Tuesday, December 30, 2008

İlk Doz Aşı




Bu sabah Nehir nedense ağlayarak uyandı, sabah 6.15 gibi. Zaten bizimle yatmıştı. Keyfi yerine geldi sonra.

Biz de sabah 9.00'da parka gittik!

Sonra da hastaneye. Doktorlar sabah parka gittiğimize inanamadılar. 

Nehir hastanedeki odaya girer girmez ağlamaya başladı. Parka götürememiş olsaydık, kendimden nefret ederdim herhalde. Üstelik, randevumuz klinikte değil, bizim in-patient hastanenin 10. katı imiş. Anlaşılan, 8, 9, 10 onkolojiye ait. Neyse sonunda ilk doz aşıyı oldu. HAYIRLISI. Sevgili tıp çalışanları umarım dersinizi iyi çalışmışsınızdır. Biliyorsunuz...ya da neden bilesiniz ki, bu canlı bir aşı, yani NB hücrelerini alıp, radyasyona tabi tutup, vücuda veriyorlar. Hala bana kötü geliyor fikren. Ama işte, beklenen, immune sistemin bu hücreler yoluyla NB hücrelerini tanıyıp yokeder hale gelmesi.

Sabah Dr. Louise'i görünce, ona da "İyi radyasyon vermişsinizdir herhalde" dedim. Meğer bu işleri yapan, işin bu kısmını yani, asistanlardan biri Türk, Fatma, diğeri de Fransız imiş...Arada göz ucuyla başı kapalı bir kız gördüm. Bilmiyorum o muydu? Aslında gelip merhaba demesini beklerdim. Canım Türkiyem ne hale geldi.

Her neyse, öğlen çıktıktan sonra, "İstanbul" diye bir Türk Restoranı var, nasıl anlatsam, Ege'de bir sahil kasabası lokantası...Efes güneş şemsiyeleri...Ama dışarıda oturuluyor...bugün de hava çok güzeldi...nefis pidesi var. Leyla İstanbul'a döndüğü gün, içimiz açılsın diye gitmiştik, Nehir de bir kase mercimek çorbasını içmişti. Bugün de, Nehir'e değişiklik olsun istedik...Türk garsonlar var, Nehir'e ilgi gösteriyorlar, Türkçe konuşuyorlar. Yalnız bu kez Nehir Hanımdan pideleri kaçıramadık. Hatta üstüne de sütlaç paylaştık. Sütlacı da çok güzel.

Dönüşte eve gelecek homecare nurse ü erteledik ve Hermann Park'a gittik.

Fakat o da ne...Hermann Park ana baba günü. Gerçekten sürreal bir durumdu. Geldiğimizden beri gidiyoruz, in cin bir de top oluyor...ve homeless lar...bazen drug yaptığını düşündüğümüz tipler. Parkın kendisi ama çok güzel olduğu için seviyoruz biz. Bugün ise "iyi" aileler doldurmuştu. Sanki yeraltından çıktılar. Bana Abercrombie binasındaki maketin içindeki insancıkları çağrıştırdılar. Sanki maket canlamış gibiydi. Tren full...pedalling boats actually working...piknik yapanlar...

Nehir "hello" ve "come on" diyerek, çocuklarla iletişim kurmaya çalıştı. Ve "kardeş". Neyse ben iki anneye yanaşıp, "biz içinde çocuk olan park arıyoruz" diye sorup, ikisinin de suburbten olduğunu anlayıp, tezimi ispatlamış oldum. Mahmut'a diyordum ki, bu park artık şehir içi kalmış, aileler başka yerlerde oturuyorlar. Gerçekten de bir iki hafta önce gittiğimiz diğer bir park bomboş iken, bitişiğindeki köpek alanı ana baba (ve köpek) günüydü. 

