<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780</id><updated>2012-01-20T04:03:39.452-08:00</updated><title type='text'>NB vs. NB</title><subtitle type='html'>Nehir Bayazit NeuroBlastoma'ya Karşı</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>550</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7829322538443284980</id><published>2012-01-01T08:42:00.000-08:00</published><updated>2012-01-01T09:40:52.419-08:00</updated><title type='text'>Yol Gösterici</title><content type='html'>Yeni yıla girdik... Sakin.  &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'in mezarı bitti. Mezartaşı zaman aldı. Artık mezarlıklarda standart mezar ve mezartaşı boyutları var-imiş. Babamın ve Nehir'in adı birarada nasıl olsun, karar vermek zaman aldı. Düşününce, bununla ilgili düşünmek tuhaf ama Nehir'le ilgili her şey benim için önemli. Adı geçen her şey ona yakışmalı gibi bir takıntı var, her şeyi önemsiyorum. Bir yandan da bu kadar uzun sürmesi, şekillenmesi kabullenmenin de bir parçası oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncesinde sadece babamın adı varken, mezarlığa gitmek anlamlı gelmiyordu. Şimdi ona ait bir yer var, gittiğimde kızımın adını görüyorum. Spor yaparken, onun olduğu yere bakıyorum, bakıyormuşum, geçen gün farkettim, 6 ay sonra. İşe gidip gelirken önünden geçiyorum. Bunu da seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde aklıma takılan bir konu, spirituel bir yolgösterici eksikliği. Dinadamlarının önemini daha iyi anladım. İnsan zordayken, görmüş geçirmiş, "ermiş", biriyle sohbet etmek istiyor. Bakıyorum hayatlarımızda bu eksik. Dinin şeklinden kaçalım derken bir boşluk oluşmuş... Benim şansım aradığım yanıtları kitaplarda bulmuş olmam ve kendi kendimle sohbet edebiliyor olmam. Bazen de bir kız arkadaşımla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlginç olan Nehir'imi kaybettikten sonra bana en iyi gelen kitabın bir hahamın yazmış olması. Hiç aklıma gelmezdi. ama işte bir önyargım daha kırıldı ve ortak bir noktada buluşabileceğim bir dinadamı oldu. Bir farkla. O bize dayanma gücünü Allah'ın verdiğini söylüyor, ben içimizde varolduğunu düşünüyorum. Herkeste bu güç var. Sadece bunu ortaya çıkartabilenler, ya da daha erken çıkartabilenler, veya daha çok desteğe ihtiyaç duyanlar var. Bakıyorum kendime, bazen çok zayıf da olsam, hayata tutunmak esas benim için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde, yine, şunun da ayırdına vardım iyice. Şu anda sağlığımız yerindeyken, bunun kıymetini bilmeliyiz. Günlük kaygılar içinde kaybolmadan hayatın içinde olduğumuz anların tadına varmalıyız. Bu, "eğlenmek"ten farklı bir durum. Sadece anı yaşadığımızın farkında olmak. Ve şükretmek. Bunu yazacağımı düşünmezdim, Nehir'i kaybettikten sonra. Ama demekki, bir yıldan sonra, idrak ettim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anı yaşamak ama sadece kendini düşünmek değil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bileyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her şey denge. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çocuklarımıza iyi insan olmayı öğretmeliyiz. Almak kadar vermeyi, vermenin değerini, yardımlaşmayı... Daha başka neye sahip olabilirim yerine bizim gibi şanslı olmayanlara yardım etmeyi...bilmeliyiz ki, şanslıysak bu başardığımız bir şey değil, içine doğduğumuz şartlar nedeniyle. İstisnalar üzerinden yaratılan başarı hikayelerinden uzak durarak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aman pek didaktik oldum. Ama işte yeni yıl. Yeni yılda ihtiyacı olanları daha çok hatırlayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7829322538443284980?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7829322538443284980/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2012/01/yol-gosterici.html#comment-form' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7829322538443284980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7829322538443284980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2012/01/yol-gosterici.html' title='Yol Gösterici'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3286800480122396399</id><published>2011-12-04T07:27:00.001-08:00</published><updated>2011-12-04T09:19:35.285-08:00</updated><title type='text'>Leyla</title><content type='html'>Ne zamandır yazmadım, yine.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sayfayı açıp, "posting" e basmak bile zor geliyor. Mesafe koymak iyi geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meşgul tutuyorum kendimi. İstanbul meşgul tutuyor beni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir iki haftadır iyiyim, ama öncesinde sık sık başım ağrıyordu. Bakıyorum, en küçük streste başım ağrımaya başlıyor. Önceleri anlamadım, sonra anlayınca, ilaç almak yerine rahatlamaya, temiz hava almaya çalışır oldum. Bugünlerde iyiyim, sanki hava, rüzgarlanınca, daha temiz buralarda, o da işe yarıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz hafiflettiğim sporu yine eski tempoya çıkarmak da iyi geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne kadar zor, İstanbul'da dengeyi bulmak. Sabahları, işe erken gitmek mi yoksa önce spor mu yapmak ikilemi yaşıyorum sürekli. Bir süre işi tercih ettim ama baktım olmuyor. Çünkü bedenimin sağlığı, zihnime ve ruhuma iyi geliyor. Ormana da gider oldum, yine. Havalar hala çok iyi, yağmursuz. Koşarken, nefes alışım hızlanmışken, oksijen soluyor olmak iyi geliyor.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün iki TED konuşması izledim, dinledim. Biri, "do not regret regret" başlıklı idi. Batıda nasıl pişmanlık duymamak üzere proglamdığımızı, oysa pişman olmanın da doğal olduğu, belki de gerekli olduğu ile ilgiliydi. Diğeri ise Alain de Botton un eski bir konuşması. O da iyiydi... Başarısızlık üzerine. Şurası çok hoşuma gitti, dile merakımdan herhalde. Nasıl, eskiden başarısızlara, "unfortunate" (şanssız) derken, şimdilerde, "loser" (kaybeden) dediğimizi söyledi. İş hayatındaki başarıyı, kendi yaptığımız bir şey olarak algılarken, aynı anda başarısızlığa da sahip çıktığımız, kişiselleştirdiğimizi anlattı... İyi anlatamadım, bkz konuşma veya kitap!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün yazmak istemem, Leyla ile ilgili. Kızıma bir not düşmeyi istiyorum. Leyla ile ilgili, bu yıl, geçtiğimiz ay, veli görüşmesinden beri şunu hissediyorum. Büyümüş ve kendi yolunu çizebilecek hale gelmiş gibi geliyor bana. Bu beni çok rahatlattı. Bana bir şey olursa, ne yapar diye bir endişem kalmadı. Her şeyi yapacak. Umuyorum. Talihi de açık olsun. Hayatta sevdiği bir amacı olsun yeter...Bunu bulmanı dilerim kızım senin için!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birlikte sinemaya gittik. "Hugo". İkimiz de çok sevdik. Martin Scorsese çocuklara sinemayı anlatmış, bir sahnede görününce kendisi de, "Aaa, bak bu adam işte yönetmen" dedim. Her şeyiyle tam da Leyla'nın yaşına uygundu. Sonunda baktm, Johny Depp yapımcı, hiç şaşırmadım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkışta, yemek yerken, laf lafi açtı, beni üç kelime ile tanımla dedi. "Olgun, meraklı, enerjik" dedim. O ise beni şöyle tanımladı..."Stresli, güçlü, anlayışlı"... Evet. Ne diyeyim, haklı. Stresliyim. "Hayat yorgunu", ama bu lafıyla bile bana bir kahkaha attırdı.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla'cım büyümeni izlemeyi çok istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3286800480122396399?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3286800480122396399/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/12/leyla.html#comment-form' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3286800480122396399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3286800480122396399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/12/leyla.html' title='Leyla'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6364061006114927164</id><published>2011-10-29T05:59:00.000-07:00</published><updated>2011-10-29T06:18:37.348-07:00</updated><title type='text'>OİP</title><content type='html'>Bir ay önce bir mail geldi... "Yayınevimizden bir kitap çıktı, sizin adınıza imzalı, göndermek isteriz" diye. Çocuk kitabı. Anlamadım. Yayınevinin sitesine baktım, adı söylenen kitabı göremedim...Derken unuttum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta bir mail daha geldi. "Aaa" dedim, bir daha baktım, anlamadım, yine. En iyisi iş adresimi vereyim dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken okuldaki kutuma paket geldi. Kitabı açtım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bir Kar Masalı" adlı kitabın, çizeri, çok sevgili OİP&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Hatırası Hep Kalbimde Olan Nehir'e" diyerek, kitabını Nehir'e adamıştı ve hem yazarı Esra Özümüztoprak, hem de OİP imzalamıştı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bulutun üzerinde el sallayan bir yarabandı çizimi ile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diyecek ne var ki, gönülden bir teşekkürden başka. OİP Nehir'e yardım amaçlı üzerinde bu çizimli t-shirtler yapmıştı ve bize Nehir'e gösterelim diye bir de fotoğraf göndermişti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;http://olmadikislerpesinde.blogspot.com/2010/07/bugunun-gulumsemesi-nehir-icin-gelsin.html&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgili OİP, elinize, yüreğinize sağlık!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Leyla okulda 29 Ekim törenindeydi bugün, ben de Nehir'ime havai fişek atayım!!! &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6364061006114927164?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6364061006114927164/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/10/oip.html#comment-form' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6364061006114927164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6364061006114927164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/10/oip.html' title='OİP'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9219657053864599792</id><published>2011-10-03T23:35:00.001-07:00</published><updated>2011-10-04T00:31:55.758-07:00</updated><title type='text'>Koşumuz...</title><content type='html'>Yazamadım. Hep bir sakin an bekledim ki yazmamın da tadına varayım. Şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'imin "eğlenceli" koşusu tam da arzu ettiğimiz gibi sıcacık, güleryüzlü, gönüllü, çoluk çocuklu geçti. Şimdi yazarken de gözyaşlarımı tutmam gerekiyor. O gün, güzel tuttum. Çünkü çok iş ve koşturma vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık, 150 kişi kadardık. Aslında bilemiyorum tam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harika bir başlangıç yaptık!!! Fotoğrafları biraraya getirip yükleme işini beceremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yavaşlığın nedenini açıklayayım. Hem çalışıp, hem bunu yapmak düşündüğümden zor. Okuldaki tempo bu ara o kadar hızlı ki, sakin bir zaman dilimi yaşadığım an uyuya kalıyorum. Biliyorum, bu hareketin başarıya kavuşması için disiplinli çalışmaya devam etmeliyiz. Ben bu ara esas olarak vakıflaşma yolunda çalışıyorum. Bir "aksiyon" planı var yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama fotoğraf ve yazı işini ihmal etmemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşu günü beni en çok sevindiren, öğrencilerimden, eski ve yeni, gönüllülerin gelmesi oldu. Öncesinde de yine öğrencilerden, "Nasıl destek olalım, duyuruyu arttıralım" gibi destekler geldi. Gençlerin katılımını çok önemsiyorum. Ve tabi Leyla, Mehmet, Demir ve Yasemin'in kayıt masasındaki etkin çalışmalarını görmeliydiniz. Zaten Leyla, bir gece önce, tüm katılım formlarını halıya serip, alfabetik sıraya koyduğu anda dahil olmuştu organizasyona. O ana kadar, "Sadece koşacağım" derken, bir anda iş yapmayı sevdi. Ben özellikle Leyla'nın ve arkadaşlarının bu işlerde faal olabilmesini de çok önemsiyorum. Böyle böyle bize göre belki de daha fazla gönüllü harekete "alışkın" büyüyüp, daha faal olacaklar diye umuyorum gelecekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, ben kayıt masasını Leyla, Mehmet, Demir, Yasemin'e ve sevgili Ayda, Murat ve Hande'ye emanet edince, arka planda kalan organizasyon işleri ile ilgilendim. Bu bizim için çok iyi bir öğrenme oldu! Bir gece önce, baba müzik işine el attı, ve bu güne uygun olabileceğini düşündüğümüz müzikleri biraraya getirdik. Bir anda, Mary Poppins'ten bir şarkı çalmanın ne kadar güzel olcağını düşündü baba, derken, hem Nehir'in seveceği, hem birlikte dinlediğimiz hem de yeni, eski şarkılardan bir "playlist" yaptık. Bunu yazıyorum çünkü, sevgili Yasmin, 14 yaşında, "Şarkılar çok güzeldi" deyince ayrılırken, "Tamam, iyi bir işi yapmışız" dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili İrem Hanım, tüm cupcakeleri yaparak destek oldu bize! Ve gelen diğer her "teyze" elinde yiyeceği ile geldi. KACUV içecek sponsorluğunu sağladı. Sevgili Duygu, "Bizim çocuklar gelir" dedi, ve minik çocuklarla oyun oynayan iki ağabey geldi. Zaten görebildiğim kadarıyla, Duygu ve annesi yiyecek masası arkasında oldukça etkindiler. Sevgili Tevhide ve Burcu koşu parkurunda gönüllü yer alan grup içinde, kimin nasıl, nerede duracağını belirlediler. Tevhide, mühendis geçmişiyle, benden bir adım önde, parkur haritasını, birkaç adet hem de, basıp getirmişti!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey, gönüllülük anlayışıyla yapıldı. Plaj bayraklarını yapan Yıldırım Bey bile, sadece alışveriş sırasında gördüm, "Bizim de katkımız bu olsun" deyiverdi. İ.T.Ü, zaten, "Her türlü desteği veririz" demişti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksaklık olmadan atlattık! İlk olduğu için, beni endişelendiren öngöremediğim bir "acaiplik" yaşanmadı. En önemlisi, herkesin keyif almasıydı. Ve bir sonraki yıl için önemli fikir, adındaki "koşu" lafını kaldırmak. Bu nedense herkesçe fazlasıyla ciddiye alındı bence. Bir grup katılımcıyı bu sözcük ürküttü!! Bunu değiştireceğiz. "Kebaplı koşu" ... Şaka!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de kendime önemli bir ders çıkarttım. Bir sonraki yıl kayıt masasında duracağım. Çünkü herkese merhaba diyemedim, ortalıkta dolanıyor olunca. Zaten, bir anda, tabi sonrasında hatırladım, Christine ile tanıştığımızda kayıt masasındaydı! Mantıklı! Tam ayrılırken, örneğin, bir kadınla yüzyüze geldim, bana güzel ve dikkatli baktı, ben nereden tanıyorum diye düşündüm... Sonra, ayrıldıktan sonra ama, bir blog takipçisi olup, Nehir'e veda ettiğimiz gün bizimle olduğunu hatırladım!! Lütfen, bir sonraki etkinlikte daha çok tanışma ve konuşma fırsatımız olsun!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu "duman"lı kafamı heyecanıma verin. Biz bütün akışı, o gün "prova" etmiş olduk. Öncesinde , ne olabilir ki desek de, bu kadar basit bir organizasyon bile bir organizasyon!! Bir sonraki etkinliğimiz daha iyi olacak. Daha iyi olacak derken, en önemli eleştirmenim olabilecek, sevgili Bilge, tam puan verince, huzura erdim. Annesi Alman (!) ve böyle etkinlikler içinde yer alan, düzenleyen biri olarak "Çok iyiydi" demesi benim için çok önemliydi. Yine de bir sonraki etkinlikte, artık daha fazla katılımcıyı hedefleyerek, bir organizasyon yapacağız. Ben bu ilk olanı, bir sınırda tutmak, ve yüzümüze gözümüze bulaştırmadan gerçekleştirmek istiyordum. Özellikle öncesinde az zamanımız olduğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptık. O gün Nehir'le bir gün geçirdim. Nehir'in gülümseyen ve izleyen fotoğrafı bizimleydi. Son anda, babası koyuverdi, "Masaya koyalım "diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimle olan herkese buradan da teşekkür ediyorum. En değerlisi, Ayşegül ve Mustafa'nın gelmiş olmasıydı. Sevgili Güneş'i kaybedeli çok da geçmeden, bizimleydiler. Biz de onlarla. Güneş'in ikizi Işık ile tanışma fırsatımız, ve birlikte neler yaparız diye konuşma fırsatımız oldu. Koşunun sonunda yine pembe balonları bırakırken gökyüzüne, ağabeylerden biri, bir kalp bağlayıverdi, bir balonun ucuna, ve hep birlikte Nehir'e, Güneş'e, Ali'ye selam gönderdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün, fakültede koridordayken, ilkokul bir veya ikinci sınıf, üzerlerinde üniforma iki küçük kız beni gördü ve "Nehir'in annesisiniz değil mi?" diye sordular. Ben de "Evet" dedim... "Nehir vardı, Ali vardı, diğer çocuğun adı neydi?" diye sordular. "Güneş" dedim. Biri, "Aa ben Güneş ablayı tanıyorum" dedi, diğeri, "Hayır, o değil, bu Güneş, bebek" dedi... Ben de açıkladım, "Evet, Güneş 4 yaşındaydı, biliyor musunuz o gün kardeşi oradaydı, Işık."...İşte bunları merak eden, Sevgili Fakülte sekreterimiz Nurcan'ın kızıydı ve koşuya gelmiş, bunu arkaşıyla paylaşmış ve birlikte merak etmişlerdi. Sanıyorum doğru yoldayız!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizi çok seviyorum, gönülden verdiğiniz destek, paylaşım, ve duyarlılığınız için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9219657053864599792?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9219657053864599792/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/10/kosumuz.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9219657053864599792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9219657053864599792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/10/kosumuz.html' title='Koşumuz...'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1416875837922674544</id><published>2011-09-07T13:56:00.000-07:00</published><updated>2011-09-08T04:49:42.139-07:00</updated><title type='text'>Pembe Balonların Ardından Bir Yıl</title><content type='html'>Bugün Nehir'i pembe balonlarla uğurlayali, bir yil oldu.&lt;br /&gt;Bizim için önemli bir dönemeç. Kabullenmemiz adına.&lt;br /&gt;Kabullenmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir tesadüfle, 4 Eylül sabahı, beni çok etkileyen bir kitabı bitirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"When Bad Things Happen to Good People".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980lerde yazılmış. Oğlu iki yaşında, erken yaşlılık sendromu ile teşhis edilmiş, 13-14 yaşında öleceği söylenmiş, sonraki yılları, doğumgünlerinde acı çeken ve 14 yaşındaki oğlunu kaybeden bir haham yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir din adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sormuş, sorgulamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi insanların başına bu trajediler neden gelir?&lt;br /&gt;Kader midir? Şansızlık mıdır?&lt;br /&gt;Her şeyi yazgı ile açıklayabilir miyiz? Rassallık nasıl giriyor denkleme?&lt;br /&gt;Din bize nasıl yardım eder? Sınırları nedir?&lt;br /&gt;Böyle trajedilerden sonra insanlar ne yaparlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gibi sorular sorular sorular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için çok ilginç bir buluşma oldu. Kendi kendime vardığım sonuçları bir din adamından dinlemek, okumak. Bana çok da huzur verdi. En önemlisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirken de demiş ki, evet olgunlaştım, çok daha iyi bir haham oldum, ama oğlumu geri almak için bir saniyede hepsini verirdim. Sıradan, sığ bir adam olurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet evet evet. Hiçbir bilgelik düzeyi bu deneyimi anlamlı kılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte bugün webistemiz işlerlik kazandi. İster Koş İster Yürü...Ayrintili bilgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.coyag.org/"&gt;www.coyag.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de yeni bir blog olusturdum, COYAGa bagli olacak. Burasi hala bizbize kalsin istedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönüllü bize o etkinlikte yardim etmek isteyecekler, bana yazabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutla, umutla, umutla!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'im seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1416875837922674544?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1416875837922674544/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/09/pembe-balonlarn-ardndan-bir-yl.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1416875837922674544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1416875837922674544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/09/pembe-balonlarn-ardndan-bir-yl.html' title='Pembe Balonların Ardından Bir Yıl'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2940432909918299649</id><published>2011-09-04T09:39:00.000-07:00</published><updated>2011-09-04T10:00:24.480-07:00</updated><title type='text'>Nehir'im, tatlım</title><content type='html'>Sensiz bir yılı geçirdik.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dile kolay, yüreğe zor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ablan diyor ki, "Ama Nehir için en zoru, o tüm ailesini kaybetti"... Seni konuşuyoruz, kaybının ne kadar haksızlık, ne kadar zor olduğunu. Böyle şeylerin az rastlanan bir şanssızlık olduğunu, tekrarlayıp duruyoruz. "Olmadı", diyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kabulleniyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben kabullendim. Aklım kabul etti, yüreğim zaten baştan beri reddetti. Bir hayal gibi hayatımıza girdin, çıktın sanki. Bir nefeste. Bizi teselli etmeye çalışıyorlar, hala ara ara...Tesellisi yok oysa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz seni düşündük bugün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annen, baban, ablan, kuzenlerin, halan, enişten, dayın, yengen, anneannen, dedelerin, babaannen, hep birlikte helva pişirdik. Meğer birlikte helva pişirmek ne güzelmiş. Birlikte pişirmek. Senin seveceğin gibi dondurmalı, senin seveceğin gibi çileklerle (blueberry bulamadım tatlım). Senin seveceğin pembe şekerler yedik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz seni düşündük bugün tatlım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel gözlerini, güzel gülümseyişini. Muzurluklarını, alıp başını gidivermelerini, kendine dolaptan elbise seçişini, güzel elbiseler giydiğinde kendinle mutlu bakışlarını... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve seni sarmalayan sevgiyi. Bizi yalnız bırakmayan. Bugün de, o acı dolu günde de, sonrasında da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Minik kızım huzur içinde kal. Seni seviyoruz ve çok özlüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2940432909918299649?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2940432909918299649/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/09/nehirim-tatlm.html#comment-form' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2940432909918299649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2940432909918299649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/09/nehirim-tatlm.html' title='Nehir&apos;im, tatlım'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8042192921309371428</id><published>2011-08-07T07:43:00.001-07:00</published><updated>2011-08-07T23:33:47.099-07:00</updated><title type='text'>Haberler</title><content type='html'>Özlem'cim, yazmıyorsun demiş. &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında blogun sonuna geleceğiz, çünkü İstanbul'a döndükten sonra yazabileceklerim, herkesin bildiği şeyler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nehir'im bizimle. Bazen silikleşiyor. Belki de diyorum, hafızamın unutmasına izin vermeliyim. Yani doğa bize böyle bir savunma mekanizması vermiş, başaçıkmak için...unutmak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama işte bir şey gelip yakalıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili arkadaşım Gonca uğradı, iş çıkışı...Bir zamanlarki hayatımızda olduğu gibi. Leyla'ya bir şey getirdim, dedi. Bir baktım, hani o ütüyle yapıştırılan minik boncuklardan. Bir anda gözlerim açıldı, bilemedim ne düşüneceğimi. O kadar çok yaptık ki. En çok da Fort Worth'de. Sonra New York'ta. Hala sakladığım bir çiçek ve kalp var. Şu anda yapamayacağım bir şey, el işi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyi, nasıl beni yakalayacağı belli olmuyor. Bir anda, tüm günü "normal" geçirmişken, dağılıveriyorum. Carole yazmış, hep güçlü olmak zorunda değilsin, bırak kendini diye.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sanki dünyanın en olağan işiymiş gibi, Zincirlikuyu Mezarlığına gittim. Nehir'in mezarını yaptırmak için oradaki bir usta ile anlaşmak lazım. Beğendiğim bir taş ve mezar var, onu yapanı öğreneyim dedim. Genç bir çocuk, hakla ilişkiler diye bir ofiste oturuyordu. Girdim. Sordum. Telefonunuzu alayım, öğrenebilirsem sizi arayım, dedi. Ben de, sanki eve kapı yaptırıyormuşum gibi, evet, kızımın mezarında adı yok, beni bu üzüyor dedim...Der demez de kendimi dışarı attım, gözyaşlarımla birlikte.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Acaip işler bunlar. Bu da bir iş. Ama hiç yapılmaması gerken. Nehir büyümeli, annesi ve babası için bir mezar yeri bulmalıydı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte bu saçma anlar dışında, sanki biraz daha alıştık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kavgalar azalmadı. Her gün, rutin, eve gelince, park kavgası. Derken tepemizden geçen helikopterler. Birileri araç olarak helikopter kullanıyor. Bir gün aşağıdan havai fişek fırlatmak gibi deli fikirler var aklımda. Bazen, "O kadın mı, kızını kaybetti, biraz delidir" desinler ve ben de delilikler yapayım diyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Delidir ne yapsa yeridir. En güzel özgürlük!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oysa biz hep medeni, biz hep anlayışlı, biz hep düşünceli, biz hep saygılı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ahhhhhhh.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Deli deli kulakları küpeli, deli deli kulakları küpeli...olmak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdilerde evde espresso yapma maceralarına giriştim. Yaklaşık 5 yıldır bir dolapta duran makinenin aslında iyi bir makine olduğunu anlamam için, Ithaca'ya gidip kahve içmem gerekliymiş. Biliyorum, komik ama geç değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve Nehir ile "raw" yemek için almış olduğum en önemli yatırımım mikseri de kullanmaya başladım. Ayran yaparak!! Ha ha bu kolaydı. Sırada "smoothie" ve sebze suları.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Koşuya devam. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve Nehir için koşu hazırlıklarına devam.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Esas duyuruyu, websitesi olunca yapacağım ama not edenler etsin. 25 Eylül, pazar günü, İTÜ Ayazağa Kampüsünde, "fun-run". İster yürü, ister koş! Nehir'in anısına KAÇUV yararına! Heyecanlıyım. Umarım, güzel bir gün olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncesinde biraz Bodrum. En son, 2008 yazında yüzmüştüm. Uzun bir araba yolculuğu yapmak istiyorum. Sabah, iyice erken bir saatte yüzmek. Kimse yokken, deniz dalgasızken. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haydi, herkese güzel bir Ağustos diliyorum!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;NOT: Koşuyu KAÇUV ile birlikte yapıyoruz. Makbuz karşılığı alacağınız koşu, veya o güne katılım ücretleri, KAÇUV'a bağış olarak toplanmış olacak. Büyük katılım, çocuk katılım, aile katılım ücretleri/biletleri olacak. Karşılığında bir tişörtünüz, bir katılım rozetiniz olacak. Ve özellikle de koşanları düşünerek basit bir yiyecek (poğaça ve minik kek olarak düşündüm) ve su ikramımız olacak. KAÇUV'dan Sevan Hanım bize çok yardımcı oluyor. Meyve suyumuz da olacak sanırım. Hatta kahvemiz de olabilir. Minikler için de kısa bir koşu olacak ve umuyorum bir, iki masada etkinlik olacak. Yani benim aklımdaki ailecek bir-iki saatinizi, bir pazar günü açık havada, "hareket" ederek geçirmeniz, Nehir'i hatırlamamız, çocukluk dönemi kanseri hakkında farkındalık yaratmak, arttırmak ve bunu yaparken Nehir'in arkadaşlarına, boyutu önemli değil, bir katkımız olması. Günün sonunda hepimiz, "Bugün ben kanserli bir küçük çocuk için orada bulundum, yürüdüm" diyeceğiz. Bunu özellikle de başka çocukların da diyecek olması bence çok anlamlı. Bence gönüllü faaliyetlerinin gelişmesi bu yolla olacak. Yani çocuk yaştaki katılımlarla. Bizler de kafamızı çevirmek yerine dönüp bakmış olacağız. Ve Sevcan Hanim'ın dediği gibi, ben de yüzde yüz katılıyorum, "ajitasyon" yaratmadan, neşe ile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu kabaca, projemiz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8042192921309371428?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8042192921309371428/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/08/haberler.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8042192921309371428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8042192921309371428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/08/haberler.html' title='Haberler'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5197066450027895588</id><published>2011-07-15T10:50:00.000-07:00</published><updated>2011-07-15T23:28:13.719-07:00</updated><title type='text'>Haydi Koşuya</title><content type='html'>Ah evet, ne zamandır aklımda, da nasıl toparlarım diyordum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında bu tür, yani "walk-to-run" programları internette bulabilirsiniz. Bu bizim yapmış olduğumuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Toplamı 12 hafta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genel: salı, perşembe ve haftasonu bir gün. Yani haftada üç kez. Salı günleri "aralıksız", perşembe günleri "aralıklı", haftasonları ise süreye bağlı, kendinize kalmış. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Program:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı: Sadece Yürü&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;Perşembe: 1K/9Y x 3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;Pazar: Y/K 30 dakika &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani, salı günü 30 dakika yürüyüş, perşembe günü, 1 dakika KOŞ, 9 dakika YÜRÜ, ve bunu 3 kez yap, toplam hep 30 dakika olacak. Haftasonu nasıl istenilirse, yürü/koş, 30 dakika, sonra süre artıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşağıdaki şekilde artarak gidecek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2. Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:3K/27Y&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe: 2K/8Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K 30&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:6K/24Y&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe: 3K/7Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K 30&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;4.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:9K/21Y&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:4K/6Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar: Y/K30&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;5.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı: 12&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:5K/5Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K30&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;6.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:15&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:2.5 km&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K35&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;7.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:18&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:6K/4Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K35&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;8.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:21&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:7K/3Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K40&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;9.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:24&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:8K/2Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K40&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;10.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;Salı:27&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:9K/1Y x3&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K45&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;11.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Salı:30&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:5km&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K45&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;12.Hafta&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;Salı:30&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;    &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Perşembe:30 dakika&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;  &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Pazar:Y/K45&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dikkat edilecek noktalar(bana söylenenler):&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Başkalarıyla yarışmayın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. İyi bir koşu ayakkabısı edinin. Eski olmasın. Ve koşu için olsun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Isınma hareketleri yapın, 10 dakika. Bunları youtube dan bulabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Öncesinde mideniz çok dolu olmamalı, veya susuz...Bu konuda bedeninizi dinleyin. Örneğin, "sancı" giriyorsa, bunlarla ilişkili olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Genel kural: Bedeninizi dinleyin, durmanız gerekiyorsa, durun. Programı yavaşlatın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6. Nefes alın, ağızdan, burundan karışık, kural yok. ama alın!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7. Omuzlar rahat olmalı, ve dik bir duruş, karın %50 içeri çekik, göğüs kafesi açık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;8. Ayakların basışı, doğru olmalı. Bu konuda da youtube dan yararlanabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;9. Eğer zorlanırsanız, yavaş koşun ama sürelere sadık kalın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10. İdeal adım sayısı, dakikada 180. Ben henüz tutturamadım, ama başladığımda 160 gibiydi, amaç biraz biraz arttırmaya çalışmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim deneyimim:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başlangıcı zor, 1 dakikadan üçe geçiş, sonrasında, 6 ve 9...Ama bir bakıyorsunuz 20 dakikaya gelince, bayağı bayağı koşuyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutmayın koşu aslında dizleri zorlayan bir spor. Ben de ara ara zorlandım. Zorlanınca, bırakıp, spor salonuna gidip, "elliptical" gibi kardiyo aleti yaptım, dizlere yüklenmeden. Yani, lütfen, "eğlenceli" ve "yararlı" olduğu sürece yapın, ızdırap olmamalı, veya sakatlığa yol açmamalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eylülde, Nehir'i anısına düzenleyeceğimiz koşuya (fun-run) şimdiden bekliyoruz!!! Madem!!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bununla ilgili çalışmaya yeni başlıyoruz, ilerledikçe, ilerleyince daha detaylı bilgi veririm, ama heyecanlıyım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;NOT:&lt;/b&gt; Bugün Elif Hanım mail atınca yazayım dedim. Koşuyu İTÜ Ayazağa Kampüsünde ve KACUV (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) yararına yapacağız. İTÜden tarih almayı bekliyorum, resmi izni. Haftaya da parkur işine bakacağım. Bir yandan da yapılacaklar listesine göre çalışma programı. Herkes koşmayacak!! Meraklanmayın! Amaç, biraraya gelmek, Nehir'i yine onun seveceği şekilde anmak ve Nehir'in arkadaşlarına yardım etmek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gönüllülere ihitiyacımız olacak, ve bu "event"i duyurmaya. Ama önce biraz çalışma yapmalıyım! Bilgilendirmeye devam edeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5197066450027895588?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5197066450027895588/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/07/haydi-kosuya.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5197066450027895588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5197066450027895588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/07/haydi-kosuya.html' title='Haydi Koşuya'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1736790674880289597</id><published>2011-07-09T01:13:00.000-07:00</published><updated>2011-07-09T01:59:34.788-07:00</updated><title type='text'>Anılar İçinde Varolmak</title><content type='html'>İki haftayı biraz geçti...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnişler çıkışlar devam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evde rutine giremeyen tek kişi benim. Leyla'yı hemen yaz okuluna göndermeye başladık. Hem spor yapsın, hem de evde tek başına, komşu çocuk da yok burada, kalmasın diye. Babişko, servisle de gidip geldiği için, belli saatlerde gidip geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ise çabalıyorum. Metro ile mi gitsem, arada taksi, acaba araba, aklımda eski Vespa'm. Evin işlerini nasıl düzene koysam. Sporumu nasıl düzene koysam. Yani gündelik hayatımı bir düzene sokma çabasındayım. Yeni rutin yaratma çabası. Kadının "juggle" etme halleri. Bazı günler daha verimli, bazıları değil. Ara ara gece uykum kaçmış bir halde uyanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Etrafım anılarla çevrili. İşte bu zor. Şaka bir yana hep aynı yerde yaşamışım. Bu büyük bir lüks, ama bir yandan da sokağa her adım attığımda, sanki 30 yılın içinden geçiyorum. Genç kızlığım, genç kadınlığım, sadece Leyla ile olan hayatım, Nehir, Nehir sağlıklıyken, Nehir hasta iken...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sanıyorum, 2008 kasımdan bu tarihe olanlar beni o kadar şaşırttı ki, o ara o kadar başka türlü yaşadım ki, şimdi başka bir gezegen veya yüzyıldan geri ışınlanmış gibiyim.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Varolmanın dayanılmaz ağırlığı, hiç çıkmıyor aklımdan. Tam da böyle. Üzerimde büyük bir ağırlık. Ve "Nasılsın" soruları. "Nasılsın, iyi misin?" sorusuna dayanamıyorun. Çünkü, "Hayır, iyi değilim" demek istiyorum. "Çok şükür" demek içimden gelmiyor. Beni en çok zorlayan, işte bu gündelik hayattaki bu sıradan, laf olsun diye sorulan, yanıtı da hep belli olan soru. Belli değilmiş meğer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir geçiş dönemi bekliyordum. Çok ağır bir depresyona girmeden, hafif hafif, alışmayı umuyorum. Bu hafta yataktan dahi kalkamayacak hissettiğimde, kendimi kaldırıp, spora gitmeyi başardım. Çıktığımda düzelmiştim. Geçen pazar sabah 5.30'ta uyanıp, Belgrad'a gidip, koşunca, kendimi iyi hissettim. Bütün iş spor yapmakta benim için. Ne olursa olsun, sürünsem de yapmalıyım. Başka türlü kendimi ayakta tutmakta çok zorlanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu rutini bir oluşturabilsem. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı yerlere gitmek istemiyorum. Nehir'le gittiğim. Hasibe Hanım örneğin. Kapısından adım attığımda, ağlamaya başlayacağımı o kadar iyi biliyorum ki, "Nasılsınız" sorusuyla...Gitmedim. Ne yapacağım, nasıl alacağım sebze meyveyi, organik, derken, Kanyon'da cumaları organik stand açılır olmuş. Beni kurtardılar. Üstelik çok da tatlı kadınlar. Bana çiğ bamya yedirdiler, derken acur. Ben sertifikaları, ürünlerin yörelerini sordum. O sırada, esas ilgili genç adam geldi. Yüzü tanıdık geldi, ama çıkartmam, hele bu aradan sonra, çok zor. O beni tanıdı. Feriköy'deki pazardan. "Saçlarınız uzundu", dedi. Ben de hatırladım. Nehir'e bol bol kırmızı üzüm aldığım tezgah. Genç adamların olduğu, güzel de muzları olurdu. Taa, 2008 ve öncesi. "Çocuklarla gelirdim, evet" dedim. Böyle olunca Kanyon'daki tezgah benim için yakınlaştı. Keçi sütünden peynirler, terayağ, yan masada organik sabun, şampuan...Fiyatları henüz karşılaştıramadım. Ama çok önemli değil, bu kadar anı içinde "yeni"liklere ihtiyacım var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada "eski"ler hoşuma gidiyor. Levent'te hep alışveriş ettiğim kırtasiye vardır. Genç bir adam, dükkanda büyüdü, hala da adını öğrenmedim, buranın hala tutunuyor olmasını çok seviyorum. Zaten çarşıda değişmeyen, düşüneyim, Venüs, Merkez, belki de bu üçüncü yer. Oraya girdim, fotokopi için. Sağıma baktım, "moleskin" ajandalar! 2008'te ilk kez almıştım... İki tane var, içleri dolu. Saklıyorum. Gündelik, okulla ilgili yapacaklar derken Nehir'in hastane notlarını alır olmuştum. Bloga başlamadan önce. Sonra, TR'ye dönerken yenisini almıştım, o çok dolu değil...Gelmeden önce arayıp durdum, 18 aylık olanını, bulamamıştım. Meğer çıkmamış. Levent'te, küçük kırtasiye dükkanında buldum. Çok satmadıkları için sipariş vermemişler, ben isteyince, aradı, buldu, ertesi gün geldi. İşte, böyle basit anlarda, bu "tanıdık"lık hissini, "küçük" dükkanları, "mahalle"de olmayı çok seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün ara ara yokladığım sitelere baktım. Kanserle mücadele eden. Güneş, iyi değildi, uzun süredir. Bekleniyordu. Ama bekleniyor olması kolaylaştırmıyor. Ayşegül ve Mustafa Güneş'lerini kaybetmişler. Yoğun bakımda, makinede iken dört yaşında olmuştu. Çok mücadele ettiler. Güneş huzur buldu artık. Allah Işık'a, Güneş'in ikizi, uzun ömür versin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte, hayat karmaşası.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1736790674880289597?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1736790674880289597/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/07/anlar-icinde-varolmak.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1736790674880289597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1736790674880289597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/07/anlar-icinde-varolmak.html' title='Anılar İçinde Varolmak'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2768494990720847741</id><published>2011-06-26T01:04:00.000-07:00</published><updated>2011-06-26T01:54:08.890-07:00</updated><title type='text'>İstanbul: Yeniden.</title><content type='html'>Uçtu uçtu, kuş uçtu... Derken geliverdik. Çarşamba günü vardık.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öncesi: Ayıklama, toplama, sığma, sığdırma...ve vedalaşma. Önce Ithaca'ya veda ettik. Biraz zor oldu. Temiz havalı, sakin, yeşil Ithaca aklımızda, gönlümüze de tahtını kurdu. Edindiğimiz arkadaşlıkları saklıyoruz. Beslemeye devam edeceğiz. Ithaca'ya güzellemeyi yazacağım, sonra.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Araba kiraladık ve NY'a geldik. Uçağımız gece olduğu için zamanımız vardı. Önce Leyla için denklik belgesi aldık, konsolosluktan. "Dönüşte alıması güç olacak", dedi, eğitim ateşesi. Ben, önce anlamadım, "Sanmıyorum, eski okulunu çok seviyor", deyiverdim. Meğer, aradaki eğitim farkını söylüyormuş... "Ah", dedim, "Evet, bütün iş çocukların eğlenmesi burada". Ateşe, gülümsedikten sonra, "Ama biz de çok zorluyoruz", dedi. Düşündüm, doğru. Arada bir yerde denge kurmak lazım. Biraz akademik zorlama, bence iyi, ama nerede duracağız. Öğrenirken eğlenmek de önemli, ama orada da durmak gerekiyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşimiz çabuk bitince, RMH'ye uğrayalım dedik. Yakına RMHnin önüne parkettik. Leyla heyeceanlandı, "RMH!!!". Tam arabadan indik, Maria'yı gördüm. Kızı Leyla ile yaşıt, ahbap olduğum, ve çok sevdiğim iki anneden biri. Biliyordum, o tarihte NY'ta tarama için olacaklarını ama haber vermemiştim, uğrayabileceğimizden emin olmadığım için. Sarıldık. Yanlarında geçen yaz, Leyla'nın çok sevdiği yaz kampı ablası. Leyla'yı görünce o da sevgiyle sarıldı, "Hadi gel içeri, Ben -başka bir abi- içeride ona mutlaka merhaba de" deyiverdi. İçeri girdik. Kapıdaki görevli ile selamlaştık bu kez...Çalışanlara merhaba dedik. Artık eve döndüğümüzü, ve güle güle demek için uğradığımızı anlattık...Leyla oyun odasına gidiverdi. Yenilenmiş. 5 dakika içinde kartondan bir araba yapmıştı bile. Biz aşağıya indiğimizde, geçen yıldan bildiğim birkaç çocuğu gördüm. Hala tedavide olan. başka çocuklar gördüm... Yüzleri, kemodan, beyazlamış, soluk... İçimden, hasta görünüyorlar, dedim. Oysa bir yıl önce Nehir de böyle iken, belki de, ne kadar da normaldi herkes bizim için. Şimdi, "dışarıdan", farklılaşmıştı her şey. Bir kız çocuğu gördüm. Saçı dökülmüştü. Hala tam çıkartamadım, geçen yıl, saçı vardı ama eminim. Aklıma takıldı, acaba nüks ettiği için mi öyleydi. Karmaşıklaştım orada.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra dışarı çıktık. Babişko, "Haydi, Üsküdar'da birşeyler yiyelim," dedi. Leyla heyecanlandı, "Mantııı" diye. Gittik. Hüseyin Bey yoktu. Ortağı vardı. Sipariş verirken, "Sizin bir  de küçük çocuğunuz vardı değil mi", deyince, ben koyverdim tabi. Adamcağız da ne yapacağını bilemedi, "Hayat devam ediyor" gibilerinden birşeyler dedi, içeri gitti. Derken Hüseyin Bey geldi. Onun la da biraz sohbet ettik. Böylece Üsküdar'a da veda ettik. Çamlıca gazozu, mantısı, nefis etli yaprak dolması, ve her zaman çok ilgili, saygılı, beyefendi Hüseyin Bey'i görerek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıktığımızda bir saatimiz vardı. Bu kez, "Haydi, Central Park'a yürüyelim", dedim ben. "Uçağa binmeden biraz yürümüş oluruz". Arabayı zaten RMH'den sonra otoparka bırakmıştık. Babişko ve Leyla'da tekerlekli çantalar, benimse sırtımda sırtçantam. Yürümeye başladık. Bir anda farkına vardım. Sırıtmdaki çanta, yürüdükçe ağırlaşınca. Nehir'e veda ediyorduk, tipik bir hastane gününü yeniden yaşayarak!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Parka gidip, bir banka oturduk. Derken, babişko, kafasini eğiverdi. "Ne oldu?" diye sordum. "Kafamdan bir böcek uçtu sanki" dedi. Bir saniye sonra, baktık, bir kelebek. Geldi kondu babanın omzuna. Ve gitmedi. Oturduğumuz bir saat boyunca, babanın omzuna geldi, uçtu, tekrar geldi, benim bacağıma kondu, bankın arkasına...bizimle kaldı. Artık gitme zamanı geldiğinde o kelebeği orada bırakmak istemedik. Ayrılmak çok zor geldi. Zaten tüm bu vedadan zorlanan ben oracıkta da ağladım, ağladım, ağladım. Nehir'imin bir parçası hep orada, biliyorum. En sonunda kaltık. Baktık kelebek bir genç kızın kitabına kondu bu kez. Baba dediki, "Herkese konuyor bu". Ben de, "Kendine arkadaş buluyor" dedim. Çok duygu yüklü bir veda oldu, olması gerektiği gibi. Sürrealdi, yaşadığımız her şey gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelince Carole'a yazdım. Dediki, "Nehir'i bize bıraktığını düşün, bu seni rahatlatır" dedi. Gerçekten de, böyle düşünmek. Üstelik, annesi Upper East Side'da yaşadığı için, sık sık onu ziyarete gittiklerini, artık Üsküdar'ı, RMH'yi daha iyi tanıdıklarını bilmek, beni rahatlattı.   &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte böylece uçağa gittik. Leyla, havaalanında, "O kelebek gerçekten Nehir miydi?" diye sordu. "Bilmiyorum, ama biz öyle hayal ettik", dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Vardık. Leyla gece yastığa başını koyduğunda, "En sonunda Türkiye'ye geldik" dedi. Döndüğümüz için en mutlu o. Ara sıra anlattıklarından özlediği şeylerin, küçüklüğünde birlikte yaptığımız şeyler olduğunu anlıyorum. Anıları var. Çocukluk anıları. Mutlu anıları. Birlikte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazen üzülüyorum, Leyla'nın hatırladığı annesinden farklılaştım diye. Daha üzgün, daha sabırsız, daha az birlikte bir şeyler yapan bir kadına, anneye dönüştüm. Leyla, bu anlamda, sadece kardeşini değil, ailesi de kaybetti. Umuyorum, hem babişko, hem ben, biraz daha iyileşir, biraz daha gülümser hale geliriz ve yeniden mutlu anılar biriktirmeye devam ederiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bize soruluyor ya hep. Burayı mı özlediniz, Ithaca mı...Nerde yaşamalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hiç farketmiyor. Her yerde o boşluk var. Mekan farketmiyor ki, yaşadığımız esas zorluk içimizde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evimizde olmak hem güzel, hem zor. Nehir'in hayali gözümde. Onunla ilgili imgeler gözümün önünde. Bu hem zor, bir yandan da güzel. Ya da bu imgelerin bana kendimi daha iyi hissettireceği bir an gelecek diye umuyorum, diyelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha bir de, yazmayalı, Leyla'm 10 yaşında, bense 42 oldum. Hatırlayıp da yazanlara içten bir teşekkür!! 40 yaşımdan beri her yıl sanki bin yıl ekleniyor üzerime. Neyseki, dünkü başarısız mahalle arası koşu denemem, bugün Boğaz'da başarıyla sonuçlandı. Ve ben kendime gelmeye başladım. Baksanıza oturdum, yazdım en azından!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoşbulduk!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Koşu programını yazacağım, zaten eylülde hep birlikte koşacağız inşallah! Hazırlanmakta fayda var yani!!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2768494990720847741?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2768494990720847741/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/06/istanbul-yeniden.html#comment-form' title='22 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2768494990720847741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2768494990720847741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/06/istanbul-yeniden.html' title='İstanbul: Yeniden.'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6379908861771416598</id><published>2011-06-07T07:16:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T11:33:40.718-07:00</updated><title type='text'>Ara</title><content type='html'>Evet, uzun oldu ara. Olmuş. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kez dönmeye yakın, önce biz kısa bir gezi yaptık. Sarper ve Serdar Amca'lara. Çok eskiye giderseniz, bizi Houston'da ziyarete geldiklerini hatırlarsınız. Nehir ile birlikte, Houston'daki sevgili restoranımız İstanbul'da yemek yemiştik, hep birlikte. Güzel günlerimizde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kez biz onları ziyarete gittik. Sarper'in (Andrea'nın) ve Serdar'ın evsahipliğinde, yedik içtik... Annelik-babalık, çocuk yetiştirme üzerine "derin"leştik. Kadın-erkek, anne baba farklılıklarımızı konuştuk. