gorunuyorsun.. haberler de iyi bin sukur.. insallah bir an once Leylana kavusrursun..

    cok opuyorum seni, anneye de kocaman sevgiler, pozitif enerjiler, selamlar...

    ReplyDelete
  23. Merhaba,
    arada sirada okuyabiliyorum blogunuzu.Bana okumasi bile zor geliyorken yasadiklarinizi ,herseyden evvel guzel Nehir'in yasadiklari,sizin icin ne kadar zor olabilecegini hayal bile edemiyorum.
    Anne degilim ne de yanina bile yaklasamayacak bir hastalik yasadim ya da sevdigim biri yasadi.Hayal dahi edemiyorum basinizdan neler gectigini.
    Butun bu tedavilerle basa cikabilen,cesur bir kiz cocuguna hayranlik duyacak yerde hic sempatik bulmadigini yazabilen (hani soylemis olsa,ici kotu o an agzindan kacirdi diyecegim ama oturup yazmis!!!) birinin olabildigini gormek
    kor ku tu cu!!!
    Nehir'e cok cok saglikli,keyifli gunler ve siz ailesine kuvvet,sabir diliyorum.
    Sevgiler

    ReplyDelete
  24. Zeynep Hanım,
    bugüne kadar, nehirciğimin her gününü adım adım takip ettiğim halde, sözcüklerimin kifayetsiz, hissettiklerimin yazıya dökünce samimiyetsiz kalacağından korktuğumdan yorum yazamamıştım. Keşke ilk yorumum bu şekilde olmasaydı. Hande hanımın zalimliği karşısında sessiz kalamadım, sadece şunu söylemek istiyorum: ben hayatımda kimse adına bu kadar utanmamıştım. insan olduğunuzu düşünmüyorum hande. RMH bağışçısı olmanız buna yetmez.

    ReplyDelete
  25. Ebru Tandoğdu ÖnalMay 30, 2010 at 6:31 PM

    Sevgili Zeynep,

    Bu gün bir kez daha bitmeyen gücünüzle, zerafetiniz ve üslubunuzla beni ve eminim benim gibi bir çok insanı etkilediniz.

    Bazen blogunuzu okurken eyvah bu sabah ya da bugün çok yorgunlar, bugün biraz enerjileri düşmüş diye kendimce yorumlar yapıp o gün ve sonraki günleriniz için yeni dualar üretip onları yolluyorken ertesi gün bir bakıyorum yeni bir gün ışığı sizinle parlamış. Benim duam değil, bu kadar insanın inancı ve duası bu ama hamur sizin hamurunuz ve tüm bunları başaran atlatan ve atlatacak olan sizlersiniz.

    Son 4 gündür şehirdışındaydım ve blogu takip edemedim diye söylenip bir arkadaşımdan bana telefonda okumasını rica ettim sonrada havaalanında bağlanır bağlanmaz neler kaçırdım heyecanı ile güncelerinizi sonrada yorumları okumaya başladım. Ben yorumları da hep okurum herkesin dualarına temennilerine de eşlik etmek için.

    Bugün ise dualarıma yeni bir şey daha ilave edeceğim; "Allahım yarattığın her güzellik, iyilik için minnetarım. Tüm bunların kıymetini daha iyi bilmemiz için yarattıklarına ise daha çok minnetarım ki; onlar olmasaydı gidilecek doğru yolu, davranışı, duruşu daha iyi göremezdim. Bugün bir hanım bize farkında bile olmadan rehberlik yaptığı için sana teşekkür ederim. Şimdi hepimiz ne olmamız ya da olmamamız gerektiği daha iyi anladık. Sen nehirimizi şifalandırırken görevini tamamlamışları da şifalandır. Amin"

    Sevgilerimle,
    Ebru Tandoğdu Önal

    ReplyDelete
  26. Hande hanim,

    Cok ayip, cok cok ayip...

    Ben de anneyim ve gereksiz American Patriotism' inizi yaklasan Memorial Day' e ve 4th of July' a yordum...