Akşam nurse geldi. Önümüzdeki 7 gün Nehir'in white blood cell sayısını arttıracak bir maddeyi, iğne yapmamızı bekliyorlar!Bu akşam "öğretti". Neyseki hijyeninden biraz rahatsız olsam da...çok tatlı biri..."Merak etmeyin, ben arada para almadan gelir yaparım" dedi. Yarın gelecek.

Velhasıl bugün, Nehir'in selobant sayısı üçe çıktı, vocabularysi gelişmeye devam ediyor, ve ben onu parka (hem de iki farklı) götürebildiğimiz için çok huzurluyum. Nehir yeni yıla vücudunda en az disease ile mutlu giriyor olacak! 

Bu arada fotoğraf denemesi yapayım dedim, Deniz anlattıydı...ama bu foto, ikinci kemo öncesi...Seda buradayken. Nehir Hermann Park'ta ördekleri seyrediyor. Bugün çektiğimi koyamadım, çünkü evde internet bazen kesiliyor...şimdi ise uykum geldi, yarın Nehir'i yine parka götürmek, hala alamadığımız food processor u almak, evi temizlemek, ve Nurse e dört buçuğa yetişmek istiyorum. 

9 comments:

  1. Zeynep'ciğim,

    Yeni yılda dile getirilen o klişe dilekler vardır ya, ben gerçekten, canı gönülden, mean ederek diliyorum: 2009 sana ve ailene, en başta da Nehir'e, sağlık, huzur ve bereket getirsin inşallah.

    Sevgiler,
    Hilal Tüzüner

    ReplyDelete
  2. Zeynepcigim, vikipedia der ki; "....Aşı olunca insanlar iyileşirler.Genelde küçük çocuklar aşıdan korkarlar ama aşı tıp için çok gerekli ve önemlidir. Mutlaka olunması gerekir...".

    Sende bu kadarini dusun sadece, detaylarini kafandan atmaya calis...Dusun ki Nehircigim yeni yila, NB'ye karsi ilk savunma hamlesini yapmis olarak giriyor.

    Blog yazilarinin hepsini okuyorum, herkesin ne kadar ictenlikle senin yaninda oldugunu, Nehircigimiz icin saglik diledigini anlamamak mumkun degil...Bu kadar iyi dilekler, enerjiler, temenniler... Cok saglikli ve guzel bir yil sizleri bekliyor, biraz mesakkatli olacak ama, olacak emin ol canim benim. Nehircigimi de cok cok op benim icin guzle yanaklarindan...

    Tekrar mutlu ve saglikli yillar. Hersey gonlunuze gore olsun...

    ReplyDelete
  3. Zeynep'ciğim,

    Dilerim ki 2009 en guzel yiliniz olsun, ondan sonrasi daha da guzel olsun. Tüm iyi dileklerimiz, kalbimiz ve dualarimiz sizlerle. Tüm güzel haberlerinizle 2009'da IStanbul'da sizi bekliyor olacagiz. Cok opuyorum...

    ReplyDelete
  4. canım arkadaşım minik kızın nasıl ki bu istisna hastalığı çekmekte bil ki o kadar da istisna sağlık, mutluluk ve başarı ömür boyu onu beklemekte.
    sen, eşin ve iki kızın herşeyin en güzelini çoktan hakettiniz. evrenin bütün güzellikleri üzerinize olsun.

    ReplyDelete
  5. Zeynep'cim,

    Uğruna savaş verilerek kazanacağınız sağlık, kıymeti en bilinen sağlık olsun. Zira insan kiymetini bilemiyor normalde. Nehir kocaman abla, anne, teyze ve hatta anneanne olsun. Hep beraber nice mutlu sağlıklı yıllar geçirin. Bütün kalbimle diliyorum.

    Resim işini gayet güzel becermişsin. Video çekersen parkta falan telefonla vs. onu da eklemek mumkun. Aklinda olsun.

    ReplyDelete
  6. Sevgili Zeynep ve Mahmut

    2009 tüm sıkıntıların geride kaldığı umut, sağlık ve mutluluk dolu bir yıl olsun...