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra da Washington DC'ye gittik. Bu kez, Leyla, küçük Leyla ile karşılaştı. Yine babişkonun eski bir dostunda, Ayşe'de, kaldık. Aaa, yazınca hatırladım, iki Leyla arasında bir dilek tutsaymışım. Gerçi, benim bir dileğim vardı hep. O da olmadı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Washington'u çok sevdim. Tam bir başkent havası var. Biraz Paris'e benzetmişler. Müzelerini gezdik. Leyla, en çok havacılık müzesini sevdi. Bir de yeni bir müzesine gittik. "Newseum". Habercilik müzesi. Bu, ilginç oldu. Leyla'yı bunca yıl, kötü haberden saklayıp, pat diye önüne tüm yılların savaş, ve felaket fotoğraflarını çıkarmak, habercilik açısından ilginç ama annecilik açısından felaket oldu. Kendime sıfır puan verdim. Nasıl da düşünemedim. İçeri girince de, girmiş olunca, bilemedim. Katrina, 11 Eylül, depremler, savaşlar. En zoru Pulitzer ödüllü fotoğraflarıydı. Hani meşhur Vietnam'daki koşan çocuk fotoğrafı... Neyseki, diyebilirim, Bin Laddin öldürülünce, tüm 11 Eylül hikayesini öğrenmiş olmuştu, okulda, en azından bu olay yepyeni olmadı. Sanıyorum, yaralı bir asker görüntüsü ona en çok dokundu, bakalım kaç yıl zihninde yer etmiş olacak. Hani bir yerden, gerçek hayata başlamak lazım da, bu çok yoğun oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En çarpıcısı ise, basında özgürlik haritasıydı. Türkiye, "yarı özgür" diye sarıya boyalıydı. Ama kırmızıya gelmesine sadece dört puan kalmış! Leyla'ya özgür habercilik konusunda, tarafsız habercilik konusunda bilgi oldu. Tüm dünyaya baktık, en özgür yerlere...İskandinavya tabi. Yazık ki ne yazık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eğlenceli bölümü ise, yaptığımız kısa haberdi. Leyla bir basket maçınının açılışını yaptı, "prompter"a bakarak. Ben ise yılların birikimiyle, "Beyaz Saray" önünden bildirdim!!! Ama görüntüyü izlediğimde gül gül yerlere yattık, zira prompter a bakarken, şaşı olmuşum! Muhabir deyip geçmemeyi öğrenmiş oldum. Gözler nasıl yerinde kalıyor bilmiyorum!! Bu da mı yaşla ilgili acep?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Habercilik müzesi, gittiğimiz ilk müzeydi ve sonraki havacılık müzesi ve "casus" müzesi Leyla'nın zihnini  dağıtmış oldu. Casus müzesine ben önce itiraz ettiysem de, "suni" bulduğum için, tabi ki en çok onda eğlendik. Girişte kimlik değiştirdik, aralarda sorguya çekildik, bir misyon bitirmeye çalıştık. Casus numaraları öğrendik. En zevklisi, havalandırma borusunda yürüyüşümüzdü! Tüm çocukluk  fantazileri gerçekleşmiş oldu.  Şimdi ben fantazi yazınca, "yasaklı" olacak mıyım acaba??&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu geziden sonra, döndük. Bu kez halalar bizi ziyarete geldiler. Sanıyorum, böyle hayal etmemiştik buluşmayı. Tuhaf oldu. Dört kuzen yerine, üç. Mina, Nehir'den bir ay küçük... Kalbim yanında Nehir'i aradı. Yine de iyi başaçıktık, hem Mahmut, hem ben. Zaten Zeynep'ler bize çok iyi zaman geçirttiler. Yine yedik, içtik. Sanıyorum Türk Türk'ü bulunca yemek yemek kaçınılmaz oluyor!! Ithaca'da bir haftasonu var, her yer kalabalık O da Cornell'in mezuniyet günü. Onu yakalamış olduk! Her yer ana baba günü, sanırsın ki koca şehir burası. Restoranlarda yer yok. Ama güzeldi. Hep birlikte Ney York'a gittik. Cengiz Amca'ları da gördük. Ben Yaprak'ı da gördüm. Bir de baktım Gözdem gelmiş. Yani genel bir "re-union"du!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;New York'u ne yapacağım bilmem. Her gittiğimde, Nehir'den bir parça oradaymış gibi hissediyorum. Bu kez, Central Park'ta koştum. Evet. Koşarken bir baktım, Nehir'i götürdüğümüz parkın yanındayım. Tuhaftı. Nasıl da yorgundum o zamanlar. Ama her seferinde illaki götürüyorduk. Sıcak havada, bacaklarım bedenimi taşımakta zorlanırken. Üstündeki çanta ile ağırlaşmış arabayı itmekte zorlanırken. Ama parka ulaştığımızda, Nehir'i temiz havaya, yeşile götürmüş olmanın huzuruyla rahatlıyordum. Rahatlıyorduk. Banka oturuyorduk. Leyla ve Nehir parkta oynuyordu. Nehir, hele güçlü zamanlarında, ayağa kalkıp, yürüyordu, kayıyordu, sallanıyordu... Yine güzel günlerimiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;NY'ta iken, güzel bir tesadüfle, hayatını nöroblastomdan kaybetmiş Alex'in, ailesinin kurmuş olduğu vakfın, Toys R Us ile anlaşma yaptığı ve açılış günü haberi geldi, e-posta ile. İki ay boyunca vakfa destek olacaklarmış. Biz de açılışa gittik. Sandra da geldi Mark ile. Orada buluştuk. Alex'in Lemonade Stand'i temasını kurmuşlar. Times Squaredeki büyük mağazaya. Alex, dört yaşında iken, "Ben limonata satmak ve gelirini hastaneye bağıişlamak istiyorum "demiş. Ve annesi babası ile bu hareket büyümüş, ve vakfa dönüşmüş. Bu çok çok önemli bir destek. Dünyanın en kalabalık oyuncakçı mağazasından biridir herhalde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz de sabah erkenden gittik. Alex'in annesi ile konuştuk biraz. "Bana en zoru ikinci yıl geldi, herkes birinci yılı söylüyor" dedi. "Daha iyi olacaksınız" deyiverdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En çok ama Sandra'nı anlattığı dokundu bana. Mark'a insan vücudu kitabı almışlar. Beyin bölümüne geldiğinde, "Nehir'in yarası neredeydi? Burada mıydı?" diye sormuş. Sonra da, "Ölmesi gerekli miydi?" demiş. Ham Mina, hem Mark büyüyorlar. Mina'yı fiziksel olarak çok değişmiş gördüm, Mark ise biliişsel olarak beni çok etkiledi. Nehir'in varlığını ve yokluğunu anlayıp, kafasında bir şekilde süzmüş olduğunu görmek beni çok duygulandırdı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte ara böyle bir ara idi. Şimdi yazınca, yine yoruldum. Kimi zaman duygusal olarak, kimi zamanda fiziksel olarak çok yoğundu. Tüm bunlardan sonra Ithaca'ya döndüğümüzde, içimi bir huzur kapladı. Bir şekilde, hem ben hem babişko, asabi mişiz. Onu anladım. Bir yandan "normal" yaşarken, içimizde bir sürü duygu geliyor gidiyor. Etrafa rahat görünüyoruz diye kendimizi sıkıyoruz kimi zaman. Ithaca'daki sakinliğe dönünce, sanki ikimiz de gevşedik. Hatta Leyla da. Leyla'nın ilk söylediği, "Biraz sebze yiyelim" oldu! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi dönüş toplanmasına başlayacağız. Başladık biraz biraz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün kütüphanedeyim. Buradaki işimi bitireceğim!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6379908861771416598?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6379908861771416598/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/06/ara.html#comment-form' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6379908861771416598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6379908861771416598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/06/ara.html' title='Ara'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4339654176086543378</id><published>2011-05-16T19:28:00.001-07:00</published><updated>2011-05-16T20:28:06.930-07:00</updated><title type='text'>Gözyaşları Hiç Durmazmış</title><content type='html'>Anladım, bunu da anladım. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu ara üstüste geliyor. Önce tatlı Esther'in gidişini öğrendim. Derken, bu yaz tanıdığım, bir nöroblastom annesi facebook'taki Nehir ve Leyla'nın fotograflarina, basitçe  "güzel" deyivermiş... Ama beni aldı mı bir dalga yine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra da Christine ile buluştuk. Christine bana Ithaca'nın bir hediyesi. Yaşadıklarımız benzer, yaşadıklarımız karşısındaki tepkilerimiz, mücadelemiz. Ve Christine ve eşi, kızlari Mira adına kurdukları vakıf aracılığıyla çok güzel işler yapıyorlar. Buluştuğumuzda neler yaptığını, bizim TRde neler yapabileceğimizi de konuşuyoruz. Güzel kalbi kadar, bir de o kadar güzel bir aklı var. Benim gözlerim kahverengi açılırken, onunkiler de mavi mavi açılıveriyorlar sohbet ederken!  Aslında hayalim, İstanbul'da yapacagimiz bir etkinlikte onu da görmek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Christine ile laf lafi açtı, birdenn yoğu bakımda yaşadıklarımızı konuşur olduk. Dökülüverdik. İkimiz de... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güzel bir şey söyledi. "Hardship" ve "tragedy" farklı şeyler; bizimki trajedi dedi. Evet, dedim. Hiç olmaması gereken bir trajediydi ve bu yükle yaşamak çok zor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün de üyesi olduğum nöroblastom ailelerinin e-posta listesine bir e posta geldi. Bir anne, çocuğunu kaybetmiş olan ailelere yardımcı olmak için bir websitesi oluşturmuş. İngiltere'de. Baktım. Oğlu, Nehir'le yaşıtmış... aynı dönemde tedavideymişiz. Onlar temmuz ayında kaybetmişler... Yine bir fasıl aldı beni, tabi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu websitesinde, zaman zaman etraflarından yeterince anlayış göremediklerini yazmışlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şanslıyız, diye. Nehir'in ilk teşhisinden beri yalnız kalmadık, bırakılmadık. Ithaca'ya bizi kimsenin tanımadığı bir yere bile gelince, destek aldık. Karşımıza hep anlayışlı insanlar, yeni dostlar çıktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teşekkür ediyorum, yine, yine, yine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buradaki arkadaşlarımdan, Meral beni gülümsetiyor. Florida'ya gitti. Bana telefon edip, "Bak, şöyle bir site buldum" dedi, geçenlerde. Okumalıymışım. İyi gelecekmiş. "Hadi, seni gülerken görmek istiyorum, gözündeki hüznün geçtiğini görmek istiyorum" dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gülümsedim. İçimden, "Nasıl anlatsam, bu hüzün benimle, benim parçam. O benim Nehir'im", diye düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Feride yazmış....Kendi dertlerini anlatmış... sonra da baktım iki kez, "Şimdi sen neler yaşıyorsun kimbilir" demiş. Bu kez, "Hay Allah, arkadaşlarım bana dert anlatamaz oldular, benimkinin yanında önemsiz" diye. Oysa... üzerine düşünmediğimiz sürece, hepimizin derdi kendine büyük. Zaten genel kural bu değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Feride'ye yazdım: "Bomba gibiyim. Sen blogspot kapalı, okumuyorsun tabi. Koşmaya başladım. 20 dakikaya çıktım. Ve kütüphaneye gider oldum. Hem çalışıyorum, hem de fiziksel olarak kendimi toplamaya başladım" dedim. Sonra da ekledim, " Derinlerde yaralıyım, ve o yara hiç kapanmayacak".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zamanla kabuk bağlamayacak. Sızısı azalmayacak. Bana eşlik edecek. Ben gülümserken, kahkaha atarken bile orda olduğunu bileceğim. Bu zor. Ama yapacak bir şey yok. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Websitesini hazırlayan anne, "Sadece üzerinde oğlumun ismi oduğu için boş bir ilaç şişesini bile atamadım" demiş... Aklıma  yukarıdaki kutuda duran ilaç şişeleri geldi. Onlarca ilaç. Hastane çıkışı, yorgun eczaneye yürüdüğüm gün aklımda. Nehir'e o eczaneden aldığım "canavar" elindeydi, son günlerinde. Her yerine yarabandı yapıştırmıştı. Onu kaybettiğimizde farkettim. Başı ve karnındaydı bütün bantlar. Nehir'in ameliyat yerleri! Yaralıydı bebeğim benim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, Nehir'im seni çok özlüyorum. Özlüyoruz. Bunu kaç kez yazdım, bilmiyorum, ama bilginiz olsun, saymayacağım, ve yazacağım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4339654176086543378?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4339654176086543378/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/gozyaslari-hic-durmazmis.html#comment-form' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4339654176086543378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4339654176086543378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/gozyaslari-hic-durmazmis.html' title='Gözyaşları Hiç Durmazmış'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8765540708645084883</id><published>2011-05-09T08:46:00.000-07:00</published><updated>2011-05-09T08:58:33.720-07:00</updated><title type='text'>Nehir'in Arkadaşları</title><content type='html'>Dün anneler gününde, Ithaca'da çok güzel bir havada, dışarıdaydık, huzurlu bir gündü diye yazacakken...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah, ne zamandır, arayamadığım, RMH'de, annesi benim, kızı Nehir'in arkadaşı, Dorit'e anneler günü mesajı attım. Biz RMHden ayrılırken, Nehir'in arabasını, kocaman bebeğini, masasını Esther'e bırakmıştık. RMH'de bana sarılmış, beni dinlemiş tatlı Dorit. Dorit'in annesi, İzmir'den Amerika'ya göçmüş bir yahudi idi. Dorit, bu kökle belki de müthiş sıcakkanlı bir kadın, tam bir Akdeniz'li idi. Florida'dan gelmişlerdi. Karı koca kızlarıyla ilgileniyorlardı. Bu anlamda bize benziyorlardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Esther cuma günü hayatını kaybetmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Esther, Nehir, Rachel... Üçü tedavideki yaşıt minik kızlardı. Hepimiz RMH'de kalıyorduk. Hepimiz benzer rutinler içinde hastanede, klinikte karşılaşıyorduk. Kızlar, bir minik oyuncağı paylaşamıyorlardı. Şimdi o oyuncak bende. Nehir için saklamıştım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi o oyuncak tüm tatlı çocukların anısı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce Nehir'i kaybettik. Birkaç ay sonra Rachel'ın haberi geldi. Bugün de Esther'in.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biri müslüman, biri hristiyan, biri yahudi... üç tane elbise giymeyi, evcilik oynamayı, boya yapmayı çok seven üç minik kız. Üçünün de ruhu bir yerlerde buluşur umarım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8765540708645084883?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8765540708645084883/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/nehirin-arkadaslar.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8765540708645084883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8765540708645084883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/nehirin-arkadaslar.html' title='Nehir&apos;in Arkadaşları'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4500426851256628367</id><published>2011-05-02T10:53:00.000-07:00</published><updated>2011-05-02T11:15:01.589-07:00</updated><title type='text'>Bir Mayıs Derken 2 mayıs</title><content type='html'>Dünya dönüyor...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla 1 Mayısta, ilk kez para karşılığı iş yaptı. Amerika'da, Amerika'lı aile olduk yani. Bahçedeki, akçaağaçlardan (maple trees) düşmüş olan, ve yeşermiş olan, minik akçaağaççıkları diyeyim, topluyor. Yüzlerce var. Doğa nasıl bir harika! Düşen tohumlar baharda hemencecik, yeşermişler! Bir ay kadar önce iki yapraktılar, şimdi dört olmuşlar!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Topladığı kök başına 5 cent alıyor. Ben, tabi dayanamadım, bir de iş sonunda 20 dolar vereceğim, "bonus".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu işi nasıl anlatırım derken, karşı komşunun kızıyla oynarken, meğer oradaki baba da aynı işi teklif etmiş, kök başına 1 cent vererek. Ben piyasayı biraz bozdum! Bizimkinin gözleri parladı... Hmmm, acaba bu "child labor" altına giriyor mu yaw, hiç düşünmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hepsini bitirmesini beklemesem de, "parça başına iş yapmayı" anlamış oluyor. Planlamasam da, "işçi bayramına" denk gelmiş olması, bence çok anlamlı bir tesadüf oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz de böylece kutlamış olduk işçi bayramını. "Anlayarak". &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bahçeye çıkmadan önce ise, bana dönüp, "Anne, benim cüzdanımdan almazsın değil mi parayı" demez mi... güleyim mi ağlayayım mı, nasıl bir güven bu! "Sömüren" işveren yaptı beni! Aslında cazip tabi!!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cumartesi günü ise, babişko ile  okula para toplama amaçlı, 5K koştular. Yani yürüyüp, koştular. Ben dizim ağrıyor diye, izledim. Şaka gibi, ben bir dakika üç dakika diye yavaşça arttırırken, ve altıncı dakikada "sakatlanmışken", bizimkiler "hop" koşuya katıldılar. Neyseki ikisi de tümünü koşamadı. Yoksa bendeki karizma, sıfırlanacaktı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç gün kadar önce insanlardaki intikam duygusunun ne kadar yüksek olduğuna dair birşeyler okumuştum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah, Bin Ladin haberini okuyunca, bunu hatırladım. ABD iç politikası ve Obama için ilginç bir "dönüş" yaratacağı kesin. Neden 10 yıl sürdü, bilinmez... Vallahi, politikanın bu derinlikleri beni fazlasıyla aşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama işte dünya dönüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4500426851256628367?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4500426851256628367/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/bir-mays-drken-2-mays.html#comment-form' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4500426851256628367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4500426851256628367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/05/bir-mays-drken-2-mays.html' title='Bir Mayıs Derken 2 mayıs'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2360140400180276175</id><published>2011-04-26T10:46:00.000-07:00</published><updated>2011-04-26T10:59:42.749-07:00</updated><title type='text'>Yazdan Gelme Bir Gün</title><content type='html'>Bugün 80 derecelik bir gün. Yani yaklaşık 25 derece!!!&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne diyeyim, geçen hafta, perşembe günü kar yağmıştı, koşu günü. Bugün ise sıcaktan, şapka, güneş kremi ne varsa takıp, sürüştürdüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsan aklını kullanmalı derken derken,bu koşu işi akıllı olmadı. Dizim beni yoklamaya başladı. Çın çın çın. Tehlike zilleri çalıyor. Ama ben bu eğitimi bitereceğim. Bakalım nasıl olacak. Buz, advil, dinlenme, diğer günler hareketi azaltma, yük taşımama gibi tedbirler ile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kondisyonumun arttığını hissederken bırakmayı istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyseki, "iyi" öğrenci misali, hocamla konuştum. O da bakalım, perşembe günü nasıl olacaksın. Zorlama, dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Suni "sancı" yaratmaya gerek yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyseki, Türkiye'nin umudu bende saklı değil. Süreyya kayboldu. Elvan hala koşuyor mu acaba?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayat devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mutluluk meselesini de çok düşünmemeye çalışacağım. Bu da ileri toplumlardaki bir saplantı zaten. Mutlu muyuz, değil miyiz? Başka "durum"lar da var. Kendinle memnun olmak. Başkaları için bir şey yaptık mı peki?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gilbert şunu da anlatıyor. Para belli bir seviyeden sonra mutluluk getirmiyor. Yani, orta sınıfa geçtikten sonra, eğri düzleşiyor. Hatta bir başkasına yardım etmek, "vermek", kendimiz için bir şey almaktan daha çok haz veriyor. Şu espriyi yapmıştı. Gelecek sefere Starbucks'a (bir dükkana) girdiğinizde, arkanızdakine bir kahve alın, bu sizi daha çok memnun edecek! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, başkası için ne yaptık, bugün?  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2360140400180276175?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2360140400180276175/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/yazdan-gelme-bir-gun.html#comment-form' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2360140400180276175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2360140400180276175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/yazdan-gelme-bir-gun.html' title='Yazdan Gelme Bir Gün'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4550022138755265899</id><published>2011-04-14T07:59:00.000-07:00</published><updated>2011-04-14T08:28:55.807-07:00</updated><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>Yazmıştım. Okuduğum kitabı. "Stumbling on Happiness".&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün o kitabın yazarı, burada bir seminer verdi. Mahmut, İpek, ben gittik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bence en şanslımız İpek'ti. İş işten geçmeden "expose" oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında konuşmasının tamamı kitaptı. Yani ben acaba yeni bir şey söyler mi diyordum ama yeni yaptığı bir çalışma dışında, ki o da New York Times'da çıkmış ve okumuştum, yeni bir şey yoktu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlginç değil mi, yine de, o kitapla başladı yolculuğum, o kitapla sona geliyorum, Ithaca'nın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine düşündüm, dinlerken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah Carole'a da döküldüm taşlarımı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, bir daha Nehir'le olduğumuz mutlu anlardaki gibi yüzdeyüz mutlu olamayacağım. Olamayacağız. Bunu hala kabullenmekte zorlanıyorum, ama yapacak bir şey yok. Oldu bir kere. Bu boşluk, yeri doldurulan bir boşluk değil. Hayattaki, araştırmalara göre, en acı deneyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ama ona sahiptiniz", "Onun hayata gelişinde bir amaç vardı", "Şimdi olduğu yerde mutlu" gibi cümleler, beni tatmin etmiyor söyleyeyim. Yok böyle bir şey. Nehir'in hikayesi bizden başka herkes için dersler içermiş olabilir, ve evet hepinizin hayata bakışı değişmiş olabilir ama ben yalnızca çok sevdiğim çocuğumu kaybettim. Ve bunun bir "üst" anlamı, "ders"i yok benim için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sevgi sonsuz" diyen ben bile...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben, biz kaybettik. Kızımızı, evladımızı, kardeşimizi. Bunun telafisi veya iyileşmesi yok. Sadece başaçıkmak mümkün. Hayatta kalmak ve devam etmek mümkün. Ama daha çok bir şey beklemek, o mümkün değil işte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte, size de döküldüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da, beni ayakta tutanı buldum. "Eylem". Yani durmamak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaten Gilbert'ın araştırmaları da şunu gösteriyor ki, "an"da olduğumuz, başka bir şey düşünmediğimiz eylemler bizi "mutlu" ediyor. Bunlar ağırlık sırasıyla: Seks, egzersiz, dua etmek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Boşuna "make love not war" dememişler. Anlaşılan herkes daha çok yapsa gerçekten de dünyaya huzur gelebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni eylülden beri ayakta tutan, egzersiz oldu. Şimdi buna kütüphane eklendi. Çünkü kütüphanede de odaklanıyorum.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dua etmek de anlaşılır bir iş, çünkü nasıl olursa olsun, meditasyon, namaz, kilise, sinegog... o da "an" yaratıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla'cım,  çocuk haliyle en şanslı. Çünkü çocuklar zaten anda. "Geceleri yatmadan önce, geçmişi düşünmeyi seviyorum" diyor. Hepimiz gibi. Ama şunu ekledi: "Eğer hoşuma gitmeyen bir şey aklıma gelirse, değiştiriyorum"... O da böyle başaçıkıyor demek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben şimdi öğle arası koşmaya gidiyorum! Aralıklı 6 dakika! Emin olun kulağa kolay geliyor, ama biz, sondaki iki kadın geçen salı, 3 dakika koştuktan sonra, birbirimize dönüp, "high five" yaptık! Gülünüz! Ama döndüğümde Belgrad Ormanında ben güleceğim!!! Kızlar, Teyzeler!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4550022138755265899?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4550022138755265899/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/mutluluk.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4550022138755265899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4550022138755265899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3395854660885678234</id><published>2011-04-07T11:21:00.000-07:00</published><updated>2011-04-07T11:22:50.392-07:00</updated><title type='text'>Run Zeynep Run: Birinci Gün</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bakalım, Ithaca'dan dönüşüm muhteşem olacak...Koşarak döneceğim!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün aklımda, "Nasıl bir grup? Ya hepsi lisans öğrencisi ise? Nerden çıktı bu şimdi?" gibi sorularla, ilk çalışmanın yapılacağı piste gittim. Hava da şansımıza çok güzeldi, güneşli, 10 derece gibi bir sıcaklık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzaktan, baktım, benim yaşlarda insanlar...Rahatladım. 27 kişiymişiz ama bugün 15 kişi falandık. Üç öğrenci dışında herkes ya benim yaşta, ya da daha büyük.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Süper!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koçumuz da çok şeker.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce 10 dakika ısınma hareketleri yaptık. Bu arada koçum der ki, "esnetme" yapmayın, hele koşudan önce...Isınma hareketlerinde bile ısınmışken, koşu çalışmasına başladık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 dakika koştuk, 9 dakika yürüdük. 1 dakika koştuk, 9 dakika yürüdük.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yayyy!!! Hmmm...Ben ve üç kadın arkada kalan grubu oluşturduk..."Slackers"...Olsun, bitirdik!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artan dakika ile, hedef, haziran ortası 5 kilometre koşar hale gelmek, yani 30 dakika.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Süper!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Grupta bir kadın saçlarını çocuk kanseri için araştırmaya destek olan, St. Baldrick's kuruluşu için kazıtmıştı! Koçumuzun ise ilk kızında doğuştan bir kalp problemi varken, ikinci kızında da aynı şey çıkmış. Doktorların çok az olasılık, olmaz demelerine rağmen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte hayat paralellikler yarattı benim için, kolaylaştırdı gruba dahil olmamı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Koşuya başlamadan önce, bir de elleri ortada kavuşturup, "motive" olmaca var!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Döndüğümde, "Hadi kızlar koşmaya" diyeceğim, haberiniz olsun! Seda ise yarım maratona hazırlanıyor, Mayıs için. En son 12 mil koştu. Geliyorum Seda bekle beniiiiii!!! Üstelik kaplumbağa ve tavşan hikayesi de malum! Ama Seda bu, uyumaz da, koşar gider.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3395854660885678234?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3395854660885678234/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/run-zeynep-run-birinci-gun.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3395854660885678234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3395854660885678234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/run-zeynep-run-birinci-gun.html' title='Run Zeynep Run: Birinci Gün'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2694169929948544046</id><published>2011-04-05T07:50:00.001-07:00</published><updated>2011-04-05T07:50:55.068-07:00</updated><title type='text'>Blogspot Muamması ve Ondan Bundan</title><content type='html'>&lt;div&gt;Haftasonu halayla konuşurken, beni uyardı, "Zeynep, biliyorsun değil mi, blogspot'u herkes göremiyor"...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyordum tabi. Blogspotun açılmış olduğunu, keza, okumuştum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyorum ne oldu. Allah bilir bürokratik bir sürece takılmıştır karar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün de, "İyi misiniz?" diye bir e-posta alınca, yazayım hemen dedim. Arada birkaç kez yazmıştım, onları artık, "elektrikler gelince" okursunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında ruhen kendimi toparladım. Sayılır. Nedense "toparladım" diyemiyorum bir türlü. Bunu beklemek anlamıl değil sanırım. Hafiflemesi, hafiflemek, kimi anlarda gülmek, enerjik hissetmek, ama sonrasında hiç beklenmeyen bir anda düşüncelere, anılara dalmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani, hala, uyanınca bazen, "Neredeyim?", diye uyanıyorum Biraz da çok yer değiştirmekten. Bugünlerde çok baskın şekilde, "hasretlik" duygusu içindeyim. Ciddi şekilde eve dönmek istiyorum. Dönünce yine başka bir "depresif" hale gireceğim gibi gelse de, "evim"de olmak istiyorum artık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yarı inziva hali süresini doldurdu. Nehir'siz evimiz nasıl olacak bilmesem de, evimi özledim. Aidiyet duygusuyla ilgili sanırım. Hele şimdiki evi de bir türlü benimsemeyince ağır bastı bu duygu. Üstelik PMS de değilim, yani suçlayacak bir hormonal dalgalanma da yok. Düpedüz özlem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşin ilginci, bu duygu hepimizde var. Leyla'nın öğretmeni, "She's ready to go" dedi, Leyla için. Leyla da, "Türkiye'yi özledim" dedi geçenlerde bana. "Nesini?" diye sordum, "Her şeyini" deyiverdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mahmut da farklı değil. Zaten o baştan beri, gavur diyara hevesli olmadı hiç. Yaşamış olduğu için herhalde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, işte yazınca biraz rahatladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz gülelim: Ben enerjimin iyi olduğu bir günde, "kampüste koşu" programına yazıldım. daha doğrusu "walk to run" programına. Yani yürüyerek koşma, yani, benim gibi koşmayanları koşturmaca, kardiyoyu arttırmaca.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta, Yaprak'ı ziyarete gidince (bkz, blogspot, ne zaman geri gelirse), bir de havalı koşu ayakkabıları aldım. Daha NY'tayken "Ben ne yaptım" diye jetonum düştüyse de...yazıldım. Yatırım da yaptım. Koşacağız, çaresi yok. Bunda iki yıldır koşanları izlememin etkisi var kuşkusuz. Özellikle de, Houston'da, Memorial Park'ta koşan anneleri izlemiş olmamın, aylarca. Nehir'in bile koşmak istemesinin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama gelin görün ki, kendimi öyle "fit" bir bedebde hayal edemiyorum. Yani imkansız gibi duruyor. Carole, bana moral verecekken bugün, diyordu ki, "Zeynep, şöyle düşün, herkes koşarken seninle birlikte, sen debelenirken "limping", en azından her attığın sarsak adımda, bir şey yemiyor olacaksın"... Carole, beni bu şekilde harika resmettiğin için teşekkür ederim, çok moral oldu, dedim!!!! "Limping"...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım, hepimizin zihnine kazılmış, Rocky Bilbao imgelemi belki yardımcı olur!!! "Eye of the Tiger". Belki kulağımda bir müzik olabilir. Yani sadece müzik dinlemekle kalmam umarım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göreceğiz. Hiç olmadı, espriler bitmiyor. Yaprak da iyi dalgasını geçti. Onu bir daha gördüğümde, beni tanıyamacak. Ben süper havalı ayakkabılarımla, bir de bakmışsınız, koşucu taytlarıyla, düz bir karın, sports bras, falan koşuyormuşum, NY sokaklarında. Biraz spor yapan biriyle oldunuzsa bilirsiniz, "Koşmam lazım" dye her sokak ve koşulda koşarlar ya...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim hedefi söyleyeyim: Haftada iki kez, belki bir, Belgrad'da koşmak. Yani, İstanbul'da egsozta koşmayı hiç düşünmüyorum ama ormanda koşam fikri cazip. Göl çevresi. 3, 4 mil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım, yazması kolay oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah ise bodrum sular altındaydı uyandığımızda. Dalgıç pompa durmuş, gece yağan yağmur sabah karşı bodrumu doldurmuş. Üstelik su belli bir seviyeye gelince çalması gereken yüksek sesli alarm da çalışmamış. Eeee, aksaklık her yerde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tesisatçı, önce öğleden sonra gelebilirim dediyse de, ikinci kez biraz daha endişeli arayınca, neyseki geldi(trafik derdi yok, nasıl farkediyor!!!). Ne olduğunu bilemedi(k). Çünkü, fişten çıkardı, geri taktı, elini suya soktu, pompaya "değdi" ve alet çalıştı. Ama aşağısı oldukça su altında kaldı. Öğleden sonra da halı temizleyiciler gelecek. Ben sadece evde kaldığım için biraz gerildim. Ama şimdi bunları yazınca oldukça rahatladım... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazalım, açılalım!!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2694169929948544046?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2694169929948544046/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/blogspot-muammas-ve-ondan-bundan.html#comment-form' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2694169929948544046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2694169929948544046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/04/blogspot-muammas-ve-ondan-bundan.html' title='Blogspot Muamması ve Ondan Bundan'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3285791395599916266</id><published>2011-03-29T04:20:00.001-07:00</published><updated>2011-03-29T04:59:29.634-07:00</updated><title type='text'>Yaprak</title><content type='html'>Azizim...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cornell'in otobüsünden bildiriyorum. Ön beş sıra ve arka sıralar olmak üzere internet bağlantısı var. Ne diyeyim, teknoloji, gelişti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yolculuk: NY'a... Yaprak'i görmeye. Biraz yarenlik etmeye. Üç güncük.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaprak'ı tanıyalı çok olmadı. Hastanede bizi Nehir'le ziyaret edişini hatırlıyorum. O da kanserle mücadele ediyor. Derler ya, aslanlar gibi! Bana telefon ettiğinde, "Geleyim, size moral veririm" dediğinde, kendi kendime, "Yaw, alem biri, o mu bize moral verecek, ben ona veririm" diye düşünmüştüm. Sonra Nehir ile kaldığımız o minik odaya, biz yeni hastaneye yatmıştık, Nehir kötüye gitmeden önce, kapıdan genç bir kadın girdi. Enerji dolu. Tesadüf en yakın iki arkadaşımın çok yakın arkadaşıydı, ama ben adını duymuş olmama rağmen tanışmamıştım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eh... sonrası, hayat bizi umulmadık bir ortak paydada buluşturdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaprak'ı bazen Nehir yerine koyuyorum, Yaprak'ın annesini anlıyorum. Bazen Yaprak, ben oluyor, küçük kızı İstanbul'da, Zeyno'su. Zeyno, Leyla oluyor. Sonra, Zeyno ben oluyorum, Yaprak babam oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra Yaprak çok tatlı bir arkadaş oluveriyor! Hatta şimdi yoldayken, "Bir fırsatım olursa, Duane Reade'e gireyim, güneşten korunma kremimi alayım" derken, bu kez işte o dışarıdan ziyaret eden arkadaş olmuşum. Belki koşu için bir ayakkabı da bulurum, yolda bir mağaza görürsem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte Yaprak'a giderken, tüm bu roller içinde, otobüste, Amy Winehouse dinliyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında aklımda Ms. Devers'ı anlatmak vardı. Unutmayayım... Ama o ikinci yazı olsun. Bu, Yaprak'ın gülümseyen yüzünü, yumuşak sesini, müthiş mücadele gücünü anlatsın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha, bir de tesadüf, otobüs şöförü, Fred...tanıdık. Mahmut'a beni kahve içmeye gönderen, hani. Bu otobbüse binmek dert yaratmıyor. Ama Presbyterian'da inmiyorum. Cornell Club'ta, yani Manhattan'in başka bir yerinde iniyorum. Anılar, anılar, anılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amy Winehouse, Beady Belle olmuş..."Ghosts" çalıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaprak'çım saat sabah 7.44. Yoldayım! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3285791395599916266?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3285791395599916266/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/yaprak.html#comment-form' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3285791395599916266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3285791395599916266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/yaprak.html' title='Yaprak'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4966338341474730679</id><published>2011-03-22T09:22:00.000-07:00</published><updated>2011-03-22T09:43:12.846-07:00</updated><title type='text'>Bisiklet: Yine</title><content type='html'>Aslında dünyada olup bitenden kopuk bir blog kaldı burası. Yani etrafa bakınca, ne oluyor böyle diye düşünüyorum. Sonra, burada, bu küçük kasabada, biraz uzakta olmak, iyi hissettiriyor. Bir çeşit kaçış. Ama bir yandan da, zaten bıraksın bizi hayat biraz, kendimize bakalım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de yazılı bir kural olmuştu, Şebnem'cim yazınca vakti zamanında, burası Nehir'i yeri olarak kalsın diye. Evet, şimdi de öyle. Burası benim Nehir köşem, anne köşem. Nehir'in anısının yaşadığı yer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık hava durumu yazmayayım ama. Havadan sudana döndü. Zaten, hava ısınıyor, ısınıyor, pat yine soğuyor. Takibi zor. İşte Ithaca havası da böyle. Değişken. Ruhumu yansıtıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama pazar günü aylardan sonra, Leyla ile bisiklete bindik! "Özlemişim anne!!" diyordu. Yeni bisiklet parkurumuz, Cass Park. Seda ile yürüyüşler yapmıştık ilk geldiğimizde, gölün kenarında. Sonra ama gitmemiştik çok. Evin etrafı yetmişti. Şimdi ise, yeni evin bol yokuşlu, ve dik yokuşlu cenabında bisiklete binmeye çalışmadım bile. Yani egzersiz yapma isteğimin bir sınırı var. O da yokuş. Vitessiz ve kondisyonsuz... gerek yok. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gölün etrafında tur attıktan sonra, bir de güzel piknik yaptık, anne-kız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah, yine aylar aylar sonra, bir avukatla görüştük. Görüşmeyi yazmayacağım ama karşımıza anlayışlı, iyi niyetli biri  daha çıktı. Zaten bazı günler iyi başlar ya. Erken saatte olunca randevumuz, Starbucks'a girdik. Sabah 8.00. Aaa, Carole karşımızda. Arabasını servise bırakmış, zaman geçirmek için girmiş. Kahvemizi aldık ki, baktım bu kez Christine, küçük kızı ve kocasıyla. Onu da aramak istiyordum bu aralar. Nehir'in doğumgününden sonraki halim geçsin diye bekliyordum. Biraz gülerek, kısa hal hatır sohbetiyle başladı günümüz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;E, sonrasında, Leslie'nin "Bence bir görüşün" diyerek, tavsiye ettiği avukat da, iyi bir insan çıktı. Zaten kriterim basitleşti iyice. Anlayışlı, sevecen, profesyonel ama hala insan biri olsun istiyordum. Öyle biri. Ayırdığı zaman için bizden para almadı. Esasen de zaten, zamana bırakın dedi. İyi, dedik. Zaten, geçen hafta, ve görüşme öncesindeki halimden gördüm ki, ben de artık Mahmut gibi, ne avukat ne doktor, ne de hastane görmek, duymak, konuşmak istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im, Nehir'im, Nehir'im.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4966338341474730679?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4966338341474730679/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/bisiklet-yine.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4966338341474730679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4966338341474730679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/bisiklet-yine.html' title='Bisiklet: Yine'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1725903616595904848</id><published>2011-03-17T12:34:00.000-07:00</published><updated>2011-03-17T12:44:19.989-07:00</updated><title type='text'>Baharın Belirtisi</title><content type='html'>Toparlandım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sayılır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün hava birde 60lara çıktı ve güzel bir güneşli güne döndü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben kışta kalmaktan memnundum halbuki. Sanıyorum, kış, Nehir'siz olmaya alıştığım bir mevsim oldu, burada. Kar altında yani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün, bu güzel havada, Leyla'yı okuldan almaya gittiğimde, bahçede oynamak istedi. Diğer çocuklarla birlikte. Okulun oyun bahçesi cıvıl cıvıldı. Kimi çocuğun kardeşleri de gelmişti. Bir iki bebek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben yine koptum. Bahar zorlayacak sanırım. Zaten mevsim geçişleri kolay değildir...bizdeki geçişler biraz daha da zor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olacak. Bisikleti koyacağım yakında arka plana, binmeye başlayalım. Zamanıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1725903616595904848?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1725903616595904848/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/baharn-belirtisi.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1725903616595904848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1725903616595904848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/baharn-belirtisi.html' title='Baharın Belirtisi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7592197721681108205</id><published>2011-03-12T16:42:00.000-08:00</published><updated>2011-03-12T16:54:34.351-08:00</updated><title type='text'>Nehir'im</title><content type='html'>Tatlı Nehir'im,&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En güzelini ablan düşündü tatlım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün de Birgül, Levent, Mina, Meral ve yaşıtın Can ile birlikte minik pembe mumlu bir pasta üfledik. Senin için. İstanbul'da da, anneannen, deden, halan, Mina ile Sarpi, Aydo Enişte'n, Bilge ile Selin seni yalnız bırakmadılar. Bilge, "Nehir'in Bahçe"si yazmış, renkli bol çiçekli diye, fotoğraflar gündermiş bana....&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşününce: Olmadı böyle demekten başka bir şey çıkmıyor ağzımdan. Olmadı. Hiç olmadı hem de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu akşam, marketten çıktım ki, hava kararmış. Aklıma Houston geldi. Yazın sıcakta, akşam seninle gittiğimiz Whole Foods'u hatırladım birden. Derken, bir anne gördüm, arabayla çocuğunu iterken... İçimden bir şey oracıkta koptu yine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim güzel gülüşlü, güzel gözlü kızım, hep benimlesin, bizimlesin sen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7592197721681108205?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7592197721681108205/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/nehirim.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7592197721681108205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7592197721681108205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/nehirim.html' title='Nehir&apos;im'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9207596811607739093</id><published>2011-03-10T17:11:00.000-08:00</published><updated>2011-03-10T17:57:28.043-08:00</updated><title type='text'>Nehir'imin Kekleri...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-tv_3OleeUDE/TXl9mGeEJMI/AAAAAAAAAr0/y23yj7wZvSQ/s1600/IMG_1797.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tv_3OleeUDE/TXl9mGeEJMI/AAAAAAAAAr0/y23yj7wZvSQ/s200/IMG_1797.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582631306627654850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün, İpek de bize katılınca cupcake yapımı daha şenlikli, ve güzel geçti. Mühendis olarak, bir ölçüyü iki buçuk ölçüye çıkarıp, bir yandan da gramları bardağa, ve kaşık ölçüsüne çevirme işini, Leyla ile İpek birlikte yaptılar! &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15.9722px; "&gt;İpek'çim, teşekkür etmiştim değil mi!!!! İpek'e, yaşı icabı ancak "tweet"le ulaşabiliriz ama! Ya da sms, kısa mesaj! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;  &lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 15.9722px; "&gt;Sonuçta üç tam bir bölü sekiz gibi ölçüler, ya da peki, bir yumurta iki buçuk yumurta nasıl olur, gibi sorunlarla, kafa yorarak, yaptık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zihnimde, Nehir bize neşeyle eşlik etti. Tam onun seveceği gibi bir işti bu. Hem yapması, hem de yemesi. Gerçi, iki buçuk ölçüden çıkan 30 tanenin, 25'i okula gideceği için, Leyla bir, baba bir, İpek ile ben ise,  İpek'in koyduğumuz, tereyağ, şeker, ve krem peynir miktarlarını görmesiyle, bir taneyi ortadan ikiye bölüp paylaştık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oldu mu derseniz... yani tam Nehir'imin seveceği gibi oldu. Pespembe!! Leyla da çok memnun, yarını heyecanla bekliyor. Ben kızım için elimle bir şeyler yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Mutfakta üç nesil kadın, hep birlikte, Nehir'i hatırlayarak, onu düşünerek bir "aş" pişirdik. Bu çok güzel bir paylaşım. Çok değerli. Ben mutfağın içindeki bu tür deneyimleri de şimdi şimdi tadıyorum. Meğer ne güzelmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu duygusal kısmını bırakırsak, "sonuç" derseniz, lezzetleri güzel oldu, ama iki sorun var, Hande'cim!!! Bir, kağıtlar keklerden ayrılmak istemiyorlar! Ve "frosting"i koymak için, havalı, İsviçre yapımı, nesneler işe yaramayınca, fotoğrafta da göreceğiniz gibi (yemek fotoğrafı çekmenin de ustalık gerektirdiğini yazmış mıydım, "gri" tepsi nasıl ama??), iş spatula ile sürmeye kaldı. Ve etrafta gördüğüm, havalı frosting manzarası olmadı. Bu da ne demek? Hande'cim, bu işler de pratik istiyor. Biraz da beceri, sanırım. Yani Hande'si! Geçen yıl Nehir için ne güzeldi pastayı yapışın, ve Nehir'le tadışımız. İki yaş için Houston'daki uğraşın... Canım arkadaşım, bugün yine çın çın çın ettin herhalde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beceri dedim de.  Akşam Leyla'ların okulunda "yetenek gösterileri" vardı. Leyla, bir ara, geçen yaz, hastanede, İngiltere'nin, "Britain's Got Talent"ini izlediği için, benim tahminim, katılmak istemedi. Ben de okulda piyano olduğunu bilmediğim için, bir şey diyememiş oldum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genel olarak, katılan tüm çocuklar, kendi hazırladıkları gösterileri sundular. Ben en çok kendi yazdığı şiirleri okuyan küçük kızı sevdim. Yardım aldı mı bilmiyorum ama çok güzeldi. Hem şiirler, hem de okuyuşu. Tam yaşına göre idi. Dans edenler, jimnastik gösterileri, şarkı söyleyenler ve keman, çello, piyano, flüt çalanlar vardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizde yıl sonunda olan gösteri, burada daha önce, anladığım kadarıyla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Leyla'rın okulunda, "çılgın" mart ayı! Kıştan bunaldıklarını düşündükleri çocukları bahar öncesinde hareketlendiriyorlar. Çok sevdim. Öğretmenleri bir çizelge verdi. Bir gün, "deli saç" günü, bir gün "lolipop", bir gün, bugün, okula oyuncak hayvan götürme, yarın, ekose veya çizgili giyme günü...diğerlerine bakmam lazım. En sonunda ise okula pijama ile gitme günüymüş!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im için bol çocuklu, şenlikli, pembe, şekerli günler. Onun seveceği programlar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Canım kızım, seni çok özledim. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9207596811607739093?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9207596811607739093/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/nehirimin-kekleri.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9207596811607739093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9207596811607739093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/nehirimin-kekleri.html' title='Nehir&apos;imin Kekleri...'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-tv_3OleeUDE/TXl9mGeEJMI/AAAAAAAAAr0/y23yj7wZvSQ/s72-c/IMG_1797.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8664853287443580315</id><published>2011-03-07T09:29:00.000-08:00</published><updated>2011-03-07T09:35:21.542-08:00</updated><title type='text'>Kazmalar Elimizde</title><content type='html'>Ama uzun ip yok.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün gece yeni bir kar, ve bugün okullar tatil. Dışarıyı bir buçuk saat temizledik, lakin hala arabanın sol, tarafı kar içinde...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla, bu kez yağan kardan gerçekten etkilendi, "Ithaca'yı şimdi seveceğim artık iyice" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ise, bu kar işi, egsersiz falan, nasıl derler...havlu attım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8664853287443580315?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8664853287443580315/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/kazmalar-elimizde.html#comment-form' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8664853287443580315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8664853287443580315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/kazmalar-elimizde.html' title='Kazmalar Elimizde'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4880246434723332170</id><published>2011-03-05T13:03:00.000-08:00</published><updated>2011-03-05T15:13:42.704-08:00</updated><title type='text'>Yazmaktan Alıkoyamıyorum Kendimi</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language:TR"&gt;Nerde kalmıştım?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu bloga nedense duygularım ya yerlerdeyken, ya da yukarılardayken yazmayı seviyorum. "Stabil" iken çok yazmak gelmiyor içimden. Halbuki o "normal" hep sevdiğim hal.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Rüyam.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nehir'i ilk kez rüyamda gördüm, iki hafta önce. "Annecim seni seviyorum" diyordu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dün gece ise, yine gördüm. Bu kez, tedavi bitmiş, üç aylık taramalarda temiz çıkmış. Sokakta, ben peşinde yürüyorum, o da, yürüyor, koşuyor, oynuyor... Aklımdan, "Peki tüm bu tedavilerin sonraki etkileriyle nasıl başa çıkacağız, ama çok beceri yitirmiş gibi durmuyor, ne de akıllı bakıyor" gibi birşeyler geçiyor...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sanıyorum, aklımda olmasını istediğim, olmalıydı dediğim senaryoydu bu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Sabah uyanınca, bir an şaşkındım. Sonra farkettim rüya olduğunu. Tersi olmalıydı aslında, Nehir'in yokluğu bir rüya olmalıydı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yapacak bir şey yok.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Aslında iyiyken yazıyorum. Bu rüyayı yazınca biraz "cızz" ettim ama...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Leyla bugün uzun bir doğumgünü partisinde. Önce bir iki saat havuza gidiyorlar, sonra da "spa" yapacaklar ve "sleepover"... Pek neşeliydi giderken. "Sleeping Bag", mayo, havlu, yastık, ıvır zıvır ile haftasonu kaçamağı fikri hoşuna gitti çok. Kapıda bırakırken, Bonnie, ev sahibi, dediki, "Hadi size de Mahmut ile iyi eğlenceler, çok yapamıyorsunuzdur"... Yani bizi az tanıyan bir anneden bunu duymak çok hoşuma gitti. Yani, sıradan, "Merak etmeyin, Leyla'yı" ya da, "Bakalım 7 kızla ben ne yapacağım" demek yerine bu cümle. Kulağıma ne kadar güzel geldi anlatamam.