    Ilahi siz!

    Zeynep hanim, en nihayetinde bir "Musteri", parasi karsiliginda bir "hizmet" aliyor. Aldigi bu dunyanin "en pahali" saglik hizmetini sorgulamasi da en dogal hakki.

    Unutmayin, burasi Turkiye degil...

    "LAND OF FREE"

    Zeynep hanim, hem istedigi dilde konusma hem de yazma ozgurlugu var. Kaldi ki o ozgurluk "Anavatan" Turkiye' de de var...

    Burada yasayan, dogru anladiniz ben de expat bir Turkum, her Turk' un aldigi hizmeti sorgulama, elestirme hakki var, tipki burada dogmus buyumus diger ABD vatandaslari gibi... SAGLIK hizmeti bu! Geri donusu olmayan yanlislarin hakkini simdi degilse ne zaman soracak saglik sektoru musterisi? 7 adet "suture" a 1200 dolar odedim ben gecen sene, Turkiye' de 45 TL... Lutfen gercekci olalim... Elestirirken biraz mantikli olalim...

    Gereksiz alinganlik, hem de yersiz yaptiginiz... Ne yeri ne zamani derler "oz" kulturumuzde...

    yakistiramadim...

    Kusura bakmayin ne olur.

    Zeynep' cigim, sonuna dek hak veriyorum elestirilerine! Sonuna dek! Tabii ki elestireceksin yasadiklarini, aldigin hizmeti... Opuyorum gozlerinizden hepinizin, saglikli gunler gelsin carcabuk...

    Nese Ozturk

    ReplyDelete
  27. Ne enteresan, ne anlaşılması güç bir yorumdu o. Bunca resimden gördüğü, görüpte eleştirmeyi seçtiği taraf ne anlaşılmaz...

    Ben de yıllardır okurum seni, ama bir kere bile öyle bir üstten bakış felan hissetmedim. İngilizce kullanmayı tercih ettiğin kelimeler de daha ziyade tıbbi, onu fark edememiş mi hande?

    İşte şu dünya yüzeyinde milyarlarcayız, ve cins cinsiz, yapacak birşey yok. Böyle bakış açılarının enerjini tüketmesine izin verme zeynep. sevgiler..

    ReplyDelete
  28. Hande Hanim,

    Nehir –imiz ‘in blogu bu . Bu blogun amaci , ilk postta acikca yaziyor . Bu blog, dostlarindan ,arkadaslarindan sosyal cevrelerinden uzakta , kendilerini merak eden sevdiklerine hergun mailler atmamak , bizlere kendilerinden haberler vermek icin yazilmakta . Ne annesi Zeynep Hanim’I ne de Nehir ‘I sempatik gosterme blogudur bu . Zeynep Hanim , Nehir –imiz ‘in gulen resimlerinden baska resim koymuyor yazilarina, olaylari ve yasadiklarini , hissettiklerini yazarken ajite etmiyor . Nasil bir ruh haline sahiptiniz “Nehir'in kendisi bile daha sempatik gelebilirdi” yazarken , acimasizca elestirirken . Tum duygularinizi kaybetmis, kiskanclik ve cekememezlikle yazmis olmalisiniz . RHM bagiscisi darken ne demek istediginiz acaba? Duzenli bagisci oldugunuza da inanmiyorum , duzenli bagisci olsaydiniz , duygulariniz da olurdu ve bir annenin cocugunun hayata yeniden coskuyla akmasi icin onunde cook uzun ve zorlu bir yol oldugunu , surekli gecer not almayi ummasini anlardiniz . Ayrica Zeynep Hanim , sizin aba altindan sopa gosteren tehdit cumlenizi Ingilizceye cevirip RHM yonetimine verse sizin hakkinizda ne dusunurler acaba ?
    AYIP yaptiginiz . tedavi olun , kaybettiginiz insani duygulara biran once kavusmaniz ve bir daha da rahatsizlik vermemeniz dilegiyle .