    Yılbaşı gecesi internete bakan bir baykuş olarak cnnturk.com daki (aşağıda kopyaladığım) yazı dikkatimi çekti, belki ilginizi çeker.

    sevgiler, öpücükler; özellikle küçük lokumumuz Nehir'e, parktaki fotografında o ne şirin duruş, minicik muhteşem burunlu lokum, ileride epey oğlanı peşinden koşturucak bence.

    ------------
    Eti pişirmeden önce biraya da şaraba yatırmanın, kansere yol açan kimyasalların seviyelerini önemli ölçüde azalttığı bildirildi.

    İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, Portekizli bilim adamlarının yaptığı bir araştırmanın, kırmızı eti pişirmeden önce birkaç saat alkole yatırarak bekletmenin, kızartırken ortaya çıkan kanserojenlerin seviyesini azalttığını ortaya koyduğu belirtildi.

    Sonuçları New Scientist dergisinde yayımlanan araştırma, biranın, kansere yol açan söz konusu kimyasalların seviyelerini azaltmada şaraptan daha etkili olduğunu gösterirken, biranın ayrıca etin piştikten sonra daha iyi görünmesini ve daha lezzetli olmasını sağladığı kaydedildi.

    Porto Üniversitesinde görevli bilim adamları, araştırma çerçevesinde, kırmızı eti kızartmadan önce 6 saat kırmızı şarap ya da biraya yatırdı, kızartıldıktan sonra, marine edilen kırmızı ette kanserli tümörlere yol açan heterosiklik aminlerin seviyelerinde alkole yatırılmayan ete oranla yüzde 90 oranında azalma tespit edildi. Birayla marine edilen ette bu etkinin, 4 saat bekletildikten sonra da görüldüğü bildirildi.

    Kırmızı et, kızartıldığında ve ızgarada pişirildiğinde, yüksek ısı kas dokusundaki şeker ve amino asitleri, yüksek seviyede kanserojen madde haline getiriyor.
    ---------------------------

    ReplyDelete
  7. Bir commentide eksiksiz doğru yazsam bari!

    Bir önceki commenti yazan baykuş, Ayda....

    Tekrar öpücükler

    ReplyDelete
  8. Zeynep'ciğim

    cnnturk.com sitesine geri dönünce bir habere daha rastladım. Seniinle mantar konusunda konuştuğumuz için endişe ettim, belki bu mantar türünü biliyorsunuzdur ama ne olur olmaz diye bu haberi de kopyaladım.

    Ayda

    "Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici etkisi olduğu öne sürülen "Ganoderma Lucidum (Reishi)" ya da "Kırmızı Reishi" olarak bilinen mantarın, kemoterapi alan hastalarda kullanılmasının sakıncalı olduğu belirtildi. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Kanser Epidemiyolojisi Bilim Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Kırmızı Reishi" mantarının, bağışıklık sistemi zayıflayan kanser hastalarınca kullanımının arttığını ancak ancak bunun tedavi açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Bazı haberlerde Reishi'nin yan etkisinin olmadığı yönündeki bilginin "kesinlikle yanlış" olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:..kanamaya yol açma tehlikesinin yanısıra daha önceden greyfurt suyunda da tanımlandığı şekilde karaciğer sitokrom enzimleri üzerinden etki ederek, kemoterapi veya beraberinde kullanılan bulantı önleyici ilaçların etkilerinin azalmasına neden olmasıdır.Bulantı, kusmaya yol açması, kanama yan etkisi, kemoterapi ve diğer ilaçların etkilerini azaltma sorunları yüzünden özellikle kemoterapi ile beraber kullanılması, kemoterapiden önce ve/veya sonra alınması kesinlikle sakıncalıdır."

    ReplyDelete
  9. Aydacım Houston'a gelince ancak aynı zaman dilimine girdiğimizin bilmiyorum farkında mısın, sağlık, sağlığın getirdiği huzur dolu bir yıl...bir yıl değil, çok yıl diliyorum hepimize...

    ReplyDelete