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Biz de zaten, hazırlıklıyız.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hava soğuk mu demiştim. Bugün 50 dereceye çıktı... Yani 10 derecelerde. Nasıl "ılık". Yani, küresel ısınma böyle bi şey sanırım: Bir aşağı, bir yukarı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Tamam tamam sustum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Böyle bir şarkı vardı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Susmuyordu nitekim!&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4880246434723332170?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4880246434723332170/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/yazmaktan-alkoyamyorum-kendimi.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4880246434723332170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4880246434723332170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/yazmaktan-alkoyamyorum-kendimi.html' title='Yazmaktan Alıkoyamıyorum Kendimi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1372051855841551257</id><published>2011-03-04T09:21:00.000-08:00</published><updated>2011-03-05T13:10:41.530-08:00</updated><title type='text'>Bloglama-Bloklama</title><content type='html'>&lt;div style="background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: rgb(255, 255, 255); font: normal normal normal 13px/19px Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; padding-top: 0.6em; padding-right: 0.6em; padding-bottom: 0.6em; padding-left: 0.6em; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font-family: Times; font-size: medium; "&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom:24.0pt;line-height:24.0pt;mso-pagination: none;mso-layout-grid-align:none;text-autospace:none"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"&gt; &lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bugün, Gülnur, yazmış, Zeynep herkes wordpress’e taşınıyor demiş. Ben de deneyeyim dedim. Bir yandan da biraz daha bana ait bir yer peşindeyim. "Kendime ait bir yere taşınmak istiyorum".&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama bu hafta iki kez yazmaya yeltendiysem de, okursuz blog blog değil, canım Nehir’imin Teyzeleri olmazsa, TR dışındaki sevgili blogseverleri unutmayarak tabi, arada kaldım.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdilik ikinci adresim: http://nehirimle.wordpress.com/&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu wordpress teki, “Hello World!” başlangıcı çok hoşuma gitti. Gerçekten de varolmak ile ilişkili düşündürtüyor insanı. Yani, bir sosyal paylaşım ortamında sesimizi, -kimliğimizi duyurmazsak yok mu oluyoruz. Tuhaf geldi, blogspot yasaklanınca. Nehir-im bir varmış bir yokmuş, kayboldu. Acı çok acı… Ama işte ne yaparsın Nehir-im, bizim ülkemiz de böyle bir yer, sap ile samanı karıştırmak da tam da böyle bir şey. Beğenmediğin bir iş mi var, uzatmayalım, yasaklayalım. Hiiiiç yok. Biz ne yapıyoruz. Bu yaptığımızın sonunda birileri etkilenecek ama. Ama önemli değil ki, zaten “blogger” dediğin de kimdir. Yazmasınlar. Gerçi düşünüyorum da, böyle bir düşünce silsilesi olduğunu düşünmek bile iyimserlik olacak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nehir-im, bizim memleketimizin gelişmesi lazım. Eğitimin yaygınlaşıp, zihniyetlerin çözülmesi lazım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hadi bizden haberler:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Burada kış bitmedi. Son kardan sonra yeni bir kar yağmadı ama bir soğuk, bir soğuk, “şapkasız çıkmıyorum”.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Özlem, merakla sormuştu, “Ne oldu, sabah 7&lt;span style="font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;"&gt;′&lt;/span&gt;de gittin mi spora?”… Ha ha, ilk gün biraz geç gittim. Ama, evet gittim. Ve bir iki hafta önce hissettiğim o yorgunluk da yerini yeni bir enerjiye bıraktı. Bırakıyor. Bu ara zaten düzenli sporun faydaları üzerine, tesadüf, yazılar çıkıyor. Biri, bir şekilde spor sonrası bazı kimyasalların ortaya çıkmasıyla oluşan “runner’s high” durumu. Yani kendimizi fiziksel olarak iyi hissetmemizin kimyasal açaıklaması var imiş. Hep bilinirdi de, serotonin değilmiş de başka bir şey, mi. Nasıl, güzel anlattım sanırım. Benim için sonuç önemli, iyi geliyor. Ve de yeni bir fare çalışmasında koşmanın genç kalmada etkili olduğu yazıldı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu sabah ise, İpek ile tenis oynadık. Düzelteyim hemen, o beni oynattı. Yalnız, altta kalmayayım, elimden gelenin en iyisini yapayım, koşayım derken, nasıl bir hareket, yüzüm kırmızı bir lambaya dönmüştü bitirdiğimizde ve ben hiç terlemediğim kadar terledim. Sabah, ben teniste yorulmam, sonrasında kardiyo yaparım diye düşünmüşken, sonrasında, sadece ve sadece duşa gidebildim.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Derler ya, “Yarasın”. Tam öyle bir durum. Haftada bir yapacağız. Ve cumaları. Ha, saati söyleyeyim, sabah 8 ile 9 arası.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Çook seviyorum erken saatleri, erken kalkmayı, günü etkin geçirmeyi. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kütüphane nasıl gidiyor derseniz, o da iyi.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Peki şuna ne demeli. Çarşamba günü, dört kişilik bir masada otururken, yanıma pat diye, genç bir delikanlı oturdu. Pek de bir Türk’e benziyor. Bir iki dakika bekledikten sonra, acaba İngilizce mi sormalı, sormamalı mı diye düşündükten sonra, “Türk müsünüz?”, dedim. Pat. Ha ha. Koca kütüphanede, doktora öğrencisi bir Türk’ü yakalamışım. Ya da o beni. Hemen, serde hocalık, artık biraz dışarı vurur olmuş, “Hangi okul, aaa matematik doktorası mı? Uygulama, danışman seçimi doktoranın en önemli noktası, çok yaşlı mı, üretken de olmalı”…kütüphanenin dışında sohbet ettik. Tenis oyuyorum deyince, aaa, hadi seni İpek’le tanıştırayım, tenis oynarsınız deyiverdim. Çünkü hem İpek, hem de Barış, bizim güzel Ithaca’mızı sıkıcı buluyorlar. Tesadüf, İpek de beni arayınca, Collegetown da hep beraber kahve içtik. Böylece İpek benim eskide kalmış, köhne tenisimden sıkıldığında bir partner daha bulmuş oldu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yani hocalık mı, annelik mi, ablalık mı… Doktora öğrencilerini bir kenara koyuyorum hep ben. Yol aynı. Kaygılar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Güzel bir Ithaca dedikodusu yaptık. Geçen gün bir sabah, Leyla ile Collegetown’da kahvaltı ettik. Bir baktık, yine genç bir kız, siyahlar içinde, elinde topuklu ayakkabı, yürüyor. Leyla tabi, hemen, soruyor, huaaa, bu ne diye. Daha önce de bir kez elinde topuklu ayakkabısıyla, sabah çıplak ayak yürüyüen bir başka genç kız görmüştük. Ve geçtiğimiz haftasonu iki ayrı yerde iki ayrı genç öğrenci, alkolden, ölü bulundu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Yani bunları görünce…Ivy lig, mig, o yaşta evde olması daha iyi gibi, Leyla’yı göndermeye bile çalışmayalım bir yerlere gibi, nerden geldiğini bilmediğim, bir yasakçı ve kontrolcü zihin beni hapis aldı!!!!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nehir’in doğum günü geliyor. Ne yapacağız derken, dün Leyla, “Anne, kardeşimin doğumgününde okula kek götürebilir miyim?” dedi. Önce, çok anlamlı gelmedi, sonra da tam aksine ne kadar güzel bir fikir diye düşündüm. Nehir’ciğimin doğumgününü, ablası ve arkadaşları kadar kim güzel kutlayabilir. Çocukca bir kek heyecanı, ne de güzel yakışır miniğime. Leyla’nın en çok Nehir, değil, “kardeşim” demesi hoşuma gidiyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şimdi Hande’den cupcake tarifi alacağım. Üzerlerini de, Leyla “pembe” süsleyelim, dedi, tabi ki pembe süsleyeceğiz.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;  &lt;/span&gt;Haftaya cuma günü, sabah okulda kutlayacağız. Akşamı da, tesadüf, yemek ve tiyatro gösterileri var, yine Leyla’ların. “Festive” olacak yani.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hadi artık durayım. Bir şeyler daha vardı, anlatmak istediğim ama…&lt;/p&gt;  &lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:georgia;color:#333333;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 32px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1372051855841551257?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1372051855841551257/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/bloglama-bloklama.html#comment-form' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1372051855841551257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1372051855841551257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/03/bloglama-bloklama.html' title='Bloglama-Bloklama'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-704076841687295261</id><published>2011-02-25T10:46:00.000-08:00</published><updated>2011-02-27T14:53:03.231-08:00</updated><title type='text'>İlk Büyük Kar</title><content type='html'>Geçtiğimiz cuma hava 15 derecelere çıkmışken, acaba bahar kapıda mı derken, bir hafta sonra, cuma günü ilk büyük kar yağdı. Yani geldiğimizden beri bir kerede bu kadar çok kar yağmamıştı. Amerika'nı her yerinde olan, ve haberleri meşgul eden kış haberleri bizi etkilememişti.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Kapının önünü temizlemek işini ise babayla paylaştık, ta ki baba ayağı kayıp düşene kadar! Neyseki yumuşak bir oturuştu ve bir zedelenme olmadan atlattı. İlk kez bu kadar kar temizlemiş olduk. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla bu kardan etkilenmedi sayılır çünkü okulu zaten bir haftadır tatildi. Sadece, kar 6-7 saat aralıksız yağınca yolları temiz tutmak zor oldu anlaşılan, sabah gelen "yollar iyi değil" haberiyle, günlük bir kampa gideceği yerde evde kalmış oldu. "Ballı" kızım, tesadüf perşembe akşamı sevgili Jo'su da bizde kaldığı için, arkadaşıyla ev kampı yaşadı. Matrak kızlar, öğle yemeği için hazırlamış olduğum sandviçleri, "Aaa, çok eğlenceli evdeyiz ama kamp yemeği" diye ayrı bir zevkle yediler. Ta ki, Jo, kendini hasta hissedip eve gitmek isteyinceye kadar. Leyla üzülür diye bana bunu söylemesi anlaşılan çok zaman aldı ama sonunda, Jo'yu bir kenara çekip, "Hasta isen eve gitmeyi istemen çok normal, Leyla üzülse bile, bunu söylemen gerekir" gibilerinden birşeyler söyledim. Sonra da Leyla'yı bir kenara alıp, "Leyla'cım Jo'yu güzel yolcu edelim, sen üzüleceksin diye derdini anlatamıyor bize" gibilerinden birşeyler geveledikten sonra "oyun günü"nü erken bitirdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cumartesi  günü ise basketbolun son günüydü. İki takımla maç yaptılar. Birinde yenildiler, ikincisinde yendiler. Şaka bir yana genel olarak iyi oynadılar, çünkü dördüncü sınıf, beşinci sınıf karışık tek takımdılar. Bu da, bu yaştaki kız çocuklarında önemli bir boy farkı yaratıyor. Aslında gelecek yıl aynı takım devam edemeyecek olmalarına, Leyla adına üzüldüm. Bu yılki öğrenmenin, birlikte oynamış olmanın meyvelerinden biz yiyemeyeceğiz. Neyse yemediğimiz meyve bu olsun!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cumartesi basket sonrası ailelerle birlikte pizza yemeğe gittik. Akşam ise baskette tanıştığımız bir aile ile Ithaca usulü bir hamburgeciye gittik. Üst katta jetonla çalışan, bowling, tilt gibi oyunlar olan, bir yerdi. Ben de uzun süreden sonra bira içeyim dedim.  Uzun süre neye tekabül ediyor bilmiyorum ama bira şisesinin üstündeki limon dilimini ne yapacağımı bilemedim desem. Mike -baba- limon dilimiyle olan mücadelemi görünce sonunda dayanamadı ve "İçeri iteceksin" dedi. En son ne zamandı acaba elime bir "corona" almıştım? Yani, tek ayrılığım da bu olsaydı keşke.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sohbeti uzun, güzel bir akşamdı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi, yine uzun bir süreden sonra ilk kez televizyon izleyeceğim. Oscar'lar veriliyor. Bakalım sürpriz olacak mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın için ise heyecanlıyım. Yeni hafta ve sabah ilk iş erken bir kardiyo çalışması ve sonrasında kütüphane günü beni bekliyor. İpek beni sporda "challenge" ediyor, ben de onu kütüphanede!  Aslında geçen hafta, "Haydi sabah 7 de sporda buluşalım" diye beni zorlayınca, kısırdöngüyü kırdırmış oldu. Kendimle yeni bir mücadele başlattım. Kütüphane saatlerimden çalmadan kardiyo yapmak için zaman aralığı yaratmaya çalışıyorum. Bu da erken kalkıp, önce "gym"e gidip, sonra gelip Leyla'yı "paket"leyip, ardından bu kez kütüphaneye yürümek demek oluyor. Amaç, spor yapmayı günlük rutinde tutmak, hiç değilse. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, topladım kendimi. Hayata devam, yine.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-704076841687295261?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/704076841687295261/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/ilk-buyuk-kar.html#comment-form' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/704076841687295261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/704076841687295261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/ilk-buyuk-kar.html' title='İlk Büyük Kar'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4333412057430710987</id><published>2011-02-16T06:02:00.001-08:00</published><updated>2011-02-16T06:23:00.158-08:00</updated><title type='text'>Kütüphane</title><content type='html'>Uzun süredir ev dışında bir yerden yazmamışım. Halbuki, bir zamanlar hastaneden yazardım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdiki mekan: Kütüphane.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, bir süredir ev dışına attım kendimi. Biraz evin karanlığı itici neden oldu. Ama biraz da üniversitenin çekici kütüphaneleri. Önce İpek götürmüştü, manzaralı kütüphaneye. Dün ise ben yerimi buldum. Manzara deyince benim aklıma hep ağaçlar gelir. Şimdi, erken erken, gelip, cam kenarında güzel bir masaya oturdum. Solumda, sadece ağaçlar. Kapağı kapalı olmak kaydıyla içeri içecek de alınabiliyormuş. Her masada lamba ve prizler. "Eş" hakkı internete bağlandım, bir yıl boyunca. İstediğim kadar kitap da alma hakkım var imiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her zaman dediğim gibi, sistem çalışmayı kolaylaştırıcı. Yollar, imkanlar var. İş, sadece çalışmaya bakıyor. Zorluk çıkmıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de artık resmi olarak işe döndüm ve burada buluduğum sürede bitirmem gereken bir proje var. Bu, benim için çok zamanlı ve olumlu oldu. Zira, bugünlerde işimi, işyerimi, arkadaşlarımı ne kadar özlemiş olduğumu anladım. Kendimi "eksik" hissetmediğim tek yer belki de. Diğer tüm yerlerde o boşluk hissi benimle. Öğrencileri özlemiş miyim, emin değilim. Aslında o konudaki derdim eskisi gibi hayata olumlu bakamıyor oluşumla ilgili. Yani olumlu olmaktan vazgeçmedim ama hayat yorgunu bir hal var üzerimde. Belki biraz daha zaman geçmiş olunca, bu hal ile de başaçıkabilirim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yorgunluk hissi geçecek bir gün. Öyle umuyorum. Bazen durmadan yürümek istiyorum. Açık havada, düşünmeden... Bu ara spor ve yürüyüş aksadı. Sanıyorum üzerimdeki halsizlik bu nedenle. Yeniden başlamalıyım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi çalışma zamanı!! Hadi güzel gri hücrelerim, beni utandırmayın, toplayın kendinizi ve hatırlayın bir zamanlar üretirdiniz siz de! Biraz kayba uğramış olabilirsiniz ama elinizden geleni yapın, belki bir parça yenilenirsiniz, belli mi olur? Teknik olarak bu mümkün değil sanırım, ama şu var, nasılsa biliyoruz ki, beyin ile bir sürü bilinmedik var hala...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4333412057430710987?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4333412057430710987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/kutuphane.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4333412057430710987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4333412057430710987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/kutuphane.html' title='Kütüphane'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-58099502497007713</id><published>2011-02-01T05:53:00.000-08:00</published><updated>2011-02-01T06:08:27.403-08:00</updated><title type='text'>Karlar Düşer</title><content type='html'>Bugünü not düşmek istedim. Geldiğimizden beri, Ithaca'nın havası diye konuşurken, kar var mı, ne kadar derken, bugün sabah ilk büyük(çe) kara uyandık.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani her yer zaten beyazdı ama sokaklar açıktı. Dün hava -5 lere düştü, biraz buzlandı, bu sabah da üzerine kar yağdı. ama diğer evde hava durumunu heyecanla takip ederken burada bırakmış olduğumdan doğal bir şekilde, "Aaa bu sabah daha çok kar var, ben arabayı almıyorum, yürüyoruz" dedim. Sadece. Aman ne güzel bir lüks. Yürüyebilmek, işe, okula. Zaten arabayı almamın da esas nedeni, babaya iltimas ve kendime de spora gitmek için bir neden. Yani üzerimi kat kat yapmadan gitme, diyelim. Ama zorunlu değiliz. Bu harika.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu evin bir başka iyiliği de, birkaç dükkanın bulunduğu, "college town" a çok yakın oluşu. Levent çarşı gibi büyük değil, ama yiyecek yerleri, bir de küçük bir market var. Karda bir yere çıkamıyoruz hissi yok. Yani ekmek depolamak zorunda değiliz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Demişlerdi zaten, şubat, mart ayları daha karlı olur diye. E, bugün 1 Şubat. Arka planı taze kar yaptım. Karın o yumuşak, yeni yağmış halini çok seviyorum. Gıcır gıcır eder ya, yürürken.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi kar temizliğini de! Spor salonunun yerini kürekle kapı önü temizliği aldı. Sabah Leyla ile yürürken, evlerinin önünü temizlemeye başlamıştı insanlar. Güzel bir ritim yaratıyor bu hava. İşbirliği duygusu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karlar düşüyor, ben huzur buluyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Fotoğraf albümü henüz elime geçmedi, ama postaya vermişler. Merakla bekliyorum. Burası kamusal alan olunca, ben biraz çekinir oldum artık. Beni mazur görün lütfen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-58099502497007713?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/58099502497007713/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/karlar-duser.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/58099502497007713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/58099502497007713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/02/karlar-duser.html' title='Karlar Düşer'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7984524997179878354</id><published>2011-01-29T15:05:00.000-08:00</published><updated>2011-01-30T08:50:00.594-08:00</updated><title type='text'>Şundan Bundan</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Dün, yine Mira'nın annesiyle buluştuk, kahve içtik, sohbet ettik. Kanser konusuna dalınca konuşacak, paylaşacak o kadar çok şey var ki.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Acımızı, acımızla nasıl başaçıktığımızı, duygularımızı, doktorları, tedavileri, şu anda tedavide olan diğer çocukarı, aileleri, neler yapabileceğimizi konuştuk. Çok benzer düşünüyoruz, ve tedavide iken de benzer davranmışız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Bu çok iyi. Sanıyorum ve umuyorum bağımız sürecek. Birbirimize yardımcı olabileceğiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Dün buluştuğumuzda, bana küçük, altın rengi bir yıldız verdi... Nehir için. Sonra da bir zarf. Meğer burada cilt bakımı yapan biri tedavide olan annelere destek amacıyla cilt bakımı yapıyormuş, ücretsiz, Christine aracılığıyla. Christine bana bir tane hediye etti. Gülümsedim, "Biliyor musun, en son, kızarkadaşlarım doğumgünümde hediye etmişlerdi, Houston'da gitmiştim," dedim. Böyle basit bir jest, ama içinda kocaman bir düşünce ve bunu yapan bir cilt bakım yeri! Hadi yeni fikrimize hoşgeldiniz. Fikirler birikiyor böylece. Yapacak çok iş var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Bugün Leyla ile anne kız zaman geçirdik, biraz karda yürüyüş yaptık, sonra da sandviç yedik. Sohbetimiz çok güzeldi. Leyla'm yine beni gülümsetti bol bol. Sağlıklı yaşam üzerine konuştuk. Sağlıklı beslenme. "Anne, mesela, sabahları benim gibi yumurta yemek mi daha iyi, yoksa Amerika'lı çocuklar gibi mısır gevreği mi"..ndan başladık, miktar, çeşit, içerik, şeker, sıklık, şekerin türü konuştuk. Ve hareket etmek, enerjiyi kullanmak, bundan konuştuk. Bugünlerde okulda şişman bir çocukla ilgili bir kitap okuyormuş meğer. Ben de kendimden örnek verdim, "Ben neden Houston'da kilo aldım biliyor musun?" dedim... Ha ha, biliyormuş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Sonra da, sandviç yerinde sıra üniversite konularına geldi. Artık, "ivy" lig okullarını biliyor bizimki. Kim gidebilir kim gitmeyeceğe benziyor dedik. Mesleklerden konuştuk. Araştırmacı olmak veya uygulamacı olmak, anlattım. Mühendis örneği üzerinden gidince, uygulamacı olmayı tercih etti, "Daha eğlenceli" dedi. Doktorluktan sözettik. Cerrahlıktan. "Nehir doktor olurdu, çünkü çok iyi biliyordu hastaneleri" deyince ben, "Biriniz olsanız isterdim ama belki Nehir de bıkmış olurdu" dedim. "Haa, evet", dedi gülerek. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Derken arkamızdaki 80lerindeki kadın, pat diye Leyla'nın şapkasındaki minik kulağı çekti. Bu kadını daha önce de görmüştüm, sı sık buraya geliyor, anlaşılan tek başına yaşıyor. Güldük. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Dönüşte, İstanbul'u özlediğimizi konuştuk. "Anne, ben buradan gidince de üzüleceğim ama bir yandan da sevineceğim" dedi. Eh, hayat ne siyah ne beyaz. Duygularımız hep karışık, hep karmaşık. Kızım öğreniyor, ben de.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Bugün Nehir'in fotoğraf albümünü bitirdim. Ve sipariş ettim. Bir tane de "sisters" yani kızkardeşler yapmaya başladık Leyla için Leyla ile. Carole'un fikri yine.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Hadi bakalım arka plan, değiş tonton! Zira giysiler yerleşti, gereksizler bavulda! Bu kez Avrupai bir kar sahnesi!!! Bizim yeni, nispeten sıkışık ortama, sokak manzaramıza uygun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7984524997179878354?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7984524997179878354/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/sundan-bundan.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7984524997179878354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7984524997179878354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/sundan-bundan.html' title='Şundan Bundan'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3972851243492408985</id><published>2011-01-21T08:22:00.000-08:00</published><updated>2011-01-21T09:24:53.807-08:00</updated><title type='text'>Yeni Ev</title><content type='html'>&lt;div&gt;Taşındık ve oldukça yerleştik. Gibi. Background'tan anlaşılabileceği gibi giysileri asmak kaldı. Asalım, güzel bir kar manzarasına döneriz. Aslında eşya olmayınca, bavulları topla, bavulları aç gibi oldu. Yalnız bu kez zorlayan, yaşayan ve dolu bir eve gelmiş olmak. Yani eşyayı yerleştirmeden önce bu evi toplamak gerekti. Ya da bizim kutulara ev sahiplerinin eşyasını koyup, onlardan boşalan yerlere de bizimkileri koymak. Bize yer açmaya çalışmışlar ama 1975'ten beri yaşanan bir ev...düşünün birikmeyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah şu biriktirmeler. Ben pek hoşlanmam. Sadece Nehir doğunca Leyla'nın oyuncak ve giysilerini saklar olmuştum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi ise...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu eve gelirken de Leyla'nın ve benim giymediklerimizi bir kilisenin otoparkına konmuş olan giysi bırakma kutusuna koydum. Plastik torba içinde ve ağzını lütfen bağlayın uyarısıyla, bu kadar basit. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kitaplar da yine plastik torbalarda bu kez "Kütüphane Dostları" diye bir yere bırakılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her şey "çevriliyor" yani. Bunu çok seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçekten de göçebeliğe alışmışız. Çok zorlanmadık. Leyla Jo'sunu özlüyor ve eski evi daha çok sevdiğini söylüyor. Ben de. Ama az bir süre için önemli değil nerede olduğumuz. Bunu Leyla'ya da anlatıyorum. Jo ile zaten görüşebildiklerini söylüyorum. Nitekim bugün buluşuyorlar, okul sonrası. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evle ilgili tek derdim karanlık olması. 100 yıllık bir ev, sokak da eski, yani evler daha sıkışık. Hem güneş alışı az, hem de evdeki koyu ahşap yoğunluğu, filmlerdeki "şatovari" bir karanlık yaratıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eh, evi biraz benimseyebilmek için bizden birşeyler koydum. Malum RMH'de de böyle bir kriz geçirmiştim. "Nesting" (yuva yapma?) dürtüsü başgösterdi yine. Nasıl bir güdüdür bu...tut tutabilirsen. "Lime green", açık yeşil kanape minderi, yanına pembeli minder, ve fotoğraflarımız yerleşti. Carole'in akıllı önerisiyle ev sahiplerinin aksesuarlarını, nasıl düzenlendiklerinin fotoğraflarını çekerek, kaldırdım. Elimden geldiğince gözümü ve kalbimi az yoracak bir hafifliğe getirmeye çalışıyorum. Çalıştım. Bitti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her işte bir hayır vardır. Ah bu cümle yine geldi hayatımıza. Sevmez olmuştum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önceki eve, ilkönce, gitmemiz çok yerinde olmuş. Eylül ayından beri iyileşmemde çok etkili oldu. Her zaman sevgiyle anacağım oradaki günlerimizi, yürüyüşlerimi, kanepeden dışarıda gördüğüm sincapları, gelen geyikleri, açıklığı, ferahlığını. Komşularımızı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leslie de çok tatlı, o da yarın akşam yemeğe çağırdı. "Bizi bırakmadığınızdan ve hala görüşebiliyor olacağımızdan emin olmak için" diyerek. Aslında bizim kendimizi iyi hissettiğimizden emin olmak için. Çok düşünceli, çok duyarlı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu evin bir faydası, İstanbul karışık gelmeyecek artık. Ve gider gitmez kaç yıldır yapmadığım kağıt, ıvır zıvır temizliğini yapacağım. Orayı da hafifleteceğim. Burası ders oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama tatlı ev sahibini de anlıyorum. Neredeyse 70 yaşında, Norveçli, profesör. Hala sabah sekiz akşma altı çalışıyorlar karı koca. Ve akşamları da evde çalışmaya devam ediyorlar. Okula da yürüyerek gidip geliyorlar. Evde geçirdikleri kısa zamanda benim şimdi gördüğüm fazlalıkları görmeleri mümkün değil. Zaten ben de İstanbul'da görmüyordum. Görsem de temizlik, ve atma işine ayıracak zamanım olmazdı. O kağıtlar, fotokopiler, öğrenci kağıtları, ödevler, fişler birikir de birikir...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim için evdeki en iyi şey, eski, ve hala iyi çalışan bir stereoları var. İşte benim gibi müzikle beslenen biri için bu çok güzel oldu. Buradakiler etraftaki öğrenci evlerinin gürültüsünden şikayet ediyorlar ama beni nasıl tutacaklar bilmiyorum. Şöyle "bas", "bas" dinlemek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Bonnie. Kedi. Henüz birebir ilişkide değiliz. Ama ona da bir tarak aldım. bakalım bana taratacak mı kendini. Bir de Türkçe mi, İngilizce mi konuşacağım şaşırdım. herhalde ses tonudur anladıkları dedim, Türkçe sesleniyorum. O da yeni bir dil öğrensin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi kısa notlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kar yağışı sürüyor. Artık eksilerdeyiz. Çok güzel bir hava var. Sabahları kar temizliğine alıştım iyice. Bugün ilk ben yaptım sokakta. arabayı da çıkarmıyorum iki gündür, okula yürüyoruz. Köşebaşına geldiğimizde, oradaki gönüllü, arabaları durdurup çocuklara yol açan Annie, "Siz yenisiniz" (hey, you are new on my block) diyerek hem kendini tanıttı, hem de bizi tanıdı. Bravo dedim, çok dikkatli, iyi bir şey. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla hem futbol, hem basketbola devam ediyor. Baskette geçtiğimiz haftasonu karşı takımı 30'a 6 yendiler! Valla bu yılın sürpriz takımı oldukları kesin. Karşı takım yine fizik olarak daha üstündü ama bizimkiler daha iyi savunma yaptılar ve düşünerek, oyun kurarak oynadılar. Laf aramızda Leyla 6 sayı attı, ve çok iyi savunma yaptı, top çalmalar falan. Bir ara takımarkadaşı, koçun kızı, beşinci sınıf, "Go Leyla Go...and everybody" (Haydi Leyla ve herkes) diye tezahürat yaptı! Bakalım bu haftasonu nasıl geçecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mahmut her işi nasıl yapacaksın diyor, ama bu çocuk ligi işine de takıldı kafam. Çok eğleniyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kapalı saha futbol da çok eğlenceli. Basket sahasında, beşerli iki takım halinde oynuyorlar. Çok hızlı ve eğlenceli geçiyor. Biri kalede, ikisi savunma, ikisi hücum. Hem de futbolda kız erkek karışık. Tabi, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, futboldaki yıldız, güney Amerikalı bir çocuk idi. Çok iyi oynuyordu. Bence bizim takımlar altyapıya alsınlar! Ve güzel olan, birkaç kız da gerçekten çok iyi oynuyorlar. Leyla yeni, bakalım nasıl gelişecek. ama genelde topla ilişkisi iyi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu işi de yapsak diyorum. Zor değil. Okuldan salon ayarlayacağız, bazılarımız hakem, bazılarımız koç olacağız, okullarla biraraya gelip turnuva yapacağız. Tüm yıl değil. 7 hafta basket, 7 hafta futbol vb. Mahalle, değilse de bölge bazlı olmalı, götür getir az olmalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada Damla'nın yorumuna çok katılıyorum. İş yapma/yaptırma konusunda. Zaten ben de öyle yapıyorum, hiç ütü yok! Mahmut'un gömlekleri ona ait. Ben ve Leyla katlayıp giyiyoruz. Yıka ve çık hesabı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carole tam biz taşınmadan önce, kitabı bitirdi. Ben bir çeşme oldum, üç gün kendime gelemedim. Sanıyorum taşınma, veda duygusuyla birleşti gözyaşlarım sel oldu. Şimdi toparladım. Ama ben Nehir'i rüyamda görmüyorum. En başta kabus halinde, bırakmamak için mücadele eder bir şekilde gördüm birkaç kez. Ama bir türlü güzel bir halde göremiyorum. Bu akılla yaşamak belki de. Aklı bırakmamak. Bir yandan da Nehir her zaman karşımda, fotoğraflarda bana gülümsüyor. Videoları da izliyorum. Sesini duymak, onu görmek bana çok iyi geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün TR'den oğulları yeni teşhis olmuş bir anne buldu beni. Bir zamanlar yazmıştım, hani Meksika kökenli bir büyükbaba vardı. İlik  naklindeyken tanışmıştık. O zamanlar, "Gelecek yıl biz burada olmayacağız ama başka aileler olacak" demişti. Evet, bizim mücadelemiz yerini başka çocukların mücadelesine bıraktı bile. Bizim hayatımız devam ediyor, ve bir yerlerde başka bir anne ve baba yavruları için endişe  ediyor. Allah hepsine yardımcı olsun. Şans yanlarında olsun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çocuk kanseriyle mücadele mutlaka araştırmaya destekle olmalı. Önce şifayı bulmalı, sonra da bunu TR'ye getirme işini düşünmeliyiz. Ama önce, yetişkin kanseri yanında "kaynayan" çocuklarımıza umut lazım! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3972851243492408985?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3972851243492408985/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/yeni-ev.html#comment-form' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3972851243492408985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3972851243492408985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/yeni-ev.html' title='Yeni Ev'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8421527387807213445</id><published>2011-01-13T05:47:00.000-08:00</published><updated>2011-01-13T06:07:37.793-08:00</updated><title type='text'>Haydi Kızlar Futbola Demişler</title><content type='html'>Bugün ve yarın toparlanma, ev değiştirme işlerimiz var. Bir iki gündür ise kar yağışı arttı, acaba okullar tatil olur mu dedik, ama olmadı. Evin önündeki karları temizleme işini yapmak ise spor salonundaki kardiyo yerine, temiz havada iyi egzersiz oluyor. Acaba paramız olduğunda kendi yapabileceğimiz işleri devretmekle kendimizi yükümlü mü sayıyoruz? Sonra da yavaş yavaş bağımlı hale geliyoruz. Ya da kendimiz yapınca, "Neden kendileri yapıyorlar?" sorusu, ve şüphesi altında kalıyoruz...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendi işimi yapmayı seviyorum. Ama hatırlatırım kendime, buraya ilk geldiğimizde, ilk sorumuz, "Evin araba yolunu kim temizliyor?" idi. Evsahibimiz, orta yaşı biraz geçmiş, çok zinde, tatlı Pam, "Ben kendim yapıyordum" dediğinde ise, yüzümüzdeki şaşkınlık...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi denilebilir ki, işsizlik çok iken bir denge yaratıyoruz. Ama ortaya çıkardığı yaşam biçimini sevmiyorum. Ama tabi karı koca sabahtan akşama çalışıldığında, o yorgunlukla kim garajın önündeki karları temizleyecek, bir de o var. Ama bir süre sonra gereklilik yerini alışkanlığa bırakıyor olabilir mi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse bunları düşünmeli, (ama ben niye taşınırken bir de bunları düşünüyorum bir yandan, şu aklıma bir çare bulmalı, enerjisi artmaya başladı, doğru, akademik bir yönlendirme lazım, yoksa gevelemeye başlıyorum) ama Özgecan bir "link" göndermiş, spor yazısı üzerine. Onu paylaşmak istedim. Aynen bizim gibi düşünen birileri kızları futbola yönledirme çabası içine girmişler!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakınız... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;a href="http://cimfilizleri.com/?a=About%20Us" target="_blank" style="color: rgb(0, 0, 204); "&gt;http://cimfilizleri.com/?a=&lt;wbr&gt;About%20Us&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8421527387807213445?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8421527387807213445/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/haydi-kzlar-futbola-demisler.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8421527387807213445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8421527387807213445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/haydi-kzlar-futbola-demisler.html' title='Haydi Kızlar Futbola Demişler'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2209556184306246055</id><published>2011-01-08T12:19:00.000-08:00</published><updated>2011-01-08T16:29:12.605-08:00</updated><title type='text'>Let's go Bulldogs Let's go!</title><content type='html'>Bugün Leyla'nın ilk basketbol maçı vardı, başka bir okula karşı. Deplasmanda!&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla, sevgili komşumuz, en iyi arkadaşı Jo'yu çağırmıştı. Jo da, yani genleri itibariyle sanata çok yatkın, sabah elinde, tezahurat için yaptığı "nesne" ile geldi. Nesne: Kırmızı, büyük bir el, kartondan. Üzerinde Leyla'ların takım adı "Bulldogs" Bir Numara Yazıyor. Tek kalmış bir eldiveni de arkasına yapıştırmış, elimize geçirdik. Ve maça gittik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada soranlar olmuştu, koç meselesi nasıl çözüldü diye. Mahmut son dakikaya kadar beklemişti, başkası çıksın diye. Nitekim çıktı! Başta hem Leyla hem ben bu önemli kariyer fırsatını kaçırdığı için bozulduk ama doğru karar vermiş, şimdilerde iyice anladık. Anlatayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün maçta ben ve Mahmut kadar heyecanla maçı izleyen başka anne baba yoktu!!! Yaw, ne yapalım, Akdenizlilik kendini gösteriyor. Hele atmaları gereken basketleri atamadıklarında, "ahhhh" diyorduk. Yani bize göre değil bu işler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maça gelelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önden erkek takımlarının maçının birazını izledik. Bu okul siyahi oyunculara sahipti. Ve bir iki çocuk çok iyi oynuyordu. Yani ilkokul öğrencisi olarak topa hakimiyetleri, sürüşleri görülmeye değerdi. Irk olarak üstünler. Küçük yaşta oynamaya, izlemeye başlıyorlar ve tabi ki önlerinde rol modeller çok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da kızlar ve erkeklerin oyunlarındaki farklılığı konuştuk, "Neden kızlar kakarakikiri, ama erkekler rekabetçi"...Bilemiyorum, esasen kızlar ve erkekler spora aynı şekilde yönlendirilmiyorlar. Hele takım sporlarına. Bakın, etrafınızda kaç kız var, basket oynayan. Futbol oynayan...Cimnastik, bale, tenis, yüzme. Hiçbiri takım oyunu değil. Voleybol sadece. O da ilkokul düzeyinde kaç kişi bilemiyorum. Genelleme tabi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amerika'da yaşayanlarınız benden daha iyi biliyorlardır, ben bu amatör çocuk liglerini çok eğlenceli buldum. En azından Ithaca'da. Maç başamadan, BJM'den bir sporcu, "Bu bir eğlence, yenmek yenilmek değil, birlikte iyi zaman geçirmek esas" ana temalı bir konuşma okudu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ligte, aileler ön planda. Yani koçlar, hakemler ailelerden. Aslında böyle olunca, bizdeki, özel okullarda bile olan imkansızlıklar ortadan kalkıyor. Maddi bir yük gelmeden çocuk ligi oluşuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani adını yazmayacağım, ama Leyla'nın para vererek basketbol dersine gittiği özel klüpteki çalışmalara kıyasla çok daha iyi bir çalışma ve oyun oluyor. Ve takım oyununu öğreniyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuçta çok eğlenceli idi. Karşı takımın kız takımı da fizik olarak çok üstündü. Nasıl oldu ise oldu, ve bizimkiler ezilmedi. Maç berabere bitti. 18-18. Ha ha, skor nasıl? Koç Ike, maçın sonunda, "Karşı takım çok iyi. Geçen yıl, erkek takımına karşı oynamıştık, 44-0 yenilmiştik" dedi. "Erkek takımı da aynı skorla yenilmişti üstelik" dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi yazarken ise şunu farkettim. Christmas'tan beri biraz burukuz aslında. Ve bugün hem Mahmut hem de ben çok iyi vakit geçirdik. Güldük. Çocuk ligini neden sevdiğim anlaşıldı herhalde. Bizi olduğumuz ana getirdi, "Let'go Bulldogs Let's go" derken biraz kafamız dağıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haftaya bu evden, başka bir eve taşınacağız. Yani, Özgecan yazmıştı geçenlerde, "Göçerliğe alıştınız nasıl olsa" diye. Doğru. İki yıldır, ne  kadar farklı yerlerde kaldık. En çok bu sokağı sevdik. Komşularımız da üzgün. Hangimiz şanslı karar veremiyoruz. Ama bu ev, önce hayır, sonra evet, sora hayır, sonra evet şeklinde giden bir kiralama sürecinden sonra taşındığımız bir ev oldu. Ve bu sayede ben Carole ile tanıştım, Leyla da Jo ile. Kabaca, kampüsün kuzeyinden, güneyine taşınıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ithaca için tabi mesafe algılayışı farklı ama İstanbul'a göre, şöyle diyeyim, Levent'ten, 4.Levent'e taşınmak gibi! Sadece Leyla ve Jo'nun program ve bir ayarlama yapmadan sokakta oynama zevkleri kalmayacak, ama olsun. Şimdi de "sleepover"lar başlayacak. Hatta, "Siz taşınmadan bu evde mutlaka bir sleepover yapmalıyız" dedikleri için, bu gece Jo bizde kalıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Taşınmamızın iyi yanı, Leyla hem okul otobüsüne biniyor olacak, ya da okula yürüyebileceğiz. Ki, kış için daha çok karlı olacağı söylenen aylarda orada olacağız. Evde yaşlı bir kedi var, ona bakacağız. Hem ben hem Leyla bu konuda da heyecanlıyız. Ve evde bir piyano var. Leyla altı, yedi aydan sonra piyano çalmaya devam edecek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carole ise çok tatlı. Görüşmemiz hem bir amaca yönelik olsun, hem de düzenli olsun diye birlikte bir ders almamızı önerdi!! İkimiz de yürüyeceğiz ve ortada buluşacağız!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani komşuları bırakmayacağız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yılbaşı akşamı Carole'ların New York'tan, Üsküdar'dan bize sürpriz yemek getirdiklerini ve bizi yemeğe davet ettiklerini yazmadan bitirmeyeyim. Leyla yeni yıla mantı ile girdi! Sevgili Carole okumuyor, ama gıyabında yazayım, bence ben daha şanslıyım!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha bir de, dedemiz okuyorsa, geçen akşam yaptığım tavuk şinitzel ile, Leyla'nın, "Tamam anne, süper şef oldun artık" ünvanına kavuştuktan sonra, dün akşam da kuşkonmazlı risotto yaptım. Yine yıldızlı geçtim. Özgecan'cım kulakların çınlasın. Birlikte yapacaktık. Şimdi neden birlikte yapalım dediğini anladım. Benim hızımı da hesaba katarak, ve ilk yapışımı, iki saatimi aldı! Sohbet eşliğinde daha zevkli olacağı kesin. Ama defterime bir tarif daha eklendi, döndüğümüzde bu kez ben sana hatırlatırım nasıl yapıldığını.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Feride'cim, raw food, İstanbul'a dönüp, vitamix e kavuşunca yeniden başlayacak. Ama anlıyorum ki, yemek pratiği her çeşit mutfak için bir baz oluşturuyor. Tad, biraraya getirme, değişik malzemenin yaptığı etkiler...gibi. Ah bir de şu doğrama işinde gelişsem. En çok zamanımı o iş alıyor. Biraz da blender eksiği tabi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşteee, buranın havadisi bu kadar!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2209556184306246055?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2209556184306246055/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/lets-go-bulldogs-lets-go.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2209556184306246055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2209556184306246055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2011/01/lets-go-bulldogs-lets-go.html' title='Let&apos;s go Bulldogs Let&apos;s go!'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-670442927639042091</id><published>2010-12-31T13:12:00.000-08:00</published><updated>2010-12-31T13:15:31.245-08:00</updated><title type='text'>Yeni Yıl</title><content type='html'>Sevgili 2010, sana diyecek lafım yok, kalmadı.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizim için zor bir yıl oldu. Başlangıcı neşeli ve umut doluydu halbuki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2011 hepimize, hepinize huzur getirsin, sağlıkla...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-670442927639042091?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/670442927639042091/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/yeni-yl.html#comment-form' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/670442927639042091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/670442927639042091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/yeni-yl.html' title='Yeni Yıl'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8241472756163422582</id><published>2010-12-29T18:16:00.000-08:00</published><updated>2010-12-29T18:48:14.547-08:00</updated><title type='text'>Harikasınız!!</title><content type='html'>Evet, sessiz günler. Aslında biraz hareketli, bazen hüzünlü, ama neşeli.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hande'cim geldi, döndü...konuştuk, yürüdük, Yaprak'ı gördük. Sandra ile buluştuk. Güldük. Bir hafta geçiverdi. Hande gittiğinde, anladım ki, buranın yavaş hayatına çok alışmışım, biraz dışına çıkınca, yoruluverdim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada, Leyla ile buz pateni yaptık. Bilenler vardır, eskiler yani, bir Penguen vardı Harbiyeden aşağı. Ankara'da da Kuğulu Park. Eh, üç aşağı beş yukarı 25 yıl olmuş, bendeniz de sahalara çıktı. Tabi, pek de bir şey değişmemiş, kenardan kenardan, ama düşmedim, ayaktaydım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken Cengiz Amca'lar geldi. Gelecekler mi, gelemeyecekler mi, Doğu Yakası'ndaki kar fırtınası, Emre'nin ateşi...neyse gelebildiler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Emre bana Nehir'i anımsatıyor. Bilmiyorum neden. Gözleri, dedi Cengiz. Ne bileyim. Girer girmez kolundaki çıkartma dövmeleri gösterdi. Nehir, hastanede iken, ona verilen dövmelerden birini, "Emre'ye vereceğim" diye saklamıştı (Sonra aradım aradım bulamadım, Emre'ye vermek istemiştim, son telaşta bir şekilde kaybetmişiz). Nehir yoğun bakımdayken, Leyla'yı aradığımda, Emre telefonu istiyor ve Nehir'i soruyordu, hasta mı, diye soruyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belki de şimdi Nehir'in arkadaşı olan küçük çocuklar büyüdüğünde daha zor olacak. Bilmiyorum. Hiçbir zaman kolaylaşmayacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama şimdi Nehir'in ağacına baktım, Yeşim yazınca!! Benim tatlı kızımın güzel bir hediyesi olmuş. Ne kadar düşünceli, ne kadar sevgi dolu bir yılbaşı oldu bu. Teşekkür ederim. Teşekkür ederiz. Bu arada bizim istediğimiz yemek kitapları da geldi. Baskı kalitesi düşündüğümden düşük, ama amaç zaten bir şekilde araştırmaya katkıda bulunmak. Leyla ise çok sevdi. Çocukları okudu. "Angel", kelimesini öğrendi. Sanıyorum o da bir yandan böylece Nehir'le bağını sürdürüyor.  İçinden tarifleri denemeliymişiz. Tamam, dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve sevgili İlal Hanım!! Ne kadar iyi etmişsiniz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçekten de yavaş yavaş hepimiz daha duyarlı oluyoruz. Görmediğimiz hayatları görüp, elimizi uzatıyoruz. Elimizden geldiğince. Bence hepimiz doğru yöne gidiyoruz. Örgüyü unutmadım. O zaman, ben yapamam, ama örgüyü benden daha iyi beceren ve daha güzel örenler için iyi bir fikir olduğunu düşünmüştüm. Ama siz de, örgü fikriyle uğraşıp, yaptım yapamadım demektense, gidip, çocuklarla birebir zaman geçirmişsiniz. İşte bu harika!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2010 bitmek üzere. Bu gerçeği ne yapacağımı bilemiyorum. Her yıl, yeni bir başlangıç, bir umut demekti. Hayatımda ilk kez bir sonu işaret ediyor. Geride bırakmak. Hafızamın bana ne kadar izin vereceğini bilmiyorum. Nehir'i ne kadar süre zihnimde canlı tutabileceğimi bilmiyorum. İlk günlerde beni ağlatan fotoğraf ve videolar bugünlerde bana onunla olma şansı veriyor. Yine de zamana karşı ne kadar dayanabileceğim bilmiyorum. Güzel kızım benim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8241472756163422582?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8241472756163422582/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/harikasnz.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8241472756163422582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8241472756163422582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/harikasnz.html' title='Harikasınız!!'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8193176762478000100</id><published>2010-12-17T07:42:00.000-08:00</published><updated>2010-12-17T08:30:23.805-08:00</updated><title type='text'>Nehir'imin Hande'si</title><content type='html'>Bugün hala yazmış, sesiniz soluğunuz çıkmıyor demiş.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baktım. Haklıymış, 10 gün olmuş yazalı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi bir şey yaptım, arada. Çalıştım. Yani, biraz data topladım. Bilgisayar başında. Yani on günü çalışarak geçirdim. Hatta çoğu kez de evin dışarısında çalıştım. Starbucks'ta. Kafamı çok vermem gerekmeyen, ama başından kalkmadan hızlı yapabilmem için çok iyi bir ortam oldu. Sorunca, kahve için adımı, "Leyla" deyiverdim, herkesin hayatını kolaylaştırmak adına. İlginç oldu. "Leyla" diye seslenince bayağı bakar oldum yani. Aslında bazen hepimiz Leyla olmalıyız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de PMS civarı, bir yas dalgası çarptı beni. Televizyonda rastgeldiğim bir reklam başlattı, üç gündür, Mahmut zor yatıştırdı. Neyseki o yatıştırabiliyor. Biraz hassas günlerden geçtim, geçiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carole'a fotoğraf götürdüm. Bilmiyorum o da eklendi sanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hah, ama bu komik. Carole'in kızı Jo, "Annem sanatçı" diyordu ara ara..."artist"...Sokaktaki postakutularını boyamış olduğunu biliyorduk. Ama malum, Leyla da benim için son zamanda, "Annem harika bir aşçı" der oldu. Ben de bunu yine çocukların annelerine hayran olmaları yönünde algılamıştım. Zaten, üniversitede de "beslenme" okuduğunu öğrenmiş olduğumdan...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzatmayayım, meğer üzerine de güzel sanatlar bitirmiş, ve evet diplomalı sanatçıymış. Sanatçı olmak için diploma gerekir mi sorusunu, sanatçılara bırakıp geçiyorum. Bence gerekir. Bu da fikrim olsun. Hobi ile ayırmak adına.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve dün kaçıncı kez evine girdiğim halde, bir de baktım duvarda resimler! Yani birini görmüştüm ama onu yapmış olabileceğini düşünmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hay güleyim mi şaşayım mı aklıma. Çevremle ilgili algım hala tam yerine gelmemiş, anlaşılan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Niye mi anlattım. Nehir'in yaptıkları elişleri ve birkaç eşyasını fotoğraflamıştık ya, daha önce. Dün fotoğrafları verdi bana. Çok güzeller. Nurgün'cüm, Bilge'cim yazmışlar ya, biz de yapmayı isterdik diye. Evet. Ama sanıyorum Carole bana büyük bir iyilikte bulunuyor. Hem sanatçı gözü girmiş oluyor. Hem de duygusal olarak biraz uzaktan bakan birinin elinden çıkıyor. Yani, birlikte ağlıyoruz, o başka. O, hassasiyet. Ve bir şekilde Nehir'i, burada bulduğum çok sıcak ve yakın bir arkadaşla da paylaşabilmek benim için anlamlı. Oluşmakta olan arkadaşlığımız için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arkadaşlık demişken. Ve işte bugün Hande'cim geliyor. Gelecek mi, gelemeyecek mi derken uçağa binmiş! Doğrusu uçağa bininceye kadar sevinmedim. Yani tutmaya çalıştım. Şimdi uçakta ya, arkasından konuşayım. Sevgili arkadaşım, Nehir'in teşhis edildiği ilk günden beri yanımda. Sadece benim değil, Leyla'nın ve Nehir'in de yanında oldu. Leyla için yol arkadaşı, Nehir için pastacı. Nehir ile doğumgünü arkadaşı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uçaktan inip, otobüse binecek, ve geldiğinde, "Yok be canım, o kadar yorucu değildi, kafamı dinledim" diyecek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bakayım Nehir'imin ağacı ne durumda! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra da İpek ile buluşacağız, öğle yemeği için. O da tüm kampüs öğrencileri gibi, yılbaşı için evine, Türkiye'ye gidiyor. Bu akşam itibariyle kampüs bize kalıyor. İn, cin ve biz. Ha bir de, geçen gün evin bahçesinden koşarak geçen tilki!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8193176762478000100?