Bana mutluluk veren bu şarkı şimdi ağlatır oldu. Hafızamda, Houston'da bu müziği keyifle dinleyişim var. Bazen arabada, Nehir'le parktan dönerken. Bazen evde, Fizy'de dinlerken, baba bilgisayarında çalışırken, Leyla ve Nehir oynarlarken, ben yemek maceralarımdan birinde. Ve çok sonra, yoğun bakım günlerinden birinde, sevgili Nazlı yine göndermişti, Fizy bağlantısını, dinlemiştim, gülümsemiştim. Şimdi ise radyoda beni yakaladığında gözyaşlarım beni bırakmıyor.
...
Haftasonu güneşli, hava sıcak. İstanbul'da hava soğumuşken, burada henüz sonbahar. Ağaçlardaki yapraklar değişik tonlara büründü. Sarı, kahverengi, yeşil, kırmızı birarada. Benim ilk Amerika'ya gelmiş olduğum mevsimdeyiz. Yıllar, yıllar önce. Amerika ile doğu yakasında, eylül ayında, bu renklerle tanışmıştım. O zaman da çok sevmiştim bu görüntüyü, şimdi de öyle.
Dün sabah baba ile yürüyüş yaptık, kampüsteki gölün etrafında, sonra da kampüsün içerisinde. Leyla evde kaldı. İlk kez, tek başına kaldı. İki saat. Leyla'm büyüyor. Aslında ne çok büyüdü. Ve ergenlik öncesi dönemde olmasının sinyallerini veriyor. Konuşması, "Anneee" deyişi değişti. eskiden her şekilde bizimle olmayı isterken, artık kendi yapmak istedikleri, tercihleri var. Yavaş yavaş annelik-babalık şeklimizi bu değişime uyarlamamız gerektiğini anladık. "Günaydın".
Bugün yine bisikletle dolaştık Leyla ile. Bunu çok sevdi Leyla. Az yokuşlu bir yol bulduğumdan beri ben de daha çok sever oldum! Dün birlikte bisikletle, öğlen sandviç yemeğe gittik. Böylece bisikleti bir araç olarak kullanmış olduk, birlikte ilk kez. Leyla hemen sınıf arkadaşını anlattı, nasıl hem et yemiyorlarmış, hem de sadece bisiklet kullanıyorlamış, araba sevmiyorlamış. Ha ha tüm cip sahibi arkadaşlarım için çalmış olayım bu paragrafı!! Ama tabi İstanbul'un o meşhur bir haftalık karakışında bir gereklilik olabiliyor. Tabi daha rahat yazıyorum artık, çünkü yorumlara onay verir oldum, hatırlatayım! Yani cevap hakkını kullanmak isteyenler, doğrudan bana yazmış olacaklar.
Aslında yazdıklarıma bakınca, beni çok iyi yansıtıyor. Bir an ağlıyorum, bir an geliyor gülümsüyorum, gülüyorum hatta. Yüreğim değişik duygularla, aklım düşüncelerle dolu.
Yapmaya başladım.
Bu hafta ilk akademik makalemi okumayı bitirdim. Bugün kitap için çalıştım. Biraz üretmiş olmak kendimi iyi hissettirdi.
Uzak yazdığında bir yanıt veremedim. Çünkü bir parça sorumluluk hissettim, ürktüm. Tüm içtenliğimle, hayatın istediğin gibi değişmesini diliyorum, Uzak.
Herkese iyi bir hafta diliyorum, ve Nehir'i sevenleri, sizleri sevgiyle kucaklıyorum.