    Hasene

    ReplyDelete
  29. Zeynep Hanım,

    Lütfen akıl sağlığı yerinde olmayan "enerji vampirleri" yüzünden canınızı sıkmayın. Hayatımda gördüğüm ennnn şeker ennnn tatlı ennnnn cici çocuklardan biri olan Nehirciğim, dua ve pozitif enerjilerin de yardımıyla en kısa zamanda iyileşecek inşallah.

    En içten sevgilerimle,
    Aslı

    ReplyDelete
  30. Zeynep Hanim,

    baskalarinin felaketinden beslenmek istesem her postunuzu dort gozle bekliyor olurdum, ki ya bir sey olduysa diye korkuyla yilda bir kac kez bakabiliyorum ancak. Ama sizin icinizin "guzelliginden ve yuksek terbiyenizen" oturu size baska turlu gorunmus. Isteginize uyarak bundan sonra ugramayacagim. Dolayisiyle sahsima donuk hakaret dolu yorumlari yayinlama keyfiyetini de devam ettirmeyeceginizi ummak pek gercekci olmayacaktir elbette.

    Yorumculara gelince,

    ben sadece fikrimi, dusunduklerimi soyledim. Katilmiyor ve begenmiyor olabilirsiniz ama ettiginiz her terbiyesiz ifadeyi sahislariniza iade ederim.

    Bas bas bagirmak gerekirse :Bagisciligim ve gonullulugum 20'den fazla kurulusta yillardir suruyor. Buna hazmsizlanacaginiza kalkin da kendi toplumunuz icin bir sey yapin. Faydasiz olmanin ezikligini saygisizlasarak telafi edemezsiniz.

    Bir Nehir'in annesine gelen yorumun sahibine suru ruhuyla saldirmak yerine bir suru Nehir bulunan toplumunuzda diger Nehirler icin bir seyler yapin. Sempatik bulmama sorununuz da yok madem buyrun elinizi birilerine uzatin. Sadece evinizi temizleyen kadina eski giysilerinizi vermekle olmuyor bu isler, hasta cocuklarin annesinin yazdigi blogu dolu gozlerle okumakla olmuyor bu isler. Organizasyon kurmak, madden ve fiilen surekli icinde olmaktan bahsediyorum. Ama yapmadiysaniz ve yapmiyorsaniz kapatin cenenizi. Bir gonulluye/bagisciya satasmakla icinizdeki o utanci silemeziniz. Kurtulun bu ikiyuzlulukten.

    ReplyDelete
  31. Hande Hanım,

    Hanım demeye utanıyorum, ne rezil bir yaratıkmışsınız!

    Bence sizin gibi bir yaratığın ne bağışına ne yardımına kimsenin ihtiyacı yok... "kiminin duası, kiminin parası" lafını duyduğunuzu sanmıyordum zaten ya, öğrenirsiniz bundan sonra!

    Zeynep Hanım, ister yayınlayın, ister yayınlamayın. Ama içimde kalsın istemedim!

    ReplyDelete
  32. sevgili hande hn:

    belki okumuyorsunuzdur ama, ben yine de yaziyim. burada polemiklere girmek istemesem de yine de Amerika'da 10 yil yasamis bir insan olarak yazdiklariniz beni cileden cikardi.

    Amerika'da fazla kalinca insanin uzerine bir "political correct" lik geliyor. Turkcesini bilmiyorum bu terimin, koyun beni lisan hapsine... ama bununla beraber kustahligini da evde birakamamissin demek.

    Kraldan cok kralci olmussunuz. biz burada Turk usulu sosyallesiyoruz izninizle. tek bir cocuga yogunlasip buradan birseyler uretiyoruz. (bkz susan komen vakfi) kiyafetlerimizi goodwill e degil evdeki kadinimiza veriyoruz. agliyoruz, uzuluyoruz...