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8193176762478000100/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/nehirimin-handesi.html#comment-form' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8193176762478000100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8193176762478000100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/nehirimin-handesi.html' title='Nehir&apos;imin Hande&apos;si'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8406560276784044098</id><published>2010-12-07T08:58:00.000-08:00</published><updated>2010-12-07T09:41:17.036-08:00</updated><title type='text'>Yas ve Kitaplar</title><content type='html'>Önce Nehir'in ağacını renklendiren herkese teşekkür ediyorum. Ben ağaçtan gelen gelir, Amerika'da kullanılacağı için tereddüt etmiştim, katılım açısından. Sonra hem başlatanlar, ve Yeşim'in notuyla, ve  benim bu yılbaşında ne yapacağım sorununa bir çözüm olunca duyurmak anlamlı gelmişti.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kime yardım edeceğiz sorusu benim de aklımı kurcalıyor. Çünkü gönlümde yatan esasen nöroblastom araştırmasına destek olmak. Ama bu, TR'deki sorunları hiç çözmüyor. Öte yandan, "şifa" olmadan, hiçbir çocuk yaşamayacak. Hangi sınırlar içerisinde olurlarsa olsunlar. Ve araştırma bu açıdan çok değerli. Bir anne baba için en acısı tedavisi olmayan bir hastalıkla mücadele etmek. İkinci sırada mevcut tedavilerin kaliteli bir biçimde verilmesi geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu  nedenle duyarlılık gösteren hepinize teşekkür ediyorum. Bizim durumumuzda değerli gördüğümüz bir amaca destek verdiğiniz için. Nehir'in seveceği, renkli ve süslü bir biçimde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kütüphaneyi yeniden keşfettim bugün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün Leyla'yı almak ile market alşıverişi arasında boşluk olunca eve gitmek yerine, Barnes and Nobles'a gittim. Aslında içeri girmekte zorlandığım iki yerden biri burası. Hangi şehirde olursak olalım, Nehir'in güzel zaman geçirdiği yer oldu, kitapçılar. Barnes and Nobles'taki çocuklar için ayrılmış bölümdeki trenlerle oynayışı geliyor aklıma. Ya da bir kitap alıp, çoğu kez birden çok, birlikte okuyuşumuz. Ya da Leyla ile. Şimdi büyük kitapçılara girmek, bana zor geliyor. Neyseki, burada daha önce hiç yapmadığımız biçimde kütüphaneye gider olunca, benim için iş kolaylaştı. Bir de Target. Orası belki daha da zor geliyor. Houston'da evimizin tam karşısında olunca, ve ev eşyamız az olunca her türlü gereksinim için gittiğimiz bir yer olmuştu. Hafızamda, Nehir'in alışveriş arabasından inip, elbiseler arasına dalıp, kendine giysi seçmesi geliyor, her gittiğimde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah evet, işte dün girdim kitapçıya. Aklımda yemek kitabı bakmak vardı. Bu ara yemek konusunda bir dönemeç döndüm. Biliyorsunuz benim için ızdırap olan bir mesele. Ama en sonunda, yapar oldum. Ve en önemlisi tarifleri anlayıp, uyarlayıp, hızlandım...Yani göreceli... Ama kendimle gurur duyduğumu söylemeliyim. Ve hal böyle olunca yemek kitapları ve yeni tarifler denemeye hevesli oldum. Burada bu konuda kendimi geliştireceğim. Bunda, ikidir Leyla'nın eve gelen arkadaşlarına, "Annem çok iyi yemek yapıyor" deyişi etkili. Biliyorum aranızda gülenleriniz var. Ben de duyduğumda gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ama hiç bozuntuya vermemeye karar verdim. Üstelik yapmış olduğum "apple crisp" güzel de olmuşken!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mahmut bile, "Eline sağlık, çok güzel olmuş" demişken...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her neyse, işte bu iç halle, gidip, yemek kitabı baktım. Fiyatı çok geldi, internetten bakayım dedim. Ve internetteki birinin, "Ben bizim kütüphaneden aldım, güzeldi" demesiyle, bütün Christmas süsleri yandı zihnimde!! Nasıl düşünememiştim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün kütüphaneye gidip, bir yerine dört yemek kitabı aldım ki, daha çok var bakabileceğim!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve işte başlık. Bir yandan da "Stumbling on Happiness" i sonunda bitirdim. Uzun sürdü. Çünkü yazan bir akademisyen olunca, kavramlar tanıdık da olsa, roman gibi hızlı okuyamadım. Bir yandan da ama benim için çok önemli terapik etkisi oldu. Çünkü zamana yayarak okuyunca, mutluluk üzerine, yas üzerine, akıl ve duygularımız üzerine düşünme fırsatım oldu. Yani yaşadıklarım ve hissettiklerimi inceleyerek okudum. İç dünyama aklımla baktım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün kütüphaneye girince, bir de "çocuğunu kaybetmek" diye bir başlıkla tarama yaptım. Tabi, karşıma güzel kitaplar çıktı. Böyle durumlarda benzer deneyimlerden geçmiş kişileri okumak, ya da bu kişilerle çalışmış kişileri okumak iyi geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elimdeki yeni kitap. "Üzüntünün Öteki Yüzü"..."The Other Side of Sadness". Hoş bir tesadüf, kapağında, "Stumbling on Happiness" yazarı, Daniel Gilbert'ın kitap hakkındaki olumlu eleştirisi var. Evet, elime geliverdi. Rafta başka bir kitap ararken gözüme ilişti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hayatı seviyorum. Carole ile geçen hafta yürümek için buluştuğumuzda, "Biliyor musun, çok şanslısın" deyiverdi, aklımdan geçenleri okumuşcasına. Sonraki gün "mutluyum" demek istedim, hatta. Tam ağzımdan çıkacakken, "Ama mutlu olabilir miyim" diye sordum kendi kendime. Nehir'e ihanet ediyormuşum hissiyle. Şimdi elimdeki kitaplarla bu suçluluk, üzüntü ile aynı anda mutlu olmak gibi halleri, hallerimi anlamaya çalışacağım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizleri çok seviyorum! Nehir'i, bizi sarıp sarmalayıp, bizi en şanssız piyangomuzda, şanslı hale getirdiğiniz için. Bir kez daha.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;BilgeNot: Bilgecim, bana göndermiş olduğun smileboxlar sayesinde çekmiş olduğun fotoğraflar bu bilgisayarımda. Hatta, ilk doğum sonrası fotoğrafları tesadüf buldum. İyiki çekmişsin! Bir de güzel çekmişsin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8406560276784044098?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8406560276784044098/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/yas-ve-kitaplar.html#comment-form' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8406560276784044098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8406560276784044098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/yas-ve-kitaplar.html' title='Yas ve Kitaplar'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1348323050899635211</id><published>2010-12-02T12:13:00.000-08:00</published><updated>2010-12-02T12:30:29.501-08:00</updated><title type='text'>The Giving Tree</title><content type='html'>&lt;div&gt;Blogun arka planından da anlayacağınız gibi, dün ilk kar yağdı! Sabah 50 derece gibi sıcakken, önce şakır şakır ve şakır yağmur yağdı, derken, sıcaklık "küt" diye düştü. Ve kar başladı. Ben de İstanbul'lu halimle, "Yağmur üzerine bu kar tutmaz" diye düşünürken, bir saat içerisinde her yer bembeyaz olmuştu bile!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fark: Kaldırımlar için minikten  başlamak üzere her boy araç, yolları açıverdiler, bol da tuzlayarak. Ben de araba temizlemek için buz kırıcı, ve süpürge, camlar için buz sökücü, ve evin önüne gerekirse diye tuz aldım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi ise Mark Dungan'ın sitesindeki ağaç süsleme işini yaptık Leyla ile. Leyla da harçlığından bir tane süs aldı Nehir için. Bu fikri de çok sevdi. Adımızı görünce ve artan süs sayısını ikimiz de çok mutlu olduk. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün ev için birkaç yılbaşı süsü aldım. Ağaç da tamam. Evimiz yeni yıla hazır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zorluk çekenler için nasıl yaptığımızı yazayım. Ben de zorlandım, çünkü "giving tree" başlığı altında ödeme yapmak istiyor insan, halbuki, "give up a lunch" diye yapıyorsunuz işlemi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yani&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;http://www.lunchforacure.org/givingtree_children.aspx &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sayfasına gidip, soldaki "donate now" ı tıklayıp, birinci adımda, yapacağınız yardım miktarını, dolar olarak yazıp; Nehir'in adını listeden bulup, seçip, diğer iki adımda da ödemeyi tamamlıyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemen adınız çıkıyor ve ağaçtaki süslerin sayısı yenileniyor. 70'teyiz! Nehir'in en çok bu yıl süsleri olacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1348323050899635211?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1348323050899635211/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/giving-tree.html#comment-form' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1348323050899635211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1348323050899635211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/12/giving-tree.html' title='The Giving Tree'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6995626552197752451</id><published>2010-11-30T08:50:00.000-08:00</published><updated>2010-11-30T09:17:19.792-08:00</updated><title type='text'>Komşuluk: Carole</title><content type='html'>Şanslıyım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Carole ile hemen yakınlaştık. Daha önce de yazmıştım. İki komşumuz da, Leslie ve Carole, bize gelir gelmez yakınlık gösterdiler. Ev sahibimizin etkisiyle sanıyorum. Ama esasen kendi hassasiyetleriyle...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah Carole geldi. Nehir için bir fotoğraf albümü yapmak istediğini söylemişti bana. Ben fotoğraflardan bir seçki yaptım. Bugün ise Nehir'in yapmış olduğu elişleri ve resimleri fotoğrafladı. Ve oyuncaklarını. Başını ve karnını bantlmış olduğu minik canavarını. Bebeklerini. Eşyasını. Su şisesi, crocsları, hastanede giyemediği için yanında tuttuğu bale ayakkabılarını, çantası, gözlüğü, Leyla ile benim ona yazmış olduğumuz mektupları, Emre ve Ela'dan gelen kartlar. Nurgün'le İstanbul'da yaptıkları resimler...Ve saç bantlarının, kolyelerinin, bileziklerinin durduğu kutu. Nasıl da seviyordu, bakıp, seçip, takmayı. Bizde dijital kopyası olmayan, RMH'nin çektiği fotoğraflar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz ağladık. Ama kendi başıma yapamayacağım bir işi, birlikte yaptık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böylece Carole da biraz tanımış oluyor Nehir'i. Ve Nehir için bunu yapmak istemesi beni çok duygulandırdı. Bir kez daha bu yolculukta ne kadar güzel insanlara rastladık diye düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im, ah seni nasıl özlüyorum. Hele şimdilerde başlayan Christmas havasında. Christmas'ın benim için bir anlamı yoktu aslında, ta ki, önce Sasha Hanım'la başlayan ağaç işi, sonra da Amerika'nın, hastanede geçirdiğimiz günlerin getirdiği Santa merakı. Geçen yıl, kontroller için Houston'a gittiğimizde Nehir, pembe, minik çanta seçmişti, yılbaşı ağacı için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yıl ağaç yapmayı kaldıramayacağım. Aslında 2010 yılına veda ediyor olmak da beni çok üzüyor. Sanki Nehir'den biraz daha uzaklaşıyorum hissine kapılıyorum. Aramıza biraz daha mesafe girecekmiş gibi. Zamanda da geride kalıyor artık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken Yeşim'in sözünü ettiği, Giving Tree 'ye baktım. Bilmiyorum tamamını süsler miyiz, ama Nehir için konmuş o süsleri görünce, ve adları. Çok duygulandım. Nehir çok sevildi, seviliyor. Bu yıl o ağacı süsleyelim öyleyse. Tüm mücadele eden, kendilerinden çok daha büyük mücadele veren, birbirinden güzel çocuklar için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemek kitabı ve Ağaç. Böylece Bizim için tüm hastalıkta yanımızda olan Amerika'lı aileler, ve yaşadığımız tüm dostluklar, tanımış olduğumuz tüm güzel çocuklara geri vermiş olalım. Özellikle de nöroblastom araştırmasına katkıda bulunuyor olmak, bana çok iyi geliyor. "Şifa" için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsanlığın sınırları yok.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6995626552197752451?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6995626552197752451/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/komsuluk-carole.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6995626552197752451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6995626552197752451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/komsuluk-carole.html' title='Komşuluk: Carole'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6224676791321441305</id><published>2010-11-24T13:10:00.000-08:00</published><updated>2010-11-24T13:30:35.586-08:00</updated><title type='text'>Teksas'ta Yemek Kitabı</title><content type='html'>Yarın burada Şükran Günü. Başlangıcı tatsız olsa da, bahane ile Sandra'larla buluşuyoruz. Ve geleneksel "hindi" yemeğini birlikte yiyoruz. Yani misafirimiz var. Bu yıl Ithaca en çok tercih edilen tatil yörelerinden biri oldu! &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir için çok anlamlı bir yardım kampanyasına minik bir destek verdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yolculukta güvendiğim, bilgisiyle bize yol gösteren sevgili Mark Dungan bir süre önce duyurdu. Nöroblastomdan etkilenen çocuklar onuruna veya anısına ailelerin gönderdiği tariflerle bir yemek kitabı hazırladı. Satışından toplanacak gelir ise Nehir'in de almış olduğu ch14.18 ile ilgili bir araştırmayı destekliyor olacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim çok hoşuma gitti bu fikir. Ama malum benim yemek halim, önce duraksadım. Sonra da bu kitaba, Nehir anısına sütlaç tarifi verdim. Mahmut'un nenesinin tarifini "Nehir's Greatgrandmother's Turkish Rice Pudding" olarak gönderdim. Her tarifin yanında çocukların fotoğrafları da var. Kitabın arka kapağında da çocukların fotoğraflarından yine bir kolaj. Nehir'im gülümsüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kampanya ile Nehir için, New York'tan sonra, Teksas kaynaklı bir kampanyada yer almak da bana çok anlamlı geldi. Nehir için üç yer önemli oldu, İstanbul, Houston, New York. Üçleme böylece tamamlanmış oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye'den sipariş etmek olmaz sanıyorum, ama  Amerika içinden belki destek vermek isteyen olur diye, biraz gecikmeli, buraya koymak istedim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;https://www.lunchforacure.org/cookbook_secure.aspx&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bağlantısıyla ulaşabilirsiniz. Ve yılbaşı için yakınlarınıza hediye alabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6224676791321441305?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6224676791321441305/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/teksasta-yemek-kitab.html#comment-form' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6224676791321441305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6224676791321441305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/teksasta-yemek-kitab.html' title='Teksas&apos;ta Yemek Kitabı'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2597164436881261462</id><published>2010-11-22T09:12:00.000-08:00</published><updated>2010-11-22T09:48:53.796-08:00</updated><title type='text'>Ithaca'da Türk Filmleri Gösterimi</title><content type='html'>&lt;div&gt;Zeynep Erden Bayazit, Amerika'nın küçük bir kasabasından bildiriyor. "Evet, sayın seyirciler, bazı küçük bütçeli filmler İstanbul'daki salonlarda kendilerine yer bulamazken, bu küçük kasabanın üniversite film salonunda Türk Filmleri gösterimleri oluyor."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ne diyeyim. Üç film birden hem de. "Başka Dilde Aşk", "Kıskanmak- Zeki Demirkubuz" ve "İki Dil Bir Bavul". Ama biz cuma akşamı Leyla'yı sevgili İpek'le bırakıp (İpek kimdir, yakında), hokey maçına gidince... film işi biraz zora girdi.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mahmut'çum bana iyilik yaptı, ve dün ben hiç değilse birine gittim. "İki Dil Bir Bavul". Urfa'nın bir köyünde çekilmiş, iki belgeselci tarafından... belgesele yakın. Yeni mezun bir ilkokul öğretmeni, Demirci köyüne tayin ediliyor. Sadece Kürtçe bilen çocuklarla olan ilk yılı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir şey yazmak zor. Bildiğimiz bir olgu, böyle izlemek, yaklaştırmış oldu. Aslında çok iyi bir fikir, çok zengin bir malzeme. Daha çarpıcı da olabilirdi, görsellik bakımından. Teknik olarak biraz eksikti. Belki de bu haliyle daha da iyi yansıtmış olmuştur, eklemeden, eksiltmeden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüzde yüz belgesel değil, "çok yakın" demiş, yönetmenlerden biri. O nedenle nasıl yorum yapacağıma karar veremedim. Belgeseli tartmam zor. Alin yazmış, ya da yorumlamış, onu okumalı, veya dinlemeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama her şekilde, şu önemliydi benim için. Giden öğretmenin, karşısına sadece Kürtçe bilen bir öğrenci topluluğu olacağını bilmeden gitmiş olması. Bocalaması. Muhtemelen de eğitiminde "yabancılara Türkçe öğretmek" yok. Ben buna takıldım. Türkçe'yi nasıl öğreteceğini bilmiyor. Bir yıl sonunda çocukların geldikleri yere takıldım ben. Hani çocuklar sünger gibi, her şeyi öğrenebilirler ya, burada zor. Tabi şartlar da zor. Ama  devletin bu öğretmeni hazırlamış olması gerekir. Hiç hazır değildi. Bunu üzücü buldum. Gencecik bir öğretmen için çok zor bir başlangıç. Yazları buralarda gönüllü çalışmalar yapmak iyi olur diye düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İzleyen bir Amerikalı, "Ama neden anadillerinde öğretim yapmıyorlar, Türkçe konusunda ısrar ediyorlar" dedi. Karışmadım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkışta, eve gelince de, kütüphaneden kiraladığımız Fatih Akın filmini izledik. "Yaşamın Kıyısında". Artık yazmam gerekir ki, sıkı sıkı takip ettiğim, farkında olmadan, en sevdiğim yönetmen oldu. Her filmi güzel. Her şeyiyle güzel. Şu ortalama Almancam da bir bu işe yarıyor. Fatih Akın filmlerini altyazısız izliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmin sonunda, uzun bir Türk gecesi olunca...Türkiye'nin karmaşasından uzak kaldığıma sevindim. En ufak bir ek duygusal yük taşıyamadığımı gördüm. Dünkü belgeselde ağlamak istedim. Uçurumlara. Hiçbir ülkede mükemmel eşitlik yok ama bizdeki uçurum da çok büyük. Böyle zamanlarda, umutsuzluk yapışıyor yakama. Neresinden tutsak, bilmiyor insan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah İTU adresime bir e posta gelmiş. Mardin'de üç okula kitap topluyor biri. Hemen "Nereye ulaştırabiliriz" dedim, Leyla'nın kitaplarını. Bilge de her yıl yapardı, bu yıl da yapıyordur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özgecan'cım yaw... Beyhan da destek olacaktı. Kitap işini de pratik bir halde hayata geçirmeli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün iş, sosyal sorumluluk projelerini, genel olarak, arttırmak ve herkesin "düzenli", "örgütlü" bir şekilde yardımlaşma çabasına girmesini sağlamak. Uzun vadede içselleşmesine yardımcı olmak. Herkes kendine neyi amaç edinirse artık. Sağlık ve eğitim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yıl, NYC maratonunda bir adam vardı. Tüm maratonu süperman kıyafetiyle koştu. Bana da iyi gelecek sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2597164436881261462?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2597164436881261462/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/ithacada-turk-filmleri-gosterimi.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2597164436881261462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2597164436881261462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/ithacada-turk-filmleri-gosterimi.html' title='Ithaca&apos;da Türk Filmleri Gösterimi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5626498216549188315</id><published>2010-11-16T13:03:00.000-08:00</published><updated>2010-11-17T05:30:17.689-08:00</updated><title type='text'>Mutlu Bayramlar</title><content type='html'>Yazmadan geçmeyeyim dedim. İyi bayramlar demek istedim.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün babaanne ve dede, Nehir'i ziyaret etmişler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anneanne ve dede ise burada idiler. Bizimle dört gün geçirip, ayrıldılar. Hava, pastırma yazı dedirten şekilde sıcaktı. Nerede bu Ithaca'nın meşhur soğuğu bilmiyorum. Gelsin, bekliyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ithaca'ya gelen tüm misafirleri götürdüğümüz, şelaleye gittik yine. Ithaca, "gorge" ları ile tanınıyor. Buzullar eriyince ortaya çıkmış, "yarık"lar ve şelaleler. Bu kez, Leyla, adını yazmak istedi, yürüyüş patikasının yanındaki taş duvara, milyonlarca yıllık oluşumlar. "Leyla was here" yazdı. Leyla buradaydı. Derken üçümüzü de yazdı. Biraz yürüyünce ise ne görsek beğenirsiniz. Kocaman, kalın harflerle yazılmış, "N B". B harfinin yuvarlaklarının içine ise kalpler çizilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im, "Ben de sizinleyim" dedi, sanırım. Eksik kalmadı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Keşke böyle basit olsa, değil mi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Leyla'nın ilk veli görüşmesi vardı. Türkiye'deki çocuklar çok iyi matematik öğreniyorlar anlaşılan dedi, öğretmeni. Türkiye biraz karışık, standart yok, demedim. Leyla uyum sağlamış. Çok dışa dönük bir çocuk dedi. Kardeşini paylaşmamıştı şimdiye kadar, maratondan sonra paylaştı, dedi. Evet, Leyla maratondan sonra, okula Nehir'in fotoğrafı olan tişörtünü giymek istedi, ve arkadaşlarına maratonu anlattı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni çok şaşırtan ise yazdığı bir yazı oldu. İki sayfadan biraz uzun, bu yaz RMH ile gittiğimiz polis botu gezisini anlatmış. Hem İngilizcesi şaşırttı, ama daha çok bir olayı, detaylandırarak, paragraflar halinde yazmış olması. Bu, çok iyi bir ilerleme. Nasıl oldu, dedik. Öğretmen birinci gün bir saat, vermiş, ikinci gün yine bir saat vermiş. Önce bitirenlerden ise, biraz daha detay yazmalarını istemiş. İşe yaramış, anlaşılan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir sorun: Leyla'nın bildiğini herkesten önce söylemek istemesi. Bu sorun hep vardı, dedim. Ve biraz konuşunca, bir noktada, Zaten test fikrine herkesten çok alışkın, rekabete, çabuk yanıt vermeye, dedi. Güleyim mi ağlayayım mı, bilemedim. En sınavsız okulda bile ne çok öğreniyorlar bu işleri, içselleşmiş. Ms. Devers diyormuş ki, kendi kendinizle rakip olun sadece. Kendinizi geçmeye çalışın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğretmenini bugün uzun uzun konuşunca çok sevdim. İlk gördüğümde, yaşını ileri görünce, biraz "kategorik", soru işaretiyle yaklaşmıştım. Biraz da TR'de hep genç öğretmen görmeye alıştığım için. Çok mütevazi, çok doğal, güleryüzlü, çocukları iyi anlayan biri. Sanıyorum, yaşı da büyük avantaj oldu. Her tip çocuğu görmüş. Farklı okullarda öğretmenlik yapmış. Leyla'ya hiçbir şey söylemeden, bakışlarıyla söz geçirebiliyor. Ama uzun süre işe yaramıyor, derken de gülüyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ha bir de şuna bayıldım. Bugün "explorer" kavramını öğrenmişler. Amerika'yı da bulan kaşifler konusunda. Öğretmen sormuş, Karşımızdaki binanın ne olduğunu bilen var mı, diye. Leyla, buralarda yeni olduğu için, bilememiş. Ona "keşfetme" görevi verilmiş. Böyle bir konuyu, bu şekilde anlatmış olası çok hoşuma gitti. Zaten, keşifler de buranın ötesini merakla başlamış ya. Baktığın yerin ardında ne olduğunu merakla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kızım, umarım ileride iyi bir biliminsanı olursun. Ms. Devers der ki, ne isterse olur. Belki Türkiye'nin "başkanı" olur, dedi, ben de, ben o kadını tanımıştım derim, dedi. Ben gülümsedim, biraz buruk. Biraz zor, diye düşündüm. Sonra da böyle düşünüyor olmama üzüldüm. Bu, yaşı benden büyük kadının, geleceğin kadını için çizdiği yolun, benim annesi olarak çizdiğimin çok ötesinde olmasına üzüldüm. Kendimi ayıpladım. Umarım sevdiğin yolu bulursun kızım. (Örneğin, tıpta araştırmacı... ha ha ha).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ithaca'da sıradan günlere devam. Kalbim de, havalar da ılıman.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5626498216549188315?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5626498216549188315/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/mutlu-bayramlar.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5626498216549188315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5626498216549188315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/mutlu-bayramlar.html' title='Mutlu Bayramlar'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3889029586782743643</id><published>2010-11-08T05:42:00.000-08:00</published><updated>2010-11-08T06:04:51.848-08:00</updated><title type='text'>Cengiz</title><content type='html'>04: 08: 21&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resmi Sonuç.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cengiz, maratonu bitirdi! 26 mil. 40 küsur kilometre!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve tüm bu yolda, üzerinde Nehir'in kocaman bakan gözleri... Ağlamadım. Çok sevindim çünkü. Cengiz'in müthiş bir kişisel disiplin örneği çalışmasının iyi sonuçlanmasına sevindim. Bir yandan son birkaç haftadır yollarda geçen "corporate life" arasında bile hedefinden vazgeçmeden, başladığı bir çalışmayı bitirmiş olmasına, bir yandan da kendiyle ilgili arzuladığı bir amacı gerçekleştirmiş olmasına sevindim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve bunu Nehir için yapmasına. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O kadar anlamlı oldu ki. 7 Kasım günü. Nehir'i kaybedeli iki ay olmuşken, Nehir'im tüm New York'u gezdi. Staten İsland'dan başladı, Brooklyn, Queens, Bronx ve Manhattan. Hem de koşarak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz Cengiz'i, önce Brooklyn'de gördük. Sonra metro ile Manhattan'a gidip, 60 ile birinci caddenin köşesinde görmeye çalıştık. Ama o kalabalıkta seçemedik bile. İyi ki Brooklyn'de idik diye sevindik. Sonra Central Park'a gidip, son milinde izledik. Ki artık çok yorulmuştu. Ve yarışın sonunda, bir bankta oturur bulduk! Başarmış! Elimizdeki taşıdığımız minik pembe balon demetini, Cengiz havaya bıraktı... Nehir'im gezmeyi çok sevdiği o sokaklardan yukarı gidiverdi, en sevdiğimiz yer olan Central Park'tan. Yine tam Nehir'e yakışır bir şekilde, şenlikli, güneşli bir günde, coşkuyla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teşekkürler Cengiz Amca!!! Sen bir tanesin!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3889029586782743643?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3889029586782743643/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/cengiz.html#comment-form' title='28 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3889029586782743643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3889029586782743643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/cengiz.html' title='Cengiz'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>28</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8220673991223882964</id><published>2010-11-04T06:54:00.000-07:00</published><updated>2010-11-04T07:58:56.659-07:00</updated><title type='text'>NY Maratonu'na Az Kala</title><content type='html'>Son yazdığıma baktım... 29 Ekim. Ben Cadılar Bayramı başlığı atmışım. Ha ha, ironik olmuş. Artık alıştığımız, her yılki resepsiyon hikayeleri arasında. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonraki akşam da bizim için ilginç oldu. Ya da her zamanki, "Türk" olma hali diyelim. Yaşça bizden büyük iki çift hoca ile yemek yedik. Türkiye'ye gitmemişler. Türkiye'nin bugünkü sınırları nasıl çizildi, sorusu, derken, bizim yerimizde olanlarınız çoktur, ben de hep oldum ya, konuştuk. Tarih, resmi tarih, çokluluk, farklılık... tabi bitmedi. Bitmez de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla salı günü "sosyal bilgiler" sınavı oldu. Konusu: Yerli Amerikalılar. Yani bizim filmlerdeki "kızılderililer"imiz. Ithaca (adından belli) ve civarında hangi kabileler varmış, nasıl yaşarlarmış, ne yerlermiş, nasıl giyinirlermiş, şimdi ne yapıyorlarmış, harita üzerindeki yerleşim alanları... 100 üzerinden 99 almış. Bir puan, en sonda, "Bu üniteyi ne kadar sevdiniz?", sorusuna, çok, eh işte, hiç sevmedim', işaretlemeyi unuttuğu için, gitmiş. Sonradan verdiği yanıt, "Hiç".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Okurken, sıkıcı deyip durdu. Ama Leyla hakkında hoşuma giden bir şey öğrendim bu sayede. Sıkıcı bulsa da çalışmış, dikkatle okumuş, dinlemiş, ve sorulara (bugün kağıdına baktım) çok güzel yanıtlar vermiş. Bilmiyorum böyle kalır mı, ama çok önemli bir özellik. İşine yaramayacağını düşündüğü bir şeyi, sıkıcı da bulsa, çalışmış olması.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da, neden bizdeki tarih de böyle başlamıyor diye düşündüm. Hala yaşımız kemale erince bile akşam yemeklerinde, "gak" dediğimiz anlar oluyor. Leyla neden önce İstanbul'da kimler yaşamış, neler yapmışlar öğrenmiyor. Diyeceksiniz ki, bizim uzun tarihimizle Ithaca'nınki bir mi. Elbette değil. Ama ben, örneğin, Osmanlı Döneminde farklı halkların farklı şekilde giyindiklerini, kıyafet zorunlulukları olduğunu, taaa bilmemkaç yaşımda tesadüfen dinlediğim güzel bir sosyoloji seminerinde öğrendim. Anadolu ile ilgili tarihe ise acaba ortaokulda mı başladık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bileyim. Müfredat işi, iş yani. Ama Leyla sayesinde Ithaca'yı, hiç değilse birazcık, Yerli Amerikalıları öğrendiğime, şimdi bize huzur veren bu yöreyi biraz bildiğime çok memnunum. Kabilenin şefini kadınlar seçiyormuş, örneğin! En yaşlı kadın ise yaşadıkları "long house" dan sorumlu imiş. Bir kabilenin önderliğinde "Büyük Barış" sağlanmış. Soru, Bu neden önemli?Leyla yanıt vermiş: Çünkü hayat savaşmadan onlar için çok daha kolay olmuş. (Burayı aç biraz kızım).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne diyeyim. Ağlamak lazım. Bu dersi hiçbir millet bir türlü alamamış ya yüzyıllardır. Yazık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Basket.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla İstanbul'da okulda bir türlü basket oynayamadı gitti. Çünkü, 5 yaşında "etkinlik" olarak seçtiğinde, tek kızdı. Oynadı. Öğretmeninin onun elini tutmak istemeyen erkek çocuklar karşısında, Leyla'yı kollamasıyla... Sonraki yıl yine tekti, ben vazgeçtim. Bir türlü başka bir kız olmadı! Neden? Çünkü kızlar cimnastik veya baleye, erkekler basket ve futbola gittiği için. Futbol da keza. Leyla futbol da oynamak istiyor, ama kızlar takımı olmuyor. Bu konuya kafamı takmış, Leyla'yı "Haydi bu işle ilgili birşeyler yap" diye provoke ederkeni yarım kaldı, biz Houston'a geldik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eh işte şimdi de buradayız. Malum, Amerika'da futbol, kızların daha çok yaptığı bir spor. Buradaki erkekler Amerikan futboluna gidiyor anlaşılan. Ya da beyzbol. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Basketle ilgili bir e posta geldi. Beşinci sınıf ve dördüncü sınıflardan ortak bir grup oluşturabildik, diyor. Toplam 12 kız. Ama koçumuz yok. Bu cumaya kadar gönüllü çıkmaz ise, olmayacak. Haydaa. Hakem arasalar yüzdeyüz gideceğim. Bana da dert oldu çünkü. 2010 yılında bir kız çocuğu istediği bir sporu yapamaz halde! Ama koçluk... Yani benim basket hayatım, hatırlarsanız, geçen yıl, Fort Worth'de, RMH'de attığım şutlardan ibaret.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tabi duyuyorum, bizim evde biri var bu işi yapabilecek. Biz de ikna etmeye çalışıyoruz zaten. Leyla ittiriyor. "Cool" olurmuş... Ben de buraya yazarak biraz baskıyı arttırayım dedim. Ne zaman bu fırsat ele geçer, 12 tane bıcırık kız, maçlar yapacaklar! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hava bu hafta, ya da geçen cumadan beri soğudu. Bahçemize bir groundhog geldi. Yani gelmiş. Çünkü ben bahçeye açtığı deliğin, ne tür bir canlıya ait olduğunu anlamadım. Dün ise komşumuz uyardı, "Aman kendine sıcak bir yer arıyordur, eve gelmesin". Haydaaa. Komşumuz, çok da şirin," Bence ilaç döktürün, tabi burada Ithaca usulü, doğal yöntemler de yapan birini bulursunuz, ama çok pahalı olur" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer komşum ile ise dün yürüyüş yaparken, bana nasıl yakındaki küçük alışveriş yerinin sahibi ile anlaşma yoluna gitmeye çalıştıklarını ve burada oturanların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik dükkanların yerini almış olan emlakçı, sigortacı, dişçi gibi kiracıları çıkartmak ve orayı yeniden canladırmak için kampanya üzerine çalıştığını anlattı. Ah, dedim, bizim Levent.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzunca yazmayınca, birikmiş. Daha da var ama sanırım şu anda aklımdakiler bunlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haftasonu New York'a gidiyoruz. Hatta, yarın okul tatil diye, önce Westport'a gideceğiz. Cengiz Amca burnu kanca, Nehir adına topladığı yardımı Rotary ler aracılığıyla RMH'ye veriyor. Anlatayım. Maratonda yardım amaçlı koşuluyor. Değişik "takım"lar var. RMH'ninki dolmuştu. Rotary'lerde yer vardı. Onlar da RMH'ye bağış yapıyorlar. Bizim Avrasya'da böyle oluyor mu bilmiyorum. Sayfasında bir bilgi yok. Ne kadar iyi fikir ama. Koşmak isteyenlerin sayısı çok olunca, olduğu için, diyorlar ki, isterseniz yardım amaçlı koşun, o zaman koşmanız garanti olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cengiz "Koşsam mı, yapabilir miyim" dediğinde, Debra çok destekledi. Ben de. Bunu gerçekleştireceği için çok mutluyum. O gün başkaları da olacak. Çocuğu tedavide olan bir anne var, iki kız arakadaşıyla koşacakmış. RMH takımı var zaten. Nöroblastom araştırması için destek olan başka bir grup daha var. Bizim için duygusu yoğun bir gün olacak, ama orada olmayı ve "haydi" demeyi çok istiyorum. Bir yandan da Sandra'ya soruyorum yok mu Brooklyn'de, rahat bir kahve, Bebek Kahve gibi falan otursak biz koşmayanlar, hava da soğuk olacak gibi, tam Cengiz geçerken, dışarı çıksak, hani biz de dört saattir ayaktaymışız gibi! Bu yıl iphone bir application yapmış, takip edebilecekmişiz koşanları, madem!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Cengiz Amca Cengiz Amca haydiii, sen yaparsın bu işi haydiii". Bakalım süren ne olacak! Geç olsun da güç olmasın demişler. Bizi pembe balonlarımızdan tanıyabilirsin! Yarışı bitirince ağlarız bir güzel! Güleriz de. Amaan en iyisi şimdiden duyguma karar vermeyeyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8220673991223882964?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8220673991223882964/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/ny-maratonuna-az-kala.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8220673991223882964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8220673991223882964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/11/ny-maratonuna-az-kala.html' title='NY Maratonu&apos;na Az Kala'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5280094516581715761</id><published>2010-10-29T12:50:00.000-07:00</published><updated>2010-10-29T13:27:12.129-07:00</updated><title type='text'>Cadılar Bayramı</title><content type='html'>Geçen yıl, 31 Ekimde Nehir'le İstanbul'a uçmuştuk...Houston'a gidişimizden tam bir yıl sonra. Tedaviyi bitirip.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ithaca'ya geldiğimizden beri geçen yılı hatırlatan şekilde balkabaklarıyla çevrildik. Dün gibi aklımda, Nehir'le Whole Foods'a her gittiğimizde, minik balkabaklarından almak isteyişi, benim de alışveriş sepetine koyuşum, ama sonra ona çaktırmadan geri bırakışım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sözünü ettiğim mutluluk ile ilgili kitabı yavaş da olsa okuyorum. Güzel noktalar, fikirler var. Biraz da bildiğimi düşündüğüm kavramlar üzerine yeniden düşünmemi sağlıyor. Roman gibi hızlı okuyamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklımızın, beynimizin nasıl geçmiş zamandaki boşlukları doldurduğunu, ve aynı şekilde geleceği de nasıl hayallerle  şekillendirdiğimizi anlatıyor. Doğal olarak iki durumda da "gerçek" durumdan farklı hayaller ortaya çıktığı, yanılgılarımızın olduğunu anlatıyor. Gerçek hayalle örtüşmüyor çoğu zaman. Hele gelecek uzaktaysa, hayaller soyutlaştıkça, iyice uzağa düşüyor. Örnek vermiş. yeğenlerinize bakmak üzere söz veriyorsunuz, "yardım", "iyilik", "bebek" hayaliyle. Ama o gün gelip çattığında, iş oyuncak bulmai yemek yedirme, uyutma, ağlama sesleri arasında beklemediğiniz, hayal etmediğiniz  bir hal alıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle bir soru sorarmış insanlara. En büyük çocuğunuzu aniden kaybetseniz, iki yıl sonra neler hissedersiniz. Kendinizi nasıl hayal ederseniz, iki yıl sonra.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Merak ettim tabi, yanıtları.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çoğunluk, herkes, nasıl yıkılacaklarını, mutsuzluklarını anlatmış. Gilbert ise diyor ki, oysa iki yıl sonra sadece bu olay olmayacak hayatınızda, başka olaylar da olacak, sizi mutlu eden. Tek bir olay olmayacak yani. Örnekler vermiş, güzel bir elma yiyeceksiniz, bisiklete bineceksiniz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hep dediğim, inandığım bir şeyi bu kez okudum. Hayatımız tek bir olay üzerine kurulu değil. Bu aklımızın yerinde kalmasına yarıyor. Güçlü olmak da aslında bu demek. Tek bir olay tüm hayatınızı kontrol ederse o zaman mutsuzluğa hapsolmak işten değil. Yani Nehir'in yokluğu benim için çok ama çok zor, bir yandan da hayatımda başka şeyler olmaya devam ediyor. Beni mutlu eden. Bizi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine de zaman zaman hayatı ileriye sarıp, yaşlanmış ve her şeyi geride bırakmış olmayı diliyorum. Burada da sanıyorum hayalim, mutlak huzura kavuşmak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, Gilbert şunu da anlatıyor. Geleceği hayal ederken, şimdiki hallerimizin etkisiyle hayal ederiz. Yani muhtemelen ben şu andaki huzurumla, yaşlılığımı da huzurlu hayal ediyorum. Oysa bilemeyiz tabi, nasıl bir yaşlılık bekliyor beni. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine iş dönüp dolaşıp anları yaşamaya geliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Leyla'nın bir arkadaşı bize geldi. Danimarka'lı. Aralarında konuşuyorladı. Diyordu ki Leyla'ya, "Benim de annem arkadaşım geldiğinde bana Danimarkaca kızıyor"...tam Leyla'ya, "Lütfen gülerken sütü püskürtme" demişken ben. Komşum Carole'ın uyarısıyla daha çok fotoğraf çeker oldum, Leyla Ithaca'yı ileride hatırlasın diye. Bugün arkadaşıyla çektim. Sanki renkleri dışında tıpatıp aynı iki kız çocuğu oturuyordu karşımda. Başka ülkelerden, ama gülüşleri, güldükleri şeyler, anneleriyle ilgili fikirleri... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En komiği ise. Bugün ikisini almak için okula gittiğimde ise çıkmalarını bekliyordum, kapının dışında, birkaç veli ile birlikte. Leyla kapıdan çıkarken, arkadaşına, "Annemi bulmak kolay, pembe saçlı" deyiverdi. Tabi diğer veliler de dönüp, bana bakıp, sonra da bir kızın annesini böyle tanımlama biçimine  hep birlikte güldük. Valla, daha önce akıl edememişim. Nehir'cim sen ne tatlı bir kızdın, bana bu fikri verdin. Seni tüm bu balkabakları, cadılar bayramında kostüm giymiş çocuklar arasında çok özlüyorum. Pembe saçlarıma her baktığımda, senin beni görüp gülümsediğini hayal ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5280094516581715761?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5280094516581715761/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/cadlar-bayram.html#comment-form' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5280094516581715761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5280094516581715761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/cadlar-bayram.html' title='Cadılar Bayramı'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8881806720290100300</id><published>2010-10-24T13:52:00.000-07:00</published><updated>2010-10-24T17:31:58.438-07:00</updated><title type='text'>Sandra'cım</title><content type='html'>Sandra'lar ilk misafirimiz oldular. Bizi New York'a gittiğimiz ilk gün karşılamışlardı RMH'de. Mark, Nehir'in yaşıtı, ondan sadece bir ay büyük... Nehir'in arkadaşıydı. Dı.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mark, gece 11'de gelmişlerken, kapıdan girdi, ve hemen Nehir'in çerçevedeki fotoğrafının karşısına dikildi, öylece. Biz bakakaldık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Küçük bir çocuğa, başka bir küçük çocuğun ölümü nasıl söylenir ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmuyor işte...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonrası çok güzeldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cumartesi günü, dört yaşındaki kızlarını bir tür beyin tümörüne nedeniyle tedavi görürken kaybetmiş ailenin düzenlediği yardım etkinliğine gittik. Belki de Sandra'larla gitmemiz bizim için de kolaylaştırdı gitmeyi. Ve Mira'nın annesiyle tanışmak benim için çok çok iyi oldu. Yine tatlı bir kadın çıktı karşıma, çok benzer süreçlerden geçmişiz, hatta Sloan'dan da geçmişler, bazı tedavi eksiklikleri yaşamışlar... hiçbir yan etkisi yok denilen bir ek tedavi sonucu, kan değerleri düşen ve bunun farkında olmadan bir seyahate giden Mira, zatüre oluyor ve kaybediyorlar. Christine ile tanışmak yine Ithaca'nın bizim için doğru olduğunu gösterdi. Benim sonra yapmak istediğim katkılara yol gösterecek bir buluşma oldu. Yine görüşeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Açık havadaki bu etkinlikten sonra ise damak tadımızı Tayvan yemeğiyle geliştirdik, ve evde sessiz film oynadık. Mark ve Leyla ise saklambaç oynadılar. Ben onları izlerken, yanlarında Nehir'i, koşup, gülerken hayal ettim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Christine ile sohbet ederken gözleri doldu bir an. Kızlarını kaybedeli, iki yıl olmuş. Biraz daha fazla. İki buçuk yıl. Anladım yine. O acının bizi bırakmayacağını. Ama yine Christine'de gördüm, annelerin gücünü, ve kayıplarından öğrendiklerini diğer aileler için faydalı bir şekle nasıl soktuklarını. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pazar günü ise İthaca'nın meşhur şelalerinden birini gezmeye, ve "farmer's market"a gittik. Ve çok güzel geçen iki günden sonra Sandra'ları yolcu ettik. Cuma gecesi New York trafiğinden çekinmeyip, bizi görmeye geldikleri için teşekkür ederek. Mark "yine geleceğim" dedi! Dur dur dedik, biz de çok yakında sizi görmeye geleceğiz!  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7 Kasım'da, Cengiz Amca, New York Maratonu'nda koşacak, RMH yararına. Bu bizim için çok anlamlı, çünkü acaba koşsam mı, koşabilir miyim dediğinde, biz New York'ta idik. Hep istediği bir şeydi ve Nehir için bunu yapması çok anlamlı idi.  Anlatmaya gerek yok, RMH bizim Nehir'le geçirdiğimiz güzel günlerimizin, gezilerimizin, anılarımızın kaynağı. Bize ve bizim gibi diğer ailelere verdikleri desteğin boyutu kelimelere sığmaz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'le birlikte gidip Cengiz Amca'ya "haydi" demeyi çok istiyorduk, şimdi hepimiz biraz buruk olsak da, Cengiz Amca'ya yine gideceğiz, ve hem RMH yararına gerçekleştirdiği yardımı, hem de bu maratonu koşarak gerçekleştirdiği kendi kişisel başarısını kutlayacağız!  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklıma gelmişken, elimizde pembe balonlar olmalı! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8881806720290100300?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8881806720290100300/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/sandracm.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8881806720290100300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8881806720290100300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/sandracm.html' title='Sandra&apos;cım'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5076540125135102587</id><published>2010-10-21T11:40:00.000-07:00</published><updated>2010-10-21T16:29:49.107-07:00</updated><title type='text'>Farklı Olmak</title><content type='html'>İki keredir aynı şey oluyor. Yazmalıyım. Geçen gün komşumla yürüyüş yaptığımı yazmıştım. O gün Leyla'yı bırakıp, eve geldiğimde, ne olduysa, yine bir şarkıydı sanırım, evin önünde, arabadan çıkmadan ağlamaya başlamıştım. Tam o sırada komşum aramış, ve hadi yürüyüşe gidelim demişti... Bugün de evde sakin sakin otururken, RMH'den tanıdığım bir anneye e mail yazarken, yine ağlamaya başladım ve yine Carole aradı, öğlen yemeğe gelir misin dedi...&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkidir beni çıkartıyor bulunduğum ruh halinden ve sohbet ederek rahatlıyorum. Hem de çok tatlı sohbet. (Hande'cim gel senin de olsun). New York'ta büyümüş, değerleri o kadar aynı ki.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Farklı olmaktan sözettik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neden mi? Çünkü Ithaca'da en büyük lezbiyen grup yaşıyor. Yani Kaliforniya'dan sonra sayı olarak en çok buradalar. Benim için ilginç çünkü açıkfikirli ben, bir bu konuda zorlanıyorum. Çünkü Leyla'nın okulunda da var, öğretmenler. Ve bu eşcinsellik konusu şimdiye kadar konumuz olmamıştı. Burada ama bir zaman gelecek sorular.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendimi geliştirmem gereken bir alan. Biraz daha esneyeceğim. Zaten yargılayıcı olmadım hiçbir zaman ama bir şekilde "görmeden" büyüyünce, şimdi bu seçimleri kızıma nasıl anlatacağım, zor geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken bu konunun toplumda gördüğümüz diğer farklılıklardan başka olmadığını idrak ettim. (bravo bana yani...biraz basitleştirip yazıyorum haberiniz olsun) Kaynak ne olursa olsun, toplumun dışında, genelin dışında olmanın zorluklarını konuştuk. Azınlık hali. Zor. Dışa düşmek çok zor. Cesaret isteyen ve bir o kadar da güç isteyen bir iş. Genelin ise yargılayıcı olmadan birlikte yaşamayı öğrenmesi... ben bu yıl öğreneceğim. Zaten hoşgörülüyüm, biraz daha olmalıyım. Leyla bu konuda şanslı, çünkü bana göre çok daha çeşitli insan görüyor iki yılki deneyimleri sayesinde. Down sendromlu veya başka engelli çocuklarla birlikte, eşcinsel çiftler görüyor (bunu henüz idrak etmedi, yani soru gelmedi), değişik ülkelerden, dinlerden aileler, farklı ırklardan insanlar.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün farklılıkların eridiği, eriyebildiği nadir yerlerden birindeyiz. Ve buradan bakınca, TR'deki meseleler, başka bir devre ait miş gibi geliyor. Ve TR'nin bu kadar yıldır bu işlerin içinde ilerleyememesi çok acı geliyor. Esas meseleler yerine, ekonomik gelişme, eğitim, sağlık gibi, politik kısırdöngüler içinde "haybeye kürek çekiyoruz".  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bileyim. Koskoca bir ülkeyi sarsmak mümkün değil ama. Bırakın bunları, hadi işimize bakalım demek. Hepimiz için amaç aynı olmalı, Türkiye'yi temel ihtiyaçların karşılanması açısından eşit hale getirmek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama...burası farklı mı. Değil. Yani Amerika'nın geneli. Ya da diğer ülkeler. İskandinavya, Amerika'nın birkaç yeri farklı, yoksa al birini vur ötekine. Ama dokunulmayan bazı alanlar var, yargı sistemi, seçim sistemi gibi, bize göre daha iyi işleyen... Hiç değilse temel özgürlüklerin herkes için korunduğu düşünülüyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu biraz farklı bir yazı oldu. Ama bir küçücük yerde ufkum ne kadar genişleyebiliyormuş...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Nehir. Carole, kızları için yapmış olduğu, albüm kitaplardan Nehir için yapabileceğini söyledi. Bu fikir çok hoşuma gitti. Yaptığı elişlerinin de fotoğrafını çekeceğim. Belki söylediği tatlı sözler. Ben de ona anlattım Nehir'i bugün. Nasıl pembeyi sevdiğini, elbise giymeyi, yeni bir elbiseyi giydiğinde yüzüne oturan o kendinden memnun ifadeyi, giyemediği ayakkabılarını yatakta yanında tuttuğunu, cenazesini, tabutunu...yine ağladım tabi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir de erkekler merak ederler kadınlar nelerden sözeder onca saat diye. Yani nerden girdik nerden çıktık bilmiyorum, Leyla'yı almaya geç kaldım tabi!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haftasonu ise bir aksilik olmazsa Sandra'lar geliyorlar. İlk yatılı misafirlerimiz...Ne iyi ettiler. Hem de Türk Bakkalına uğrayıp da geleceklermiş.  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5076540125135102587?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5076540125135102587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/farkl-olmak.html#comment-form' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5076540125135102587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5076540125135102587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/farkl-olmak.html' title='Farklı Olmak'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8403824806614392638</id><published>2010-10-18T14:46:00.000-07:00</published><updated>2010-10-18T14:57:48.837-07:00</updated><title type='text'>Mumlar</title><content type='html'>Mumlar dün içindi. Nehir'in binemediği bisikleti bırakmak istemedim. Tatlım benim, Nehir'i bisikletimin arkasında, çekilen küçük arabalarda taşımayı çok istemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah bu kez yan komşumla yürüyüş yaptık. Çok tatlı biri, ve benim kafamda biri. Böyle zamanlarda ortak değerlerin din, din ve ırktan bağımsız olduğunu, başka şeylerle, eğitimle de geldiğini görüyorum. Ve dünyaya aynı şekilde bakıyor olabilmenin güzelliğini anlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüne, bir de öğleden sonra bu evi bizden sonra kiralamayı düşünen Fransız akademisyen geldi. Dört yaşında bir kızı varmış. Onunla da anneliği, akademisyenliği, Avrupalılığı, Amerikalılığı, akademisyen olarak, konuştuk. Hissettiğimiz suçlulukları..."Bizim okula gel, sen, her gün suçluluk ölçeği üzerinden kadınlar olarak kendimizi işaretliyoruz" dedi...Anne olarak duyduğumuz, akademisyen olarak duyduğumuz, eş olarak duyduğumuz....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah işte, tüm dünya kadınları birleşelim demek istiyor insan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisiklet için hava soğumaya başladı. Temiz hava, hareket iyi de, bir de şu var. Ya o soğuk hava yüzüme üfleye üfleye cildim, kurur, kırışırsa! Onu da hesaba katmak ve bazı zamanlar evde güzel bir çay eşliğinde cheesecake yemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın tadları!