

Dün akşam saat 21.00'de, bizi bekledikleri saatte geldik, Cook's a. Bir türlü fotoğraflayamadığım, Nehir'e almış olduğum, tekerlekli, "kaplan" bavul ile, Nehir kendi "bavul"unu keyifle, gururla çeke çeke geçtik koridorlardan. Ve bu kez onkoloji katının daha önce kalmadığımız, daha fazla sayıda oda olan bölümünde kalıyoruz. Bunun bir nedeni, bize salı sabahı 6'da gelin dediklerinde, benim geceden gelme arzum olabilir. Burada da hazır oda bulmak bazen zor oluyor. Ama bu sayede Cook'u "kritik" edecek kadar, ilik nakli, North Wing, South Wing, dolaşmış oluyoruz. Lokanta ratingi yapmadım, ama bundan sonra bir onkoloji katı, odası sorun ben size "rate" edeyim, değerlendireyim. Peki bu gerekli bir bilgi midir? Hayır.
Sevgili Nurhan ilgimi çekebileceğini düşündüğü bir belgeselden sözetmiş. Gerçkten de ilgince benziyor, bir yıl kadar bir onkoloji bölümünde, çocuk, aileleri çekmişler. Bilemedim, duygu yükünü, ama izlemek isterim.
Gecemiz sakin geçti. Ben o kadar yorgunmuşum ki, dünkü önce ev toplama, sonra da yoldan, Nehir'le yattım, ve arada hemşireleri duysam da, uyanmadım sayılır. Hem de şanslı gecem, Nehir'in bezleri güzelce değişti!
Sabah ise Nehir evdeki, "Anneeee, kak kak kak" ının aksine, beni çok şaşırtan bir şekilde hiiiç kalkma isteği belirtmeden, borularla bağlı olduğunu kabullenmiş, neşeli, sakin uyandı. Bu durum beni bir kez daha hayran bıraktı bir çocuğun içinde bulunduğu durumu kabullenişine. "Flow" böyle bir şey olmalı. Olmalı da, büyürken nedense unutuyoruz bu becerimizi, sonra terapiler, kitaplar anlamaya çalışıyoruz, yeniden "çocuk" olmayı, an-ı yaşamayı.
Bugün, ilk gün, şu viral test nedeniyle, odadayız hala. Mac'te ilerleme yok. Bağlantısızım vesselam. Babadan otlanıyorum. Ben sabah biraz daha uyuduktan sonra, öğlen itibariyle kendime geldim. Oyun odasından nehir'e oyuncak getirdim. Çok geçmeden yine gönüllü ziyaretleri başladı, yastıkçı Teyze, bu kez "raggedy Andy" bıraktı. Derken başka bir Teyze, battaniye ve başka bir yastık, iki Teddy Bear bıraktı...Babanın aldığı balonla, Nehir'in yatağı hareketlendi, renklendi. Bu hastandeki, en sevdiğimiz Wiggles DVDsi ile, bir yandan makarna yiyor Nehir, bir yandan da Wiggles izliyor.
DVDleri alırken, Child Life görevlisi kadın, bizden hemen haberdar olmuş, farklı bölümde kaldığımızı da biliyor, Leyla'yı sordu. Döndü dedim. Bu kez RMH de, hastane de Leyla'sız çok durgun. Houston'da değil de burada eksikliğini daha çok hissediyorum. Tuhaf bir durum. Leyla'nın deyişiyle, "Duygusal anlar yaşıyorum".
Derken odaya palyaço kılığında sihirbazlık yapan bir gönüllü, tonton Amca girdi. İyi, benim de gülümsemeye ihtiyacım varmış. Nehir dikkatle izledi Amcayı. Sonra da Dr. Eames geldi. Nehir'in hemoglobini bu sabahki ölçümde 8.6 çıkmıştı. Düşmüş. Aklıma takıldı benim tabi, biz nasıl son turdan iki hafta sonra geleceğiz. Nurgün yazar şimdi, "Düşmez bir şeycik olmaz"...peki.