    İzninizle elestirecez, sizin gibileri ibret-i alem yapacaz. siz evinizden cekler yazarak RMH bagista bulunmaya ve bununla ovunmeye hatta bu bagistan faydalanan bir turk aileye tehditler savurmaya devam edin.

    biz bos bos oturup, boyle araya ingilizce kelimeler yazip hava atmayi seven insanlariz. var mi?? gercekten merak ediyorum turkiyede ya da amerikada bir dernek kurup yonettiniz mi, ya da buraya yazanlarin yonetmis oldugunu dusunuyor musunuz? atip tutuyorsunuz, ceklere tax deductible bagis yazdiginiz icin.

    amerikanin ikiyuzlu dogruculugundan kactim ulkeme. burada da siz gayet guzel yansitmissiniz bu ikiyuzlu gorusu. yani size mi kaldi bu durumu analiz etmek pardon? "birsey soyleyemeden gecemedim" mis... utanin ya biraz.

    sanirim cocugunuz yok, varsa da acayip bir annesiniz. bir annenin cocugu icin yapmayacagi manyaklik, soylemeyecegi kufur yoktur. birakin bir elestiriyi. ya da uslubu bozuk blogu... icindekileri yaziyor iste, begenmiyorsan okuma, ya da yorum yapma. editor musun sen?

    igneyi kendine cuvaldizi "sen" baskasina batir. mucadeleci bir annenin bloguna elestiri yazacak, hatta onun lisanini elestirecek, hatta onu dolayli tehdit edecek kadar kuculuyorsun, sonra bir hastane ya da bir durumu elestiren insana laf ediyorsun... now how ironic is that?? ayy ingilizce mi yazdim ne??

    Zeynep'cim blogdaki tartismayi uzattigim icin uzgunum, ancak yazim 1 Handeye degil, tum Handelere... hani tek bir Nehiri kurtarmak yetmezmis ya, tek bir Handeye cevap yazmak da yetmez diye dusundum.

    gökçe

    ReplyDelete
  33. Hande Hn -siz kendinizi "biz Amerika'da yasayan Turkler" sinifina mi koyuyorsunuz? Kim bu "biz Amerika'da yasayan Turkler" cok merak ettim. Cunku Amerika'da yasayan hicbir Turk sizinle yan yana anilmak istemez emin olun. Ben kimim mi? Amerika'da 20 senedir yasayan bir Turk. Ve su an sizi cok kucuk -minicik goruyorum. Bu blog'a yazi yazmak da sizin haddinize dusmuyor. Sizin gibi kaba saba ve merhametsiz "donor"larin "patient" ailelerini "bully" ettigini duysalar RMH "board member"lar ne anlamda rahatsiz olurlar acaba? Ay-"insult" mi ettim acaba Hande Hn.sizi ??

    Zeynep Hn. kusura bakmayin -yazmadan duramadim. Nehir'e kucak dolusu sevgiler..

    ReplyDelete
  34. Yazarini bilmedigim icin adini yazamadim.

    Cok sevdigim bir hikayedir “Denizyildizi” .

    Kissadan hisse ;

    Sabah yuruyuse cikan yasli bir adam kumsalda denizyildizlari ile karsilasir . Yukselen okyanusun dalgalari kiyiya suruklenmis olan denizyildizlarini gormezden gelemez ve denizyildizlarini birer birer okyanusa atmaya baslar . Gunes yukseldikce yasli adam telaslanir ve denizyildizlarini okyanusa daha hizli atmaya baslar . Yasli adamin bu telasli hareketlerini group yanina gelen genc adam merakla sorar ;
    “Boyle telasli telasli ne yapiyorsunuz ?”
    Yasli adam isine ara vermeden soluk soluga kalmis haliyle cevapverir ;
    “Kumsaldaki denizyildizlarini okyanusa atiyorum”
    “Denizyildizi mi ? diye sorar genc adam .
    “Evet” der yasli adam ve aciklar ;
    “Gunes yukseliyor ve sular cekiliyor, bu denizyildizlarini biran once okyanusa atip kurtarmaliyim” .
    Genc adam ;
    “Sahil cok uzun , cok fazla denizyildizi var , bu caba sonunda ne degisecek ki ?”
    Yasli adam kumsaldan bir denizyildizi daha alip okyanusa firlatir ve soyle der ;
    “Bak , onun icin cok sey degisti ”

    Nehir icin de degisiyor .