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8403824806614392638?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8403824806614392638/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/mumlar.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8403824806614392638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8403824806614392638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/mumlar.html' title='Mumlar'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3278816623733539685</id><published>2010-10-16T16:14:00.000-07:00</published><updated>2010-10-16T16:35:30.522-07:00</updated><title type='text'>Arka Plan</title><content type='html'>Pandalari değiştirdim. Yoğun bakım günlerini hatırlatıyordu. Nehir'e sarılmayı nasıl özlediğimi, o zaman da, şimdi de... &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dünkü yağmurlu havadan sonra, bugün hava kuru olunca, Leyla ile bisiklet turumuzu yaptık. Eh, bizim bisiklet düzeyimizde, ve benim ahmak ıslatan yağdığında bile şemsiye açma alışkanlığımda, tahmin edileceği gibi, havalar etkiliyor tabi, gezintilerimizi. İdeali Leyla'yı her havada bisikletli olmaya alıştırmam, ama artık o kadar ideal anne olmayayım. Aklıma küçücük bebeklerin yüzlerini buruştursalar da annelerinin, babalarının bisikletlerinin önündeki sepetlerde gidişleri geldi, Kopenhag'taydı. Ne yapalım bisiklet yolu vardı da biz mi binmedik, yani. Ya da dümdüz bir coğrafya.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evde kalacağımız bir günken, Meral, çaya gelin dedi. Elimiz boş gitmeyelim diye, yolda bir pastaneye uğradık, ve "patisserie" isminden anlaşılacağı gibi, ama Ithaca'da bulmuş olmaya yine de şaşırmış şekilde, sanki Fransız bir pastanesine girmiş gibi oldum. Ekler aldık. Ama yazmamın esas nedeni, 25-30 yaşlarındaki tatlı kızın, saçlarıma, "Ne kadar güzel saçlarınız var" deyişiydi. Pembe, gönlüm sende! Şimdilerde ilk zamanki fuşya renk yerini daha açık pembeye bıraktıkça, "normalleşiyor". Hele burada! "Genç"leştim! Biraz da aykırı bir duruşa sahip oldum. O işte komik yani, pek sayılmam ya da hiç olmadım... Değişiklik oldu. "Beni kategorize etme".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meral'e gitmek ise bugün ilginç oldu. Nehir'e aynı yıl doğmuş oğlunu, ilk kez bugün gördüm. Kasım ayında üç yaşında olacak. Nehir gibi, uykusundan ağlayarak uyandı, annesinin kucağında kaldı uzun süre...ahhh...acaipti ne bileyim. Ama bir yandan da çocuklarla konuşmayı çok seviyorum. Çay koyarken, bana çaydanlığı nasıl tutmam gerektiğini gösterip, sonra da, "Gud jaaab" derken gülümsememi tutamadım. Ya da elimden tutup, bana oyuncaklarını gösterirken. Sanki tüm çocukların ruhları bir gibi, her çocukla birlikteyken, Nehir benimle oluyor. Bazen zor gelse de, aslında mutlu oluyorum. Bugün hele, Leyla da bizimle olup, Can'la, her zamanki yumuşaklığı ile oynayınca, özlemiş olduğumu anladım. Leyla'nın nasıl sevecen bir abla olduğunu. Nehir çok şanslıydı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın Nehir'i toprağa verişimizin 40ıncı günü. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3278816623733539685?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3278816623733539685/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/arka-plan.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3278816623733539685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3278816623733539685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/arka-plan.html' title='Arka Plan'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-569839190378931607</id><published>2010-10-14T05:31:00.001-07:00</published><updated>2010-10-14T06:13:29.904-07:00</updated><title type='text'>Home Alone</title><content type='html'>Az yazıyorum. Biliyorum. Aslında başladığımdan beri günlüğü aksatmamayı görev edinmiştim. Sonradan hatırlamak istediklerimi kaybetmeyeyim diye, merakta bırakmayayım diye...alışkanlık olmuştu. Şimdi, farklı. Bazen sayfayı açmak zor geliyor. Bir ara arka fonu değiştirsem dedim, onu da yapamadım. Kendime hoşgörümü arttırdım, zaten vardı, iyice arttı. Zorlamıyorum. Görev haline gelmesin, burası...ama paylaşım alanı olarak hala seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bir düzeni kalmadı benim için. Ara sıra güncellemek, söyleyecek bir sözüm olduğunda yazmak gibi. Ve sizlerden haber almak. İlginç bir şekilde, şimdilerde e postayı tercih eden de arttı. Sanıyorum hepimizde bir ne yapacağını bilememek var. Burada yazılanlar Nehir içindi, şimdi bakıyorum sadece  ben değil, sizlerden de zorlanan var. Eh işte iyi olan, kural yok, dilediğimizce haberleşelim öyleyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazasım olmadığı bir PMS dönemindeyim. Biraz daha zor geçiyor, belki içindeki duygusal durumdan, belki de mevsim geçişinden...ama mümkünse bir köşede kıvrılıp kalmak istiyorum. Ama kendimi dün zorla eliptical'ın üzerine çıkardım. Bugün de bir spor danışmanlığı randevum var, ona gideceğim. Aslında, nerden işaretlediysem formda, sanki bir işaret koymam gerekliymiş gibi. Bakalım belki enerjimi yükseltir. Alet edavatlı spor oldum olası sevmedim. Ama bedene biraz bakmak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spor salonu lisans öğrencisi dolu. Ne diyeyim, "bizim zamanımızda", İstanbul'da bu işler yoktu. Öylece takılırdık, kantin, "manzara"...Belki de manzaraları olmadığı içindir, ha ha. Gerçi, "bizim zamanımızda", güney kampüs, kuzey kampüs shuttle da yoktu, ve dersten derse o yokuşu inip çıkardık. Hımmm, tabi otostop yapmadığımız zamanlar. Üniversite günlerini hatırlamak hoşuma gitti. Ah ya, yaşlanmak böyle bir şey sanırım. Eyvaaah, anılara dönüyor günlük yaşam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen başlığa geleyim. Sevgili İdil'in uyarısı üzerine, nasıl oluyor bu iler diye baktım. Anlaşılan aslında bir yasa yok. İki eyalet dışında. New York'ta yok. New York Times da eski bir yazıya denk geldim, nasıl çok sayıda çocuk olduğu, yalnız kalan, bilinmeyen anlatıyordu. Esasen, çocuğa bağlı diyorlar. Olgunluğuna. Çevreye. Doğrusu, Leyla'nın biraz büyüdüğünü hissetmesini de istiyorum. Biz büyürken çok daha rahattık. Bakkala gider, gelirdik...şimdiki çocuklar evden okula, servis, "sokak" yok. Ne bileyim, buradaki küçük ve göreceli olarak güvenli koşullardan yararlanalım. Tabi cep telefonları oluşu bir güvenlik. Komşu oluşu bir güvenlik. Ama aklıma gelmeyen  başka şeyleri okudum. Acil bir iş olduğunda ne yapacağını biliyor mu? 911i arayabilecek mi? Kapıyı açmasın dedik ama birisi içeri girer mi?? Seda da bu konuda uyardı. Burada olmuyor öyle işler ama tabi. Neyse zaten sıkça yapacağımız bir iş değil, o gün de kısa bir süre idi, ve komşuların evde olduğunu biliyordum. Ve cep telefonundan aradım, o da aradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama uzmanlar 10, yaş, 11 yaş diyor, kimisi 14 yaş. Birisi yazmış, bir teenager'ı bırakmak daha mı güvenli diye ki, hiç düşünmemiştim. O da zor olabilir. Çocukla ilgili. Bir başkası demiş ki, benim çocuğum yiyeceği üçüncü kurabiye için bile telefon eder izin alır. Ki, bu tam Leyla. Bence çok bile izin alıyor. Ama bu bizim için bir avantaj, şu anda. Nasıl olsa gün gelecek, kendi yolunu bulacak ve biz adamdan sayılmayacağız. O zamana kadar tadını çıkarsak iyi olur. İyi huylu kızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte "Home Alone" durumu böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leyla ile her gün bisiklete biniyoruz. Sevdiğimiz bir yol bulduk. En başı hafif yokuş, ama sonra biraz düz, derken hafif eğimli, ve dönüs yolu tamamen aşağıya doğru eğimli, yani çok eğlenceli. Leyla bir haftada bisikletine daha iyi hakim olmaya, ve artık yokuşlarda inmeden çıkabilmeye başladı. Yol kenarından gidiyoruz. Kaldırımdan. Ama "stop" işaretlerinde duruyoruz. Trafiği de öğreniyor bir yandan. Arabaları beklemeyi öğreniyor. Garajdan çıkacak arabalara dikkat etmeyi. İkimizde de kask! Bu işi yaptığımıza çok memnunum, İstanbul'da yapamadığımız bir işti. Site içerisinde değil de araç olarak kullanmak. Kaçıncı yazışım, anlayın ki özlemişim. En son, artık fi tarihi olan bir dönemde bisikletli olmuştum. Ama burası da çoğunluk yokuşlu olunca bilmiyorum tüm şehri dolaşır mıyız. Benim bisikletin vitesleri biraz uyduruk. Geçen gün değiştireyim derken, zincir çıkıverdi. Yani biraz kısıtlıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh hadi ben spor reçetemi almaya gideyim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-569839190378931607?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/569839190378931607/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/home-alone.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/569839190378931607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/569839190378931607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/home-alone.html' title='Home Alone'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6364703508388326651</id><published>2010-10-10T13:13:00.000-07:00</published><updated>2010-10-10T14:00:21.689-07:00</updated><title type='text'>Müzik</title><content type='html'>Jason Mraz çalıyor radyoda. "I won't hesisate, no more, no more, it cannot wait...I am yours".&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana mutluluk veren bu şarkı şimdi ağlatır oldu. Hafızamda, Houston'da bu müziği keyifle dinleyişim var. Bazen arabada, Nehir'le parktan dönerken. Bazen evde, Fizy'de dinlerken, baba bilgisayarında çalışırken, Leyla ve Nehir oynarlarken, ben yemek maceralarımdan birinde. Ve çok sonra, yoğun  bakım günlerinden birinde, sevgili Nazlı yine göndermişti, Fizy bağlantısını, dinlemiştim, gülümsemiştim. Şimdi ise radyoda beni yakaladığında gözyaşlarım beni bırakmıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haftasonu güneşli, hava sıcak. İstanbul'da hava soğumuşken, burada henüz sonbahar. Ağaçlardaki yapraklar değişik tonlara büründü. Sarı, kahverengi, yeşil, kırmızı birarada. Benim ilk Amerika'ya gelmiş olduğum mevsimdeyiz. Yıllar, yıllar önce. Amerika ile doğu yakasında, eylül ayında, bu renklerle tanışmıştım. O zaman da çok sevmiştim bu görüntüyü, şimdi de öyle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün sabah baba ile yürüyüş yaptık, kampüsteki gölün etrafında, sonra da kampüsün içerisinde. Leyla evde kaldı. İlk kez, tek başına kaldı. İki saat. Leyla'm büyüyor. Aslında ne çok büyüdü. Ve ergenlik öncesi dönemde olmasının sinyallerini veriyor. Konuşması, "Anneee" deyişi değişti. eskiden her şekilde bizimle olmayı isterken, artık kendi yapmak istedikleri, tercihleri var. Yavaş yavaş annelik-babalık şeklimizi bu değişime uyarlamamız gerektiğini anladık. "Günaydın".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün yine bisikletle dolaştık Leyla ile. Bunu çok sevdi Leyla. Az yokuşlu bir yol bulduğumdan beri ben de daha çok sever oldum! Dün birlikte bisikletle, öğlen sandviç yemeğe gittik. Böylece bisikleti bir araç olarak kullanmış olduk, birlikte ilk kez. Leyla hemen sınıf arkadaşını anlattı, nasıl hem et yemiyorlarmış, hem de sadece bisiklet kullanıyorlamış, araba sevmiyorlamış. Ha ha tüm cip sahibi arkadaşlarım için çalmış olayım bu paragrafı!! Ama tabi İstanbul'un o meşhur bir haftalık karakışında bir gereklilik olabiliyor.   Tabi daha rahat yazıyorum artık, çünkü yorumlara onay verir oldum, hatırlatayım! Yani cevap hakkını kullanmak isteyenler, doğrudan bana yazmış olacaklar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında yazdıklarıma bakınca, beni çok iyi yansıtıyor. Bir an ağlıyorum, bir an geliyor gülümsüyorum, gülüyorum hatta. Yüreğim değişik duygularla, aklım düşüncelerle dolu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapmaya başladım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu hafta ilk akademik makalemi okumayı bitirdim. Bugün kitap için çalıştım. Biraz üretmiş olmak kendimi iyi hissettirdi.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzak yazdığında bir yanıt veremedim. Çünkü bir parça sorumluluk hissettim, ürktüm. Tüm içtenliğimle, hayatın istediğin gibi değişmesini diliyorum, Uzak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkese iyi bir hafta diliyorum, ve Nehir'i sevenleri, sizleri sevgiyle kucaklıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6364703508388326651?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6364703508388326651/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/muzik.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6364703508388326651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6364703508388326651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/muzik.html' title='Müzik'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3266200063114091523</id><published>2010-10-08T13:58:00.000-07:00</published><updated>2010-10-08T14:21:24.789-07:00</updated><title type='text'>Nehir'imi Uğurlayalı Bir Ay Oldu</title><content type='html'>Sakinim. En son dağılacak kadar ağladığımdan beri, daha sakinim. Ama video izlemedim.&lt;br /&gt;Günlerim sakin geçiyor. Sevgili Kübra'nın Finlandiya'dan beni bulmuş olması ne güzel oldu. Tam bana göre iki kitap göndermiş. İlkini hemen okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün içerisinde, "strep throat"tan 5.5 yaşındaki, pembeler seven, kızını kaybetmiş bir yazarın yasla mücadelesi. Kendime çok yakın bulduğum duyguları oldu, bazısı bana uzaktı. İki gün önce oyun oynayan bir çocuğu, o kadar hızlı kaybetmek çok ağır. Allah korusun. Hep düşündüğüm gibi senaryoların sonu yok ve herkesin hikayesi kendine özel. Herkesin acısı büyük. Geçen gün baby Mert'i sormuştu bir yorumcu...Ben sayfalarına girip okumuştum o ara...Bir acaip senaryo da o hikayede, doğuştan diyaframda bir delik var ve o deliğin bu kadar ciddi komplikasyonla sonuçlanması, bedenimizin dengesinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha hatırlattı bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olduklarımıza şükretmeliyiz. Yaşamımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ann Hood kitabında çok güzel söylemiş, zaman iyileştirmiyor, zaman geçiyor sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta burada yeni tanıştığım Meral ile buluştuk. Saatlerce sohbet ettik. Çok iyi geldi. Ondan, bundan, çocukluğumuzdan, eğitimden, kadınlardan, erkeklerden, çocuklardan, kanserden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dün, karşı komşum ile yürüyüş yaptık. Bir yaşındaki tatlı bebeğiyle. Bir hafta kadar önce, bir kaza sonucu kafatasını kırmış, ve bir hafta hastanedeymiş...Ne kadar korkmuş olabileceğini biliyorum. Ann Hood'un içinde düştüğü dehşeti gözlerimde canlandırabiliyorum. Tarif ettiği yoğun bakım şartlarını anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'imi özlüyorum. Fotoğraflarına bakıyorum. Muzip gülüşü, tatlı gülüşü, yüzünü komik hallere sokup verdiği pozlara bakıp, gülümsüyorum. Öpüyorum bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acıyı yaşayan başka anneler olduğunu biliyorum. Yalnız değilim. Hepimiz hayata devam ediyoruz, biliyorum. Ama hep o eksiklik hissi ile. Yarım hal ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki dört gün burada hava çok güzel. Bol bol dışarıda olmaya çalışacağız. Komşum Leslie, kışın bazen 30 gün gri olabildiğini söyledi havanın. Korkmuyorum! Bize bu yıl gri yakışıyor. Bizi tamamlıyor, bizi anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahh, bu arada harika yeni telefonumu tuvalete düşürdüm! Tam pembe saçlarıma yakışan bir kaza oldu...Tabi ki tuvaletten aldım. Ama henüz bir hareket yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Yeşim'cim, toplantıya gitmiş olmana çok ama çok sevindim. Senden direktif bekliyorum! Bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım Nehir'im seni yolcu etmek çok zordu tatlım. Seni çok seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3266200063114091523?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3266200063114091523/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/nehirimi-ugurlayal-bir-ay-oldu.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3266200063114091523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3266200063114091523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/nehirimi-ugurlayal-bir-ay-oldu.html' title='Nehir&apos;imi Uğurlayalı Bir Ay Oldu'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1913586855539147371</id><published>2010-10-04T08:18:00.001-07:00</published><updated>2010-10-04T08:50:57.146-07:00</updated><title type='text'>Nehir'im</title><content type='html'>Haftasonu hava çok güzeldi. Güneşli. Ithaca'da "elma festivali" vardi. Biz de bu bahaneyle, dışarıda zaman geçirdik. Bol bol yemek "stand"i arasında, müzik grupları, sokak göstericileri de vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi günü üniversite öğrencilerinden oluşmuş, erkek bir acapella grubunun mini konseri çok ama çok hoşuma gitti. Çünkü Ken Robinson'un sözünü ettiği tek tip, tek yol gençlerin arasından farklılaşabilmiş, ve okul dışı etkinliği neredeyse profesyonelleştirmiş olan gençleri gıptayla izledim. Hem de aralarında "inek" stereotip'ine uygun olanları da görünce. Bugünlerde "nerd" kelimesini "sıkıcı" olmakla bağdaştıran Leyla'nın kulağına fısıldadım, "Bak, sana "nerd" tipli ama hiç de sıkıcı olmayan bir genç". Bir de tabi, benim dinlemiş olduğum acapella gruplarından farklı, pop, rock söylüyorlardı, ve karşılarında "çığlık" atan muhtemelen okul arkadaşları kızlar vardı. Çok eğlenceliydi velhasıl, her şeyiyle. Ha bir de hala söyledikleri parçalardan en azından bir ikisine eşlik edebiliyor olduğum için de kendimden hoşnut kaldım. LiterockIthaca 93.7 sayesinde. Bu ara sürekli dinliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babişko gitmiş olduğu toplantıdan dönünce, bir de süpriz başbaşa yemeğe çıktık. Sevgili komşumuzun kızı, Leyla'nın "buddy"si, Jo, gelip, biz "Elma festivaline" gidiyoruz, gelir misiniz deyince, "Önce, hay Allah biz yeni geldik" dedim, ama Leyla Jo ile olmak için gözümün içine bakıyordu, sonra Carol ile konuşunca, "Aaa, bizimle gelsin, siz de karı koca yemeğe çıkın, dönüşte Leyla'yı alırsınız" programına dönüştü... Yani herkes için güzel bir akşam oldu. İstanbul'da yapamadığımız komşuluğu burada yapıyoruz. Unutmuşum. Çocukken halbuki, çok yapardık. Kah soğan ister, kah domates, okul çıkışı bir komşunun evine giderdik...Özlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü hava yine güzel olunca, yine gittik. Bu kez üçümüz. Leyla biraz söylendi, "Evde kalsaydık, her gün bir yere çıkmasak" diye. Biz de "Havalar güzelken dışarıda olalım, sonra evde olacağımız günler çok olacak" diye çekiştirdik Leyla'yı. Yani "İstersen evde kalabilirsin" i satın almadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi, sıkça olan bir şekilde, sonrasında en çok Leyla eğlendi. Gittiğimizde çok iyi bir sokak sihirbazına rastladık. Gerçekten de basit ve bir o kadar da şaşırtan numaralar yaptı. En güzeli, Mahmut'tan aldığı 20 dolar üzerine yarım saat espri üzerine espri yapıp, "Nasıl kazıkladım turisti, Mahmuuss" diyerek, sonunda bir limonun içinden çıkarmasıydı banknotu, ıslak ve ekşi. Çok komik bir adamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sihirbazı izledikten sonra yürürken ise bir anda Tarkan'ın sesi geldi. "Yakalarsam"...Haydaa. Şuna ne demeli. Ithaca'nın orta yerinde Tarkan eşliğinde göbek dansı! Göbek dansı kursuna giden amatör kadınlar gösteri yapıyorlardı. Bir yaşıma daha gireli çok olmadı ama yine de girdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da sihirbaz kadar şaşırtıcı değil ama zaten yaşça ona göre daha genç başka biri "joggling" yaptı. En son numarası, yanan lobutlarla idi. O arada ise bizim gibi buraya gelmiş bir Türk çift ve 10 yaşlarındaki kızlarıyla tanıştık. Telefon ile görüşmüştük ama dün kısa da olsa görüştük. Burada bile birbirimizi bulmuş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir haftasonu idi...değişik. Anı yaşatan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz Nehir de olsaydı düşüncesinden kurtulamıyorum. Cumartesi günkü gençleri dinlerken özellikle. Çok seveceğinden emindim. Ya da joggler...muhtemelen göbek dansçıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Nehir'i kaybedeli bir ay oldu. Zaman hem geçti hem hiç geçmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Sevgili Axius. Yüzde yüz katılıyorum yazdığınıza, merak etmeyin ben de kendime bol bol telkin yapıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1913586855539147371?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1913586855539147371/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/nehirim.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1913586855539147371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1913586855539147371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/nehirim.html' title='Nehir&apos;im'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8031215940526209452</id><published>2010-10-02T05:49:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T06:05:34.771-07:00</updated><title type='text'>Sevgilime</title><content type='html'>Sevgili Esin, babayla yıldönümümüzü kutlamış. Geçen yıl blogta yazmış olduğum için, taa uzaktan, bizi blog üzerinden takip ederken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demiştim, şanslıyız diye. Bugün birbirinden güzel e postalarla başladım güne. Her biri bende çok güzel duygular yarattı. Sevgi, dayanışma, dostluk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle günlerde dünya iyi bir yer oluyor birden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'i ziyaret etmek isteyen bir baba var. Daha önce de yazan olmuştu. Ben bilememiştim. Zaten bir mezarın yeri nasıl tarif edilir. Zincirlikuyu'da. Üstelik henüz bir adı da yok. Babamın adıyla hala, Prof. Dr. Yaşar Atan. Giderseniz, bir çiçeği olsun. Pembe. Dün Leyla sordu, "Nehir'in taşı oldu mu?" diye, birden. Çünkü nasıl bir taş olacak diye, birlikte bakmıştık ve pembe, kalp şeklinde bir taş beğendik. Nerede mi beğendik o taşı? Westport'ta bir mezarlıkta. Türkiye dönüşü. İnsan böyle acaip detaylara takılabiliyor, hele ben olunca. Nehir güzel uğurlansın, yattığı yer ona yakışsın, geçenler orada tatlı bir çocuk olduğunu anlasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hay Allah, ben sevgilime yazacakken, kaydım gittim başka yere. Başka yer ama sevgimiz. Belki de bugünde Nehir'le birlikte olmaktan başka bir kutlamaya ihtiyacımız yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım sevgilim, sevgili baba...iyi ki varsın. İyi ki geldin. İyi ki biz, "biz" olduk. Hep böyle kalalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8031215940526209452?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8031215940526209452/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/sevgilime.html#comment-form' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8031215940526209452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8031215940526209452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/sevgilime.html' title='Sevgilime'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3309134868032625397</id><published>2010-10-01T11:59:00.000-07:00</published><updated>2010-10-01T12:23:37.317-07:00</updated><title type='text'>Küskünlük Hali</title><content type='html'>Şu işi bir açıklığa kavuşturayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi yanlış yazmışım, kaza yerine hata demişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama doktorlar ve Sloan hakkında tam olarak ne düşündüğümü izninizle burada yazmayacağım. Çünkü ben de bir hukukçuyla görüşmek niyetindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi bir hukukçuyla görüşmeden önce konuşmayı istediğim birkaç kişi vardı. Fikirlerine, tecrübelerine güvendiğim. Konuştum. Çok emin değilim elimizde bir "vaka" olduğundan. Hepimiz biliyoruz, sizler de yazdınız, komplikasyon önemli bir kayıp nedeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte gelin görün ki, benim bir şekilde en azından bir görüşme yapmaya ihtiyacım var. Ondan sonra bir şekilde daha kolay, hiçbir zaman kolay olmayacak, ama aklımda bir şüphe kalmadan, yine yapmam gereken bir işi yapmış olmanın huzuruyla devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merak etmeyin ama bu işe çok kaptırmayacağım. Bana iyi gelmiyor, doğal olarak. Geçmişte asılı kalmak kimseye iyi gelmemişki bugüne dek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşıma ilginç bir kişi çıktı. Umarım benimle görüşmeyi kabul eder. Hem doktor, hem hukukçu! O konuda heyecanlıyım. Bendeki, esasen öğrenme isteği. Yani benim duyduğum sıkıntılar, bizim hissettiklerimiz meşru gerekçeler mi, yoksa çocuğunu kaybetmiş acılı bir anne babanın beyinlerinin onlara oynadığı bir oyun mu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da bu olasılık nedeniyle yavaş hareket ediyorum. Zaman geçmesini bekliyorum, kendimi dinliyorum, kendimi tartıyorum. "Distorted" düşünüyorsam, biraz daha objektif olabilecek kıvama gelmeyi bekliyorum. "Çarpık", "duygusal", bir halden yavaş da olsa çıkabilmeyi bekliyorum. Bu belki de hiçbir zaman mümkün değil ama ancak zaman iyi gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan da sizin yazdıklarınızı okuyorum, arkadaşlarımı dinliyorum. Özellikle de bu konuda bilgili kimseleri can kulağıyla dinliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler. Sevgili kalite kontrolcü yorumcu (bilemedim nasıl hitap edeyim), amaç çamur atmak değil. Hatta aman çamur atmış olmayalım arzusu da var. Hiçbir doktorun onca yıllık emeği, verdiği şifayı küçümseyemeyiz. O nedenle de, haydiii avukata demedik. Ama olan biteni kendi kafa sağlığım için biraz daha iyi anlamaya ihtiyacım var. Bunlar olur demekle, yaşadığımı aşmam çok kolay değil. Neden olduğunu anlamaya ihtiyacım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta başımıza gelen çok olayı, değişik yollarla geçmeye çalışıyoruz. "Her işte bir hayır vardır"; "kısmet, kader" gibi cümleler işimize yarıyor. Şimdi değil ama.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3309134868032625397?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3309134868032625397/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/kuskunluk-hali.html#comment-form' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3309134868032625397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3309134868032625397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/10/kuskunluk-hali.html' title='Küskünlük Hali'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8126035966963634647</id><published>2010-09-30T08:36:00.000-07:00</published><updated>2010-09-30T09:19:11.273-07:00</updated><title type='text'>Sessizlik</title><content type='html'>Genellikle yazacak ve konusacak birseyler bulmakta zorlanmam, malum, ama isteksizim bu ara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanirim Nehir'in yoklugu beni bu hafta vurdu. Bir şekilde TR'ye uçmak, dönmek, yeni ev, ufak tefek işler, Leyla'nin okulu derken zaman geçti...şimdi ise...durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'i kaybettigimiz ilk günlerde bir yandan da uzun hastane sürecinin, hem onun için ama hem de bizim için bitmesinin verdiği bir rahatlama da vardı. Yorgunluk hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bedenim dinlenince, esas kayıp hissi ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaktayım, yapılması gerekenleri yapıyorum, kısa da olsa spora da devam ediyorum...Ama gözyaşlarım durmuyor. Feride iki tane video bağlantısı gönderdi. Biri eğitimle ilgili. Gülerken gülerken ağlamaya başladım. Neden ağlıyorum anlayamadım. Sonra adını koyabildim. Çocukların geleceğinden sözediyor konuşmacı, yaratcılıktan. Birden Nehir'in büyümediği, büyümesini izleyemiyor olmak fikri yakaladı beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama dediniz ya, ağlamak iyi. Bana da hep iyi gelmiştir. Biriktirmek yerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum. Ne güzel de yazdınız. Zamanla kabuk bağlayacak. Kimse bekleyemez kısa bir sürede bunu geçirmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Bey aradı...Onunla Nehir nüksettiğinde, New York'a uçmadan önce konuşmuştuk. Bizim için zor zamanlarda çok önemli desteği oldu. Yine onunla konuşmak, yaşadıklarımızı paylaşmak çok iyi geldi. Hem doktor, hem hemotolog, hem Amerika'yı, hem de Türkiye'yi biliyor. Sloan'u biliyor...Anlattım. Az da olsa bunların olabilceğini söyledi, bizim için ağzımızda acı bir tat bırakmasının da zor ve üzücü olduğunu söyledi, Sloan'daki memnuniyetsizliğimizi anlatınca. Yine Nehir'in ikinci "tap"inin, ve yaşadığı komplikasyonun onu yıkmış olabilceğini belirterek. Evet. Bu doğru, zaten benim için kabullenmeyi zorlaştıran da bu kısmı. Biliyoruz, nasıl kötüye gitti. Bu beni bırakmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok isterdim, "Her şey en iyi şekilde yapıldı ama olmadı" demek. Bunu diyemiyor olmak, hele onca çabamıza, çabaya rağmen, bu beni çok üzüyor. Karşımıza ne çıkarsa çıksın mücadele etmeye, bir şekilde "yapmaya", "gerçekleştirmeye" programlanınca kabullenmek zorlaşıyor. Aklımla anlamaya o kadar programlanmışım ki, Nehir'in ölümünü anlayamamak, ya da aslında anlamış olmak, yoruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah beterinden saklasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ama çok doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından biz elimizden geleni yaptık. Bunu söylememek en zoru olurdu, benim için. Fatih Bey de tekrarladı, Sloan sonuçta en iyi hastanelerden biri. Ama öğrendik ki mükemmel değil. Nehir'in o kocaman tümörle uçmuş olması bile bir şanstı. Bize birlikte birkaç ay daha birlikte olma fırsatı verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. L'nun elinden böyle bir şanssızlık yaşamış olmamız...diyecek bir şey yok sanırım. Ona hata yaptığı için kızmıyorum. Ama bir şekilde bu işte, tek bir doktorun her işlemi yapışı, çalıştığı uzun saatlerin payı var ise, bu kabul edilir değil. Bu hastane yönetiminin sorunu. Veya "floor"daki bakım yetersizliği, "anlayamadık" lafları, veya bizimle olan iletişim eksiklikleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yorumcu yazdı ya...biz olsak binayı tepelerine yıkar, televizyona çıkardık....diye. Doğrusu içimden geçen binayı tepelerine yıkmak değil. Ama her biriyle konuşup, iyi yapmadıkları işleri anlatmak ve onlardan "Üzgünüz, daha iyi bakmalıydık" sözünü işitmek. İşte ama  buradaki hukuk baskısı ve korkusuyla hiçbir doktor dürüst bir şekilde bizimle konuşmayacak, konuşmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızgınlığımı akıtmış olayım biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öfke değil ama. Çünkü Nehir geri gelmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şekilde iyi düşüncelere odaklanmanın yolunu bulmalıyım. Bu kısırdöngüye sokuyor beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feride'nin gönderdiği videoyu izleyin. Eğitimle ilgili. İngilizce. Adamın esprilerine çok güldüm. Özellikle akademisyenlerle ilgili, saptaması, doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feride ve Melania'nın sitesi, &lt;a href="http://www.damara-cocuk.com"&gt;www.damara-cocuk.com'a&lt;/a&gt; giriyorsunuz (anneler için çok güzel bir alan yarattılar!) ve sağda köşede, TED konuşmalarında duruyor. Robinson soyadlı konuşmacı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8126035966963634647?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8126035966963634647/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sessizlik.html#comment-form' title='15 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8126035966963634647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8126035966963634647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sessizlik.html' title='Sessizlik'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2767700727192894035</id><published>2010-09-26T15:41:00.000-07:00</published><updated>2010-09-26T18:24:35.873-07:00</updated><title type='text'>İnişlerim Çıkışlarım</title><content type='html'>&lt;div&gt;Bugün zordu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah Nehir ve Leyla'nın RMH'de oynarlarken çekmiş olduğum kısa bir videolarına rastladım, telefonla çekmişim. Ve bu, beni darmadağın etti bir anda. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde okuduğum kitapla çakıştı. "Stumbling on Happiness" adlı bir kitaba başladım. Tesadüf, geçen yıl almışım, Mahmut'a. İstanbul'da iken Mahmut çıkardı, ben de okuyayım dedim. Yazar, akademisyen. Eğer nasıl mutlu olurum diye arayış içerisindeyseniz, yanlış kitap diye başlıyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daha başındayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama videoyu izlerken, bir anda vurdu. Geçmiş  mutluluğum. O anlar. Bir daha geri gelmeyecek oluşları çarptı. Fotoğraflar değil de, görüntü sesle birleşince dağıldım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçecek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Işıl yazmıştı, dalga halinde gelirmiş yas hissi, kayıp hissi. Bugünkü dalga devirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman. Zaman. Zaman. Zaman. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla ağlama işine takıldı. Kendi ağlayamıyor. Beni ise takipte, ağlıyor muyum, ağlamıyor muyum. "Büyüklerin ağlaması saçma" imiş. "Sulugüzlü" imişim, "İkide bir ağlıyor"muşum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz konuştuk. Sonra biraz toparladı. Ben de.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kütüphaneye gidip, yeni kitap aldık. Sonra sandviç yedik. Eve dönünce ise bisiklete bindik, birlikte. Leyla'ya yeni bir bisiklet aldık. Ben ise dün craiglistten ikinci el bir tane aldım. Leyla'ya eşlik edecek kadar. Bisiklete binmeyi özlemişim, Leyla da "Anne, düşündüğümden iyiymişsin" dedi. Düşündüğünün dayanağı her neyse. Halbuki, ben Leyla'ya göre farklı, sokakta ve bisikletle büyüyenlerdenim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra ise Leyla, Jo ile oynadı. Ballı kızım yan evde, 8 ve 10 yaşlarında iki kıza rastlamış durumda. Buna çok sevindim. İlk kez yaşıtı komşulara rastlamış olduk. Beni okuldan oyun arkadaşı ayarlama işinden kurtardı. Ya da en azından kolaylaştırdı. Tatlı iki kız. Ben de dün anneleriyle konuştum. Okul meseleleri falan. Anlaşılan Amerika'nın da eğitim sistemi iyiye değil, kötüye gidiyor...En son, "Eh neyseki biz gelecek yıla dönüyoruz" dedim...ha ha...yani bir Amerikan eğitim sistemini düzeltmem eksik!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam kutu oyunu oynadık, hep birlikte...Biraz kendime geldim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'cim seni çok seviyorum ve özlüyorum. Keşke sen de bizimle olsaydın. Yani biz, biz değiliz. Eksildik. Bazen sen bizsiz kaldın diye, bazen biz sensiziz diye üzülüyorum. Bazen sadece gözlerim doluyor, birkaç damla gözyaşı, bazen de bugünkü gibi koyveriyorum kendimi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yasımı tutuyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2767700727192894035?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2767700727192894035/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/inislerim-ckslarm.html#comment-form' title='39 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2767700727192894035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2767700727192894035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/inislerim-ckslarm.html' title='İnişlerim Çıkışlarım'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>39</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8321679258167808930</id><published>2010-09-24T05:54:00.000-07:00</published><updated>2010-09-24T06:50:56.562-07:00</updated><title type='text'>Müfredat</title><content type='html'>Dün akşam Leyla'nın okuluna gittim. Ne yapıyorlar, ne yapacaklar bu yıl anlattılar. Ms. Devers Leyla'nın ilk yaşı ileri öğretmeni. İlk geldiği hafta, geçen hafta, babasını kaybetmişti, 92 yaşında, izin almıştı. Çok tecrübeli bir öğretmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leyla çok da konuşmadığı için çok iyi oldu gittiğim. Ms. Devers beni görünce, "Leyla, arkadaş edindi bile, sanki hep bu okuldaymış gibi", deyince gülümsedim. "Benim Leyla'm" dedim. Dünyasını oluşturmaya başlamış bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha gördüm ki, bu yıl çok iyi bir deneyim olacak onun için. Hafifliği çok dert etmemeliyim, çünkü çok farklı kültürlerden gelen ailelerin oluşturduğu bir sınıf. Leyla'dan duyduğum değişik, hadi diyelim çok değişik, adlı çocukların, Amerika'lı ailelerce destek alarak okutulduklarını anladım. Anne babaları farklı kültürlerden, karışık evliliklerden çocuklar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en iyisi ilk oyun arkadaşı bağlantısını kurmuş oldum. Yani ben değil, de diğer çocuğun babası beni buluverdi, çıkışta. Karısı İsrail'li, kendi Amerika'lı. İsrail'li oluşlarına çok sevindim, yakın bir kültür (hala yakın arıyorum!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve öğretmen dün bir cümle söyledi, çok anlamlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Not just to tolerate others, but to accept differences". Farklı kültürlere göz yummak, katlanmak değil, farklılıkları kabul etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu ben de öğrenmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl aslında düşündüğümden daha çok konu yapıyorlar. Matematik biraz geri gidebilir ama özellikle İngilizce yazısı gelişecek diye memnun oldum. Düşünüp, planlayarak yazmayı, detaylandırmayı, yazdıklarını kontrol etmeyi öğreniyorlar. En çok bunu görmek sevindirdi. Bu çok önemli bir beceri. Üniversiteye gelen "mühendislik" öğrencilerinde çok eksik gördüğüm. Yazı yazmıyoruz yeterince. Tabi, güzel yazanları bir kenara koyalım. Geçen gün bana e mail atmış olan Elif Dilek örneğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap seçmeyi öğreniyorlar. Kendi seviyelerine göre olanı bulmayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi yerel tarih. Iroquois. Bu yörede yaşamış, kabileler. Birkaç ay boyunca 1600lerden itibaren kuzeydoğu Amerika'da, New York eyaletinde kimler, nasıl yaşamış öğreniyor olacaklar. Yerel tarih fikrini de çok sevdim. Yaşadıkları topraklardan kimlerin geçtiğini, öğrenmek. Sanıyorum öğrenme şekilleri güzel. Tarihler, olanlar değil de yaşam biçimleri, kültürlerini anlamak. Bunları hikayelerle öğreniyorlar. Hepsi kendini anlatan bir resim çizmiş, ve kendilerinde buldukları iyi bir özellikle, isim vermişler. Leyla: "Fast learner". Alem kız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da yazmış olduğu, en sevdiği spor başlıklı kompozisyonu okudum. "Futbol". Şuna çok güldüm: anlatmış, anlatmış, şöyle oynanır, kaleye atılır...vb...sonra da demişki, "ama bazen iki takım da koşsa da, bir uçtan diğerine, gol atamıyorlar, o zaman sıkılıp başka bir televizyon kanalında eğlenceli bir film izlerim". Vallahi, yazdıkça gülüyorum. Bu kadar mı sevilir futbol hani! Bu ne güzel taraftarlık! Gol yoksa, film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leyla'mı çok seviyorum. Aslında yazarken sanki ne zamandır yazmamışım gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde çocuklarını nöroblastomdan kaybetmiş diğer ailelerin bloglarına yeniden girer oldum. Ne yapıyorlar diye. Nehir iyi değilken bırakmıştım. Hatta aile listesine gelen ölüm haberlerini de siler olmuştum, görmeyeyim, uzak kalsın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anne, bir kolumu kaybettim. Sızısı sürüyor demiş...çok güzel uzun bir yazı yazmış, bu metaforla. Benim çok takdir ettiğim diğer anne ise, "mış gibi yaşıyoruz" demiş. Gülüyoruz, yaşıyoruz ama acımız hep bizimle, " we fake the normal life" demiş. Biraz doğru. Bende de öyle bir hal var. Her şeyi yapıyorum ama sanki bir durgunluk, tutukluk, ne bileyim eskisi gibi değil. Ben beni oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmadan geçmeyeyim, iki gün önce barbunya pişirdim...Ve Leyla "Anne bu yemek işinde çok ilerledin", dedi. Nehir de çok seviyordu, basit de olsa benim pişirmemi. Mutfağa gelsin, gitsin, izlesin. RMH'de bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8321679258167808930?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8321679258167808930/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mufredat.html#comment-form' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8321679258167808930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8321679258167808930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mufredat.html' title='Müfredat'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3288226413327739074</id><published>2010-09-22T07:35:00.000-07:00</published><updated>2010-09-22T08:04:11.052-07:00</updated><title type='text'>Şans</title><content type='html'>Nehir'i uğurlarken, eskilerden beni bilen biri..."Şanssız kızım" diye sarıldı bana. Bir an şaşırdım, öyle de bir an ve yerdi ki, bir şey söyleyemedim. Aslında anlatmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi şanssız bulmuyorum. Hiç de bulmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta şanslar ve şanssızlıklar olduğu malum ama herhalde son nefeste bir tahlil doğru olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de her olayın değişik boyutları var. Nehir'in rassal bir hücre bozukluğu ile karşılaşması şanssızlıktı tabi. Ama bakınca iki kez yaptığımız uçak yolculukları, kocaman tümörlerle, meğer şans imiş. Ch14.18'i yakalamak büyük şans idi. Gelebilmiş olmak...Derken bir şekilde döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hayatta her zaman şanslı veya şanssız olmuyoruz ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum, belki hiç çocuk sahibi olmayacakken bunu iki kez tatmış olmak zaten bir şans. Nehir'in sevgisini yaşamış olmak. Blog üzerinden yaşadığımız tüm paylaşım da bir şans bizim için. Aldığımız destek, yaşadığımız eski ve yeni dostluklar, insanlık. O kadar sarmalandık ki, yazdınız ya, az kişi görür bu sevgiyi diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çetere bitmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi birarada, hep. Yine öyle olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi adıma çocukken babamı kaybetmiş olduğum için, "sıramı savdım" gibi gelmişti. Sonra babamın çok yakın arkadaşı, "Hayır", demişti, "Hayat her zaman şaşırtacak". Ne diyeyim. Doğru. "Ezber bozulma" var ise, bu işte tam da o oldu. Hayat demeye çalışıyor ki, ben sürprizlerle doluyum. Bazen iyi, bazen değil. Nasıl baktığımız önemli. Ben tutunanlardan oldum hep. Yine öyleyim. Tutunmak için umut gerekli, gelecekle ilgili olumlu beklenti yaratmak. Ben yine hayal kuracağım. Mutluluk içeren. Belki bir parça buruk ama içinde mutlaka bir gülümseme bulunacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh bugünün iyi haberi: Üçüncü spor günümü tamamladım. İki yıldan sonra ilk kez. İlk gün yazmadım. İyi bir başlangıç. Lisans öğrencileri ve 70 yaş üzeri arasında benim gibi bir ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leylacım: Herkese tek tek yazamıyorum, kusuruma bakmayın ama beni çok etkileyen birkaç mail aldım. Leyla'yı düşünen, "eski" Leyla'lardan. Ve "genç"lerden. Birincisi, şu önemli, Nehir'in hastalığı az olan bir şey. Yani çocuklara ve gençlere şunu söylemeli, bu size, sizin çocuğunuza veya kardeşinize veya kuzeninize olmayacak. Ve Leyla'yı düşünüyorum. İki yıldır benim ilgimden uzak kaldı, üstelik Nehir beni paylaşmayınca bile gülümseyerek. Ama şimdi onun sarılmaya, sevilmeye, ilgi görmeye ihtiyacı var. Zaten cimcime, "kutu oyunu oynayalım mı" diye peşimizi bırakmıyor. Sabahları uyandığında ve akşamları yatarken ise "anne-kız" zamanı geçiriyoruz. Nehir'in fotoğrafını çantasına koydu. Geçen gün de, aklına nereden geldi bilmiyorum, "Hani kalp kolyeler var, içine fotoğraf konuyor, onlardan alsak" dedi. Doğrusu ya benim aklıma hiç gelmemişti, çok sevdim bu düşünceyi.  Eskiden vardı, bizim zamanımızda bile kalmadı herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul ise biraz hafif. O konuda birşeyler yapmaya çalışacağım. Ek kitaplar aldım ama yine de TR'ye alışmışız. Bir haftalık ödevi, bir saat içinde yapıyor. İngilizce destek programına katılsın diye şimdiki okulunu, üstelik bizim "bölge" de değilken seçtik. Ama İngilizcesi ileri olduğu için destek programına alınmadı, ama şimdi o sınıfta. Yani karma bir sınıf. Bu aslında iyi, tamamen Amerikalı olmasından. Kendini iyi hissediyor. Pakistanlı bir Zeynep, Kanadalı, Danimarkalı, Asyalı, Alman ve Amerikalılar var. Ama beni bir düşünce aldı, sınıfın seviyesi ile ilgili. Bakalım bu hafta müfredat toplantısı var, anlamaya çalışacağım. "Biz Türkler okumayı severiz malum" demek gerekecek lazım sanırım. Çok önemsemesem de, çok geri kalsın istemiyorum. Ve biraz "challenge" yaşasın istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3288226413327739074?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3288226413327739074/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sans.html#comment-form' title='25 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3288226413327739074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3288226413327739074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sans.html' title='Şans'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>25</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4201902594911842229</id><published>2010-09-19T14:27:00.000-07:00</published><updated>2010-09-20T07:35:16.511-07:00</updated><title type='text'>Umut</title><content type='html'>Havva Hanım çok haklısınız. İlik nakli meselesi bizi de çok yordu biliyorsunuz (belki de bilmiyorsunuz). Her ne kadar Nehir kendi iliğini geri aldıysa da, TR'de yapılıyor diye devlet desteği alamamıştık, ama sonuçta bu tip raporlara imza atamayan doktorlar, üniversite hastanesinde profesör, adres olarak İsrail'i, göstermişlerdi. Amerika'ya göre çok daha makul bir fiyata, ve düzgün yapıldığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Pon Nehir ile ilgili beni hazırlamak için geldiğinde ise şunu söylemişti...autologous (kendinden) veya allogeneic (başkasından) olması yaşam şansı açısından farketmiyor...demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bence önemli bir mesele ilik naklinin nerde yapıldığı. Nehir, kemoterapi komplikasyonunun anlaşılmaması, zamanında ve yeterli müdahale edilmemesinden de kötüye gittiğinde biz Texas Children's ile Sloan arasında ne kadar büyük fark olduğunu ve Teksas'ta ne kadar daha iyi bakım almış olduğumuzu gördük. O nedenle ki, geçen yıl TR'ye döndüğümüzde LÖSEV'in "köy" fikri bana garip gelmişti. Yani tek başına ilik nakli yapılacak bir yer çok anlamlı görünmedi. Tam teşekküllü bir hastanenin bir katı, bir bölümü olmalı diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu konularda doğrusu "atıp tutmak" istemiyorum. Gerçekten de doktorların işi diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah işte sevgili anonim (yaw isim yazın lütfen) Nehir'imi ne bekliyordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğimiz tümöre iyi yanıt vermiş olduğu. Özellikle de büyüklüğü düşünülürse. Hala bilmediğimiz, görüntüler ne diyordu. Dr. Souweidane "scar tissue" olabileceğini söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğimiz bir kez nüksedince bir kez daha nüksetme olasılığının arttığı. Biz de bu nedenle Ithaca'yı düşünmüştük. Ana tedaviden sonra, burada kalıp 3F8 almayı. Aynı zamanda ALK testini yaptırma peşindeydik, yine başka, zahmetli olmayan, bir tedavi için. Yani peşini bırakmayacaktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir yeniden nükseder miydi? Belki. Ama hangimiz bilebileceğiz ki, örneğin bu beyin nüksü programının ilk tedavi alanlarından olan, ve Nehir'e göre daha yaygınken hastalığı, bugün, 7 yıl sonra hayatta olan çocuk gibi, uzun bir ömrü olmayacağını. Veya hangimiz bilebilir, Nehir'in bizimle belki birkaç yıl daha geçirmeyeceğini, bir sonraki nükse kadar. Biz biraz daha birlikte olma şansına sahip olacaktık belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şunu tartabilir miyiz? Şimdi çok acı çekmeden veda etmesi, bizimle geçireceği birkaç yıl sonra acı çekerek ölmesinden daha iyi oldu. Peki anne baba olarak, esas umudumuzun şanslı azınlıktan olmamız fikri olduğu çok açık değil mi? Ama bir de şu var, herhangi bir zaman kaybettiğimizde acımız daha az olabilir miydi, doyabilir miydik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş "umut" ta bitiyor. Ben hiçbir aile tanımadım ki, "umut"suz. Zaten bu insan doğasına aykırı. O zaman ilk teşhis olduklarında da bırakabiliriz bu çocukları. Hele bizim gibi taşıma suyla tadavi olanları. Savaşırken, mücadele edeken umutla beslendik biz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hep tutunduğum ve inandığım bir düşünce oldu. Çocuğunuzu hayatta tuttuğunuz her yıl, her gün, tıp ilerliyor ve daha iyi bir tedavi alma şansını yakalıyorsunuz. Buna iyi bir örnek antibody/antikor tedavileri. Belki ch14.18 sayesinde bir yıl daha birlikte olduk Nehir'le.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tamamen temiz olmanın dışında "no progress" yani ilerlemenin durduğu vakalar, durumlar da yaygın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani şu anda Nehir'den çok daha yaygın hastalığı olan ve hayatta olan çocuklar var. Örneğin, RMH'nin simgelerinden biri 8 yıldır kanserle mücadele eden, üçüncü nüksünü yaşayan bir, artık genç kız, var. Ya da dört yıl temiz kalmış, bu yıl nüksetmiş başka bir kız....