    Negatif ve kotu dusunceler icin kapimizi acmayalim .

    Hersey daha da guzel olacak .

    Daha da iyilesik olun , sevgiyle kalin .

    Hasene

    ReplyDelete
  35. Hande Hanım'ı linç ederek rahatlamışsınız ama bu Nehir'e bir fayda sağlamıyor. Hande Hanım, Nehir için iyi dileklerini zaten iletmiş (bunu kalpten yaptığına yazdıklarını defalarca okuduktan sonra iyice ikna oldum) ama bu Zeynep Hanım'ı eleştirmesine engel teşkil etmez.Haklı olduğu noktalar da olabilir sadece şu anda bunları tartışmanın bence gereği yok ama Hande Hanım önemli ve gerekli gördüğü için dile getirmiş. Bu da O'nun bileceği birşey.Benim eşim de pediatrik hematolog/onkolog. Amerika'daki sistemi de anlattıklarınızdan görüyorum.Ayrıca, benim ve ailemin de yurtdışı deneyimimiz var. Oranın hep mi artıları var buranın hep mi eksileri var? Hayır, kesinlikle. Gönül ister ki oranın artıları buranın artılarıyla birleşsin ve ortaya çok mükemmel bir sistem çıksın.Burada bir aç parantez yaptıktan sonra "kapa parantez" diyerek can-ı gönülden Nehir'in iyileşmesi dileklerimi sunuyorum.

    ReplyDelete
  36. Sevgili Axius, Hande adını kullanan insanlıktan nasibini almamış, empati (hande anlamazsa diye, kelime kökeni empaty: eşduyum, duygu paylaşımı, kendisini başkasının yerine koyma) kurmaktan aciz, yaptığı bağışı dahi gizleyemeyecek kadar sığ bir insanın yorumuna yazdığınız yorum karşısında sessiz kalamadım. Demişsiniz ya "Hande Hanım Nehir için iyi dileklerini zaten iletmiş ama bu Zeynep Hanım'ı eleştirmesine engel teşkil etmez" diye, bu cümleyle sizin de Hande'den bir farkınız kalmıyor. Burası Zeynep Hanım'ı eleştirme yeri değil; Zeynep hanım kanserle savaşan küçücük bir kızın ANNESİ!!! Hangimizin haddine Zeynep hanım'ı eleştirmek???? Kaçımız onun durduğu gibi durabilirdi? Kaçımız bu kadar güçlü olabilirdik? Eleştirmek yerine biz de yanınızdayız, sakın bırakmayın, dayanın demek daha iyi olmaz mıydı? Nehir'in, belki Nehir'den daha fazla acı çeken, daha fazla desteğe ihtiyaç duyan Zeynep Hanım'ın, Mahmut Bey'in morale değil de neye ihtiyacı vardır? Eleştiriye mi?

    Yapmayın, elinizi vicdanınıza koyun, Hande gibilerin bu bloğu kirletmesine izin vermeyin. Küçük kızının acısını taşımakla uğraşan bir anne-babayı birde bu saçmalıkları okumak zorunda bırakmayın.

    Zeynep Hanım, Nehir'ciğin bloğuna bu cümlelerle değil, onun için ne çok dua ettiğimi söylemek için yorum yazmak isterdim. Dünya üzerindeki hiçbir şey sizin yaptığınız şeyden daha zor olamaz, umarım hep böyle güçlü olur, Nehir'in yanında dimdik durursunuz. Tüm dualarım sizinle.

    ReplyDelete
  37. Benim anlamadığım bu linç etme eğilimi...Beni de harcamışsınız ya bu arada, neyse sağlık olsun.

    ReplyDelete