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani her türlü olasılık var. Dı. Şimdi ise hiçbir şeyimiz kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilemeyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben de tam da sizin düşündüklerinizi yoğun bakımın ikinci haftasında düşündüm. Aslında çok daha önce, buradaki ameliyatta düşündüm. O zaman, "Eğer ölecekse kendinde değilken, acı çekmeden ölsün" demiştim. Ahh. Çok zor. Ben de okudum ölümleri. Biliyorum. Ben de düşündüm, ağrı ve acı içinde olacaksa, bu şekilde olması daha iyi diye. Belki de Leyla'nın sorusu en anlamlıydı: "Anne, karnındayken ölseydi daha mı az üzülürdün" diye sormuştu. Ben de, düşündüm...bilemedim..."Her durumun zorlukları başka" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu düşünceler benim Nehir mücadeleyi bırakmam demekti. Ve şimdi şükrediyorum ki babası hiç bırakmadı. Son gün Özlem ile makale bakıyorlardı, ne yapılabilir diye. Zaten babayla bu konuda hep birbirimizi tamamladık, ben bıraktığımda o devam etti, o bıraktığında ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölüm okumuştum, bir anda acilde sonlanan. Çok şanslı bulmuştum. Sonra o tatlı kızın fotoğrafına bakmıştım. Annesi şaşkındı, nasıl öldü diye. Halbuki ben fotoğrafa bakınca, "Ama hastaymış, sağlıklı olmadığı belli" diye düşünmüştüm. Anne olarak, baba olarak kim yavrusuna ölümü yakıştırabilir ki? Hiçbir çocuğa yakışmıyor işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4201902594911842229?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4201902594911842229/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/umut.html#comment-form' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4201902594911842229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4201902594911842229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/umut.html' title='Umut'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7880720103785570338</id><published>2010-09-18T06:29:00.000-07:00</published><updated>2010-09-19T03:33:57.644-07:00</updated><title type='text'>Hayat Döngüsü: Zeynep Nehir</title><content type='html'>Açıkçası tüm hayatım boyunca aldığım en güzel hediye, Zeynep Nehir, oldu sevgili Derin (ve eşi). Sözlere dökmekte ben de zorlanıyorum ama Zeynep ile Nehir'in yeni bir bebekte, yaşamda, biraraya gelmesi çok anlamlı. Bir yandan da hayatın döngüsünün güzel bir kanıtı. Allah analı babalı ve sağlıkla büyütsün! Emailime fotoğraf gönderebilirsiniz: &lt;a href="mailto:zebayazit@gmail.com"&gt;zebayazit@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşim gibi ben de Nehir'i, ne kadar güzel insanlar sarmaladı diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Aylin, performans baskısı yapmayayım diye adınla yazmamıştım ama hatırımdaydı hani! Doğrusu, bu blog bir işe yarayacaksa böyle bir dünyanın varolduğunu göstermiş olsun. Ve başımızı acılara çevirme huyumuzdan uzaklaştırsın biraz. Görelim, ne kadar yapabiliyorsak o kadar el uzatalım. Bazen yardımın sadece maddiyat olduğu ve bizim çabalarımızın yetersiz olduğu düşünülüp, hiçbir şey yapmama eğiliminde oluyoruz. Ya da şu meşhur "Kaldıramayacağım" duygusu. Geçen yıl ki sınıftaki öğrencilerimden duymuştum. Ya da bizim haberimizi duyup, gelen e postayı okumadığını söyleyen, bizim gibi, başka bir dosttan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin görünki, yaşarken tüm aileler güçlü, ne yaptıklarını bilen, çocuklar da hep çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye: Çok sevindim TR'deki yaşanılanların yazılmasına. Serap Hanım'ı okuyunca, ,iki çocukla....Biz fırsatımızı yaratıp kaçınca, bu konuda sıkıntı hissettik hep. Diğer çocuklar ne yapıyorlar diye? Ama biliyoruz ki sadece çocuk değil, yetişkin meselesi de bu. Kanser Merkezi fikri de bu nedenle önemli. Ama bu iş gerçekten de bu işe gönül verecek doktorlar ve onlara maddi desteği, yatırımı sağlayacak bağışçılarla mümkün. Gördüğümüz, yaşadığımız tüm hastaneler inanılmaz bağışlarla yaşıyorlar. Her odada bir plaket var, "Şu şu tarafından yapıldı" diye. İstinasız. Bizde bağış işi deyince birkaç aile anlaşılıyor sanki. "Gelişmekte" olan bizler için kendi geleceklerimizi düşünmekten başkalarına yardıma sıra gelmiyor. "Hande Hanım"ın söylediği bir şey vardı, söyleyiş biçimini keşke düzeyli tutsaydı da katkısı anlaşılsaydı...demişti ki, yakınlarınızdakilere yardımla bitmez diye....doğru. Ama bir anda Amerika olmamız da beklenemez. Bu ülkenin temelinde gönüllü çalışma, yardım var. Geçmişinde var. Kimse ben niye gelirimin şu kadarını hiç tanımadığım insanlara veriyorum demiyor. İçselleşmiş. Yardım, gönüllü çalışma hayatın doğal bir parçası. Herkes hangi "neden" onlara ilginç geliyorsa bir ucundan tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havva Hanım yazınca meşhur Babuna hikayesi geldi aklıma. O neydi? Ne oldu o kayıtlara? Ben de gidenlerdenim, Şebnem'cimle. Gerçekten de çok üzücü. Ama anladığım kadarıyla yapılabilir bir iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İş sadece tıbbi değil. Sizler de yazdınız. Ben de katılıyorum. Nehir RMH sayesinde New York'taki günlerini neşe ile geçirdi. Son ayı 22 aydan çıkartırsak, elimizde çok güzel yaşanmış 21 ay kalıyor, her zaman hatırlayacağımız, sevgiyle. Ve bu günler kanserle yaşayan aileler için kolaylaştırılmış bir hayattan kaynaklandı. Aileler planlamakla uğraşmıyorlar, çocuklar için hep bir eğlence var, ister hastane içerisinde, ister dışarısında. Ben bunların parçası olmak istiyorum. Çocukları güldürme kısmı beni ilgilendiriyor. Tıp, o nasıl düzelir? Türkan Saylan'lar lazım. Türkan Saylan'ların kıymetini bilmek lazım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ah, gerçekten de iş sağlık konusuna gelince geri kalmışlık insanı kahrediyor. Alışveriş merkezleri açılıyor ardıardına, "her şey var Türkiye'de" diyoruz, sonra bir bakıyorsunuz aslında temel gereksinimlerimiz karşılanamıyor. Hani hedef şaşırtmayayım ama İstanbul'daki beklenen deprem gerçekleştiğinde, bu kez yine binalarımızı tartışacağız. 17 Ağustos'u yaşayanlar dışında, bizler unuttuk. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi Leyla, küçücük bir Ithaca'ya, İstanbul'dan güzel diyor...Çünkü yemyeşil ve tertemiz bir havası var. Ve bir sakinlik. İnsanlar telaşsız. Dingin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğrusu pek detaylı düşünerek gelmedik, neredeyse birkaç saat içerisinde karar vermemiz gerekti. Şimdilerde iyi bir karar olduğunu bir kez daha anladım. Ben uzaklaşmak iyi olacak diye düşünmüştüm. Halbuki hiç düşünmediğim, belki de daha önemli bir katkısı daha var. Acımız dışında başka bir derdimiz yok. Yani İstanbul'un, veya başka bir büyük şehrin, New York'un, trafiği, kalabalığı, koşturmacası, gürültüsü, patırdısı yok ve bu çok iyi. Gün içerisinde telaş yok. Baba işine gitmek için yolda üç saatini geçirmiyor. Ben Leyla'yı götürünce okula, park yeri için dönüp dolanmıyorum. Hatta en güzeli "downtown"da, parkedince, üstelik hep yer var, ilk saat ücretsiz, sonraki saatler, 1 dolar. Nassı yani..."küçük güzeldir".&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir yorumcu yazmıştı, Ithaca'da öğrenciler sıkılır ama aileler için güzeldir diye. Evet, sonuçta nerede yaşarsak yaşayalım aile olunca rutin aynı. Çocuklar okula, büyükler işe, sonra da "etkinlik"ler...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ah, Nehir'im, baban diyorki, "Ben kızımı çok istediği arkadaşlarıyla hayal ediyorum, dilediğince koşarken, oynarken, istediğini yerken". Başka türlüsü zor, diyor. Dün akşam Leyla ile oyun oynarken, "Çocuklar Büyüklere Karşı"... Senin bilebileceğin bir soru geldi, Leyla, "Nehir olsaydı şimdi bilirdi hemen" dedi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaman ağır ilerliyor. "Tap" öncesi halin iyiydi diye düşününce, çok üzülüyorum. Şimdi kavga da etsek doktorlarla, seni geri getiremeyeceğiz artık.  Keşke düzeltebilseydik olanları. Olmadı böyle deyip, seni alabilseydik. Çok üzülüyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sevgili yorumcular, hepinize ayrı ayrı sarılıyorum....Ama şu Zeynep Teyze!!! Valla herkes Nehir'in teyzesi oldu ama ben kimsenin teyzesi olacak yaşta değilim. Nasıl olur derseniz, "magic", veya "sihir"!&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7880720103785570338?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7880720103785570338/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/hayat-dongusu-zeynep-nehir.html#comment-form' title='15 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7880720103785570338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7880720103785570338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/hayat-dongusu-zeynep-nehir.html' title='Hayat Döngüsü: Zeynep Nehir'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2240396266202639478</id><published>2010-09-17T02:54:00.000-07:00</published><updated>2010-09-17T03:36:28.391-07:00</updated><title type='text'>Sedacım</title><content type='html'>Bu sabah, erken erken Seda'yı otobüse bıraktım, New York yoluna. Şimdiden sonra biraz daha zor olacak. Ama sanırım eninde sonunda bu yalnızlık gerekli. Biraz korkuyorum. Mahmut'un oluşuna güveniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seda'cım yoldayken ona teşekkür edeyim. Çok önemli bir "yoldaş"lık yaptı bize. New York-İstanbul-İthaca. Hem de Seda'ya özgü, hiç yük olmadan, yormadan ama bizimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leyla dün akşam yatarken bana endişeyle sordu, "Anne, Seda gidince beni okula yetiştirebilecek misin?"...haydaa derken, "Peki okulu bulabilecek misin?"... Güldüm çok, amma da güven aşılamışım Leyla'ya. Yazarken bile gülümsüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam ise ilk misafirimizi ağırladık. Burada doktora yapan sevgili İpek. Nereden nereye... Büyümüşüz de, öğrencilerle oluyoruz. Evin tüm detayı yerinde olunca, güzel bir sofra kurmak da kolay oldu, ve Leyla da, ben de, Mahmut da böyle bir sofrada oturup yemek yemeyi özlemişiz. Hem Seda'nın buradaki son akşamı oldu, hem de İpek'e merhaba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir yandan da evin yeni sahibi, eski sahibi "closing" için geldiler, evi gezdiler. İkisi de tek başlarına yaşayan kadınlar. İkisi de duyarlı. Bu evi kiralayabilmemizde bize gösterdikleri yakınlığın, anlayışın payı büyük. Dün teşekkür ederken, Pam (eski evsahibi), "Böyle bir şey gerekliydi size" deyiverdi. Karşı komşumuz da çok tatlı bir kadın. İki kızı var. Biri 6, diğeri henüz bir yaşında. Kendisi de avukatmış. Bir an, "Hangi alanda?" diye sordum...uluslararası imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu sabah Seda'yı bırakıp, eve dönünce, ön bahçede iki geyik gördüm. Arabanın ışıklarında dondular. İpek'in söylediğine göre kış gelince tüm böcekler eve doluşurmuş! Ne yapacağız şehirli şehirli bilmiyorum. Gerçi Leyla bir kaba otlar doluşturup, kendine ev böceği yapmak istedi, sonra da serbest bıraktı neyseki ama, ben sanıyorum, böceklerle köşe kapmaca oynamayı tercih ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ara yazılanlara yanıt veremiyorum. Okurken bazen gülümsüyorum, bazen gözlerim doluyor. Ama izninizle, en çok Zeynep Nehir bebeğin (acaba doğdu mu??) haberine sevindim. Çok ama çok mutlu oldum. En çok yeniden biraraya gelmiş olmamıza. Ne güzel düşünmüşsünüz!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Nehir'i takip eden, ve benzer deneyimler geçirenlere de özellikle güç diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir'in adını yaşatmak için kanserli çocuklarla ilgili neler yapabiliriz diye konuşuyoruz. Türkiye'de. Ben basit, sürekli kılabileceğimiz bir "şey" peşindeyim. Örgü konusunda sessiz kaldım çünkü "sürdürülebilir" olması, benim için zor. Ama biliyorum ki, hastanede en çok battaniye almayı sevdik. RMH'de ise örgüyle yapılmış ayıcıklar vermişlerdi, el işi, değişik renklerde. (?) Aslında önemli olan hastanelere gidp, "Buradayız, neler geçirdiğinizi biliyoruz" hissini vermek. RMH'deki bir anne demişti ki, "Burası başka bir dünya, başka bir yüzyıl, başka bir gezegen". Evet, içerisine girince ancak tanık olduğunuz farklı mücadelelerle dolu bir dünya. bambaşka bir düzen. Birçoğunuz yazdı zaten. Nehir bu dünyayı gösterdiyse, bizimle ve biz olmadan bir adım atmak kolay. "Üzülürüz" diye düşünmeden, çünkü artık tüm çocukların ne kadar güçlü olduğunu, ailelerin mücadeleci olduğunu bilerek gidiyor olacaksınız. Sonra da siz bana yol gösterebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan da mevcut dernek veya vakıflarda daha etkin çalışabilmek isterim. Biraz iyileştikten sonra. Acele içinde değilim...maalesef her yıl yaklaşık 2500 çocuk bu hastalıkla mücadele ediyor. Yani ne zaman el atarsak atalım hep olacak çocuklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir yandan Sloan ile ne yapacağız onu da düşünmemiz, bir şeyler yapmamız lazım. Bu haftayı hiç değilse geçirelim istemiştim. Çok enerjim yok, özellikle Nehir yokken yapacağımız hastane mücadelesine. Nehir için dünyayı yerinden oynatırdım ama o yokken heleki Sloan'da bir kişinin bile ne sesini duymak, ne de görmek, ne de bir e postasını okumak istiyorum. Bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalarımda Nehir'i görüyorum ama hep mücadele içinde oluyorum. Yani henüz bırakamadım onu. Hala doktorlarla uğraşıyorum. Her şeyden önce biraz daha huzur bulmalıyım. Sindirmeliyim. Bırakmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin her odasına, neredeyse fotoğraflar koydum. Bir iki tane daha gerekiyor. Ah Parla'cım, yıllar önce zamansız abini kaybettiğinizde, anne ve babanın abinin fotoğraflarını evlerindeki her köşeye koyduklarını gördüğümde, "Neden yapıyorlar, acılarını hep taze tutacaklar" diye düşünmüştüm. Meğer ne kadar doğru imiş. Ben de çok seviyorum Nehir'imi görmeyi ! Ama işte kokusu yazmıştınız, biriniz, o yok. Ona çok üzüldüm. Biz enfeksiyon korkusuyla hiçbir zaman yıkamadan bırakmadık ki, hiçbir giysisini! Yoğun bakımda, ilk kez, hastanenin verdiği, üzerinde, "Little tired tiger" yazan, uyuyan kaplan desenli, pijamayı ise almayı unuttum! Sonra da Nehir gibi değil de yoğun bakım kokulu o pijamayı istemediğimi anladım. Ama işte kokusu yok bizimle. Neyseki sesi, görüntüsü var. Ve gülüşü! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep Nehir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2240396266202639478?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2240396266202639478/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sedacm.html#comment-form' title='24 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2240396266202639478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2240396266202639478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/sedacm.html' title='Sedacım'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2830590224056982984</id><published>2010-09-14T13:30:00.000-07:00</published><updated>2010-09-14T14:07:32.187-07:00</updated><title type='text'>Boşluk</title><content type='html'>Teşekkür ederim, ederiz herkese, yanımızda olduğunuz için, acımızı paylaştığınız için. Bizi yalnız bırakmadığınız için. Nehir'i takip edip de gelen sizler. Bu yolculukta ne kadar duyarlı insanlar çıktı karşımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuhaf bir boşluk yaşıyorum. Hamileliğimden beri üç buçuk yıl, son iki yılı çok daha yoğun, Nehir'le aktım. Akmışım. Her anım onunla geçmiş. Minik ayrılıklar dışında hep birlikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Nehir yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir varmış bir yokmuş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya dönüyor. Ben de devam ediyorum hayata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap görmüştüm, okuyayım diye not etmiştim. Bir kadın "Eğer bir kayıp yaşayacaksam, eşimi değil, çocuklarımı kaybetmek isterim" diye "zırrr" bir laf ederek yazmıştı, ilgimi çekmişti. Anlıyorum şimdi. Dünyanın dönüşü şimdi daha kolay. Ve bu kalbimi parçalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken zihnime, "Allah beterinden saklasın" lafı düşüyor. Birkaç kişi söyledi. İlk anda, "Ne biçim laf, sırası mı" diye düşünüyor insan, sonra idrak edince, "Doğru" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaktayız şimdilerde. Nehir'le planladığımız, Nehir'i getirmeyi çok ama çok istediğimiz, hayal şehri, Ithaca'dayız. Uzaklaşmak doğru geldi. Kendi kendimize kalarak yaşamak acımızı, yasımızı tutmak, kimsenin bizi tanımadığı bir yerde olmak. İşin ilginci, Leyla'ya Nehir'i kaybettiğimizi ilk söylediğimde sormuştu, "Gidecek miyiz?" diye..."Sen ne dersin" deyince ben, "Gidelim, değişiklik olur" demişti. İstanbul'dan gelmek istemeyen, okulunu çok seven Leyla. Bana öyle geliyor ki, o da okula gidip, tüm arkadaşları ve öğretmenleriyle yüzleşmek istemedi, "normal" bir okul yaşantısı olsun istedi. Bende de biraz aynı duygular, kimseyle karşılaşmama arzusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım doğru yerdeyiz. Zaman daha iyi gösterecek. Yani çok hızlı oldu her şey. Nehir'i önce hastanede bıraktık, derken İstanbul'da. Ama baktım, hep yanımda. Girdiğim her dükkanda onun izleri var. Yieyecek alışverişi yaparken, "organik", "sağlıklı" ararken, bir oyuncak, bir giysi gördüğümde, ya da bir sincap...Meğer Amerika'da da ne çok zaman geçirmişiz, doğru, ne çok mekan yaşamışız kızımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası yeni bir yer. Leyla okula başladı. Daha değişik, yeni bir rutin yaratmaya başlıyoruz. Seda cumaya kadar bizimle. Tüm yolculuğu, New York, İstanbul, Ithaca birlikte yaptık. Onsuz ne yapardım bilmiyorum. Beni götürüyor her yere. "Hadi" diyor.Gidince biraz daha zor olacak, hissediyorum. Canım sadece evde kalmak istiyor. Sonbaharın etkisinde, biraz kapanmak istiyorum. Ah ama Leyla'yı okula götür, getir işleri var. Belki de, iyi ki var. Mecburen çıkıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam, karşı komşu akşam yemeği getirdi. Evsahibimizden duymuş, hoşgeldiniz ve başınız sağolsun diye. Yine bir incelik yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah benim sevgili dostlarım, kötü gün dostlarım ve iyiliksever sizler. Varolun. Kitap demişsiniz. Zaten yazmaya çalışıyordum, deneyeceğim. Aslında içimdekini akıtmak için ve Nehir'in adını yaşatmak istediğim bir şeydi. Çok istedim, sonu olmadan bitireyim, ama son zamanda, hastane yoğunluğunda, iyi gelmemişti yazmak. Şimdi, yas zamanı çok daha doğru. bakalım, denildiği kadar kolay değil, yazar değilken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve örgü örmeye başladım. Yoğun bakımda öreyim diye düşünmüştüm, Seda getirmişti, yün ve şiş. Aklımda Nehir ve Leyla'ya atkı örmek vardı. Nehir'ime sürpriz yapayım istemiştim. Olmadı. Şimdi Leyla için örüyorum. Yani deniyorum. Herhalde, çocukkenki çabalardan sonra, 25 yıl sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz düzlüğe çıktıkten sonra ise işime döneceğim. Sanırım pembe saçlar da sembolik oldu, uzayıp yokolmaları bir işaret olacak. Burada ise kimse dönüp bakmıyor bile! Aradığım da bu. Üzgün gözlerden uzak kalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah canım Nehir'im seni çok seviyorum, benim bebeğim, küçüğümsün sen. Hazmetmek çok zaman alacak. Güzel gülüşünü, bana bakışını, sarılışını çok özlüyorum. İyi ki tutturmuşsun, kucak diye, dinlememişsin beni, "Kızım yoruldum" deyişimi de bol bol sarılmışız birbirimize.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2830590224056982984?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2830590224056982984/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/bosluk.html#comment-form' title='76 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2830590224056982984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2830590224056982984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/bosluk.html' title='Boşluk'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>76</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3993421185813136535</id><published>2010-09-08T15:07:00.000-07:00</published><updated>2010-09-08T17:41:48.111-07:00</updated><title type='text'>Pembe Balonların Ardından</title><content type='html'>Nehir'imi bugün babamın kucağına verdik. Bir türlü "Nehir öldü" veya "Nehir'i gömdük" cümlelerini yazamıyorum. Çünkü gerçekten de hiçbir çocuğa yakışmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızım için ama çocuğa yakışan bir tören oldu, bunu yapabildiğimiz için mutluyum. Bugün bir kez daha dostluğu, yakınlıkları yaşadım. Bu mücadelenin başından beri artan bir destek aldık. Gücüm, Nehir'in gücü, gücümüz bundandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işte zor olan Nehir'i tümöre değil, komplikasyona kaybetmiş olmak. İşin içinde bakımının yüzdeyüz yapılmamış olduğunun da payının olabileceği bilgisi, idraki ile. Bu, kabullenmeyi zorlaştırıyor, isyan duygusu yaratıyor. Anne baba olarak neden ve nasıl oldu, bunu hala anlamaya çalışıyoruz. Biliyoruz, Nehir geri gelmeyecek, ama belki de "hocalık" nedeniyle süreçteki hataları anlayıp, sürecin iyileştirilmesi ve bunların başka bir çocuğun başına gelmesini engellemek isteği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun iki kaynaklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi çok genel ve tüm kanserli çocukları ilgilendiriyor. Çocuk kanseri vakalarının toplam kanser vakaları içindeki payının az oluşu nedeniyle, araştırma bütçeleri az. İlaç şirketleri çocuklar için uğraşmayı karlı bulmuyorlar. Oysa meme kanseri, kolon kanseri gibi yaygın kanserler için yapılan araştırma çok daha fazla ve bu nedenle bu türlerde çocuk kanseri türlerine göre çok daha fazla ilerleme yapılmış. Nöroblastom gibi, sayı iyice azaldığında, türlerde verilen ilaçların çoğu başka türler için bulunmuş olup, nöroblastomda da denenip, tutmuşsa verilen, veya ya tutarsa denilen ilaçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kemoterapilerin etkileri. Bu kadar toksik ilaçları almak zorunda kalıyor oluşları&lt;br /&gt;küçücük bedenlerini hırpalıyor. Nedensiz değilmiş, benim New York'a gittiğimiz ilk günlerde, üzerimde günlük giysiler o kokteyle gidişim. Hani çocukları yine nöroblastomdan kaybetmiş iki babanın kurduğu vakfın yardım gecesine. Amaçları kemoterapi dışında toksik olmayan tedavi araştırmaların destek bulmaktı. Bu şekilde anlamış olmayı istemezdim, çok doğru bir iş yaptıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci neden, Sloan. Sorgulanacak işler oldu, son bir ayda. Ve ana kaynağı hasta sayısı. Nöroblastomda önemli bir merkez, en büyük merkez, ve bağımsız çalışıyorlar. Bu nedenle müthiş bir tecrübe ve araştırma yapma imkanları var. Ama işte arada bazı hastaları gözden kaybedebiliyorlar. Hata yapma olasılıkları artıyor o kalabalıkta. Bunu ise geç anladık. Yani son ay işler karışınca anladık, müdahale de etmeye çalıştık ama sonuçta doktor olmayınca, bilgimiz derecesinde sınırlı kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendime ama, özellikle yoğun bakımın ikinci haftasında, bir şekilde sona geleceksek, acı çekmesin demiştim. Son ay yorgun ve isteksizdi. Belki de beni mutlu etmek için burnunda "cannula" gülümsemeye çalışıyordu. Ama zorlanıyordu. Diyorum ki kendime ilk teşhisten bu yana çok yoğun bir beraberlik yaşadık. Annesi ve babası olarak tüm zamanımızı ona adadık. Hiç olmayacak bir bağ kurduk. Hiç olmayacak bir sevgi yaşadık. Tüm anları doya doya, sindire sindire yaşadık. Büyük bir farkındalıkla geçirdik tüm o anları. Nehir'i şımartmayı vazife edindik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu blog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işte hediye oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni genç yaştaki ölümler hep acıtmıştır, çünkü arkalarında bir eser bırakmadan giderler, ve sanki bir iz bırakmamış olurlar dünyada. Çocukları olmaz onların varlığını sürdürecek. Nehir gibi minikler ise aslında esas anne ve babaları için önemli bir boşluk yaratır ama dünya anlamaz, kolayca dönmeye devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloga beş, on arkadaşım, TR'de kalanlar için başlamışken, Nehir için oluşan bu sevgi beni hem şaşırttı, hem de inanılmaz mutlu etti. Çünkü Nehir'im izini bırakma şansına kavuştu. Bir şekilde biz de onun adını yaşatmak için yollar bulacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, akşam herkes gidip de yalnız kalınca, yazılmış tüm yorumları ilk kez okudum. Çok duygulandım. Sonra Ayşe Arman'ı okudum. Çok teşekkür ederim, Nehir adına. Nehir'in temsil ettiği kanserle mücadele eden tüm çocuklar adına, bu hastalıktan hayatını kaybetmiş diğer Nehir'ler adına. Ali adına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yorumcu, bu hastalıkla uğraşıyoruz demiş. O çok yaraladı. Her vaka kendine özgü. Zor, evet. Ama biz son ana dek umutluyduk ve sonuçta Nehir tümör nedeniyle ayrılmadı aramızdan. Yani yine iyi yanıt vermişti yapılanlara ama ne yazık ki en son karar ile çok zorlandı ve bakımı sırasında işin ciddiyeti, tam olarak ne olup bittiği geç kavrandı. Yapılması gereken, her an iyi takip etmek, soru sormak, yanıtları düşünmek, yine soru sormak. Ne olur bize danışın, ne zaman arzu ederseniz. Her şeyi bilmiyoruz ama tecrübemiz ışığında yardım etmek isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Türkiye gerçeği. Buradaki ana sorun araştırma eksikliği değil. O, Amerika'nın sorunu. Araştırmayı onlar yönlendiriyorlar. Avrupa da bu konuda daha geriden geliyor. Ama Türkiye'de başlangıç noktası kanser merkezi fikri olmalı. Bize söylenen "Türkiye'de şu şu aletler var" ile iş bitmiyor, yetişmiş hemşire, uzmanlaşmış doktor, gelişmiş altyapı lazım. Biliniyor bunlar tabi. Ama yatırımı büyük diye üstlenilmiyor. Üniversite hastanelerine geri dönüş lazım. Doktorların okul, özel hastane, muayene üçgeninden kurtulmaları. Ne bileyim, bunu ben düşünmeyeyim, tıpçılar düşünsünler mesleklerini nasıl daha iyi yapabilirler. Onlar içindeler, bana düşmez. Bizim gördüklerimizin, anlayabildiklerimizi daha ötesinde bilgileri. Çok saygıdeğer, işini çok seven doktorlarla karşılaştık biz bu yolda. Bazen doktorlar kadar bilgili hemşireler tanıdık. Bir o kadar da şefkatli. Haksızlık etmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işte zihnim bunlarla meşgulken, kalbim kızımda. Bir şekilde zihnimin karmaşasından uzaklaşıp kızımın yasını tutmak istiyorum. Doya doya. Fotoğraflara bakıp, müzik dinleyip, istediğim gibi gözyaşlarımla akıtmak istiyorum içimdeki acıyı. Henüz yokluğunun bile idrakinde değilim, hep öyle olur ya, sonradan gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah güzel kızım, sana doyamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım kızım huzur içinde ol. Tüm bunlar senin elinde değildi, sen yapabileceğinin hepsini yaptın. Bzen itiraz bile etsen, sonunda bize hep güvendin, sözümüzü dinledin. Seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3993421185813136535?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3993421185813136535/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/pembe-balonlarn-ardndan.html#comment-form' title='109 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3993421185813136535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3993421185813136535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/pembe-balonlarn-ardndan.html' title='Pembe Balonların Ardından'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>109</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-32597871565092851</id><published>2010-09-06T12:47:00.000-07:00</published><updated>2010-09-07T04:42:09.951-07:00</updated><title type='text'>Nehir'e Veda</title><content type='html'>Nehir'imizi yarın öğlen, çok sevdiği oyun parkının yanından, Bebek Cami'nden, pembelerle uğurlayacağız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-32597871565092851?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/32597871565092851/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehire-veda.html#comment-form' title='111 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/32597871565092851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/32597871565092851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehire-veda.html' title='Nehir&apos;e Veda'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>111</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-191730600031185699</id><published>2010-09-05T19:00:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T19:02:12.291-07:00</updated><title type='text'>Nehir'im Evine Dönüyor</title><content type='html'>Yarın Nehir ile birlikte Türkiye'ye uçuyoruz. Böyle olmasını hiç istemedik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-191730600031185699?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/191730600031185699/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehirim-evine-donuyor.html#comment-form' title='147 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/191730600031185699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/191730600031185699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehirim-evine-donuyor.html' title='Nehir&apos;im Evine Dönüyor'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>147</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8435911325727004971</id><published>2010-09-04T14:41:00.000-07:00</published><updated>2010-09-04T18:41:12.850-07:00</updated><title type='text'>Nehirim Akıyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIK-GRwGtzI/AAAAAAAAArg/esbPeOTkH28/s1600/IMG_1542.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513177908908570418" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIK-GRwGtzI/AAAAAAAAArg/esbPeOTkH28/s200/IMG_1542.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nehir'im borularından kurtulmak üzere, her şeyi çok güzel yaptı. Annesinin, babasının, ablasının bir tanesi. &lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizleri yanıltmak istemedim ama nasıl yazacağımı da bilemedim. Nehir bu akşam halası, babası, Cengiz Amcası ve benim yanımda, kollarımda, kucağımda bize veda etti. Çok mücadele etti. Biz de, o da. Ama bedeni artık yoruldu. Kederi de sevgisi de sonsuz kalbimde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8435911325727004971?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8435911325727004971/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehirim-akyor.html#comment-form' title='363 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8435911325727004971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8435911325727004971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/nehirim-akyor.html' title='Nehirim Akıyor'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIK-GRwGtzI/AAAAAAAAArg/esbPeOTkH28/s72-c/IMG_1542.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>363</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4943730427058467920</id><published>2010-09-04T01:04:00.000-07:00</published><updated>2010-09-04T01:13:01.796-07:00</updated><title type='text'>Kızlarım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIH-q8VF97I/AAAAAAAAArQ/adk07RhtWWc/s1600/IMG_1610.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIH-q8VF97I/AAAAAAAAArQ/adk07RhtWWc/s200/IMG_1610.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512967432580757426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4943730427058467920?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4943730427058467920/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/kzlarm.html#comment-form' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4943730427058467920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4943730427058467920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/kzlarm.html' title='Kızlarım'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/TIH-q8VF97I/AAAAAAAAArQ/adk07RhtWWc/s72-c/IMG_1610.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4199895611183733836</id><published>2010-09-03T17:42:00.000-07:00</published><updated>2010-09-03T17:51:27.849-07:00</updated><title type='text'>Mücadeleye Devam</title><content type='html'>İçimden yazmak gelmiyor, izninizle. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Pon, ülkenin farklı yerlerindeki yoğun bakımcılardan gelen önerilerle birkaç şeyi deniyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Leyla beş dakika geldi. Nehir'e bir ayıcık getirmiş, yatağa koyduk. Yüzüne yetişemedi, elinden öptü. Hemşire makinayı, boruları açıkladı. Biraz şaşkın, biraz kaygılı. Ama ben onu dışarıda tutmak istemedim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Babayla düşünüyoruz, hangi karar yanlış oldu, nasıl oldu...Fotoğraflara bakıyoruz. Bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'i içtenlikle kalbinizde, dualarınızda tuttuğunuz için teşekkür ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4199895611183733836?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4199895611183733836/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mucadeleye-devam.html#comment-form' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4199895611183733836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4199895611183733836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mucadeleye-devam.html' title='Mücadeleye Devam'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2907466033743876158</id><published>2010-09-02T17:56:00.000-07:00</published><updated>2010-09-02T18:13:17.416-07:00</updated><title type='text'>Mücadele</title><content type='html'>Nasıl toparlasam. Dün gece "nöroblastom destek grubu"ndan gelen yanıt umut tazeledi.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah daha güçlü başladım. Bu kez doktor, Dr.Pon, iki gündür Nehir'in diğer makina ile iyiye gitmediğini, farklı bir makinaya geçireceklerini söyledi (oscillator). Teknik olarak farklı. Neyseki sözünü ettiğim anne de bana o makinayı da yazmıştı mailinde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeni makinaya ilk geçtiğinde, olumlu başlamadı Nehir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonrasında Dr. Pon benimle konuştu. Olasılıkları, istatistikleri...Zorlandım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve şunu dedim, yine: "Biz her şeyin yapıldığını bilmeliyiz, vazgeçmeyeceğiz".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ekledim: "Biliyorum yaptıklarınızda bir farklılık yaratmayacağını düşünüyorsunuz ama benim için lütfen Teksas ve (diğer çocuğun tedavi aldığı yer) Boston ile konuşun" dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendi ICU grubuna ve Dr. Gottschalk'a e-mail atmış. Ve makina ayarları ile oynayıp, birkaç müdahale deniyorlar, oksijen seviyesini arttırmak için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baba bu gece geliyor, yolda. Leyla'yı da Debra getirdi, akşam Zeynep ile kalacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dualarınıza ihtiyacımız var. Biliyorum zaten bizimlesiniz, ve Nehir'i gönülden destekliyorsunuz. Nurgün: Nehir'i Ithaca'da, pembe taşlı evde hayal edelim. Vazgeçme. Önümüzde zor bir dönem var. Herkes yine kendi payına düşeni yapıyor olacak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2907466033743876158?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2907466033743876158/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mucadele.html#comment-form' title='30 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2907466033743876158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2907466033743876158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/mucadele.html' title='Mücadele'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>30</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2000410810890309711</id><published>2010-09-01T16:52:00.000-07:00</published><updated>2010-09-01T18:15:35.858-07:00</updated><title type='text'>Bir Geri...</title><content type='html'>Ne yazsam bilemiyorum. Aklım tüm gün düşünmekten yoruluyor. Doktorları anlamaya çalışıyorum, sonra düşünüyorum, Zeynep ile (hala) düşünüyoruz, derken Özlem'den katkı geliyor...Bu kez geri dönüp doktorlara soruyorum, yine anlamaya çalışıyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazen de iyice anlayınca, zorluğu daha iyi idrak edince, bugünkü gibi, bu kez kahroluyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm gün, her doktorun önünde, her "nasılsın" diyene ağladım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir daha çok kendisinin nefes alacağı modda yapamadı. Yanlış. Doğrusu, önceki modda akciğerlere basınç yaparlarken ve suyu dışarıda tutarken, dün bunu azaltmış oldular. Ama ciğerler su ile dolmaya başladı. Öğleden sonra öksürmeye ve öksürdüğünde sıvı çıkmaya başladı. Gece ise oksijenasyonu düştü. Aslında Dr. Bishop ilk haftasonu mekanizmayı anlatmış olduğu için, ben anladım. Genç fellow'a da sordum, mod değişikliği yaptı sanırım diye. Ama sıklıkla olduğu gibi sabaha kadar idare ettiler, beni de pek doktor yerine koymadılar, doğal olarak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her neyse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah Dr. Pon benim söylediğimi tekrarladı, günün içinde eski moda geçebileceklerini söyledi ama bekledi. Artık akşamüzeri olduğunda, oksienasyon iyice gerileyince, değiştirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi bir adım geri gittik. Aslında sanıyorum üç adım gibi. Çünkü akciğerde sıvı yokken, sıvı var. Ve bu modda yavaş yavaş 20'ye inmişken, 24'ten başladık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada Nehir çişiyle fazla suyunu atmaya devam ediyor, creatinin 1.3'e geriledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da ama Dr. Pon bugün nasıl yanık hastalara çok fazla sıvı verdiklerini ama bu tabloyla karşılaşmadıklarını da söyledi. Şimdi yazarken düşündüm de, onların "vascular leakage" i yok ki, demeliymişim. vascular leakage varken sıvı yüklemekle aynı olmasa gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani iş bu vascular leakage in geçmesini beklemek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 Ağustostan beri olanları düşünüyorum, düşünüyorum. Bir şekilde bu iş sonradan gelişti veya kötüleşti. Ve maaelesef, buna herkes hemfikir, önceki cuma günkü "travma", Nehir'i yere düşürdü. Sabah, Dr. Stone belki de yüzümden anladı ki, bunu bir kötüleşme olarak algılamayın, Nehir zaten bu durumdaydı, biz maskeliyorduk dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyseki, Dr. Pon da gelip, zaman ayırıp, bana anlatıyor. Bu şekilde saygı görmek, olan biteni takip edebiliyor olmak bir parça iyi geliyor. Bir yandan da ama tabi başım ağrıyor. Gerçi bugün doktor ilk kez hemşire yerine bana sordu Nehir'in mod değişikliğinden sonra öksürüp öksürmediğini. Biliyor yanıbaşındayım, ve gözümün hep o monitörlerde olduğunu. Bilgi verebildiğim için, işe yaramış hissettim. Hemşireler arasında da tecrübe farkı kendini çok belli ediyor. Hem de birebir Nehir önlerinde olsa bile, esas olarak monitörden gelen alarmlarla takip ediyorlar. Ya da belli aralıklarla ilaçlarını değiştirirken, veya sıvıyı ölçerken görüyorlar diğer değişiklikleri. Onların işi, iş rutini, benim ise kızım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her şekilde bugün benim için zordu. Tüm gün kötü düşüncelerle boğuştum. Zeynep'in olması bana çok destek oluyor. Hesapta Nehir için istediğimiz bir şeydi, ama bana çok iyi geliyor. Yaw, Zeynep, hele akşam bilgisayardaki fotoğraflardan saçlarımın rengi konuşmasına beni sürüklemen süperdi!!! Gidi gidi, akıllı kadın, nasıl da konuyu dağıttın. Hem de kadınsı konularla!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlem'le konuştum günün sonunda. o da biraz rahatlattı. Sıvı yükünü küçümseyemeyeceğimizi söyledi. Ben de moralimi bozmadan önce bu sıvının gitmesini beklemem gerektiğine ikna oldum.  Özlem'cim hadi senin sezgilerin doğru çıksın. Ben de ileride muayehanen olduğunda, bloga reklam alayım!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hadi Nehir'im, hadi bir tanem, yapabilirsin. Yapıyorsun. Güzel güzel şu suları, fazlalıkları at üzerinden!!! Seni çok seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu gece tanıdığım, Nehir'i bilen bir tecrübeli bir hemşire, ve yine sevdiğim fellow var. Bu gece uyuyacağım sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;LeylaNot. Bugün Leyla aradı. Kendisi ilk kez aradı. Yine sordu, "Kardeşim hala uyuyor mu" diye. Evet, dedim. "Benim gelmem yasak mı" diye sordu. "Yasak değil ama biz de bütün gün oturuyoruz" dedim. "Zaten Sloan daha güzel" dedi, "Orada kendi kendime odayı bulabiliyorum, Presbyterian o kadar güzel değil, o kadar renkli değil ve çok karışık" dedi. Sanıyorum o da bizimle olmak istiyor ama bir yandan da olmamasını kendi kendine de açıklıyor. "Orada uyumam yasak mı" dedi. "Hayır" dedim, "Ama biliyorsun ancak bir kişi uyuyabiliyor, yer yok" dedim. Biraz rahatladı sanırım. En şirini Emre'nin telefonu isteyip, Nehir'i sorup, onunla konuşmak istemesiydi. "Uyuyor" dedim, "Uyanınca, kendini iyi hissedince seninle de konuşur tabi, merak etme" dedim. Çocukları seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2000410810890309711?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2000410810890309711/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/bir-geri.html#comment-form' title='20 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2000410810890309711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2000410810890309711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/bir-geri.html' title='Bir Geri...'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8406265789063598468</id><published>2010-08-31T18:39:00.000-07:00</published><updated>2010-08-31T18:45:24.928-07:00</updated><title type='text'>Devam</title><content type='html'>Önemli bir değişiklik yok. Nehir yeni bir makina moduna geçti, akciğerlerine daha az basınç uygulayan. Ama geçiş sonrası hala direnç gösteriyor. Oksijenasyonu düştü. Ayarlarıyla oynuyorlar.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün tartalım dedim, Nehir'i. 15.9 kg çıktı ki, 12, 12.5 iken üzerinde ne kadar çok sıvı olduğunu görmüş olduk. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman alacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün yalnız değil hala ile oturduk, sohbet ettik. Ben bir ara RMH'ye duş yapmaya gittim, Nehir'i halasıyla bırakıp. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün akşamki hemşiremiz bizimle yine. Biraz tecrübesiz. Dün gece kalktım, kaç gündür ilk kez. Şimdi de, yazarken, zorlanıyorum. Uyku bastırdı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8406265789063598468?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8406265789063598468/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/devam.html#comment-form' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8406265789063598468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8406265789063598468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/devam.html' title='Devam'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1880656502403449760</id><published>2010-08-30T17:12:00.000-07:00</published><updated>2010-08-30T18:09:32.203-07:00</updated><title type='text'>Hala</title><content type='html'>Nehir bugün daha kendine gelerek, uyuşturucu etkisinden çıktı. Anlamak zor. Ama bu kadar çok narkotik ilaç alınca, aldığı doz bir süre sonra etkisizleşiyor. Neyseki daha önce de sormuştuk, bağımlılık yapmıyor. Bu yaşta olduğu için. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ilaçların etkisi azalınca daha çok kıpırdar ve gözlerini açmaya çalışır oldu. Dinledi sanıyorum. Bir ara eliyle gözünü silmek istedi, ben de steril suyla sildim. Silerken gözünü kapa, dedim, kapattı, sonra tamam aç dedim, açtı. Ben de bu durumundan yararlanıp, ona kitap okudum. Sanki tutmak istedi gibi geldi, bir eliyle bir kenarından da tutturdum, belki görmek de istiyordur diye. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün bir değişiklik yapmadılar. Ama doktorumuz değişti. Dr. Pon. Artık round lar sırasında aralarında yaptıkları tüm konuşmaları anlar oldum. Arada yanlış söylerlerse düzeltiyorum. Bugün resident, creatinin 1.7, yukarı çıkma eğiliminde deyince, "Hayır, 1.9 olmuştu, bu değerlerde kaldı" deyiverdim. Çünkü resident da yeni idi. Çok önemli değil aslında ama bana kontrol hissi veriyor, karşımdakiler de daha çok anlatıyorlar, bilgi veriyorlar. "Gözüm üstünüzde"!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sanıyorum, yarın, makinanın ayarıyla oynayacaklar ve geçen hafta deneyip, Nehir'in çok mücadele ettiği ayara dönmeye çalışacaklar. Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam, gökte ararken, yerde Dr. Souweidane'i buldum. Yan tarafa gelen meğer onun hastası imiş. Ziyarete geldi. Ben de kendimi önüne attım. "Var mıydı bir kitle MRI'da" dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle, dedi: "Bunu konuşmalıyız. Arada bir durum. Bir 'enhancement' görünüyor ama 'scar tissue' da olabilir" dedi. "Yani ameliyat 'exploratory'-bakmak, anlamak için- olacak" dedi. Ben de "Biz buradan çıkmadan, Nehir daha iyi olsun, burada bir MRI çektirip, sizinle görüşmek isteriz" dedim. "Tamam, ben buralardayım" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım. Arada ameliyat için trombosit, derken kök hücre, e hadi ek kemo ve bakın şimdi bu haldeyiz, diye de serzenişte bulundum. Tutamıyorum kendimi. Geçen haftayı zor geçirmişsiniz, duydum dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında, Dr. Souweidane'den "scar tissue" lafını duymak biraz da olsa su serpti. Çünkü bu şekilde tedavisiz beklemek çok ama çok zor bizim için. Bir ihtimal de olsa, canlı hücreler varken, böylece durmak çok korkunç. Ama bekleyeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im çok hırpalandı ama canımın içi, iyiye gidiyor, yavaş yavaş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Pon, yeni doktorumuz. Onu da önceki iki gecelik kalışımızdan biliyoruz. İyi bir doktor, tecrübeli. Teksas'takilerle görüşme fikrine pek sıcak bakmadı. Yoğun bakımcıları tanıyor imiş. Bir avuç insanız, dedi. Baktım, çok sıcak değil, Nehir'in klinik durumu zaten önemli, biliyorum, ne olduğunu da anlamazsanız, iyileşmesi önemli olan, biliyorum dedim. Yani, Russell'dan kalan bir fikir, yapacağınız tedaviyi değiştirmiyorsa her şeyi bilmenin çok da önemi yok. Ama sonra ikinci kez, günün başka saatinde, neden ilik nakli ekibine sorduğumu, ve bizim ilk kez yoğun bakımda olduğumuzu, Teksas'ın yoğun bakımcılarını tanımadığımızı da anlattım. Doktorlararası bir politika işine bulaşmayalım yine. Hem de sanmasın ki buraya güvenmiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte sakin bir gündü. Nehir yarı, belki de dörtte bir kendindeyken, the hala geliverdi. Nehir halasının sesini duyunca, yüzünü buruşturdu, nefes alışı hızlandı, sanki, başıma ne geldi bir bilsen, bu borulardan beni bir kurtarsan der gibiydi. Canımın içi benim. O kadar haklı ki serzenişte bulunmaya, şikayet etmeye. Hala da bir an şaşırdı ama toparladı sonra kendini. Çok ama çok istiyorum, Nehir'in halasını görebilmesini. Ona çok iyi gelecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam Leyla ile konuştuk. "Nehir hala uyuyor mu" diye sordu yine. Biz RMH'de olsak hemen gelecek. Ben de anlattım, boruları, neden uyur halde tuttuklarını. Her zamanki gibi ciddiyetle dinledi. "Konuşabiliyor mu?" "Boru nereye kadar iniyor?" gibi detay sordu, ben de tarif ettim. "Uyanık olsa hiç sevmez" dedi. "Evet, o nedenle, ve canı da yanmasın diye ilaç veriyorlar" dedim. Leyla öğrenince ve bilince olan biteni, aklıyla kavrayınca daha rahatlıyor. Bunu bir kez daha anladım.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hadi bakalım, yarını merak ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1880656502403449760?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1880656502403449760/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/hala.html#comment-form' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1880656502403449760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1880656502403449760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/hala.html' title='Hala'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6538171252507705340</id><published>2010-08-29T13:57:00.000-07:00</published><updated>2010-08-30T06:17:06.767-07:00</updated><title type='text'>Annemi ve Sevgilimi Yolcu Ettim</title><content type='html'>Bugün önce annemi yolcu ettim. Baktım hafiften pasifloraya başvurmuş ama çok iyi idare etti. Bu kez Nehir anneanneyi görüp, yemeklerini yiyemedi ama odamız pırıl pırıl, ve bir aydır dokunamadığım her şey kendilerine bir yer bulmuş, Leyla'nın eşyası toplu. Bu kadar yoğunken yapamayacağım bir işti bu. Annecim, giderken, yine gelirim dedi. Teşekkür ederim anneciğim. En çok da Ithaca hikayeleri için.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir bugünü de aynı geçirdi. Karaciğer değerleri biraz daha iyi. Geldiğimizden beri ilk kez sıvısında 600 gr eksiye geçti (dün, 24 saat). Bu çok iyi. Düşünülen: doğru yoldayız ama zaman alacak. Sabredeceğiz. Bekleyeceğiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün biraz biraz yine gözlerini açtı. Ativan'i karaciğerine zarar vermesin diye azalttıkları için olsa gerek. Biz ise belki bizi görür, yanında olduğumuz anlar diye heyecanlandık. Hemen de kalkmak için hamlede bulunuyor. Canım benim. Ben de onu kucağıma alacağım günü iple çekiyorum. Sonradan yine "uyur" hale geçti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir biraz rahatlamış olunca, sıra babayı yolcu etmeye geldi. Hemen bir blok yandan kalkan otobüse kadar yolcu edeyim dedim. Otobüsün önüne geldiğimizde, şöför, trafik nedeniyle yarım saat geç kalkacağını söyledi, ve istersek eşyayı otobüse bırakabileceğimizi. Ama bunları söylerken bir yandan da, "Hanginiz gidiyor?" diye sordu. Sonra da "Biraz daha birlikte oyalanabilirsiniz" dedi. 70 yaşlarındaki amca. Gülümsedim. Bizim "sevgili" halimizi kollaması çok hoşuma gitti. Bilmiyorum en son ne zaman elele tutuşup yürümüştük (bir yorumcu önermişti, hatırlıyorum). Yürüdük, bir blok, belki de yarım. Birşeyler içtik. Sonra otobüse geri geldik. Biraz da otobüste oturduk ve babayı Ithaca'ya göndermiş oldum. Yarım saat sevgili olabilmek çok güzeldi. Hele işin içine şehirlerarası otobüs girince, üniversiteye geri döndüm. Ve şöförün tatlılığı, ne kadar da şehirden, şehirlililerden uzaklaşmaya ihityacım olduğunu hatırlattı. Yine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hastaneye döndüm. Yarın hala geliyor. Nehir halası buradayken makinadan ayrılabilse çok ama çok iyi olur. Onu görmeyi ne çok ister. Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabredeceğiz. Bugün asansör çıkışı bir küvöz gördüm. Malum yanımızda yanidoğan yoğun bakımı da var. Benzer bir durum. Küvözde değil ve dokunabiliyorum, öpebiliyorum ama kucağıma almamak, hele onun her zaman beni yanında isteğini bilirken çok zoruma gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün, geçen sefer aldığımız iki geceden bizi bilen hemşire, diğer hemşireye anlatıyordu. "Sen bir de onu uyanıkken gör, çok dediğim dedik, kimseyi yanına yaklaştırmıyor. Uyanıp da annesini yanında görmezse, bağırıyor annesi yatağa yanına gidinceye kadar". Gülümsedim. Yine yapacak. Ve ben yine söyleneceğim, bir yandan da sevineceğim, savaşmaya devam ettiği için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken Feride'cim, sözünü ettiğin linke baktım. Çok sevdim. O kadar doğru ki, hele benim gitme arzum. Kendi kendime, sabırlı olmalısın, fikse olmadan gitmeye, zamanı geldiğinde beklemelisin diyordum zaten. Derken Ithaca'nın anlamını ve şiiri okudum. Ayelette (kadın)'in söylediklerini. Babanın anlattığı bahçede gezen sincapları, o mis gibi kokan ağaçları düşündüm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabredeceğiz. Ve Nehir'i buradan alıp, hastaneden, şehirden, doğaya götüreceğiz. Zaman.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şebnem Kavafis'is şiirinin Türkçe çevirisini göndermiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; border-collapse: collapse; "&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" width="95%" style="width: 918px; "&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font-family: arial, sans-serif; padding-top: 0cm; padding-right: 0cm; padding-bottom: 0cm; padding-left: 0cm; "&gt;&lt;table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" style="width: 914px; "&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width="100%" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font-family: arial, sans-serif; width: 914px; padding-top: 0cm; padding-right: 0cm; padding-bottom: 0cm; padding-left: 0cm; "&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 16pt; color: rgb(79, 98, 40); "&gt;İthaka&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 9pt; color: rgb(79, 98, 40); "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; color: rgb(79, 98, 40); "&gt;İthaka’ya doğru yelken açtığında,&lt;br /&gt;dile ki uzun sürsün yolculuğun,&lt;br /&gt;serüven dolu olsun, bilgelik dolu olsun.&lt;br /&gt;Korkma Laistrygonlardan, Kikloplardan&lt;br /&gt;ve hiddetli Poseidon’dan,&lt;br /&gt;çünkü yüce tutarsan düşüncelerini,&lt;br /&gt;soylu bir duygu kuşatırsa ruhunu ve bedenini&lt;br /&gt;karşılaşmazsın onlarla asla.&lt;br /&gt;Ruhunda barındırmazsan onları,&lt;br /&gt;ruhun onları gözlerinin önüne dikmezse&lt;br /&gt;rastlamazsın Laistrygonlara, Kikloplara&lt;br /&gt;ve hiddetli Poseidon’a.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dile ki uzasın yolun,&lt;br /&gt;gani gani olsun yaz günleri&lt;br /&gt;büyük bir neşeyle ve memnuniyetle&lt;br /&gt;gir daha önce hiç görmediğin limanlara;&lt;br /&gt;değerli eşyalar almak için&lt;br /&gt;Finike pazarlarına git,&lt;br /&gt;inciler ve mercanlar, kehribar ve abanoz,&lt;br /&gt;türlü türlü kösnül koku da al,&lt;br /&gt;alabileceğin kadar al ayartıcı kokulardan,&lt;br /&gt;bir sürü Mısır kentine de uğra&lt;br /&gt;öğrenmek ve tekrar öğrenmek için bilgelerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlünden çıkmasın İthaka asla.&lt;br /&gt;Belirlenmiş amacındır oraya ulaşman.&lt;br /&gt;Gene de hızlandırma yolculuğunu.&lt;br /&gt;Bırak sürsün uzun yıllar,yaşlandığında dön adana&lt;br /&gt;yol boyunca edindiklerinle varsıllaşmış olarak.&lt;br /&gt;İthaka’nın sana varsıllık vermesini ummadan asla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthaka sana bu güzel yolculuğu verdi.&lt;br /&gt;İthaka olmasa yola hiç koyulmayacaktın.&lt;br /&gt;Şimdi sana vereceği başkaca şeyi yok İthaka’nın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthaka’yı yoksul bulsan da, kandırıldığını hissetme.&lt;br /&gt;Şimdi, öyle bilgeleştin ki, öyle deneyimlisin ki,&lt;br /&gt;biliyorsun artık anlamını İthaka’ların.&lt;br /&gt;(1911)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konstantin Kavafis (1863-1933, Yunanistan)&lt;br /&gt;Çeviren: İsmail Haydar Aksoy&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;FinansNot: Biz de sağlık sigortasını merakla bekliyoruz. Ekim ortası gibi devreye girecek (işe başlangıçtan 57 gün sonra). Gerçi  o zaman tedavide ne durumda olacağız, ve önceden başlamş bir şey diye nasıl davranacaklar bilmiyorum. Ve şu andaki veya önceki masrafı karşılamayacak. Ama hiç değilse kontrolleri karşılar mı diyoruz, yani neyi karşılarsa o kadarı bizim için bir artı olacak. Göreceğiz. Biz de ne olacak dedik zaten, ister istemez. Hele yoğun bakımın faturasını hayal bile edemezken. Günlük yapılan testler, bazen dört kez yapılırken. O doktor, şu doktor sürekli görürken. Aldığı ilaçlar...liste çok uzun. Ama bence iyi haber, faturanın Sloan'a gideceği. Yani artık orada eksiyiz ama "Biz diğer hastanelerden farklıyız, indirim yapmayız" diyen Teyzeye, "Ama bakın bizim gelirimiz ortada, elimizdekinin tümünü size verdik, ve bu bizim paramız değil, başkalarına karşı da sorumluyuz, ve önümüzde uzun bir süreç var gibi görünüyor" demişken...şimdi top onlarda olacak biraz. Biz artık "sorun" hasta olduk. Tahminin üzerine çıktığımız için. İş ki bize şantaj yapmasınlar. En azından ameliyat konusunda yapamazlar, çünkü o da Presbyterian'da olacak. İşte ama böyle durumlarda denir ya, "Battı balık yan gider", bende öyle bir hal var. Şu anda Nehir burada ve bakım altında. Sonrası, bilmiyorum. Önce Nehir iyileşecek, sonra para işlerine geri döneceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6538171252507705340?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6538171252507705340/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/annemi-ve-sevgilimi-yolcu-ettim.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6538171252507705340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6538171252507705340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/annemi-ve-sevgilimi-yolcu-ettim.html' title='Annemi ve Sevgilimi Yolcu Ettim'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-41026130992404292</id><published>2010-08-29T06:22:00.000-07:00</published><updated>2010-08-29T06:29:45.377-07:00</updated><title type='text'>Ithaca'nın Gizi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;Pazar Bulmacası: Dün bir şekilde önceki güne post etmişim. Tabi şimdi postu yukarı alabildim ama yorumları alamadım. O yüzden ikinci bir giriş olarak aşağıda bıraktım. Soru: Ben ne dedim şimdi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Esra Hanım, ne iyi etmişsiniz yazmışsınız, bana da iyi geldi "eski" bir çocuktan onay almak!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir bugünü dünkü gibi geçirdi. Karaciğer enzimleri bugün 1000 lere düşmüş. Meğer 1obinlerde imiş, ki normali 18 falan, doktor bana düşünce söyledi. Dün akşam ateşi çıkmış, ama kendi kendine inmiş. Bugün, Sloan'dan bize fikir gelmiyor, siz Teksas'taki doktorla görüşür müsünüz deyince, tabi dedi Dr Sing. Belki birlikte daha iyi fikir üretebilirler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;New York'a gelişimiz nisan 27.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dört ay olmuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haziran ayı idi sanırım, nasıl yapacağız, nasıl sürdüreceğiz burada olmayı diye düşünürken, güzel bir tesadüf sonucu babaya bir yıllık bir ziyaretçi öğretim üyeliği teklif edildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ithaca'da. Tesadüfün nedeni, babanın çok sevgili arkadaşının geçen yıl Ithaca'da ziyaretçi iken, ikinci yıl kalır mısın sorusuna, İsrail'e donmek zorunda kalıp, "hayır" demesiydi. Ve bizim New York'ta olduğumuzu da biliyor olunca, eski hocaları babayı düşünmüşler hemen. Sevgili Ayelette, onların kalamıyor olmasına üzülmek yerine, yerlerine bizim gidiyor olmamıza çok sevindi. (Feridecim, Ayelette bana seni o kadar çağrıştırdı ki bu arada)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunu düşündük ve kabul ettik. İsteğimiz, o tarihte, şehre, beş saat de olsa, biraz yakın olmak, Nehir'in ana tedavisi bitince düşünülen 3F8 tedavisini, ayda bir gelerek sürdürmek ve tüm bunları yaparken bir evimizin ve düzenimizin olması idi. Hem de bu sayede Leyla Türkiye'de kalmak yerine bizimle olabilirdi. Böyle bir düzeni New York'ta kurmamız çok zor olurdu. Hem maddi, ama hem de Leyla'nın okulu açısından. New York'ta Leyla'yı gönderebileceğimiz bir okul bulmamız çok zor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama önce işin bürokrasisi zaman aldı. Vize değişikliği gerekti, baba, malum TR'de pasaport mahsuru kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi de bu yaşadıklarımız. Düşündüğümüz gibi hep birlikte, eylülde kolaycacık gidebilecekken...şimdi bilinmezlik arttı. Baba Nehir'i bu durumda iken bırakmakta ve ders vermeye gitmekte çok zorlandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama hayata tutunmamız ve aklımızı yanımızda tutmamız lazım. Nehir buradan çıkacak ve ona Ithaca'nın yeşili, hem de akciğerleri için, çok iyi gelecek. Aklımda Ayelette'in Ithaca çok iyileştiren bir yer, Nehir burada şifa bulacak deyişi var. Aslında sadece Nehir'in değil dördümüzün de doğada olmaya, hadi kendi adıma söyleyeyim, benim şiddetle ihtiyacım var. Tek hayalim bir yeşillik üzerinde, sessizliği dinlemek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim için Ithaca bir açıdan daha ilginç. Biz de ailecek, ben 1 yaşında gibi bebekken, o zamanlar babamın ziyaretçi olarak gitmesi nedeniyle yine Ithaca'da kalmışız. Hayat ilmek ilmek örülüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla: Nurgün endişeli. Aslında herkes. Cengiz, annem... Mahmut nasıl başaçıkacak diye. Buraya gelip gitmesi sırasında nasıl olacak, daha az esnek olacak diye. En önemlisi Leyla yeni ortamına ben olmadan nasıl alışacak diye.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Düşündük. Şu anda bizim için, lojistik olarak, en kolayı Leyla'nın TR'ye dönmesi. Geçen yıl olduğu gibi anneanne ile kalıp, çok sevdiği okuluna gitmesi. Ama bu bizi yeniden aile olarak ayıracak. Leyla geçen yıl başa çıktı, bu yıl da çıkar eminim. Ama bilemiyorum. Annelik hissim bunun iyi olmayacağı yönünde. Geçen yıl seçeneğimiz yoktu, çokça hastanede idik ve Houston'da da göndermeyi düşüneceğim bir okul yoktu. Bu kez farklı. Baba bildiği bir yerde ve Leyla'nın gideceği okul, oradaki diğer hocalrın çocuklarının da gittiği, yabancı çocukların ayrı bir sınıfta destek aldığı, Ayelette'lerden de referanslı bir okul. Ve Ithaca küçük, daha homojen, bizim için daha "güvenli" bir yer.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şuna karar verdik: Deneyelim hiç değilse. Ailemize bir şans verelim. Yine parçalanmadan önce, bir düzen kurmaya çalışalım. Ve en önemlisi bunu Nehir'in iyileşeceğine inanarak yapalım. Leyla'nın TR'ye gitmesi, okullar açıldıktan sonra bile olsa zor olmayacak. Ama şimdi gidip, yeniden buraya gelmesi onun için çok daha zor olacak. Bir şekilde şu anda, özellikle de RMH'de, kampta geçirdiği günler sayesinde, oldukça "Amerikalı" oldu. Bundan yararlanıp, yeni okuluna alışmasına izin vermek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve anneme de söylediğim gibi bir şekilde hepimiz bu süreçten yaralanıp çıkacağız. İzler taşıyacağız. Yani bana tamamen korumaya çalışmak da çok anlamlı gelmiyor. Buradaki aileler bir şekilde bizim gibi geniş aile lükslerinden mahrum, her şeyi birlikte yaşıyorlar, ve kanserle birlikte yaşamlarını yine de bir düzende tutmaya devam ediyorlar. Ben de, anne olarak, en çok bunu istiyorum. RMH yerine bir evde olmak, şimdi belki daha seyrek ama sonra daha sık, hastane dışında, doğada, iki kızımla birlikte günlük işlerle ilgilenmek. Belki başı zor olacak, ama hayalimden hemen vazgeçmeyeceğim. Hayalimizden.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-41026130992404292?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/41026130992404292/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ithacann-gizi_29.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/41026130992404292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/41026130992404292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ithacann-gizi_29.html' title='Ithaca&apos;nın Gizi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9005778829434779575</id><published>2010-08-27T15:57:00.000-07:00</published><updated>2010-08-27T16:10:09.692-07:00</updated><title type='text'>Roller Coaster</title><content type='html'>Sabah baba geldi. Nehir'i görünce morali bozuldu. Onun morali bozulunca ben bozuldum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aslında anlamadım, ben iyiye gider görürken babanın yüzü neden ekşidi. Belki de uzakta iken, bıraktığı halini unuttu, normal hali zihninde kaldı. Bilmiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de baba gelince, anneanne ile dışarı çıktım...Birkaç saat sonra geldim. Bu kez ben Nehir'i görünce, bıraktığım halinden daha şişmiş gibi geldi bana, üzüldüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doktor geldi. Aslında bugün sıvı alış verişi ekside ama nedense bana öyle görünmedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kolay olmayacak. Biz bu süreci iniş ve çıkışla geçireceğiz. Sonuçta damarların sızıntı yapıyor oluşu bir tahmin. Ve görülmüş diğer vakalar gibi kendi kendine geçmesini bekleyeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah yaptıkları küçük değişiklikten sonra şimdi bekliyorlar. Tansiyon ve oksijen belli bir seviyede kalmalı. Bakalım. Doktor Sing de bugün bu iş "roller coaster" gibi geçecek dedi.    &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9005778829434779575?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9005778829434779575/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/roller-coaster.html#comment-form' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9005778829434779575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9005778829434779575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/roller-coaster.html' title='Roller Coaster'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-3084213801236088950</id><published>2010-08-27T05:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-29T06:24:19.111-07:00</updated><title type='text'>Ithaca'nın Gizi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-3084213801236088950?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/3084213801236088950/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ithacann-gizi.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3084213801236088950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/3084213801236088950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ithacann-gizi.html' title='Ithaca&apos;nın Gizi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-739487215106488145</id><published>2010-08-26T18:44:00.000-07:00</published><updated>2010-08-26T19:17:00.358-07:00</updated><title type='text'>Gün Saymadan</title><content type='html'>Yorumlarınıza teşekkür ederim. Biraz zihnimi boşaltmak istedim. Biraz hesaplaşmak. Suçluluk değil ama sorumluluk hissi idi daha çok. Çoçuğunuz adına attığınız imzalar hep peşinizde.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sloan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Özlem'e anlatırken biraz daha netleşti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi yazacaktım ama vazgeçtim, çünkü dün yazdım, ne zamandır da dertlenip duruyorum. Biraz buradaki doktorlara da küçük küçük, Sloan'dakilere de anlatmıştım derdimi zaten. Mesele zaten bundan sonra oradaki doktorlarla nasıl biraraya geleceğiz. Yani güven sarsıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sandra'cım deyiverdi, önceden sorgulamıyordun, şimdi daha dikkatli dinleyip iki kez soracaksın. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sandra ve bir yorumcu gülümsetti beni. Karboplatin etkisi araştırmışlar. Yakında, elimde soru ve kaynak listesi doktorları unaltacağım sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir günü sakin geçirdi. Değişiklik yapmadılar.  Ultrason ile sağ tarafa bir tüp ve karnına da bir tüp takacakken, incelediler, ve yapmadılar. Çünkü boruları koymaya değecek, tek bir yerde yoğun sıvı yok imiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam olduğunda ama karaciğer enzimlerinin çok yüksek olduğu haberi geldi, karaciğere etki edecek ativan'ı, kestiler. Tansiyon ilacının dozunda küçük bir ayarlama yaptılar. Ve makina ayarlarında da biraz daha iyileşme yapmışlar. Bakalım gece alacağı kan ile beraber nasıl gelişecek. İyi olan bu gece oldukça tecrübeli bir hemşiremiz var. "Sonunda genç olmayan bir hemşiremiz oldu" dedim. Gerçekten de "seasoned" olmak, hele yoğun bakımda hemen farkediliyor. Annem de beğendi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün sabah annem gelmişti, sonra Işıl Abla uğradı. Elinde Güllüoğlu böreği. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra ise ben tam tamına Leyla yaşında iken en sevgili ilkokul arkadaşım olan Hilal ve ablası geldi. Hayat bir tuhaf. İlkokulu bitirdiğimizde "ballı" arkadaşım sınavlara girmeyip, Atina'ya gitmişti. Ve o zamandan 30 yıl sonra, klasikleşmiş bir facebook bağlantısı ile sanal buluşmuştuk ama ne olduysa olmuştu (önce iş güç, derken Nehir'in ilk teşhisi) görüşememiştik. Hilal bugün yoğun bakıma geldi bizi ziyarete. Hani bunu da saymayacağım ama tatlı arkadaşım hiç değişmemiş. O zamanlar yanında yer cücesi kalırdım, ben biraz uzamışım, neyseki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam Hilal ve ablası geldiğinde ultrason hadisesi oluyordu. Takipçi Hilal, Dr Sing'i gördü. Işıl geldiğinde de Dr Bishop uğramıştı. Blog süper oluyor, hemen, ha o mu gibi konu kolaylıkla bağlanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr Bishop'ın gelmesine çok sevindim. Tahtaya vurarak dedi ki, "Bence düzelecek ama zaman lazım ve birkaç kişi kafamızı biraraya getirp düşünmemiz gerekecek". ve "Bu, onkoloji işi değil, buranın işi" dedi. Zor yoldan da olsa bunu anladık, biz de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam bilemiyorlar. Sonuçta bir tedavi yok. Nehir'in vücudu bu işi atlatıncaya kadar ona destek olacaklar. Yani şifa Nehir'in kendi bedeninde gizli. Sadece bu bekleyiş sırasında işler bir kez daha çığırından çıkmasın diye çok yakından izlemeleri, ve bu karışıklığın üzerine başka tuz ve biber (gelinim Sloan sen anla) ekmemeliler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yavaşça, minik adımcıklarla, sabırla bekleyeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karaciğer işi canımı sıktı ama aldığı ilaçlar nedeniyle olduğuna inanmak istiyorum. Fakat bu durumda TPN vermediler, karaciğere yüklenmemek için. Yani beslenmede çok  geride kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın baba geliyor!!! Neredeydi, onu da yazacağım ne zamandır, yazamıyorum hala. Sıra gelmiyor. Yazacağım. Pek yakında! (merak merak merak)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Bu blog üzerinde tanıdık çıkmalar işi için bir köşe mi oluştursam acaba, "buluşma yeri" temalı. Ha, ha.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-739487215106488145?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/739487215106488145/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/gun-saymadan.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/739487215106488145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/739487215106488145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/gun-saymadan.html' title='Gün Saymadan'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-394748760246726121</id><published>2010-08-26T04:37:00.000-07:00</published><updated>2010-08-26T04:54:09.148-07:00</updated><title type='text'>Zihnimin İçi</title><content type='html'>Nehir bu geceyi sakin geçirdi. M A Ş A L L A H bebeğime.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zihnim dolu. Çok. Ama bu sabah, en iyi geceden sonra, Dr. Bishop'u dediği, "Yaptıklarımıza yanıt veriyorsa, bu benim için en iyisi" sözünü hatırlayıp, biraz daha yatıştım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk adım, şu makinadan çıkar duruma gelebilmesi. Sonra kaldığımız, su tutma işi ne durumda göreceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tuhaf bir işin içine düştük. Zaten baştan beri acaipti ama bu sonuncusu... Ameliyat olabilsin diye, trombositleri iyileşsin diye, platelets, kök hücre verelim dediler, boşa gitmesin kemo ekleyelim dediler, bir karboplatin koydular ve şimdi Nehir bu durumda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Atlatacak. Şifa duaları onun yanıbaşında, iyi bir bakım desteğinde...Presbyterian....&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ameliyat ise uzaklaştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani "the tratment defeated itself". Hesap tutmadı. Bunu aklımdan atamıyorum. Şimdi tüm doktorlar, "Tüm tedavileri sonucu"....diye başlayıp, konuşunca, düşünüyorum, "O zaman risk hesabını daha iyi yapmalıydınız!". &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama madalyonun öbür tarafı: agresif bir türde, hele geri gelmişken, agresif gitmek anlaşılır bir şey. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama işte.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Chemo is no picnic". Biz geçen yıl biraz piknik gibi geçirince, biraz öyle gördük sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zihnimdeki bir resim, Anıl'ın karboplatini duyduğundaki ifadesi. Renk vermeyişi. İşin içinde birinin haklı endişesi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im seni çok seviyorum, seni bu işten sıyırmak için elimizden geleni ve bazen gelmeyeni bile yapıyoruz. Seni bu kadar hırpalayan bu son fasılda bana düşen pay için özür dilerim. Bilemiyoruz tatlım, bilmiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-394748760246726121?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/394748760246726121/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zihnimin-ici.html#comment-form' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/394748760246726121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/394748760246726121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zihnimin-ici.html' title='Zihnimin İçi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1058822346845824169</id><published>2010-08-25T17:43:00.000-07:00</published><updated>2010-08-25T18:28:31.578-07:00</updated><title type='text'>Bebek Adımları</title><content type='html'>Yavaş yavaş idrak ettim.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu iş hızlı olmayacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir şekilde cuma günkü "travma" Nehir'i geri itti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünlerde çok konuşuyorum, Özlem'le, doktorlarla. Biraz anladım. Ama kolay olmadığını da gördüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu iş neden çözülmüyor diye, yani pleural effusion, yani akciğer dışındaki sıvı tutumu, Teksas'taki sevgili Dr Gottschalk'a yazmıştım. Onlardaki ilik nakli tecrübesinin işe yarayacağını düşünmüştüm. Nitekim, nadiren gördüklerini, tanımlanamayan bir damar sızıntısı, akciğer duvarında olabileceğini yazmıştı. "Nonspecific inflammation of the lining of the lungs". Bugün de telefon etti. Konuştuğu diğer transplant doktorunun da "feeling"i, Nehir'in tüm tedavilerinin sonucunda "vascular leakage" sorunu yaşadığı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hmmmm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çözüm: Zaman ve iyi bakım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zaman: Haftalar. Lar: bilmiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama şu anda önümüzdeki önemli engel: Makinadan çıkması.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu anda makinanın desteğiyle soluyor. Bugün gün boyu ajite iken, akşamüzeri biraz rahatladı. Verdikleri yatıştırıcıyla oynadılar ve rahatlamış görünüyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Verdikleri sıvı, kortizon, albumin desteği ile damar içi "volume" un belli bir seviyede kalmasına çalışıyorlar. Yani sızıntıyı azaltmaya. Ama bir yandan yapmaları gereken vücuttaki fazla sıvıyı atma işinde geriden geliyorlar. Çünkü "lasix" tansiyon düşürücü etki yapıyor. Halbuki tansiyonu makinadaki basınç nedeniyle düşük, ve ilaçlarla yükseltiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım yukarıdaki paragraf doğrudur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anlayabildiğim kadarıyla basitçe böyle. Biraz daha detayı var. Ama birazını anladım. Anladıkça zor olduğunu , ince bir ayar gerektirdiğini de anladım. Bu noktaya gelmeden daha iyi manage edilseydi diye hayıflandım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama yine önümüze bakacağız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yavaş yavaş. Anthony, paramedik, bugün yanımıza yeni bir hasta getirdi, nasıl diye baktı. "Baby steps" deyiverdi. Çok doğru. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Annem, herkesin merak ettiği üzere, bu kez (maşallah) hasta olmadan gelebiliyor. Nehir'i ilk gördüğünde şaşırdı, üzüldü ama biraz daha soğukkanlı artık. Tanseli Hanım uğradı. Hatta bugün taze hurma getirmiş, ilk kez yedim. Cengiz Amca geldi. Hilal'cim de, nereden nereye, sevgili ilkokul arkadaşım, İstanbul'da görüşememişken bugün RMH'ye kızlar için paket bırakmış. Nehir'i bekleyen pembe mi pembe, eteği ise alttan tütü destekli (doğru tabir nedir bilemedim), kabarık bir elbise var. Bugün söyledim Nehir'e, çorapla giyebileceğini ekledim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla bugün Cengiz Amca'lara gitti. Burada iken, onu gördüm göremedim dert ediyorum, hastaneye de gelsin istemedik, makinayken Nehir, hem de artık kamp bitti... Biraz şehir dışında ve ev ortamında olması iyi gelecek ona da eminim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Minik pandanın (valla ben de Yeşim gibi önce koala sandıydım : ))) kurdelasına Nehir bayılacak! Nehir'i düşünen herkesi seviyorum!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1058822346845824169?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1058822346845824169/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bebek-admlar.html#comment-form' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1058822346845824169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1058822346845824169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bebek-admlar.html' title='Bebek Adımları'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5536714983318594101</id><published>2010-08-24T17:31:00.000-07:00</published><updated>2010-08-24T17:48:10.463-07:00</updated><title type='text'>Nefes</title><content type='html'>Şebnem hep diyor, sevin Zeynep'çim diye.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevindim bugün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce çok üzüldüm. Çünkü dün akşam Nehir'i yeniden paralize edip, tansiyon ilacına başlatıp, oksijeni ise daha kötü seyredince.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah çok zor başladı. Dr. LaQuaglia geldi. Zor oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra günüm önce tomografiyi, sonra sonucunu beklemekle geçti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlem, Hande dayan dedi. Hala aradı... Sonra anneanne geldi, derken Tanseli Hanım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonunda iki haber geldi: Bir, sol tarafta yeniden büyük bir sıvı olduğu. Ve sıvıdan başka bir şey görmedikleri.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Sing bunu söylediğinde benim sevineceğimi düşünmemiş. Ama ben sevindim. Bu bizi cumadan önceki güne götürdü. Bu travmayı atlatma umudu verdi. Yeni bir tümör, röntgene veya CTye çıkacak büyüklükte bir akciğer hasarı olmadığını gösterdi. Yarın göğüsçüler de fikir belirtecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama umuyorum, daha iyiye gideceğiz, gidiyoruz. İkinci bir tüp takıldı, bu kez sol tarafa, 500 cc sıvı çıkarıldı. Sıvı tahlile gidecek ama görüntüsü, "düzgün".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Renaud yine geldi, benim hikayeme destek verdi. Yani cuma günkü travma olmasaydı, entübe olmamış olacağı, hala sıvı işi olduğu, yani daha hızlı toparlanacağı. İnşallah. Özlem'cim beni sakinleştirdi. Canım arkadaşım iyi ki göğüs hastalıklarını seçmişsin!!!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım. Akciğerde önemli bir hasar olmadığını öğrendikleri için şimdi daha rahat makinanın ayarlarıyla oynayıp, Nehir'e uygun bir hale getirmeye çalışıyorlar. (Ki Özlem demişti). Yine. paralize etme ilacını kestiler, yavaş yavaş kıpırdamaya başladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Canım kızım en çok senin yanında uyumayı ve bana tatlı tatlı bakmanı özledim. Az kaldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm iyi dileklerinize, dualarınıza teşekkür ederim. Bu güç ona akıyor biliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önümüzde daha iniş, çıkışlar var (Dr Renaud dedi), ama yapacağız, bugünkü haberle enerjim yerine geldi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5536714983318594101?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5536714983318594101/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/nefes.html#comment-form' title='36 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5536714983318594101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5536714983318594101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/nefes.html' title='Nefes'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>36</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6922786273464275290</id><published>2010-08-23T16:32:00.000-07:00</published><updated>2010-08-23T16:44:41.947-07:00</updated><title type='text'>Tweet</title><content type='html'>&lt;div&gt;İyi olan: ilaçla düzenledikleri tansiyonu, ilacı kesince de normalleşti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Paralize etmişlerdi, bugün kestiler ama şimdi de yine makina ile savaşıyor, ve nefes alışı düzenlenmedi. Makinada hala. Entübe yani. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Göğüs hastalıklarından Dr. Stone geldi. Yarın yeni bir tomografi ile akciğerlere bakacaklar. Bir yandan da Memorial'dan gelen tüm röntgenlere bir kez daha bakacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz daha zamana ihtiyacı var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. Renaud geldi yine. Artık attending olmamasına rağmen. Bizimle en dürüst konuşan, ve bildiğini, bilmediğini söyleyen, Nehir'le ilgilenen doktor oldu, burada.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şöyle dedi: Bugün düne göre daha iyi, ve CT bize daha iyi yanıtlar verecek. Sonucunun normal olmasını diliyorum. Biliyorum ki Nehir'in akciğerleri değil onu bu hale sokan.   &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm dualarınıza, iyi dileklerinize teşekkürler. Bunu da geçirecek kızım. Nehir'im. Hadi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6922786273464275290?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6922786273464275290/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/tweet.html#comment-form' title='29 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6922786273464275290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6922786273464275290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/tweet.html' title='Tweet'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>29</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-4321634305227465225</id><published>2010-08-21T14:20:00.000-07:00</published><updated>2010-08-21T15:28:39.310-07:00</updated><title type='text'>Ah</title><content type='html'>Dün yazamadım, şimdi de kısaca yazıp, Nehir toparlanınca yazacağım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmayacaklardan olmayacak oldu, ve Nehir dün ikinci kez "tap" edildikten sonra, bir saat içerisinde kötüleşmeye başladı...ne oluyor derken...işlem sırasında, ki Dr. LaQuaglia yaptı, hem hava baloncuğu kaçmış olduğu, hem de kanama olduğu ortaya çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün bunlar çok hızlı gelişti. Hava baloncuğu sık rastalanan bir komplikasyon ama kanama çok az. Ve yapan bu kadar ehil biriyken, açıkçası başlangıçta anlaşılması zaman aldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'i Allah korudu. Sevgili kızım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün, ilk teşhis, nüks, buradaki zorlu beyin ameliyatından sonra dördüncü kabus günümü yaşadım. Yıkıldım. Nehir'i ikinci kez işlem odasına, müdahale etmek için götürdükleri sırada, babasının kucağında, içeri giremedim. LaQuaglia ile yüzleşemeyeceğimi anladığım için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi yazabiliyorum çünkü, önce Sloan'da entübe oldu, sonra ambulansla Presbyterian'a geldik, ve zor bir geceden sonra bu sabah harika attending, Dr. Bishop (kadın)ın gelmesi ve çok yerinde tespit ve müdahaleleri ile şu anda stabil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi, Nehir'in bu destekle sonraki kritik 48 saati geçirmesini bekleyeceğiz. Önümüzdeki her saat önemli. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olup bitenleri biraz anladıysam da, Özlem'in desteğiyle, tamamen teslim olmuş durumdayız. Tıp bilgisi olarak bu durumu anlamaya çalışmıyorum, ana prensipler dışında. Ama doktor çok çok "hands on" bir kadın. Yoğun bakımcı olduğu içinmiş, ama çok güven verdi. Zaten Presbyterian bize hep iyi geldi. Sloan... onkoloji takımı iyi ama destek üniteleri, "floor", bana güven vermiyor. Tam teşekküllü çocuk hastanesi eksikliği hissediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Canım Nehir'cim seni çok seviyorum, bunu da geçireceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birkaç Teşekkür Notu: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlem'cim. Ne zaman arasam, telefonun ucundaydı. Zaten baştan beri bu değişmedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam bu yazıyı yazarken, Dr. Bishop, geldi, ve "Gelin birlikte röntgenlerin üzerinde geçelim" dedi. Yaptık. İşte doktorluk budur. Pazartesi nöbeti bitiyormuş ama "Pazartesi gününe kadar bir planım olacak "dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün ben kapıda yıkılmışken, yanımda oturan bana destek olan, hemşire Elaine. Nehir'le katta ilişki kurabilmiş, belki de doğru düzgün kurmaya çalışmış olan tek hemşire, dün bizden sorumlu değilken hem de geldi yanıma, benimle kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ambulans görevlisi, Anthony. Tesadüf, hep Nehir'in yanında oldu. Ve dün yine bizimleyken, Nehir için endişeli idi. Bu sabah ise gelip, nasılız diye baktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sandra'cım bir telefonla işten çıkıp, topuklu ayakkabılarla koşturup, Leyla'yı aldı. Canım arkadaşım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cengiz Amca da bugün bizimle oturdu, yine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün gelen başka biri de Dr. Renaud oldu. İlk kez bir attendee, bizi burada görmeye geldi. Ve içtenlikle bizi dinledi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-4321634305227465225?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/4321634305227465225/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ah.html#comment-form' title='45 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4321634305227465225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/4321634305227465225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ah.html' title='Ah'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>45</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7862647052505467664</id><published>2010-08-19T15:36:00.000-07:00</published><updated>2010-08-19T17:59:00.894-07:00</updated><title type='text'>Bekleyiş</title><content type='html'>Gece çok bölük pörçüktü... Şimdi yatıyorum, erkenden, Nehir'le.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'i ne olur ne omaz öğleden sonraya kadar aç bıraktılar. Canım, su isteyip durdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugünkü röntgende yine çoğalmış göründü, sıvı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Enfeksiyoncular enfeksiyon olduğunu düşünmüyor, yine de testlerin kesin sonucu yok henüz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Presbyterian'daki üst solunumcu tüm taramalara bakmış. Normal sıvı olduğunu düşünüyor. Onların amelyat sonrası bazı çocuklarda gördükleri ve vücudun zamanla, kendi kendine" absorb" ettiği bir durum olabilirmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani sıvıda da, akciğerde de enfeksiyon görülmüyor, şüphelenmemişler. Tümör boardda da yeni bir fikir yok, bekleyelim anlayışı var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir klinik olarak idare ettiği sürece mekanik bir kez daha müdahale etmek istemiyorlar. Takip edecekler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben yarın cuma, haftasonu ne olacak diye endişelenmiştim. İyi haber, Dr. Renaud, haftasonu da buradaymış. Ve Dr. LaQuaglia da gerekirse "around" imiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yolda Dr. Kushner'a rastladım. "Karboplatin veya acaba omuriliğe aldığı radyoterapi olabilir mi" diye, ona da sordum. "Size söyleyeceğimiz yan etkiler içerisinde, plörel sıvı olmazdı" dedi. Radyoterapiyi de düşünmüyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Peki nasıl olacak ameliyat işi" dedim. "Bu halden, yani nefes alışı normale gelince, değerleri düzgün" dedi. Bu gidişle, buradan doğrudan karşıya geçeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne bileyim. Şimdi uyumalıyım, genel yorgunluk çöktü üzerime. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7862647052505467664?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7862647052505467664/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bekleyis.html#comment-form' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7862647052505467664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7862647052505467664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bekleyis.html' title='Bekleyiş'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1049382856248604003</id><published>2010-08-18T18:05:00.000-07:00</published><updated>2010-08-18T19:46:11.350-07:00</updated><title type='text'>Durum</title><content type='html'>Gece RMHde kaldım, sabah Leyla ile Belediye Başkanının evini görmeye gittik.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;12.00'de Leyla'yı RMH'de bırakıp, Nehir için buzluktan sulu köfte alıp, hastaneye geldim. Nehir soruyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam mikrodalgada çözüyordum, Mahmut geldi, fellow gelmiş, Nehir NPO imiş. Haydiii. Bu sabah çekilen röntgende yine su topladığı görülmüş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoppala. Dr. LaQuagia ile görüşüp, ondan gelecek tüp mü, yeni bir "tap" mi ve ne zaman sorularının yanıtına kadar bekleyelim dediler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonuç:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dr. LaQuaglia, herkes tarafından sözünün boşuna dinlenmediğinin bir kanıtı, kattaki takımın söylemediği bir "insight" ile, "Boru takmam, çünkü neden sıvı biriktiğini biliyorsunuz, önce onu anlayın" demiş. Yani mekanik yolla boşaltmaya çalışırken, borular nedeniyle acı çekip, daha da derin nefes almasını doğru bulmamış. Hele sıvı birikmeye devam edecekse, ve nefes darlığı ihtimali varsa. Kesin bir şey söylemeseler de, yarın için aç bırakıp yeniden "tap" düşünüyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki neden yeniden sıvı birikti? "Bilmiyorlar".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra kalp ekosuna bakıldı. Sonuç, kalpte bir şey yok, çok şükür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken birkaç kezdir soruyordum, Presbyterian'dan bir üst solunum uzmanıyla konuşmuşlar, bugün Nehir'in röntgenlerine bakıp, yarın fikrini söyleyecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra, sizi izole, yandaki odaya alacağız dediler, yeni testler yaptılar. Viral bir şeyler olabilir mi diye. Pek ummuyorlar ama bakıyorlar. Ateş yok zira, klinik olarak da görüntüsü iyi. Yani nefes alışını saymasam, her şeyi iyiye gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani yöntem: "rule out", yani olası nedenleri eleyerek bakıyorlar. Ellerinde bir teori yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi olan: Bu kez, attendee, Dr. Thomas Renaud (bugün dikkatle bakıp, adını okuyabildim), çok ilgili. Dün ve bugün günde üçer kez, geldi, anlattı, dinledi, tüm sorularımıza yanıt verdi. Ve bugün hem başka teamlerle konuşmuş, Presbyterian ile konuşmuş, yarın da tümör board ile tartışacaklarmış. Tümörle ilgili bir şey beklemiyorlar ama "taze" fikir almak için. Anlamaya çalışıyorlar ve sadece beklemiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kez, Nurgün'cüm, ben de rahatladım. Aslında tam aksi, "bilmiyoruz"u duymak çok kötü ama uğraşan, danışan bir doktorla bu işin içinde olmak kafamı rahatlattı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın biraz daha bilgileri olacak. Düşündükerinden biri de, endoskopik yöntemle akciğerlere girmek. Ama bu işi de solunumu iyi değilken pek istemiyorlar. Zaten bu koşulda anestezi de çok iyi değil. Peki bilin bakalım o işi kim yapıyor? LaQuaglia! Bugün Fransız-Kanadalı Dr. Renaud'a, "Sihirbaz sanırım Dr. LaQuaglia" dedim, güldük. Ama ne diyeyim, ben de onun adını duyunca rahatlıyorum, hele bugünkü yorumundan sonra. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir ihtimal de, bir şekilde neden biriktiğini anlamadan, sıvının gitmesi, belki yavaşça.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Nehir'in trombositleri, ilk kez 156 bini buldu, süper! Yani ameliyat için hazır hale geliyor. Ah ama önce bu işi çözmeliyiz. Zaten bizi boğan da bu. Enerjimiz ve Nehir'in enerjisi başka bir sorunla mücadele ediyor. Ve soruyoruz kendimize "Karboplatine evet demese miydik?" diye. Aklım hala karboplatine takık. Acaba o mu bir işlere yol açtı? Sanmıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doktor diyor ki, böbreklerde sorun yok, "creatinin" oldukça iyi bir gösterge imiş, ve 0.5. idi bugün yine. Karaciğer ultrasonda bugün iyi çıktı. Yarın bazı testlerin sonucunu alacağız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlem'cim de bugün kitabına bakmış, ne olabilir, atladığı bir şey var mı diye, maalesef onda da bir açıklama yok. O yarınki uzman okuyuşunu bekliyor, acaba sıvı artışını yanlış mı yorumladılar diye. İyi ki varsın sevgili arkadaşım, bu süreci senin desteğin olmadan geçiremezdim, en azından aklımı yitirmeden. Bana ne zaman telaşlanmam, ne zaman doktorları sorgulamam gerektiği konusunda çok iyi fikir veriyorsun. Teşekkür ederim. Ve bugün Özlem de hemfikirdi, "İşte, bu attendee işini düzgün yapıyor, biz de bunu istiyorduk zaten" diye. Maalesef, beş günlük rotasyonu cumaya bitiyor.  Ama hiç değilse cumaya kadar oldukça çok fikir almış olacak. Teşekkür ederim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte şimdi dua zamanı, ki bu iş daha da karmaşıklaşmadan, kendi kendine çözülsün, tıp açıklamasa da Nehir'in bedeni kendi arızasını kendi gidersin. Nefes alışı 38, saat 10.00. Bu iyi haber. Gerçi Özlem sorup duruyor, "Neden bir açılıp bir kapanıyor" diye. Ben de bu soruyu tekrarlayıp duruyorum. Hadi kızım yarınki röntgenle şaşırtsan yine, bu kez olumlu. Şu kısırdöngüden bir çıkabilsek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İş çıkışı Sandra'cım geldi, elinde pembe bale giysili bir Barbie. Nehir başka bir bebekle barbie'yi yanyana koydu, "Hadi ad koyalım " derken, topuzlu, topuklu, süslü, sarışın Barbie, "anne" oldu, uzun saçlı, bale elbiseli küçük kız görünümlü bebek ise "Nehir". İyi dedim, tersi olmadığına sevinerek. Mark Nehir'i soruyormuş, "Saçları uzadı mı?" diye, uzayınca gidip saçlarını okşayacağım diyormuş. Nehir de dün eline yaptığı dövmeye bakıp, "Bundan Emre'de var mı?" deyiverdi, ona da götürmek için. Alem bu çocuklar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1049382856248604003?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1049382856248604003/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/durum.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1049382856248604003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1049382856248604003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/durum.html' title='Durum'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9199093258692681741</id><published>2010-08-17T15:08:00.000-07:00</published><updated>2010-08-17T16:22:59.894-07:00</updated><title type='text'>Hadi... Bir İleri</title><content type='html'>Nehir'in, tabi, gece nefes alış verişi 70 lere çıktı. Neredeyse oturur pozisyona getirdim, yine de çok fayda etmedi. Ama geceki fellow ile de konuşunca, lasix i arttırdılar. Sık sık gelip baktılar. alp atışı hızlanmadı. Ama kendi de rahat değildi. Derken kan aldı. Derken pıhtılaşma süresinde baktıkları değerde bir acaiplik varmış, uzun süre antibiyotik alanlarda olurmuş, k vitamini verdiler. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şuymuş, buymuş diye diye uykusuz ve hareketli bir gece oldu. İkinci k vitaminini veremedim bile. Sabaha karşı uyumuştuk.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah, ciğerlere mekanik müdahalenin yapılacağı haberi geldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama "tap" mi, yani sadece iğne ile girip, o sırada sıvıyı mı boşaltacaklar, yoksa iğne ile girip, sıvı örneği alıp, çift taraflı boru takıp, bir süre drene mi edecekler belli değildi. Cerrah, ki Dr. LaQuaglia (nöroblastomun en tanınmış cerrahı), karar verecek dediler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hemşire beni uyardı, ağrısı olur, sıkıntılı bir iş diye. Ben zaten dün geceden beri sıkıntısı almıştı, iki yanında boru, burnunda boru, çok rahatsız olacak diye. Hele ki uyurken yan yatmayı seven bir çocuk olarak. Ve bunca zaman hastane kalışımızın üzerine. Dün bu endişemi cerrah takımından gelen fellow a da söylemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve bilmeden gittik. Nehir bana yapıştı. Anestezi doktoru radyoterapi günlerinden tanıdıktı. Presbyterian'daki yoğun bakım fellow u da öyle. Derken LaQuaglia geldi. Sorunuz var mı dedi, yani benim de önğnde susmayı bildiğim insanlar var bu dünyada, "yok" dedim. Guru karşısında. Sadece "tap" etmeye çalışacağım dedi, anestezi doktoru, "çok sıvı var gibi ama" dedi, ben, "I like this" dedim, bir umut ile.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve çıktım. O sırada baba da geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok kısa sürdü. Bir tarafından 600 cc, diğer tarafından, 320cc sıvı çıktı!!! ve hepsi değil. Bir litre neredeyse. Yani çok. Ama bu kadar çıkartabilmiş olmasına çok sevindim. Özlem biliyordur, teknik detayını.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarı çıktık. Ben hemen Özlem'i aradım, "Doktor hanımcığım bana söyleyiver, bu sıvıyı yeniden biriktirmemenin sırrı ne" diye. Sıvı giriş çıkışını kontrol etmek. Ve lasix ile devam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah, hadi artık becersinler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyiye işaret, doktor, "Verdiklerimizi değiştirmeyeceğiz" dedi. Ki az veriyorlar. Sabah akşam tartıyorlar. Ben ise 8 saatlik çiş yaptığı bezleri tartarak yaptıkları hesabı "denetleyeceğim".&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dedim de, gidip bir bakayım, ne olmuş bugün.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra umuyorum, sıra RMHde bir uykuda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir bugün birkaç lokma yedi. Ve su ister oldu. Ve akşamüzeri Leyla ile oynadı, biraz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9199093258692681741?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9199093258692681741/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/hadi.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9199093258692681741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9199093258692681741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/hadi.html' title='Hadi... Bir İleri'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2888111529585985226</id><published>2010-08-16T14:30:00.000-07:00</published><updated>2010-08-16T14:56:36.483-07:00</updated><title type='text'>Bir Geri</title><content type='html'>Geceyi geçirdik, yatış pozisyonunu değiştirdim, biraz işe yaradı. Sabah da "yeni" ! attendeemiz geldi. Blah blah blah, yine hikaye anlatıldı. Acaba tüp gerekli mi, cerrah karar verecek dendi, ve gittiler.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bekledik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cerrah, öğlen gibi, gerek yok dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arada TPN için geldiler. Sadece akşamları geliyormuş, New Jersey'den, bekliyoruz. Adamlar (bilemem kaç tane kadın var) her işi outsourcing yapmışlar, uzmanlar, destek sistemleri...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken Nehir'in nefes alışı yine 60lara çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ay ki ay.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce baba farketti, hemşireye saydırttı, sonra, bir başka hemşireye ben saydırdım... Bizim hemşiremiz, Marielle, buradaki en sevimli, en yardımcı, en ilgili hemşiremiz, gidip doktorlarla konuştu... Attending, "Agresif olmayalım, akşamüzeri tartalım", dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Valla beni ne tetikledi. Ama esasen öğleden sonra 3'te 60 lara çıkmış bir nefes alışın gece için iyi bir haber olmayıp, geceki karmaşayı neden şimdiden engellemiyorlar fikri ve Özlem'in, "Hatırla, yoğun bakıma gittiğiniz güne benziyor, albumin almıştı yine" deyişi oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kendimi koridora attım ve karşıma Attending çıktı. Bingo!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kez ben anlattım, bıdır bıdır bıdır, nasıl artık bunaldığımızı, başını, Özlem'den aldığım tiyo ile, "Bakın bu çocuğun ne akciğer sorunu vardı, ne de böbrek, lasix e yanıt veriyor, yine zora sokmayalım, bu takipsizlik nedeniyle oluyor, her gelen attendee bekliyor önce, ve tedavi klinik durumun arkasında kalıyor"..vs vs vs..En sonunda "Kusura bakmayın biz Türkler elimizi kolumuzu çok kullanırız" dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adını bilmediğim attending, "Tamam, ben kızını daha iyi bir noktaya getireceğim" dedi. Hiç değilse hemen tarttı. Şaşırdım, çünkü yüzü toplamış gibiydi. Kilosu azalmış çıktı. Yine de lasix ', altı saatte bire çıkardılar. Sonra odaya geldi. Cerrah takımından bir fellow ile. Tüp için bir kez daha konuşuyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben bilemiyorum. Tüp, bir değil iki olacak. Nehir'i rahatsız edeceği kesin. Yine sordum sonda ve lasix i. Aynı şeyleri biz de tartışıyoruz diyorlar. Ama nedense kararsızlar. En kötüsü. Ötesi gerçekten bizi aşıyor. Yan etkiler vs. Özlem'e daha çok güveniyorum. O akciğerci. Bugün bir ara telefonu Özlem'e verecektim!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan ise Nehir kendini daha iyi hissediyor. Oyun oynuyor. Hatta bu kez onu eğlendirmek zorlaştı. Tüplerle düşünemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2888111529585985226?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2888111529585985226/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bir-geri.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2888111529585985226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2888111529585985226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bir-geri.html' title='Bir Geri'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8500619569462910383</id><published>2010-08-15T13:52:00.000-07:00</published><updated>2010-08-15T18:33:09.105-07:00</updated><title type='text'>Bir İleri Bir Geri</title><content type='html'>Akşam yatmıştık ki, baba aradı. Nehir'in nefes alışı yine hızlandı diye. Dünü biraz oda oksijeninde, biraz da "blow by" ile geçirdikten sonra, akşam yine "nasal cannula"ya geçmişlerdi.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoppala.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah daha iyiydi, ama yine hızlıydı. Yine de bir hafta öncesi gibi değildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ateş yoktu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne yapalım dediler, bu kez tomografi çekildi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resmi sonuç yok henüz ama mantar enfeksiyonu, veya yeni bir enfeksiyon görülmüyor. Bu iyi. Ama sıvı çok görünüyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerçekten de bir haftadır hiç sıvı sökemediler, hatta eklediler sanırım. Böbrekleri koruyorlar, ama akciğerleri boşaltmayı beceremediler. Denge denge denge.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Creatinin bugün 05. e düşmüş. Yani böbrekte işler yoluna girdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir günü iyi geçirmişken, akşam yine nefes alış verişi hızlandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeni fikir: Sabah altıda bir röntgen daha çekip, muhtemelen, anestezi altında iğne ile sıvıdan örnek almak. Ve biraz da sıvıyı almış olmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kilosu 12.6. TPN deyip duruyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kafam karmakarışık. Bu iş çok uzadı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Halası, welcome to the Club of 40! Çok acıtmıyor, güzel bile.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8500619569462910383?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8500619569462910383/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bir-ileri-bir-geri.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8500619569462910383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8500619569462910383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/bir-ileri-bir-geri.html' title='Bir İleri Bir Geri'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-1333153413393894219</id><published>2010-08-14T17:32:00.000-07:00</published><updated>2010-08-14T17:59:57.443-07:00</updated><title type='text'>Biraz Daha İyi</title><content type='html'>RMHde delikli bir uykudan sonra, uzun hastane kalışlarından sonra uyum sağlamak zor oluyor, sabah bir gittim ki. Oda yeni gelenlerle, üç büyük, iyice daralmış, bebek tüm gece ağlamış, inlemiş, baba perişan, Nehir başı düz yatmış, sağ gözü yine kapanmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hrrrrr....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemşiremizi buldum. Nehir zaten stresli, nolur bizi başka bir yere alın dedim. Marielle, sevdiğimiz hemşire, hafta başı da bizimleydi, "Evet, sabah gördüm hali" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay, neyse bir iş yolunda gitti, gelin bakın 10B boş. Gidip baktım. Bir anne ve 13 yaşlarında bir kız sessiz sessiz oturuyor. Ve oda bizimkinin iki katı neredeyse. Vayyy, meğer bizim kanattaki üç oda en küçük ikili oda imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vallahi, geçtik ve ferahladık. Önümüz cam, aydınlık...pek memnunuz. Arada anne kız önümüzden geçiyorlar, tuvalete gitmek için ama olsun! Aslında şimdi sıkıntı yaratan bizi herhalde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam odadan, diğerine çıkıyorduk ki, Özlem'in eşi ve onun bir arkadaşı geldiler ziyarete. Yeni odamızda sohbet ettik. Biraz Nehir, malum doktorluk işleri, İlksen de ortopedist. Derken arkadaşına Mahmut, "Siz ne yapıyorsunuz?" dedi. Ve bingo. Restoran açmışlar yeni..."Aa biz, Üsküdar'!ı seviyoruz" falan diye başlayan yemek muhabbeti, sonunda İlksen, "Ben Özlem'e baklava alayım" falan derken, Tahsin de "Ben de size yemek getireyim, lütfen" dedi. Doğrusu belki Nehir tavuk suyuna çorba içer mi, mantı, kem küm...Bir saat sonra koca üç torba yemekle geldiler. İlksen de baklava eklemiş. Yok yok idi...Doğrusu en sofistike yemeğimizi yedik: büyüklere istakoz çorbası. Ne bileyim, yorduk dedik, ama Nehir de heveslendi. Ama önüne koyunca itti. Hala bulantı, iştahsızlık sürüyor olmalı. Yani artık ister oldu, ama önüne gelince, itiveriyor...15 gün oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir de bugün Özlem'in gönderdiği pembe, fiyonklu ayakkabılara bayıldı. Bir yanında babasının geitrdiği bale slipper ları, öteki yanında ayakkabılar, yataktaydı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbrek ve sıvıda pek değişiklik yok. Creatinin iniş eğiliminde, 0.7. Onun asıl seviyesi 0.4 imiş. Ama sabah 13.2 çıktı, yani su tutmuştu. Ateşi çıkmadı. İyi bir şey. Ve davranışı da iyiye gidiyor. Arada verdiğimiz hem bulantı ama hem de sakinleştirici ilacı bugün hiç vermedik!! Bir ara minik bir cümle de çıktı ağzından. Birkaç kez gülümsedi, yine. Leyla ile şakalaştı. Bunlar tüm günde belki toplam üç, dört dakika, ama bir gülüşü bile bize umut veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım, ben RMHde ikinci geceme başlıyorum. Biraz daha iyi uyumayı umuyorum. Ama onca yemekten sonra, bakalım. Leyla ile hastaneden çıkınca, 61 ile 3.caddeye yürüdük, Dylan's Candy Bar'dan kornette dondurma aldık, geri yürüdük. İyi geldi. Leyla ile de sohbet ettik, hareket etmiş oldu. Ben de. Evet evet, dondurma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım baba da bu gece daha sakin, uyur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-1333153413393894219?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/1333153413393894219/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/biraz-daha-iyi.html#comment-form' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1333153413393894219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/1333153413393894219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/biraz-daha-iyi.html' title='Biraz Daha İyi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9180921295424015445</id><published>2010-08-13T14:38:00.000-07:00</published><updated>2010-08-13T19:04:30.195-07:00</updated><title type='text'>Eh: Aynı = İyi</title><content type='html'>Geceyi rahat geçirdik ama "blow out" oksijen koydum, oksijen seviyesi biraz düşüyordu. Yine de vukuatsız bir gün iyi geldi. Gece ateşi çıktı, kendiliğinden düştü ama hem mantara karşı bir antibiyotik ve hem de zatüreye karşı antibiyotiğe başlattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah yeni uyanıyorduk ki, baba girdi kapıdan. Nehir biraz boynunu büktü, babayı görünce, anlasın halinden diye sanırım. Biraz sonra da üzerine kustu, hoşgeldin demek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben babaya tişört almaya RMH'ye gittim, dönüşte de, Işıl ile ortada buluştuk, Leyla'yı aldı. Leyla'nın keyfi pek yerindeydi. Dört yaşındaki Maya'dan oldukça ilgi görmüş. Cem'den buradakilerin bölme işaretini ters yaptıklarını öğrenmiş. Ve üzerinde dün gittikleri "transit" müzesinden alınma, üzerinde metro haritası olan bir tişört. Her gören bir yorumda bulundu, gün boyu: "artık hiç kaybolmazsın", "burası neresi biliyor musun", "güzel tişört"...Leyla da çok eğlendi tabi. Teşekkürler, Maya, Işıl, ve Cem!! Hızır gibi, yetiştiniz ve Leyla çok iyi zaman geçirmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrendik ki, üç gündür sorup durduğum üzere, meğer anti-seizure ilacı böbrekler az çalışıyor diye yarıya düşürülmüşken, yoğun bakımda eski doza çıkmış, ama sonraki böbrek bozukluğunda geri düşürülmemiş. Ve iritasyon yapabilirmiş. Elektrolitlerin de düşmesi yapabilirmiş, illa kritik değerde olmaları gerekmezmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim, bu sabahki daha iyi değerler ve kepra ayarlamasıyla Nehir biraz daha iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah yeni bir röntgen çekildi. Bir gün öncesiyle aynı. Kilosu da aynı çıktı zaten. Bakalım tamamının gitmesi zaman alacak. Böbrek ve sıvı dengesi işi kolay da değil sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röntgenden geldik ki, kapıda Bilge (Hanım) geldi, elinde paketle. Nehir'in keyifsizliği sürüyordu, ama o gittiğinde, getirdiği oyuncak köpeğe sarıldı ve sevdi, bebekle oynadı biraz. Sonra hala ile skypede konuşurken, gülümsedi!! Basbayağı gülümsedi hem de. Canımın içinin farklı insanlara ve sevdiği, ona iyi gelen tanıdık yüzlere, yemeklere ihtiyacı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz iyiye gidiş var bence ama zaman alacak sanırım. Ah ama bir şu hastaneden çıkarabilsek. Bugün dışarı çıktığımda o kadar güzel bir hava vardı ki, tam park havası!! Böyle zamanlarda dışarıda olmadığımızda üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken iğne değişikliği yapıldı. Baba aneztezi isteyecek kadar kıyamıyordu...tabi olamazdı ve bence olmamalıydı da zaten. Ve cildi kurumuş, ledlerin çıktığı yer, ve yoğun bakımda kullandıkları şeffaf "dressing"in kenarları kanamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de iyi bir gündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben RMH'ye geldim, dinlenmek ve Leyla'nın da gönlünü almak için. Hatta pikniğe gittik. İyiki de gitmişim, Leyla'nın arkadaşı olan başka bir çocuğun annesiyle sohbet ettim. Dört yıldan sonra nüksetmişler. Eskilerden. O kadar ortak duygu ve düşünce vardı ki, çok iyi geldi konuşmak. Ve bir sürü şey öğrendim ve (baba buna inanamayacak) bizim Dr. Kramer nöroblastom takımından ayrılmış! Beyin tümörü, nörolojiye geçmiş!!! Tevekkeli değil ortada yok. Ama insan bir söylemez mi yaw!! Şaka gibi!!!!!!!!!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi artık uyuyayım. Bugün ikili odada tek hasta olma saadetimiz bitti. Bütün kata baktım. Tüm tek kişilik odalar, izolasyon odaları. Hiç yer yok. Ve yanımıza 10 aylık bir bebek geldi, lösemi hastası. Düşündüm erkeklerin ağlayan bebekler yanında uyuyabilme kapasiteleri, becerileri bizimkinden yüksek...adil yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha sahi, çıkışta Anıl'a da rastladık, ayaküstü, ona da buhuuu anlattım, bıdır bıdır...Bayağı bir çevremiz var yani, NYda artık. Sokakta karşılaşıyoruz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9180921295424015445?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9180921295424015445/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/eh-ayn-iyi.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9180921295424015445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9180921295424015445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/eh-ayn-iyi.html' title='Eh: Aynı = İyi'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7811491860477579987</id><published>2010-08-12T16:20:00.000-07:00</published><updated>2010-08-13T10:26:47.557-07:00</updated><title type='text'>ANC: 2.9</title><content type='html'>Nehir'deki sıkıntılı durumu anlamakta gçlük çekiyoruz. Sanki hem depresyonda ama bir yandan da ciddi bir güçsüzlük var, ellerinde, konuşmakta güçlük çekiyor.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah sorguladım. İlaçları vesaire. Nörolojiden bir resident geldi, Dr. Khakoo'nun takımından.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Susuzluk yapabilirmiş, çok ilaç altında dedi. Elektrolitler de etkiyebilirmiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyorum. Canım sıkıldı. Sonra aklıma menejit geldi. Ama iyice yüksek ateş yaparmış, ve boyunda sorun. Bunlar yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İsteksiz. Bugün iki kez gülümser gibi oldu. Youtube dan ona Balamory'i buldum. Ve geçen gün izleyip de sevmiş olduğu İtalyanca, çocukların söylediği supercalifragilisticexpealidocious.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İdrar sökücünün arasını açtılar. Sıvıyı "maintanance" seviyede tutuyorlar. Böbrekçi ile konuşmuşlar. İki antibiyotiği durdurdular.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm bunlar benim bu kez de tüm takımın önünde zırrrr olmama neden oldu. Ama belki de bu nedenle bizi ikili başka bir odaya, bir çocuğun yanına alacakken, bugün de idare ettiler. Anne kız ajitasyon tepeye vurdu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'i değişik şekillerle stimule etmeye çalışıyorum. Müziği artırdım. Özlem'in ilik nakli sırasındaki müzik önerisi aklımda kalmış. Bugün bize Houston'da iken hediye CDsini gönderen Elif Savaş'ın o tatlı sesinden masal dinledik, ve opera.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Handecim ve Gözdemcim, bugün Yaprak giriverdi odadan. Anlaşılan bir süre birlikte olacağız!! Yolumuzun kesişme şeklini sevdiğimi söyleyemeyeceğim ama dünya tatlısı, yaprak sarması olduğu kesin : )&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7811491860477579987?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7811491860477579987/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/anc-29.html#comment-form' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7811491860477579987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7811491860477579987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/anc-29.html' title='ANC: 2.9'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-516575285395801481</id><published>2010-08-11T17:25:00.000-07:00</published><updated>2010-08-11T17:41:29.067-07:00</updated><title type='text'>ANC: 0.7</title><content type='html'>Bugünü sessiz geçeceğim. Bugünlerde çok konuşuyorum. Yoruldum. Geçen haftayı hala düşünüp, duruyorum, boşveremiyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün gece lasix i azaltınca, ve akşam kan verince, Nehir'in kilosu bugün 12.9 dan 13.5 a çıkmıştı, zaten yüzünden anlaşılıyordu...Lasix verdiler. Sabah geçen haftaki nurse practitioner girmedi. Yeni attendee "üzerindeyiz" dedi. Geçen hafta üzerinde olsaydınız şimdi çıkıyor olacaktık, demedim. Sustum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böbrek ve sıvı dengesini bulmaları lazım. Lökositler, 1.2, ANC 0.7. Bu iyi haber.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada Nehir bu sabah biraz daha iyiydi, ama yine de sıkıntılı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Baba yarın erkenden Ithaca'ya gidip, gelecek. Türkiye'den gelen Işıl, ayağının tozuyla, Leyla'yı aldı bu akşam. Leyla iki gece onlarda kalacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi sessiz kalayım biraz. Müzik dinleyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-516575285395801481?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/516575285395801481/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/anc-07.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/516575285395801481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/516575285395801481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/anc-07.html' title='ANC: 0.7'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6667013975038689271</id><published>2010-08-10T18:18:00.000-07:00</published><updated>2010-08-10T19:25:30.396-07:00</updated><title type='text'>Sloan'a geri döndük, yine</title><content type='html'>Sabah, sizi gönderelim dediklerinde bilemedim. Yani güven kırılınca, bir yanım ayrılmak istemedi. Ama yoğun bakım hali de kalmamıştı. Ara ünitede kalsaydık, Presbyterian yoğun bakımcıları izliyor olacaktı. Ama uzaktan.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geldik. "Bizim" paramedikler getirdiler, yine. "Yaw, biz bunu da cepten ödüyoruz, taksimetreyi açsanz" diye espri yaptık.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama Nehir bu sabah özellikle çok keyifsiz. Onu bu kadar "kopuk" görmemiştik hiç. Bana da, babasına da çok ama çok dokundu. İki haftadır yaşadıklarından sarsılmış görünüyor. Bana, "Üzgünüm" dedi, bu sabah. Dün gece ise çok sıkı bir tantrum geçirdi. Hem sonda tüpünü, hem de oksijen "kanula"sını çekiştirip durdu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hak veriyorum ona. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah aklıma, bir şekilde morfinden kesiyoruz, ativanı vermiyoruz, acaba ondan mıdır sorusu takıldı. Yani kimyasal etkenler de olabilir mi diye. Sorup duruyorum, henüz yanıt alamadım. Pek ilgili değil gibi. Yani sanki yaşadıklarının toplamı etkiledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün ilk kez ANCde kıpırtı oldu, minik. 0.09, WBC ise 0.6&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lasix i sürekliden altı saatte bire değiştirmişlerdi, creatinin yükselmiş, şimdi, süreyi açacaklarmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın röntgen bakalım ne gösterecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben nasıl rahatlayacağım burada iken bilemiyorum. Gerçi şu anda daha "normal" her şey, değerler de çıkmaya başladı. Bu kez yine "perdeli" odaya geldik. Bu akşam yanımız boş. Baba ise bu kez odaya girer girmez, eşyaları koymadan bir hamlede bulundu, ama boş oda yokmuş. Paramedikler çok tatlıydı. Oda "A" ve "B" diye tanımlı, birnin yatağı televizyona bakıyor, diğeri ise paralel duruyordu. Bize, paralel olan söylendi. Paramedikler ise, bizi, madem tek kişilik oda yok, düzgün yatağa koyalım dediler. Hemşireler bir şey derse, "yanlışlık yaptık" deriz diye...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün RMH'ye duş almaya gittim, sonra da Leyla kamptan geldi. Birlikte kalamadığımız için üzüldü, sonra üzüldüğünü belli edince, ben üzülür müyüm diye, üzüldü...Alem kız, "Herkes kendi duygusundan sorumlu, tabi ki bana her duygunu söyleyeceksin" dedim. Ve birlikte Üsküdar'a yemeğe gittik. Meğer bir de güzel etli yaprak sarmaları varmış. Leyla pilavı da özlemiş. Ve pideyi. Fazla gelen yaprak sarmasını paket ettirdik. Tam kalkarken, baktım, yine köfte-pilav ve sütlaç eklemişler pakete, bana hiç söylemeden. Nehir için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla ile yemekten sonra hastaneye geldik. Peki yolda kimleri gördük.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Önce bizi yoğun bakıma yollayan haftasonu attendeesini. "Nasılsınız?" dedi, "İyiyiz, geldik" dedim. "Göndermeniz iyi oldu" dedim. Tam onunla konuşurken, bu kez bizi Presbyterian'da kabul eden yoğun bakım fellowu geldi. Yer trafik ışıkları bu arada. Ben de "Ah işte gönderen ve kabul eden" dedim, ayaküstü tanıştılar. "Doctor, doctor"...Sonra da yürürken, Nehir'e hiç bakamadığını düşündüğüm, attendee geliyordu karşıdan. Bizi görmedi bile. Şaşırmadım. Zaten hiç görmedi Nehir'i. Tuhaf bir silsileydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakalım, creatnin 1.1 e çıkmış. Yapmaları gereken, böbrek dengesini gözönünde tutarak, sıvı verişi ve çıkşını iyi takip ederek, ciğerlerin iyiye gidişinin devamını sağlamaları. Kolay geliyo kulağa, ama ben bir terslik yapmasınlar diyorum. Hımmm, gözüm üzerlerinde, Özlem desteği ile ilerleyeceğiz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Nehir'i biraz moral olarak toparlamak lazım. Bakalım yarın nasıl olacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Desteğinize teşekkürler tekrar. Havva Hanım, çok ama çok geçmiş olsun, bütün çocuklar bizim. Şule Hanım, teşekkürler, bizi düşündüğünüz için. Ben çeşme halimle biraz boşalıyorum. Bugün Leyla ile sohbet ederken, bazen bu sürecin hepimiz için ne kadar zor olduğunu konuştuk, elimizde olmadığını, geçeceğini ve yine birlikte olacağımızı. Leyla soruyordu, "Nehir burada kalsa, doktorlar eve gelse...Ne farkı var?" diye . Sonra baktı olacak gibi değil, "İstanbul'da olsaydı bu hastaneler" dedi. "Evet" dedim, ah işte en güzeli o olurdu.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not: Bu arada dün gece yoğun bakıma bir çocuk geldi. İlkokul 5.sınıf. Bisikletten düşmüş, başının üzerine...ameliyat olmuştu. Atlatmıştı. Ama kask takmıyormuş!!! Aman dedim. Biz eskiden takmazdık diye, ihmal ederiz, etmeyelim dedim içimden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Not2: Tam yaprak sarması yerken, Yaprak aradı, Gözdemcim. Çok komikti. Ama Yaprak'a telefonda diyemedim, "Biz de tam yaprak yiyorduk" diye. Leyla sorunca "Kimdi?" diye, "Yaprak" dedim...Yüzünü görmeliydiniz!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6667013975038689271?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6667013975038689271/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/sloana-geri-donduk-yine.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6667013975038689271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6667013975038689271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/sloana-geri-donduk-yine.html' title='Sloan&apos;a geri döndük, yine'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-7446126004325665795</id><published>2010-08-09T16:37:00.000-07:00</published><updated>2010-08-09T16:59:45.172-07:00</updated><title type='text'>Akşam</title><content type='html'>Bugün her şey yolunda başladı, yolunda gitti.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir çok ajite ve keyifsiz. Ama bu anlaşılır bir şey. Ledler, sonda (!, Türkçesini en sonunda annem hatırlattı), maske, gelen giden ve geçen hafta kemodan beri..uzun oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Canım benim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen haftayı, giymediği elbiseleri, üzerine örterek, yanında tutarak geçirdi. Aşağıya, tomogrofiye bile, elbiselerle gittik. En son, "pembe, komik" elbise diyerek, Mark'ın getirdiği elbiseyle geçirdi. Arkadan düğmeli elbiseyi, ters giydirerek idare ettim. Ama artık, dün akşam ona da kusunca, buranın verdiği, tipik hastane geceliğine geçtik. Şimdiye kadar elbiseyle idare ettik ama ledlerle kolay ulaşmalrı zor oluyordu. Neyseki, Presbyterian'dakiler palyaço desenli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla akşamüzeri geldi. Nehir uyuyordu. Girer girmez, "Yaşasın kardeşimin gözleri inmiş" dedi. Sonra boruları, yoğun bakımı, sondayı açıkladık. Manzarayı gösterdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken bizi de transfer eden paramedikler geldi, onlarla selamlaştık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çünkü yarın geri dönebilmeyi umuyoruz, aynı ekiple, bir aksilik olmazsa.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akşam gelen attendee, hala sıvı olduğunu, zaman alabileceğini, ama POU, hatta normal katta da devam edebileceklerini söyledi. Sanıyorum bizim cepten ödediğimizi de öğrenince, kliniği iyi olduğunda tutmak istemiyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok şükür, çok şükür, çok şükür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama geçen haftanın ekibi, sizi affetmiyorum. Küstüm.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-7446126004325665795?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/7446126004325665795/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/aksam.html#comment-form' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7446126004325665795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/7446126004325665795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/aksam.html' title='Akşam'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-8601908330869737990</id><published>2010-08-09T06:32:00.000-07:00</published><updated>2010-08-09T06:45:40.612-07:00</updated><title type='text'>Tweet Tweet</title><content type='html'>Bir nefes alalım.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir'im geceyi iyiye giderek geçirdi. Sabah şişlikleri kalmamış, çok azalmış uyandı. Hatta nu kez bir haftadır yemek yememiş olmanın kemikleri çıktı ortaya. Anladım ki, sadece baş derken, sırtı, ciğerleri de su topluyormuş, yan üst bölgenin tamamı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ise bugün yoğun bakımın büyük camlarından East River'in üzerinden doğan güneşi izledim. Tuhaf bir şey, yoğun bakım en manzaralı yer!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anne rahatladı, ajitasyon yerini huzura bıraktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabahki doktorlara da bir güzel anlattım hikayeyi, anlata anlata içimden atmak istiyorum kızgınlığımı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En azından, ekstra görüntülemeden kurtardık. Fellow'lara, "bilmemne" semptomu olmazsa, ki kalp ile ilgili tıpça bir kısaltma herhalde, görüntülemeye gerek yok, iyiye gidiyor dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi haber çok bugün: Lökositler, 0.4....Çıkıştayız. (Gerçi bunu çoktur yazıyorum, bu kez hastaneden çıkışın habercisi olsun artık).&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve morfini de azaltalım teklifim kabul edildi, bu da genel çıkışımıza, ve bağırsak hareketlerinin düzelmesine katkı olacak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilmiyorum, tam doktorlar geldiğinde, baba Leyla'yı almaya giderken, bana, "Bırak adamlar işlerini yapsınlar" diyordu... Onlar da yaptı, ben de!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Teşekkürler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-8601908330869737990?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/8601908330869737990/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/tweet-tweet.html#comment-form' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8601908330869737990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/8601908330869737990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/tweet-tweet.html' title='Tweet Tweet'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-5069763533487010769</id><published>2010-08-08T18:17:00.000-07:00</published><updated>2010-08-08T19:00:43.247-07:00</updated><title type='text'>Presbyterian'da, Yogun Bakim</title><content type='html'>Enerjim pek yok.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geceyi yine zor geçirdik. Ben, bağlı olduğu, oksijen alışını ölçen alete, alarm koyabiliyor musunuz deyince, hemşire kendilerine bağlı bir monitör getirdi. Ben de rahatladım. Monitör aynı zamanda Sloan'un yoğun bakım altı, ara seviye bölümünden de izlenecekti. Bu da iyi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok kısa bir süre sonra POUdan fellow geldi, bizim gün boyu, "ok" dediğimiz 93, 94 oksijen seviyesini kötü bulup, maskeye geçirdi. Ve her düşüşte gelip baktılar. Sonra röntgen çektirdiler. Biraz rahatlamış, uyuyacaktık ki, hemşire, "Boru çalışmıyor, iğneyi değiştirmeliyim" demez mi...Evet, şaka gibi. Üç gün sonra bir kez daha! Değişti. Sabah olmuştu, altı gibi uyudum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah bizi önce POUya aldılar. Doktor, bu nefes alış, iki gündür sürüyor, tehlikeli, yorulabilir, yakın takip gerekli dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sorun: ciğerlerinde su var. Doğru oksijen sevyesini tutturabilmek için daha çok çaba sarfetemsi gerekiyor. Ve hızlı nefes alıyor, yani kalbi çok çalışıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;POUya gittiğimizde, lasix i sürekli hale getireceğiz dediler, ve "foley" takacağız dediler. Ben foley a yine itiraz ettim. Yeni doktorumuz, Presbyterian ın yogun bakım attendee idi. Olmadı. ve haklılardı da. Bu kadar sıvı yüklüyken, giren çıkanı saat saat izlemek istiyorlardı. Ama POU da yetmeyecek dediler, burada entübe edemeyiz, yogun bakıma gitmesi daha dogru dediler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve iki aydan sonra, geldik başa. İşin komiği, bizi ilk taşıyan ambulans ekibi taşıdı ve bizi ilk gören yoğun bakım attendeesi girişimiz yaptı. Farklı şekilde rastlaşsaydık dedik. Ama doğrusu emin ellerde hissediyorum. En azından Sloan da takamadıkları foley i buarda çabucak taktılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sloan'a kızgınım. Doğrulayamam, ama onların atlaması sonucu bu noktada, bence Nehir. Eğer, buradaki attendee nin acaba kalp etrafın da mı bir tıkanıklık va tezi çürürse, yarınki eko kardio ile. Ve açıkçası umarım çürür, ve Nehir bu sıvıyı hemen atar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim teorim: Cumartesi günü creatinin zaten çıkmıştı. Pazar günü göz kapakları şişti. Pazartesi, salı, çarşamba şişti iyice. Ve böbreklere yüklenmemek içi, acaba enfeksiyon mu diye bir şey yapmadılar. Sonra, ciğerlerde sesi duyunca, Xray de sıvıyı gördüler. hala lasix vermediler. Cuma sabahı, sıvı dediler, tıkanıklık yok dediler, hala lasix vermediler, halbuki, böbrekler toparlamıştı. Üzerine cuma günü iki katı sıvı verdiler ve cuma sabahı toparlamış görünen Nehir gecesinde bu hale geldi. Şimdi ayıkla pirincin taşını. Bunu son attendee mize de söyledim, dün gelen Alman fellow a da, sıvı overload unu kabul ediyorlar. Ama neye yarar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün yine farklı yere takibe gelince ise, bu kadar farklı doktor tarafından takip ediliyor olmaktan, onca farklı müdahaleden yorgun, attendee ve Nurse Practitioner in önünde koyverdim. Oldu bir kere. Gerçekten de, nöroblastom team, uzakta yice, cumartesi, bir on call, pazar başka bir on call, akşamında bir attendee, pazartesi cuma başka bir attendee, derken, haftasonu yeni attendee, bugün önce yeni bir nurse practitioner, ve ICUda yeni bir attendee. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Halbuki transplant ta tek bir ekip, günlerce takip etmişti. Bugün anlattım. Karboplatini out patient verip, eve backpackle yolamaktı bence en büyük saçmalık, madem komplikasyon riski var.  Alıp, kemo başından sonuna takip edip, doğru düzgün bırakacaklardı.  Her şey, cost effectiveness etrafında dönüyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Neyse, tabi ki yanılıyor da olabilirim ama tepemden dumanlar çıktı yine. Anlamadıkları, üstelik, ortalığı karıştırıp, faturasını da bize ödetmeleri. Yani yapamadıkları yoğun bakımın bile masrafı, ambulans transferi bize ait. Biz ise sağlık peşinde ve sistemin dışında olunca, yeterince kavga edemiyoruz. Yani anne baba olarak aynı anda onca iş zor oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet. Leyla'yı yazmamışım. Böyle günlerde zor oluyor. Neyseki Sandra'lar yardıma geldi ve Leyla'yı biz yoğun bakıma gelmeden aldılar, havuza götürdüler. Bu geceyi onlarda geçirecek. Yarın ise RMHin kampı ve hastane arasında paslaşacağız.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lousy, lousy, lousy.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyi haber: Lasix çalışıyor. Kaybetmesini istedikleri suyu attı, bugün için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özlemcim ise her an yanımızda, acil telefon hattında!! Teşekkürler sevgili arkadaşım, demiştim di mi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ah ah, 30 yıllık arkadaşlarım benim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarın sabah röntgen var. Umarım daha iyi bir tabloya ulaşırız. Başka bir iş çıkmadan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-5069763533487010769?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/5069763533487010769/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/presbyterianda-yogun-bakim.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5069763533487010769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/5069763533487010769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/presbyterianda-yogun-bakim.html' title='Presbyterian&apos;da, Yogun Bakim'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-798888338399993512</id><published>2010-08-07T16:28:00.000-07:00</published><updated>2010-08-07T19:14:52.857-07:00</updated><title type='text'>Zor Bir Gün Daha: Ciğerler</title><content type='html'>Gece yatmadan baba nefes zorluğunu söylemişti...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah gelince ise, doktorlar yeni çıkmıştı. On call, farklı bir grup.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok su tutmuş bir hali vardı. Yine. Ve oksijen alımı düşmüş, nefes alışı hızlanmıştı. Kalp atışları da hızlıydı. Hoppala...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Nasal cannula" taktılar. Uzaktan üflemek yetmiyor. yatırmak yerine oturtuyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ciğer röntgeni çektiler. bekledikleri ve dinledikleri gibi çok artmış sıvı. Dün verilen onca ilaç, bolus, kan, trombosit , aldığı sıvıyı ikiye katlamış, ve anlaşılan, atamayınca, önceki birikimin üzerine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine bir sıkıntı aldı bizi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ciğer röntgeni sonrası, fellow rahatlattı. Gördükleri bir tabloydu. Ama agresif bir şekilde sıvıyı atmalılardı. Lasix verdiler, sonra albumin (damarlardan sızıntıyı önleyen, Nehir'de besinsizlikten azalmış olan madde) ve lasix verdiler. Sabahki kilosuna göre 200 gr. az çıktı. Ama altı saat sonra yineleyecekler. Bir yandan da lasix dozunu arttıracaklar. Çünkü şimdilik böbrek değerleri aynı kaldı. Yakından takipteler. Oksijen alımı ve kalp atışlarını biz takip ediyoruz. Gerekirse, "step down" birime, yan ilk geldiğimizde kaldığımız, üç odalı birime alacaklar, yakından takip için. Şimdilik, sabaha göre biraz daha iyi. Bakalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hala neden sadece baş bölgesinde şişlik var açıklayamıyorlar. Aklıma Dr. House geliyor. Ben de öyle biri gelsin ve açıklasın istiyorum. Ama kurgu ve gerçek başka. Ve tıpta açıklanmayan çok şey var. Şu anda yaklaşımları anlamasalar da çözmek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarına daha iyi olsun kızım. Dün gece çok az uyumuş baba, RMH'de. Sıra bende. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-798888338399993512?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/798888338399993512/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zor-bir-gun-daha-cigerler.html#comment-form' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/798888338399993512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/798888338399993512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zor-bir-gun-daha-cigerler.html' title='Zor Bir Gün Daha: Ciğerler'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-9011679402148384575</id><published>2010-08-06T18:15:00.001-07:00</published><updated>2010-08-06T19:12:59.923-07:00</updated><title type='text'>Çıkış</title><content type='html'>Dün akşamüzeri önce (tahmin ettiği gibi Alman, güldüm &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;Erlangen'dan imiş, kısa süreliğine bulunduğum, Jutta ve Volker'in kasabası, Siemens kasabası) fellow rahatlatmıştı, bir şekilde damar tıkanıklığının da çözüleceğini söyleyerek. Sonra da Özlem'i aramıştım. Akciğer röntgen raporunu okumuştum ve boyundan çektikleri tomografinin temiz olduğunu söylemiştim, yani sadece deri altında ödem görünüyordu. O da "Arkadaşım bence rahat ol, bu sıvı olacak, sanmıyorum damar tıkanıklığı olsun" demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlem buraya, eller havaya! Yakında TR'ye dönerse size muayene numarsaını veririm. Ha ha ha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka bir yana, Kasım 2008'den beri telefonun ucundan bana tıbbı destek veriyor. Sevgili arkadaşım sana ne kadar teşekkür etsem yetmeyecek, çok değerli bir desteksin! Zaten o yüzden, New York'a ilk geldiğimizde sesin çıkmayınca, moralim bozulmuştu, "işler iyi görünmüyor olsa gerek, Özlem aramıyor" demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyi rahat geçirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah ise Nehir düne göre daha az şişlikle uyandı. MR için aşağıya indik ve biraz bekledikten sonra, "iptal edildi" diye yukarı çıktık. Potasyum seviyesi düşük diye anestezi doktoru, anestezi vermek istememiş. Haydaa, yine. Apar topar, test yapıp, sonra potasyum ve magnezyum verip, yine test yapıp, bizi sabahki MRa yetiştirme işleri başladı. Tam, anestezi, son testlere, tama dediki, bu kez doktorlar gelip, "iptal" dediler. Nehir'i daha iyi görünce, ve akciğerdeki sıvı ve boyundaki sıvı deri altı çıkınca, ve creatinin 0.7'ye düşünce, "yeyyy", damarda emboli beklemiyoruz artık, toparlamaya başladı, boşuna anestezi vermeyelim, dediler. Ben de tabi, "CTye daha çok üzülüyorum, gereksiz radyasyon, propofolu seviyoruz" dedim. Neşeli bir "visit" oldu. Bu gelişimizin en iyisi. İşin hoşu, benim Alman'a olan yakınlığımı anlamış olmalılar, bugünkü açıklamaları o yaptı, her zamanki nurse practitioner yerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonrasında, Dr Modak uğradı. Dr. Kushner'ın beni bulduğu sulugöz ve karmaşık durumlrdan sonra, gayet neşeliydim tabi. Ona da sorular sordum, ne zamandır aklımda olan. Kaç vakaları olmuştu, CNS nükslü. Yanıt 41. Bu çok iyi bir sayı. Peki karboplatin ve irino, ve temozolomide (temodar) vermişler miyid. Evet. Cerrahi müdahale gerekliye cerrah mı karar veriyordu. Grup olarak tartışıp, ama cerrah, ben girmek istiyorum derse, destek oluyorlamış. 8H9 tamamen alınamadığı zamanlarda işe yaramış mı. Evet. İlk hastaları 6 yıldır temizmiş. Ve vücudunda başka yerlerinde de varmış. Karboplatini o nedenle de kullanmışlar, o ilk hastada. Nehir için de kök hücreleri kullanacakları için istemişler. Nehir "straightforward" değilmiş, çünkü çok büyükmüş tümör. Ama sonra ekledi, gerçi çok kanayan bir kitlede ne kadarı tümör, o da net olmayabilir dedi. Nehir'in geldiği noktadan memnun olduklarını söyledi, yine. Ameliyat için, en az üç hafta var gibi, dedi. Güçlenmesi lazım dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir yeniden, kan değerleri takibinde, esas meseleye geri döndük. Nurse practitioner, 11. günde çıkıyor, genellikle, dedi. Bakalım. Bu kez, hele ki, son birkaç gündür ki, böbrek ve şişlik stresinden sonra, uzun kalmak önemsiz oldu, zaten bekliyorduk. Yeter ki, Nehir'i iyiye gitmeye devam etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün iki kez çıkardı sadece, ilki kanlıydı. Trombosit verdiler. Ve hemoglobini de düştüğü için, kan verdiler. Oksijen seviyesi de düşüyor, oksijene devam, ama burnuna takmadan, yüzüne üfleyerek yapıyoruz, uzaktan yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veee, RMH'den yazıyorum. Hem Leyla'nın gönlünü almak, "ana kız kalma keyfi" yapmak, hem de dinlenmek için RMH'de kalıyorum, bu gece. Nehir biraz iyiye gidince, onu babasıyla bırakmak zor gelmedi. Umarım dün akşamki hemşiremiz gelmiştir, sevdiğim ve çok sessiz bir hemşireydi, ve normal şartlarda vukuatsız geçmeli. Morfini dört saate bir yaptıklarından beri ağrı konusunda da rahatladı Nehir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftasonu böbreklerin suyu atmasını bekliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bizi ziyaret etmek isteyenler için küçük bir not. Nehir "sıfır"da gittiği için, çıkmasını beklemek iyi fikir. Biz, RMH, ve üç kişi aslında yeterince tehlike oluşturuyoruz, şimdilerde uzak kalmak doğru olur. Leyla'yı da kamptan alınca, önce duş yapıyor, sonra üzerini tamamen değiştirip, öyle geliyor. Ve oda kapısını açık bırakıyoruz, aynı anda dört kişi olduğumuzda. Ve doğrusu Teksas'taki ziyaretçiye tamamen kapalı, çok az kişini gezindiği, odaları basınç farklı, transplant katını özlüyorum. Bu katın kendisi de çok kalabalık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonrasında neşeli ve lökositli buluşmaları çok isteriz!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-9011679402148384575?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/9011679402148384575/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/cks.html#comment-form' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9011679402148384575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/9011679402148384575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/cks.html' title='Çıkış'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-6501933054621669056</id><published>2010-08-05T17:13:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T18:03:40.320-07:00</updated><title type='text'>Zor Bir Gün Daha</title><content type='html'>Aslında zorluk gece başladı. Saat 1.30da sekiz saatte bir yaptıkları kan alma sırasında, hemşire, boru çalışmıyor dedi. Haydaa...Ben genellikle pozisyonuyla ilgili dedim, ama kan geri gelmediği gibi "flush" da olmuyordu ki bu olmuyor. Demez mi, çıkarıp, yeni iğne takmamız lazım. Saat 1.30 da Nehir'i "iğnelemek" için uyandırmak fikri beni üzdü, sıktı, yordu, dağıttı. Biraz itiraz ettim, sabahı bekleyelim diye, çünkü o boruyu kullanmayacaklardı, ama eğer bir tıkanıklık varsa, deri altında, tamamen kaybedebiliriz portu deyince, yapacak bir şey yok dedim. Aslında aklımda özellikle de ilik nakli sırasında kateter tıkalı veya zor çalıştığında, Asyalı hemşiremizin nasıl çalışıp, açmış olduğu da geldi. Ama gece hemşiremiz, genç ve her şeyi bilir edasında idi, biz ise "port" deneyimimiz yok...teslim olduk.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir bağıra bağıra yapıldı. Ve o kadar bağırınca, bu kez sonrasında çıkardı, mucocitis leri. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O ara birden sırtım, ve belini göstererek çok ağrıyor diye, oldukça ağlayınca, bu kez gelen nöbetçi "resident", küt küt vurarak elle muayene etti, ve Nehir yine avaz avazdı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biraz sonra bu kez, oksijen alımının azaldığı görüldü, amaann derken, uzaktan oksijen vermeye başladılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Velhasıl geceyi oldukça ayakta ve stresli geçirdik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir, ise iki gözü kapalı uyandı, yüzün tamamı neredeyse ve boynu şiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah, bu kez doktorlar bize erken geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birincisi, yüzündeki şişliğin bir damar tıkanıklığından olabileceğini düşündüklerini söylediler. Baş bölgesinde. Ve ciğerlerinin birinden de bir noktada az ses geldiğini, akciğer röntgeni istediklerini söylediler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve işte babayı da beni de koca bir sıkıntı aldı, taaa içine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve öğlene doğru akciğer röntgeni çekildi. O sırada da Nehir kanlı mucocitis çıkardı. Kanlı olunca görüntü iyice sarstı bizi. Ben türlü senaryolarla dağılıverdim tabi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Damar tıkanıklığının ise böbrek fonksiyonlarından bağımsız bir olay olduğunu düşünüyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben ise şaşkınım. Bugün bir kez daha sordum, bir şekilde karboplatinin az görülen bir etkisi olabilr mi, bu şişlik. Amerikalı nurse practitioner, hayır, dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken röntgen raporu geldi. Bir noktada su toplama var ve damar daralması..."vascular congestion"...Ben raporu Özlem'e sorayım istedim, ama o ara ulaşamadım. Koridorda dolaşıp durdum bir bilene rastlayayım diye ve en sonunda iki sabahtır gördüğüm, Alman olduğunu tahmin ettiğim fellow a rastladım. Saat dört olmuştu. İyi ki de ona rastlamışım, Amerikalılardan çok farklı bir şekilde bana uzun uzun anlattı, hem akciğerleri, hem de damar tıkanıklığı teorisi ve beni oldukça rahatlattı. İlaçlarla enfeksiyon ve bakteriye karşı koruduklarını en önemlisi. Sonra da Özlem ile konuştuk, o da rahatlattı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alman fellow anlatırken, Amerikalı nurse practitioner gelip, "Tabi bilemeyiz, raporları beklemek lazım" diye eklediğinde, bir kez daha farkı gördüm. Amerikalılar, hukuk baskısı altında konuşamaz olmuşlar. Alman çok daha rahat bildiklerini paylaştı benimle. Hatta, karboplatin gibi kuvvetli ilaçlardan sonra, ölmekte olan hücreler sırasında, "acaiplik"lerin olduğunu da. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olası senaryolar için yapabileceklerini öğrenmek rahatlattı. Creatinin de bugün 0.9 çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yarınki MR ne diyecek bakalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bütün bunlar sırasında annemi yolcu ettik. Ben etmeye çalıştım. Tam çıkacağı saatte, allak bulak olmuştum. Sanırım biraz gözü arkada gitti. "Yine gelirim" diyerek, beni de rahatlatmaya çalıştı. Umarım yolculuğı iyi geçer ve umarım ona da yarın iyi haberler verip rahatlatabilirim. Dedesi, söylesin, teşekkür ediyoruz. Hastaneden çıkınca ilk iş buzluktaki yemekleri yiyeceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En hoşu ise, Mahmut'un akşamüzeri, Leyla'yı alıp geldiğinde, elindeki St. John's Wort'ü bana uzatıp, "Sanırım bu ara ihtiyacın var" demesiydi. Gülümsedim. Hiç dış yardımı sevmeyen kocam, benim çeşme halimi görünce, getirmiş. Akşam almaya başlayayım dedim, ama hay bin kunduz kapağı kırılmış ve sanki bozulmuş bir halleri vardı. Yoksa bunu farketmiş miydi!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;KızlarNot: Paparazzi kıvamındaki yorumlara bakılırsa sevgili arkadaşım düğün öncesi eğlenmiş! Nil'i şimdiden çok çok tebrik ediyorum: bir yastıkta kocasınlar! Damat dedikodusunu alırım sonra. Aklıma Sandra'nın düğünündeki halaylarımız geldi de, dağıtmayın derim, ya da...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-6501933054621669056?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/6501933054621669056/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zor-bir-gun-daha.html#comment-form' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6501933054621669056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/6501933054621669056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/zor-bir-gun-daha.html' title='Zor Bir Gün Daha'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4960652718670890780.post-2002865199496317099</id><published>2010-08-04T17:48:00.000-07:00</published><updated>2010-08-04T18:27:38.032-07:00</updated><title type='text'>Ferahlık</title><content type='html'>Evet, gökyüzünü görmek istedim, aslında daha bir gökyüzü olsaydı ama bu da yolculuğu çağrıştırıyor...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nehir "stable". Aynı. Değeler yavaşça düşüyor, sıfırı bulacakmışız yine. Yani kök hücrelerin GCSF ile hareketlenmesi, bir hafta on günü bulur imiş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yemek borusundaki yara (lar) canını yakıyor. Morfinle rahatlıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüzünün şişi bugün iyice arttı. Sağ gözü tamamen kapalı neredeyse. Sol da yarım. Bu hali kalbimi parçalıyor. Sabah düşünüyordum, karboplatini eklemekle çok mu zorladık diye...ne bileyim, bunlar zor kararlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ateşi akşam biraz daha çıktı, 38i bir geçince kültür yaptılar. Ama ben ateş düşürücü için bekledim, kendiliğinden düştü, 37, buçuklara. Şimdi de 37, 8. Bakalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bugün odadan da çıkmak istemedi. Biraz sıkıntılıydı. Yemek artık sıfır. Pazardan beri.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şişliği indirmek için söktürücü vermek istemiyorlar, böbrekleri yormamak için. Zaten createnin, hala 1.0. Ama verdikleri sıvıyı azalttılar. Bakıyorlar. 8 saatte bir gibi ölçüyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve baba geldi. Hem de tahminimden önce, hızlı çıkmış. Aslında ilk girdiğinde, yüzü döndü hafif. Nehir'i şiş görünce. İnsana dokunuyor. Ama sonra Nehir ile hasret giderdiler. Kamptan sonra da Leyla geldi...Tamamlandık. O sırada morfin de almıştı. İlk kez neşelendi Nehir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam da o sırada Dr. Kushner girdi. Baktı, ailecek keyifli oturuyoruz, "Ah, işte neşelenmiş" dedi. ben kem küm, biraz anlatınca..."Tamam, bak gayet iyi görünüyor, değerler sıfırlanmadı mı hala, sıfırlanır, böbrekleri de düzelir, işte sonraki aşamaya geçeceksiniz, bu en kötü haftanız olsa da" dedi. Sonra da Mahmut'a döndü, "Çok ciddi, biraz neşelenmesi lazım" dedi. Ben de bugün ilk kez güldüm. Dr. Kushner'ın (tarif edemedim: direkt, katı, sarkastik) tutumu karşısında susakalıyorum. Bir yandan da sevmeye başladım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Leyla'yı RMH'ye geri götürmek için ilk kez hastaneden çıktım bugün. Nehir babasıyla kaldı. Aslında Leyla gidiyor diye bozuldu. Leyla da "Yarın yine geleceğim, merak etme" diyerek onu rahatlatmaya çalıştı. Anlaşılan "ailecek" halimizi hepimiz seviyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Handecim sen de hoşgelmişsin. Özledik seni. Artık sıra burada haberin olsun, bugün Nehir'in dili sürçtü, "Elbisemi Hande, ay, anneannem getirsin" dedi! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4960652718670890780-2002865199496317099?l=nehir-im.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nehir-im.blogspot.com/feeds/2002865199496317099/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ferahlk.html#comment-form' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2002865199496317099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4960652718670890780/posts/default/2002865199496317099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nehir-im.blogspot.com/2010/08/ferahlk.html' title='Ferahlık'/><author><name>Zeynep Erden Bayazit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13833988843728434178</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_pns_dOsXrqQ/SU3ysF9Aj7I/AAAAAAAAAA8/KlXraI6kWu0/S220/DSC01650.JPG'/></author><thr:total>9</thr:total></entry></feed>
